Zeytin üretiminde yıldan yıla değişen verim, yani periyodisite, genetik bir özellik olmasına rağmen doğru bakım, budama ve hasat uygulamalarıyla dengelenebiliyor. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü, Meyve Yetiştirme ve Islahı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Engin Ertan, zeytin çeşitlerinin periyodisite eğilimlerinden iklim değişikliğinin etkilerine kadar üreticilerin bilmesi gereken tüm detayları anlattı.
Zeytin, binlerce yıldır hem sofralarımızın hem de kültürel mirasımızın ayrılmaz bir parçası olarak varlığını sürdürüyor. Ancak üreticiler için her yıl aynı verimi almak mümkün değil; “var yılı–yok yılı” olarak bilinen periyodisite, zeytin ağaçlarının ürün miktarının yıldan yıla değişmesine neden oluyor. Bu doğal döngü, hem üreticinin gelirini hem de sofradaki zeytinin kalitesini doğrudan etkiliyor. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Engin Ertan ile gerçekleştirdiğimiz röportajda periyodisitenin genetik ve çevresel boyutlarını, zeytin çeşitlerinin farklı eğilimlerini, iklim değişikliğinin etkilerini ve üreticilerin bu döngüyü dengelemek için uygulayabileceği yöntemleri ele aldık.
Periyodisite genetik bir döngüdür
Prof. Dr. Engin Ertan, periyodisitenin halk arasında var yılı–yok yılı olarak bilinen, zeytinin periyodik meyve verme eğilimi olduğunu belirterek, “Periyodisite, bir yıl ürün miktarının fazla, ertesi yıl ise az ya da hiç olmaması durumudur. Bu durum tüm zeytin çeşitlerinde genetik olarak görülür ve ortadan kaldırmak mümkün değildir.” ifadelerini kullandı. Bu döngünün ekonomik sonuçlarına dikkat çeken Ertan, “Var yılında arz fazlası fiyatları düşürürken, yok yılında az ürün fiyatları yükseltir; bu durum hem üretici hem tüketici hem de ülke ekonomisini etkiler.” değerlendirmesinde bulundu. Periyodisitenin genetik olmasına rağmen doğru uygulamalarla şiddetinin azaltılabileceğini vurgulayan Ertan, “Hasat zamanı, hasat şekli ve budama doğru yönetilirse var yılı–yok yılı arasındaki fark azaltılabilir.” dedi. Erken hasadın periyodisiteyi düşürdüğünü belirten Ertan, “Geç hasat yok yılını daha da şiddetlendirir.” sözleriyle dengeli üretimin önemine işaret etti. Amaçlarının maksimum verim değil, sürdürülebilir denge olduğunu ifade eden Ertan, “Var yılında 7–8 birim alıp yok yılında 4–5 birime çıkmak daha sağlıklı bir dengedir.” görüşünü paylaştı. Budamanın kritik bir araç olduğuna değinen Ertan, özellikle yok yılında yapılan uygulamaların var yılındaki aşırı ürün yükünü sınırladığını vurguladı.
Periyodisitenin biyolojik temeli: çiçek tomurcuğu ve sürgün gelişimi
Prof. Dr. Engin Ertan, zeytinde var yılı–yok yılı döngüsünün temelinde çiçek tomurcuğu farklılaşmasının yer aldığını belirterek, “Çiçek tomurcukları bir yıl önce oluşur ve ertesi yıl ürün verir. Var yılında meyve sayısı arttığında karbonhidratlar meyvelere yönelir, çiçek tomurcuğu farklılaşması sınırlanır ve ertesi yıl az ürün alınır.” dedi. Sürecin hormonlarla da ilişkili olduğunu vurgulayan Ertan, “Meyve tohumlarında sentezlenen giberellin, fazla meyve olduğunda çiçek tomurcuğu oluşumunu baskılayabilir.” ifadelerini kullandı. Periyodisitenin en net çiçeklenme döneminde anlaşıldığını belirten Ertan, “Zeytin ağacı nisan–mayıs aylarında çiçeklendiğinde var yılı mı yok yılı mı olduğu anlaşılır; yok yılında çiçek sayısı sınırlıdır.” değerlendirmesinde bulundu. Zeytinde düşük meyve tutumunun doğal olduğunu hatırlatan Ertan, “Yüzde 1–5 meyve tutumu ekonomik verim için yeterlidir.” dedi. Hasat yöntemlerine de değinen Ertan, “Çırpma makineleri sürgünlere zarar vererek periyodisiteyi artırabilir; elle ya da tarak tipi hasat yöntemleri daha uygundur.” diye konuştu.
