Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


ZEHRA ÜNÜVAR İLE ÇOCUK EDEBİYATININ GÖRÜNMEYEN DÜNYASINA YOLCULUK

12.05.2026
Kültür Sanat

 

Manisa’nın Akhisar ilçesinde doğan, öğretmenlik yaşamını edebiyatla birleştirerek çocuk edebiyatına önemli katkılar sunan yazar Zehra Ünüvar, yazma serüvenini, çocuk edebiyatına bakışını ve dil anlayışını tüm yönleriyle anlattı.

 

Zehra Ünüvar, ilk öğrenimini Manisa’nın Akhisar ilçesinde tamamladıktan sonra Bolu Kız İlköğretmen Okulu ve İzmir Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nden mezun olmuş, uzun yıllar öğretmen okulları ve liselerde görev yaptıktan sonra meslek yaşamını Aydın’da sürdürmüştür. Eğitimcilik kimliğinin yanı sıra çocuk edebiyatı alanındaki üretimleriyle de tanınan Ünüvar, 1990 Ömer Seyfettin Öykü Yarışması Üçüncülük Ödülü, 1992 THK Edebiyat Ürünleri Mansiyon Ödülü, 1994 Ömer Seyfettin Öykü Yarışması Gönen Özel Ödülü, 1996 Samim Kocagöz Öykü Yarışması Birincilik Ödülü ve 2005 Abdullah Baştürk İşçi Öyküleri Birincilik Ödülü başta olmak üzere çeşitli ödüller kazanmıştır. Edebiyatla ilişkisinin öğretmenlik yıllarında başladığını belirten Ünüvar, yazarlığının ilk dönemlerinde kaleme aldığı metinleri mesleki bir üretim olarak görmediğini, ancak zamanla bu çalışmaların edebi bir karşılık kazandığını ifade etmektedir. Çocuk edebiyatına yönelmesinde öğretmenlik deneyiminin yanı sıra Muzaffer İzgü’nün yönlendirmesinin etkili olduğunu dile getiren Ünüvar, bu alanı çocuğun duygu, düşünce ve dil gelişimini doğrudan etkileyen özel bir alan olarak tanımlamaktadır. Bu araştırma kapsamında Zehra Ünüvar ile yapılan görüşmede, yazarlık yolculuğu, çocuk edebiyatına yönelişi, dil ve anlatım anlayışı, edebiyatın toplumsal işlevi ve günümüz çocuk edebiyatına bakışı ele alınmıştır. Ünüvar, öğretmenlik deneyimlerinin yazın sürecine etkisini ve çocuklara yönelik edebiyatta dil kullanımına ilişkin yaklaşımını kendi perspektifinden değerlendirmiştir.

 

Öğretmenlikten yazarlığa: Zehra Ünüvar’ın edebiyata ilk adımları

Çocuk edebiyatı alanında uzun yıllar öğretmenlik yapan Zehra Ünüvar, yazarlık yolculuğunu ve bu alana yöneliş sürecini anlattı. Çocuk edebiyatıyla tanışmasının öğrencilik yıllarına dayandığını belirten Ünüvar, “Çocuk edebiyatı benim okuduğum dönemde ders olarak gördüğümüz bir dersti, sonra öğretmen olarak da bu dersi okuttum, çocuk edebiyatı önemli aslında.” dedi. Çocuk edebiyatının ayrı bir alan olup olmadığına dair tartışmalara değinerek, “Bazıları edebiyatı ayırmaya gerek olmadığını söylerdi ama sonunda çocuklar için ayrı bir edebiyatın olması gerektiği kabul edildi.” ifadelerini kullandı. Bu alanın tarihsel gelişimine ilişkin olarak ise “İlk adımlar Tanzimat döneminde atıldı, Şinasi ve Tevfik Fikret’in çocuklara yazdığı şiirler başlangıç olarak alınabilir. Cumhuriyet döneminde gelişti, son yıllarda ise daha da hareketli bir alan haline geldi.” dedi. Çocuk edebiyatının önemine dikkat çeken Ünüvar, “Çocuklar bu konuda hassas, biz de hassas olursak yetiştirdiğimiz nesil iyi bir nesil olacak.” ifadelerini kullandı. Yazarlık sürecinin öğretmenlik yıllarında başladığını belirterek, “Okullardaki kültür edebiyat yayın kolunu yönetirken üretmek zorundaydık, ya kütüphaneden değerlendiriyor ya da kendimiz yazıyorduk.” dedi. Başlangıçta yazdıklarını yazarlık olarak görmediğini belirten Ünüvar, “Ben bunun yazarlığa adım olduğunu hiç düşünmedim ama hep yazdım, şiirler, küçük skeçler ve hikâyeler yazdım.” ifadelerini kullandı. Zamanla yazdıklarının değer kazandığını vurgulayarak, “Sonradan bunların değerli olduğunu fark ettim, dergilere yazmaya başlayınca yazdıklarım ortaya çıktı ve değer kazandı.” dedi. Edebiyat öğretmeni İbrahim Zeki Burdurlu’nun kendisine destek olduğunu belirten Ünüvar, yazarlığa şiirle başladığını ancak daha sonra hikâyeye yöneldiğini ifade ederek, “Önceleri şairdim, ödüller de aldım ama sonra kendi şiirlerimi beğenmeyip bıraktım. Öyküleri daha güzel yazdığımı anladım ve hikâyeler yazmaya başladım, hikâyeci olarak tanındım, yetişkinler için iki kitabım var ve ödüller aldım.” dedi. Çocuk edebiyatına geçiş sürecini ise “Muzaffer İzgü bana anlatımımın çocuklara uygun olduğunu söyleyerek, ‘Çocuklar için de yaz.’ dedi ve onun önerisiyle çocuklar için yazmaya başladım, yazmaya devam ediyorum.” sözleriyle anlattı.

