Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


YEŞİLÇAM’IN IŞIĞINDA BİR HAYAT

28.12.2024
Kültür Sanat

 

Yeşilçam’ın emek dolu dünyasında şekillenen Ali Gençli’nin hikayesi, sinemanın perde arkasındaki gerçekleri, eski Yeşilçam’ı ve sektörün bugünü üzerine samimi değerlendirmelerle dolu bu macera, genç sinemaseverler için ilham verici bir rehber. 

 

Keşan'da başlayan hayat hikayesi, İstanbul'da Yeşilçam'ın arka planında renklenerek sinema ve sanatla dolu bir serüvene dönüştü. Figüranlıktan sanat yönetmenliğine, şiirlerden gazeteciliğe uzanan bu yolculuklarda Ali Gençli, Yeşilçam'ın emek dolu dünyasını, eski dostlukları ve günümüz sinema endüstrisini samimiyetle değerlendirdi. Hem geçmişe dönük ışık tutan anıları hem de genç sinema tutkunlarına sunulan önerilerle sinemanın arkasını yeniden sahneye serdi. 

 

Ali Gençli kimdir? Figüranlığa nasıl başladı? 

1954 yılında Keşan’da doğdum. Edirne Erkek Öğretmen Okulu’nu bitirdim ve bir yıl öğretmenlik yaptıktan sonra üniversite eğitimi için İstanbul’a taşındım. Ancak İstanbul’a gelişim olaylı bir döneme denk geldiği için okula devam etme şansım az oldu. O dönemde Beyoğlu’nda kiraladığımız bir evde arkadaşlarımla yaşarken yolum Yeşilçam ile kesişti. İşte bu, benim sinema hayatımın başlangıcı oldu. 1979’a kadar Yeşilçam filmlerinde figüranlık ve yan oyunculuk yaptım. Bu dönemde özellikle kostümlü tarihi filmlerde önemli roller aldım. Örneğin Keloğlan’ın bir filminde saray zabiti olarak replikli sahnelerde oynadım. Bunun yanında polis rolleri, disko ve gazino sahnelerinde dans eden genç gibi farklı karakterleri canlandırdım. Aynı zamanda gazetelerde sosyal içerikli şiirler ve yazılar yayımladım. 2000 yılında emekli olduktan sonra yeniden sinemaya yönelerek dizi, belgesel ve reklam projelerinde rol aldım. Sanat yönetmenliği ve cast ajansı direktörlüğü gibi görevler üstlendim. “Entelköy Efeköy’e Karşı” ve “Dedemin İnsanları” gibi önemli yapımlarda çalıştım. Projelere oyuncu sağlama ve rol alma fırsatı da buldum. Pandemiye kadar aktif olarak sektörde yer alırken bu süreçte figüranlıkla ilgili anılarımı ve sektördeki deneyimlerimi “Figüran” adlı kitabımda topladım. 

 

Figüranlığa nerede başladınız? 

İlk figüranlık deneyimimi Cüneyt Arkın ile “İnsan Avı” filminde polis rolüyle yaşadım. Bu dönemde 100’den fazla filmde yan roller ve figüranlık yaptım. Kostümlü ve tarihi filmlerde rol aldım. Keloğlan’ın bir filminde saray zabiti rolüyle replikli sahnelerde bulundum. 

 

Figüranlığa sizi çeken şey neydi? Oyunculuk olmak istediğiniz bir meslek miydi? 

Çocukluk yıllarımdan beri sinemaya ilgim vardı. Lise çağlarında tiyatroya ve sinemaya giderdim. Arkadaşlarıma yatılı okulda sinema afişlerine bakarak uydurma senaryolar anlatırdım. Tatillerde Edirne’de bir sinemada yer göstericiliği yaptım. O dönemin ünlü jönlerini taklit eder, filmlerde oynayan artistlerin kartpostallarını ve zambo cikletlerinden çıkan fotoğrafları biriktirirdik. Bu hobi bizi çok mutlu ederdi. İstanbul’a geldiğimde sinemaya yakın bir semt olan, Beyoğlu’na yerleşince bu merakımı gerçeğe dönüştürme fırsatı buldum. 

 

Türkiye’de Yeşilçam’ı nasıl anlatırsınız? 

Yeşilçam bizlerin döneminde çok naif ve insancıl bir atmosfer barındırıyordu. O yıllarda ayda 200-300 film çekilir ve Anadolu sinemalarında gösterilirdi. Ancak 2000’li yıllardan itibaren sektör değişim gösterdi. Günümüzde dijital teknolojilerin ilerlemesiyle kalite düştü. Şimdilerde özellikle tarihi konulu filmler, Türk devletlerinde ve Uzak Doğu’da ilgi görse de Yeşilçam dönemindeki samimiyeti bulmak zor. 