Zeytin çeşitlerinin periyodisite eğilimleri farklılık gösteriyor
Prof. Dr. Engin Ertan, zeytin çeşitlerinin periyodisite eğilimlerinin aynı olmadığını belirterek, “Her zeytin çeşidi aynı şekilde periyodisite göstermez. Kimisi kuvvetli, kimisi kısmi, kimisi ise daha az periyodisite eğilimindedir.” değerlendirmesinde bulundu. Aydın bölgesinde yaygın olan Memecik çeşidinin kuvvetli periyodisite gösterdiğini ifade eden Ertan, “Gemlik çeşidi ise kısmi periyodisite gösterir; şiddeti Memecik kadar yüksek değildir. Bu durum, çeşitlerin genetik özellikleriyle ilgilidir.” dedi. Kilis Yağlık ve Memecik çeşitlerinin kuvvetli, Gemlik ve Ayvalık’ın orta düzeyde, Arbequina ve Koroneiki’nin ise daha düzenli ve zayıf periyodisite eğilimine sahip olduğunu aktaran Ertan, “İyi bakım, sulama ve uygun hasat şartlarıyla kısmi periyodisite gösteren çeşitlerde şiddeti azaltmak mümkündür; ancak kuvvetli periyodisiteye sahip çeşitlerde bu döngü tamamen ortadan kaldırılamaz.” ifadelerini kullandı. Çeşit seçiminin periyodisite yönetiminde belirleyici olduğuna dikkat çeken Ertan, “Gemlik genellikle sofralık, Memecik ise yağlık olarak kullanılır. Bu kullanım amacı da periyodisite şiddetinin ortaya çıkışını etkiler.” görüşünü paylaştı.
Kendine döllenebilen zeytin çeşitleri verimi artırıyor
Prof. Dr. Engin Ertan, zeytin çeşitlerinin tozlanma ve döllenme yeteneklerinin farklılık gösterdiğine işaret ederek, “Bazı çeşitler kendine döllenebilir. Örneğin Memecik, kendi poleniyle meyve bağlayabilir. Ancak bazı çeşitlerde mutlaka farklı bir çeşitten gelen polen gerekir.” değerlendirmesinde bulundu. Yabancı tozlanmanın verim üzerindeki etkisine dikkat çeken Ertan, “Bahçeye farklı bir çeşit eklemek ana çeşidin döllenmesine katkı sağlar. Dokuz Memecik ağacına bir Gemlik ya da Ayvalık eklemek yeterlidir. Bu uygulama verimi ve kaliteyi artırır, periyodisite şiddetini azaltır.” görüşünü paylaştı.
Zeytinde var-yok yılı sabit değil, i̇klim değişikliği döngüyü etkiliyor
Prof. Dr. Engin Ertan, zeytinde “var yılı–yok yılı” algısının yanlış yorumlandığını belirterek, bu döngünün belirli yıllara ya da tek bir bölgeye özgü olmadığını dile getirdi. “Yok yılında ürün tamamen sıfırlanmaz.” ifadesini kullanan Ertan, döngünün iklim koşullarıyla doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı. Kuraklık, yüksek sıcaklık ve aşırı yağışların periyodisiteyi etkilediğine dikkat çeken Ertan, çiçeklenme döneminin kritik olduğunu belirterek, “nisan–mayıs aylarında sıcaklıkların 43 dereceye çıkması çiçeklerin zarar görmesine ve tozlanmanın engellenmesine yol açtı; ürün azaldı ve döngü değişti.” değerlendirmesinde bulundu. Aşırı yağışların polenleri yıkayarak dengeyi bozabildiğini ifade eden Ertan, “Zeytinde var yılı–yok yılı değişmez bir sistem değildir; ekstrem iklim koşulları bu döngüyü doğrudan etkiler.” görüşünü paylaştı.