 

“Kendi yaşantımdan besleniyorum bir konu beni dürtüyor, ‘yaz’ diyor, hikâye o anda başlıyor”

Çocuk edebiyatı yazarı Zehra Ünüvar, yazma sürecinde kişisel deneyimlerin ve gözlemin belirleyici olduğunu belirterek hikâyelerinin çoğunlukla içsel bir dürtüyle başladığını ifade etti: “Kendi yaşantımdan besleniyorum, bir konu beni dürtüyor, ‘yaz’ diyor, hikâye o anda başlıyor. Ayrıca, insan ister istemez kendi yaşantısından bir şeyler kullanıyor ve etkileniyor.” dedi. Eserlerinin gerçek yaşamdan beslendiğini belirten Ünüvar, “Kekliğim Kınalıdır” öyküsünü öğretmen okulundaki ilk yılında yaşanan gerçek bir sınıf olayından yola çıkarak yazdığını anlattı. Mandolin çalmaya çalışan öğrenciler arasında bir arkadaşlarının öne çıkmasının yarattığı kıskançlığın yıllar sonra öyküye dönüştüğünü ifade etti ve “Bu deneyim beni yıllar geçse de etkiledi, yazdım, öykü oldu ve çocuklar çok sevdi.” dedi. Karakterlerini çevresinden ve yaşamından beslediğini vurgulayarak, “Bir anne yazacaksam bana benziyor, bir nine yazacaksam annemin huyları geçiyor, dede yazacaksam babamın huyları, 7 torunum var, çocukları onlardan esinlenerek yazıyorum.” ifadelerini kullandı. Yazma sürecinin günlük yaşam gözlemleriyle başladığını belirten Ünüvar, “Bir şeyler beni tetikliyor, bir yere giderken, birini dinlerken, gazete okurken ‘bu konuyu yaz’ diyor, ağaca bakarken, bir çocuğu düşünürken ya da bir konuşmayı dinlerken konu geliyor ve devamı da oluşuyor.” dedi. “Hoş Geldin 15 Yaş” kitabının Marmara Depreminin 15. yılına dayandığını belirten Ünüvar, televizyonda kızını arayan bir babanın hikâyesinden etkilenerek bu çocuğun 15 yaşındaki hâlini düşündüğünü ve görünmeyen yaşamları konu ettiğini ifade etti. Yazarlığın görünmeyeni ortaya çıkarmak olduğunu vurgulayarak, “Dışarıdan pırıl pırıl görünen çocukların ne yaşadığını bilmiyoruz, yazarlık bunu hayal edip yakalayabilmek ve yazabilmektir.” dedi. Karakterleri yazarken onların yerine kendini koyduğunu belirten Ünüvar, “Bir bakıyorum 7 yaşındaki çocuk gibiyim, 12 yaşındaki çocuk gibiyim, genç kız gibiyim, delikanlı gibiyim, onun yerine düşünüp yazıyorum.” ifadelerini kullandı. Yazım sürecinde çocuklara zarar verecek içeriklerden kaçındığını belirterek, “Çok açık seçik ya da çocuğu olumsuz etkileyebilecek şeyleri yazmam, bir genç kızı yazıyorsam zarif duygularla yazarım, küçük bir heyecan olarak yazarsam edebiyat olur.” dedi. Her karakterde kendisinden bir parça bulunduğunu ifade eden Ünüvar, ticari kaygı taşımadığını belirterek, “Öyle yazayım ki çok satsın gibi bir kaygım yok, önemli olan çocuğun zarar görmemesidir.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

