Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


ZİNCİRE VURULMUŞ RUH: BAĞIMLILIK

10.01.2025
Yaşam

 

Bağımlılık sadece bireyi değil, tüm toplumu etkileyen karmaşık bir sorun. Madde bağımlılığı, teknoloji bağımlılığı, kumar bağımlılığı gibi farklı türleri olsa da hepsinin ortak noktası bireyin hayatını kontrol altına alması ve onu derin bir kuyuya sürüklemesidir. Bağımlılık son yıllarda ülkemizi tam manasıyla abluka altına almıştır. 

 

Bu toplumsal sorunun psikolojik ve sosyolojik yanlarını öğrenebilmek ve yorumlayabilmek adına  Adnan Menderes Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyelerinden, Dr. Öğr. Üyesi Berrin Güner ile bir araya geldik.

 

Aile bağlarını olumsuz etkiler

Bağımlılık bireylerin bir maddeye ya da belirli bir davranışa karşı duyduğu kontrolsüz ve sürekli bir arzu olarak tanımlanır. Bağımlılığı sosyal bir sorun olarak tanımlayan Berrin Güner, “Sadece kişinin sağlığını değil aynı zamanda ailesini, arkadaşlarını ve toplumu da derinden etkileyen karmaşık bir sorundur. Bağımlılığın sosyal bir mesele olarak kabul edilebilmesi için onun bireyler arasındaki ilişkiler üzerindeki yıkıcı etkilerine, toplumun ekonomik yapısına, kültürel dinamiklerine ve sosyal normlarına olan etkilerine dikkat etmek önemlidir. Bağımlılık bireylerin sosyal ilişkilerini zayıflatabilir, aile yapısını bozabilir ve toplumsal uyumu tehdit edebilir. Bir bağımlı kişi yalnızca kendisiyle ilgili zorluklar yaşamakla kalmaz aile üyeleri, arkadaşları ve toplumun diğer bireyleri de bu durumdan olumsuz etkilenir. Bağımlılıkla mücadele eden insanlar sıklıkla yalnızlık, dışlanma ve damgalanma gibi sosyal sorunlarla karşılaşırlar. Bu da bağımlılık döngüsünü daha da derinleştirir ve tedavi sürecini zorlaştırır.” dedi.

 

Gelir düzeyi dolaylı bir etkendir 

Bağımlılığın bireylerin sosyo ekonomik seviyesiyle sıkı bir ilişki içerisinde bulunduğunu belirten Berrin Güner, “Düşük gelir düzeyine sahip bireyler genellikle stres, sosyal destek eksikliği ve sağlık hizmetlerine erişim zorluğu gibi olumsuz koşullarla karşı karşıya kalır. Bu durum bağımlılık yapıcı maddelere yönelimi artırabilir. Aynı zamanda yüksek sosyoekonomik düzeye sahip bireyler de bağımlılıkla mücadele edebilir ancak bu durum genellikle gizli kalır ve toplumsal stigma ile daha da zorlaşır. Gelir düzeyi düşük bireyler aynı zamanda eğitim seviyesi olarak da geri kalmış olabilir. Bu durum bağımlılığa giden yolda büyük bir etken olacaktır.” şeklinde konuştu.

 

Farkındalık ve eğitim öncü rol oynuyor 

Bağımlılıkla mücadele konusunda toplum büyük bir rol oynar. Toplumun bağımlılıkla mücadelede nasıl bir rol oynadığı konusunda düşüncelerini paylaşan Berrin Güner, “Bu rol farkındalık yaratmaktan destek sağlamaya kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Öncelikle toplumun bağımlılıkla mücadeledeki rolü, farkındalık ve eğitimle başlar. İnsanların bağımlılığın ne olduğunu, nasıl oluştuğunu ve sonuçlarını anlamaları sağlanmalıdır. Okullarda, iş yerlerinde ve sosyal etkinliklerde bağımlılık konusunun ele alınması bu konuda sağlıklı bir anlayış geliştirilmesine yardımcı olur. Farkındalık arttıkça insanlar bağımlılıkla ilgili önyargılarından arınarak, destek arayan bireylere daha duyarlı hale gelirler. Toplum aynı zamanda destekleyici bir ağ oluşturma konusunda da önemli bir rol oynamaktadır. Bağımlılıkla mücadele eden bireylerin yanında olmak, onların bu zorlu süreçte kendilerini yalnız hissetmemelerini sağlar. Aileler, arkadaşlar ve komşular destek sunarak bu bireylerin iyileşme yolculuklarında önemli birer rehber olabilirler.” şeklinde devam etti.