 

Film ve dizilerde figüranların rolü nedir? 

“Figüranlar bir filmin mutfağı gibidir.” Savaş ya da mezarlık sahneleri gibi kalabalık sahnelerde olmazsa olmazdırlar. Ancak ne yazık ki sektörde figüranlara hem maddi hem de manevi anlamda yeterince değer verilmemekte. Örneğin bir çekimde eski ve bakımsız kostümleri giymek zorunda bırakıldım ve bu durum beni bir daha benzer yapımlarda çalışmama kararı almaya itti. 

 

Sizce Yeşilçam filmleri ve Türk sineması hak ettiği değeri ne zaman kazandı? 

Yeşilçamın o kriz dönemini ikiye ayırabiliriz. Birincisi televizyonların çıkmasıyla beraber herkes televizyondan filmleri seyretmeye başladı. O dönemde 2 yıl sinemalarda oynama mecburiyeti vardı. Ondan sonra televizyonda oynayabiliyordun. Fakat son yıllarda yine bu dijital ortamların çıkmasıyla beraber ikinci kriz dönemi başladı. Çok kolay, çok basit filmler çekilebiliyor ama kalite bakımından Yeşilçam filmlerinin kalitesi bulunmuyor ama yine de bu dönemde dünya çapında ün kazanmış yönetmenlerin ve yapımcıların çektiği filmler, Ferzan Özpetek gibi ödül alan filmlere ulaşabiliyoruz. Hatta Yüksel Aksu’nun Hollywood’da “Dondurmam Gaymak” filmi aday oldu. Yine arkasından “Entelköy Efeköy’e Karşı” çevreci ve aktivist bir film çevrildi. O dönemin alt yapısı ve oyuncusu olarak biz de rol aldık. Önemli ve dünya çapında yönetmenlerimiz, günümüz Yeşilçam’ına bir nefes, oksijen olarak duruyor. Bunun yanında çok kalitesiz filmler halk tarafından beğenilmiş olsa da bunlar yan seviyeleri çok düşük filmler. Bu sebeple günümüz Yeşilçam’ının yükselmeye ihtiyacı var. Ben öyle görüyorum.  

 

Yeşilçam’da idol olarak gördüğünüz isimler var mıydı? 

Yılmaz Güney, Tarık Akan, Fatma Girik ve Menderes Samancılar gibi isimler bizim idolümüzdü. Bu sanatçılar emekten ve emekçiden yana tavırlarıyla unutulmazlar. 

 

Yazılarınızda hangi konuları ele alıyorsunuz? 

1969’dan bu yana çocuk öyküleri, şiirler, köşe yazıları ve sosyal makaleler yazıyorum. Son yıllarda dijital gazetelerde, sinema ve çevre konularında makalelerim yayımlanıyor. Toplamda 15 kitabım yayımlandı ve 4 tanesi de basım sürecinde. İlham kaynaklarım Yılmaz Güney'in "Salpa" kitabıyla başladı. Yaşar Kemal ve Zülfü Livaneli gibi yazarlarla devam etti. 

 

Unutamadığınız bir anınız var mı? 

2006’daki "Kehanetler Ülkesi Didyma" filminin galasında, Cüneyt Arkın ile sohbet ettim ve gazeteciler tarafından fotoğraflandım. Ardından basında, “Cüneyt Arkın’dan 30 Yıl Geç Gelen Özür” diye bir başlık. Cüneyt arkın 30 yıl önce burnunu kırdığı, dövdüğü figürandan özür diledi diye asparagas haber çıktı. Bu haber benim daha çok tanınmama neden oldu, ancak gerçekle ilgisi yoktu. 

 

Bu alanda çalışmak isteyenlere önerileriniz nelerdir? 

Gençlerin kamera önü oyunculuğu gibi eğitim kurslarına katılmalarını tavsiye ederim. Ancak bunu profesyonel bir işten ziyade ikinci bir hobi olarak görmeleri faydalı olur. Maddi kazancın düşük olması sebebiyle sektöre girecek olanların, ekonomik olarak kendilerini garanti altına almaları gerekiyor. 

 

Ali Gençli, bir sinema emekçisi olarak hem Yeşilçam döneminin nostaljik yanını hem de günümüz sinemasının zorluklarını bizlere aktardı. Onun hikayesi, sinemaya olan tutkunun ve emekçilerin sektördeki yerinin önemini gözler önüne seriyor.

 

Haber: Sıla Yıldırım

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

HAMAMÖNÜ EVLERİ

Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...

DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI

  Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00