 

Çocuk edebiyatında ince bir çizgi var, sade ama aydınlık bir dil kullanıyorum

Çocuk edebiyatı yazarı Zehra Ünüvar, çocuk kitaplarında dil ve içerik kullanımının büyük bir sorumluluk taşıdığını ve bu alanın “ince bir çizgi” olduğunu belirterek çocukların dünyayı algılama biçiminde kitapların belirleyici rol oynadığını ifade etti. Ünüvar, çocuklara soyut konuları anlatmanın zor ve riskli olduğunu, çocuğun anladım mı diye kendini kontrol edememesinin yanlış etkiler doğurabileceğini vurguladı. Bu nedenle daha dengeli bir yaklaşım gerektiğini belirterek, “Soyut konulara çok fazla girmeden çocuğun hayal gücünü besleyen ama onu olumsuzluğa itmeyen, gerçeklerden de koparmayan bir edebiyat daha doğru olur.” sözleriyle yaklaşımını özetledi. Çocukların kitapta kurulan hayal dünyası ile gerçek yaşam arasındaki ilişkiye dikkat çeken Ünüvar, “Çocuk kitabı okurken o dünyayı kabul eder, kapattığında gerçeğe döner, bu iki dünya arasında büyük fark varsa çocuk iki arada kalır.” dedi. Edebiyatın yalnızca hayal kurdurmadığını, aynı zamanda ruhu, aklı ve dili birlikte beslediğini vurguladı ve bu nedenle dikkatli olunması gerektiğini ifade etti. Çocuk edebiyatına artan ilginin nitelikli eserleri ayırt etmeyi zorlaştırdığını da ekledi. Dil anlayışı konusunda Ünüvar, çocukların düzgün Türkçe öğrenmesini istediğini ve bu nedenle konuşur gibi yazdığını belirterek, “Çok uzun cümleler anlamayı zorlaştırır, çocuklar için kısa, sade ve aydınlık bir dil kullanıyorum.” dedi. Ayrıca, “Türkçeyle oynamamak gerekir, bu dil bizim dilimizdir, her şeyi kendi dilimizle anlatabiliriz, dili aşındırmamalıyız.” ifadeleriyle Türkçenin doğru kullanımına dikkat çekti ve duyguların en iyi Türkçeyle anlatıldığını vurguladı. Eserlerinde doğrudan mesaj vermediğini belirten Ünüvar, “Ben hiçbir zaman ‘bundan da anlıyoruz ki bu böyle yapılmalı’ gibi bir şey yapmam, olayı anlatırım, çocuklar kendileri sonuç çıkarırlar.” dedi. Okullarda yaptığı söyleşilerde özellikle “Parolamız Çikolata” romanı üzerinden insan kaçakçılığı ve göç gibi konuların çocuklarda düşünme ve farkındalık oluşturduğunu gözlemlediğini aktardı. Çocukların hikâye içindeki şarkılar ve etkileşimlerle sürece katıldığını ve bunun öğrenmeyi güçlendirdiğini ifade etti. Ünüvar, okurlara yönelttiği sorularla kitabın etkisini ölçtüğünü ve çocukların kendi çıkarımlarını yapmasının bilgiyi kalıcı hale getirdiğini belirterek, “Coğrafya dersi gibi anlatılarak değil, çocuğun okuduğunun içinden kendisinin çıkaracağı şekilde değer öğretilir.” dedi.