Zeytin botanik olarak meyvedir
Prof. Dr. Engin Ertan, zeytinin botanik açıdan meyve olduğunu belirtti: “Zeytin kesinlikle meyvedir. Botanik anlamda meyve–sebze ayrımında en önemli kriter, bitkinin çok yıllık ve odunsu olmasıdır. Zeytin ağacı bu özellikleri taşıdığı için meyve grubunda yer alır.” Zeytin ağacının birden fazla ürün sunduğunu ifade eden Ertan, “Sofralık olarak tüketilir, aynı zamanda zeytinyağı elde edilir. Zeytinyağı üretiminde pirina ve karasu gibi yan ürünler de ortaya çıkar. Bu durum zeytinin yalnızca gıda değil, farklı alanlarda da değerlendirilebilen bir ürün olduğunu gösterir.” dedi.
Var yılında ürün artıyor, sofralık zeytinde kalite düşebiliyor
Prof. Dr. Engin Ertan, zeytinde periyodisite ile ürün miktarı ve kalite arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu belirterek, var yılında ağaç üzerindeki meyve yükünün kaliteyi sınırladığını ifade etti. Ertan, “Ağaç çok fazla ürünü fotosentezle yeterince besleyemez; bu da kaliteyi düşürür.” değerlendirmesinde bulundu. Sofralık zeytinde iriliğin temel kalite kriteri olduğunu vurgulayan Ertan, “Var yılında meyve fazla olduğu için zeytinler küçük kalır; yok yılında ise az meyve daha fazla besinle iri ve dolgun olur.” ifadelerini kullandı. Yağlık zeytinde kaliteyi yalnızca periyodisite ile açıklamanın doğru olmadığını belirten Ertan, “Hasat zamanı ve şekli, depolama, nakliye ve fabrikanın koşulları yağ kalitesini belirler. Var ya da yok yılında kaliteli ürün elde edilebilir.” görüşünü paylaştı. Ertan, özellikle hasat uygulamaları ve üretim sürecinin, yağ kalitesi üzerinde periyodisiteden bağımsız olarak belirleyici olduğuna dikkat çekti.
Aydın’da bu yıl zeytinde “yok yılı”
Prof. Dr. Engin Ertan, Aydın’daki bu yılın “yok yılı” olduğunu belirtti. Ertan, “Ürün miktarı az olduğu için genellikle kalite artar diye düşünülür, ancak bu yıl durum farklı. Az ürün olmasına rağmen iklim koşulları ve zeytin sineği zararlısı kaliteyi olumsuz etkiledi.” ifadelerini kullandı. Zeytin sineğinin biyolojisinin iklimle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Ertan, “Ilıman geçen kış ve kurak geçen mevsim, böceğin gelişimini hızlandırdı ve yaygınlığını artırdı. Zeytin sineği tane zeytine zarar veriyor, yağda kurtlu zeytin oluşuyor ve zeytinyağının asitliği yükseliyor.” şeklinde anlattı.
Ziraat Fakültesi’nden memecik zeytininde periyodisiteyi azaltma çalışmaları
Prof. Dr. Engin Ertan, Ziraat Fakültesi bünyesinde yürütülen çalışmalara değindi: “Geçen yıl bir doktora öğrencimiz, Memecik zeytin çeşidinde periyodisite şiddetini azaltmaya yönelik bir tez tamamladı.”. Ertan, tezin içeriğini ise “Çalışmada budama ve seyreltme gibi uygulamalar kullanıldı. Amacımız, zeytin verimindeki şiddeti azaltmaya yönelik birtakım uygulamalar yapmaktı.” şeklinde açıkladı.
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü, Meyve Yetiştirme ve Islahı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Engin Ertan ile gerçekleştirdiğimiz bu röportaj, zeytinde verim, kalite ve periyodisite yönetimi konusundaki kritik bilgileri anlamamıza ışık tuttu. Değerli bilgilerini bizimle paylaştığı ve zaman ayırdığı için Prof. Dr. Engin Ertan’a teşekkür ederiz.
Haber: Melisa Ayhan
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...