 

Sivil toplum kuruluşlarının rolleri etkindir

Bağımlılıkla mücadelede sivil toplum kuruluşlarının rolü, toplum sağlığını koruma ve bireylerin hayat kalitesini artırma açısından son derece önemlidir. Bu kuruluşlar bağımlılıkla mücadelede birçok farklı alanda faaliyet göstererek, bireylere ve topluma destek olurlar. Bağımlılıkla mücadelede sivil toplum örgütlerinin rollerinden ve etkisinden bahseden Güner, “Öncelikle sivil toplum kuruluşları bağımlılık konusunda, farkındalık yaratma bakımından kritik bir rol üstlenir. Eğitim ve bilgilendirme kampanyaları düzenleyerek, bağımlılığın zararlarını ve önlenebilirliğini vurgularlar. Bu tür etkinlikler toplumun her kesiminde, özellikle gençler arasında bağımlılıkla ilgili bilinç oluşturarak risk faktörlerini azaltmayı hedefler. Ayrıca sivil toplum kuruluşları bağımlılıkla mücadele eden bireylere psikososyal destek sağlar. Rehabilitasyon programları, grup terapileri ve bireysel danışmanlık hizmetleri sunarak bağımlılıkla başa çıkma yollarını bireylere öğretirler.” diyen Güner, destekleyici bir ortam oluşturularak bağımlı bireylerin yeniden topluma kazandırılmasını sağlayabileceklerini aktardı.

 

Türkiye’nin bağımlılıkla mücadele karnesi

Bağımlılıkla mücadele Türkiye'de son yıllarda giderek daha önemli bir konu haline gelmiştir. Alkol, madde ve davranışsal bağımlılıklar bireylerin sağlığını, sosyal yaşamını ve toplumsal yapıyı olumsuz yönde etkileyen büyük bir sorun olarak öne çıkmaktadır. Güner Türkiye’nin bağımlılıkla mücadele konusunda politikalarının yeterliliği hakkında sorduğumuz soruyu, “Türkiye'de bağımlılıkla mücadele için uygulanan politikaların etkinliği farklı açılardan incelenmelidir. Öncelikle Türkiye’nin bağımlılıkla mücadele politikaları, merkezi hükümet ve yerel yönetimlerin işbirliği ile şekillenmektedir. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen çeşitli programlar bu mücadelede önemli bir örnek teşkil etmektedir. Özellikle 2011 yılında kurulan Türkiye Yeşilay Cemiyeti ve 2012'de kabul edilen Bağımlılıkla Mücadele Strateji Belgesi bu alandaki politikaların geliştirilmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Bu belgeler bağımlılıkla mücadelede önleme, tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin bir araya getirilmesini hedeflemekte ve toplumu bağımlılık konusunda bilinçlendirmeyi amaçlamaktadır.”olarak cevaplayan Güner, ”Bağımlılıkla mücadelede önleme, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerine yapılan yatırımlar ve yürütülen kampanyalar belirli bir başarı düzeyine ulaşmıştır. Özellikle okullarda ve üniversitelerde gerçekleştirilen bilinçlendirme çalışmaları, genç bireyler arasında bağımlılık riskinin azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Bunun yanı sıra ailelere yönelik eğitim programları ve destek hizmetleri bağımlılığın önlenmesinde önemli bir rol üstlenmektedir ancak uygulamada bazı zorluklar da bulunmaktadır. Özellikle tedavi süreçlerinin etkinliği bireylerin bağımlılıkla mücadele konusundaki motivasyonuna ve destek sistemlerinin varlığına bağlıdır. Tedavi merkezlerinin sayısının artırılması ve bu merkezlerin kalitesinin iyileştirilmesi, bağımlı bireylerin daha iyi hizmet almasını sağlayacaktır ayrıca toplumda bağımlılığa karşı olan damgalamanın azaltılması bireylerin tedaviye ulaşma isteğini artırabilir.” diyerek sözlerini noktaladı.

 

Bağımlılık birçok bireyin hayatında zorlu bir mücadele alanı olabilir ancak bu durumdan kurtulmak mümkün ve yeniden bir başlangıç yapmak her zaman haktır. İlk olarak duygularınızı ve deneyimlerinizi birisiyle paylaşmak bu yükü hafifletmenin önemli bir adımıdır. Destek alabileceğiniz arkadaşlar, aile üyeleri veya profesyonellerle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Kendinize karşı nazik olun. İyileşme süreci zaman alabilir ve bu yolda inişler çıkışlar yaşayabilirsiniz. Sağlıklı alışkanlıklar geliştirmek, spor yapmak veya yeni hobiler edinmek hem zihinsel hem de fiziksel sağlığınızı güçlendirebilir. Unutmayın yalnız değilsiniz ve bu yolculukta her adımınız değerlidir. Kendinize inanmayı ve umudu asla kaybetmemeyi seçin. Bu haberimizde Adnan Menderes Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Berrin Güner’in bilgi, birikim ve düşüncelerinden yararlandık. Güner’e teşekkür eder, akademik kariyerinde başarılar dileriz.

 

Haber: Mehmet Ayboğan

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

HAMAMÖNÜ EVLERİ

Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...

DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI

  Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00