 

Artık oturmuş bir anlatım tarzım var, zaman değişse de özü aynı kalıyor

Çocuk edebiyatı yazarı Zehra Ünüvar, yazarlık serüveninin yıllar içinde olgunlaştığını ve anlatım tarzının netleştiğini belirterek, “30 kitaba ulaştım, benim de bir anlatım tarzım var ve bu oturduğu için artık bana illa şöyle yazdıramazlar, yazarken de konuşurken de öyleyim.” dedi. Konferanslarda düşüncelerini savunduğunu belirten Ünüvar, “Konferanslara gittiğimde ‘ben böyle düşünüyorum’ diyorum, yanımdaki ‘doğru değil’ derse ‘buyurun kanıtlayın’ diyorum.” ifadelerini kullandı. Yazarlık çizgisini sürdürdüğünü vurgulayarak, “Artık kesinleşmiş bir anlatım şeklim var, buna dayalı olarak yeni konular bulup yazmak istiyorum.” dedi. Son kitabında efsanelere yer verdiğini belirten Ünüvar, “Efsaneler yurdu yurt yapan, toprağı, ağacı, çiçeği sevdiren halk yaratısı masallardır.” dedi ve bu anlatıların giderek unutulduğunu, geçmişte ise sözlü kültürle kuşaktan kuşağa aktarıldığını ifade etti. Günümüz yaşamına değinen Ünüvar, “Artık herkes telefonu eline alıyor ve o dünyaya gidiyor, biz de çocukları bundan koparmaya çalışıyoruz.” dedi. Eğitim anlayışına ilişkin olarak ise, “Kitap okumanın gerekliliğini ders verir gibi değil, uygulayarak öğretmek daha doğru olurdu, ben o taraftarıyım ve ona göre yazıyorum.” ifadelerini kullandı. Yazma motivasyonunu da paylaşan Ünüvar, “Çocukları güzelliklerle buluşturmak için yazıyorum ve bu çabamı seviyorum.” dedi. Geleceğe dair ise, “Benden sonra bu kitaplar okunur mu bilemem, hayat çabuk unutuyor.” sözleriyle değerlendirmede bulundu ve “Yazabildiğim ve bilgisayarı kullanabildiğim sürece yazmaya devam edeceğim.” dedi.

 

Çocukların kitabı sahiplenmesi en somut geri dönüş

Çocuk edebiyatı yazarı Zehra Ünüvar, eserlerinin öğrenciler üzerindeki etkisini ve aldığı geri bildirimlerin yazarlık sürecine katkısını anlatarak, öğrencilerin kitaplara yönelik üretken tepkilerinin kendisini motive ettiğini ifade etti. Okullarda kitap seçimi ve toplu okuma uygulamalarına değinen Ünüvar, “Öğretmenler bir kitabı seçiyor ve bütün çocuklara aynı kitabı aldırıyor.” dedi ve bu kapsamda, “Trabzon’da bir okul Dede Korkut’u tüm öğrencilere aldırmış, öğrenciler kitabı birlikte okumuş ve beni çağırdıklarında hazırlıklıydılar.” ifadelerini kullandı. Öğrencilerin yaptıkları çalışmaları örneklerle anlatan Ünüvar, “Sahneye çıktılar, gazete çıkarmışlar, kıyafetler hazırlamışlar, Dede Korkut kıyafetiyle çocuklar harikaydı, bunlar somutlaşmış çalışmalar ve benim çok hoşuma gidiyor.” dedi. Benzer şekilde, “İzmir’de bir kolejde Parolamız Çikolata kitabımı okumuşlar, duvar gazeteleri hazırlamışlar ve bana göndermişler, hâlâ saklıyorum.” ifadelerini kullandı. Bu tür geri bildirimlerin kendisi için önemli olduğunu vurgulayan Ünüvar, “Bunlar beni motive ediyor ve yapılan çalışmaların görünür olmasını sağlıyor.” dedi. Öğrencilerle iletişimin önemine de değinerek, “Öğrencinin gözlerine bakarak söyleşmek güzel, gözleri parlıyorsa bu beni mutlu ediyor.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

 

Bu araştırma haberi kapsamında, çocuk edebiyatı alanındaki üretimleri, öğretmenlik ve yazarlık deneyimleriyle önemli bir birikime sahip olan yazar Zehra Ünüvar’ın görüşlerine yer verilmiştir. Kendisine, yazarlık süreci, çocuk edebiyatına bakışı ve dil anlayışı üzerine paylaştığı değerli bilgiler için teşekkür ederiz. Çalışma, çocuk edebiyatının yalnızca bir anlatı alanı değil, aynı zamanda çocuğun dil, düşünce ve duygu dünyasını şekillendiren çok katmanlı bir yapı olduğunu ortaya koymaktadır.

 

Haber:Melisa Ayhan 

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00