Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


YERALTININ GÖRÜNMEYEN YÜZÜ: MADENCİLİK

29.12.2025
Yaşam

 

Yeraltında metrelerce derinlikte süren zorlu bir yaşamın adı madencilik…Yeraltında alın teriyle kazanılan ekmek, madenciliğin hem zorluğunu hem de fedakârlığını ortaya koyuyor. Gün ışığını görmeden saatlerce çalışan madenciler, yerin metrelerce altındaki tehlikelerle her gün yüzleşiyor. Türkiye’nin yer altı zenginlikleri, madencilerin emeğiyle ekonomiye kazandırılıyor.

 

Hatay’daki işleriyle ülkemizde ve yurt dışında önemli başarılara imza atan Adem Erdoğdu ve Murat Çiftçi, Osmaniye de madencilikle uğraşan Turgay Uslu ve Ayhan Sebzeci, madenciliğin zorluklarını ve özellikle sadece Hatay’da ortaya çıkan domanit taşı ve cüruf madeni ile ilgili gelecekteki önemine dair bilgilerden bahsetti.

 

''Hem geçim kaynağı hem de bir gurur meselesi''

Madenciliğin zorlu bir süreç olduğuna değinen Erdoğdu, ''Madencilik sadece yerin altına inmek değil, hayatın da ta kendisi. Bazen güneşi bile unutuyorsun. Sabahın erken saatinde girersin ocağa, akşam çıktığında nefes almak bile farklı gelir. Her vardiyası risk taşıyan bir meslek. Madencilik sabır, dayanıklılık ve ekmeğini alın teriyle kazanmanın adıdır. Bizim için bu iş, hem geçim kaynağı hem de bir gurur meselesi.'' şeklinde ifade etti.

 

''İşi değerli kılan da bu sorumluluk duygusu''

Bu işin zorluğunun sadece fiziksel değil, psikolojik tarafında da gizli olduğunu belirten Sebzeci, ''Yeraltına her inişte, yukarıda bıraktığın hayatı birkaç saatliğine kapının dışında bırakıyorsun. Dar alan, karanlık, sürekli değişen zemin. Hepsi seni tetikte tutuyor. Yorgunluktan çok, bu yoğun dikkat hâli insanı tüketiyor. Ama aynı zamanda işi değerli kılan da bu sorumluluk duygusu.” dedi.

 

‘‘Bu meslekten kolay kolay kopamazsın”

Madencilikte birlik ve beraberliğin önemini vurgulayan Uslu, “İşin zorluğu kadar tuhaf bir gururu vardır. Her vardiyada toprağın direncini kırdığını hissedersin ama aslında seni güçlendiren şey, ekipteki dayanışmadır. Birinin sesi değişti mi anlarsın, el feneri titredi mi sebebini sorgularsın. Yani maden, insanı yalnız bırakmaz; zorun ortasında birbirine yaslanmayı öğretir. Belki de bu yüzden, bu meslekten kolay kolay kopamazsın.” dedi.

 

''Önlemler artırıldı ama her yerde aynı düzeyde değil''

Tedbirlerin arttığını ve artmaya da devam etmesinin gerektiğine vurgu yapan Erdoğdu, ''Maalesef 1995 Yozgat-Sorgun ve 2014 Manisa-Soma’da büyük felaketler yaşandı. Çok canlar kaybettik. Bunun önlemlerini almak için bazı şeyler yapılıyor. Açıkçası bazı madenlerde önlemler artırıldı ama her yerde aynı düzeyde değil. Çoğu yerde denetimler artırıldı, ekipmanlar sürekli yenileniyor fakat bunun her maden ocağında sıklıkla yapılması gerekiyor. Özellikle havalandırma, gaz ölçümü ve acil durum ekipmanlarında daha dikkatli olunması gerekiyor. Kâğıt üzerinde kurallar var ama sahaya indiğinizde her şey o kadar düzenli işlemiyor. Yine de geçmişe göre biraz daha bilinç oluştu diyebilirim.'' dedi.

 

“Bizi güvende tutan, birlikte hareket etmeyi bilmemiz” 

Güvenlik konusuna da değinen Sebzeci, “Güvenlik konusunda ilerleme var ama ‘tamamdır, artık risk yok’ diyemeyiz. Maden, doğanın nabzını dinleyerek çalıştığın bir yer; bazen küçük bir titreşim, bazen bir gaz kokusu tüm planı değiştirir. Kurallar var, ekipmanlar gelişiyor ama gerçek güvenlik, madencinin sezgisinde ve ekibin birbirine olan uyumunda başlıyor. Yani teknoloji yardımcı olur ama bizi güvende tutan, birlikte hareket etmeyi bilmemiz.” şekline ifade etti.

 

''Bu işi yapan herkesin en büyük sınavı, bu zorluklara alışmak zorunda kalmak''

Madenciliğin en zor yanlarına değinen Erdoğdu, ''Madencilikte ölümle burun buruna kalıyoruz. Yer altında ne olacağını bilemezsin. Taş düşmesi, gaz sıkışması, elektrik kesintisi gibi birçok ihtimal var. Her saati belirsizliğini koruyor. Ayrıca karanlık, toz, gürültü ve yüksek sıcaklık insanı zamanla hem bedenen hem ruhen yıpratıyor. En önemlisi ise aile özlemi. Günün büyük kısmını yerin altında geçiriyorsun, sevdiklerine az vakit kalıyor. Bu işi yapan herkesin en büyük sınavı, bu zorluklara alışmak zorunda kalmak.'' olduğunu söyledi.

 

''Çıkarılması çok zahmetli bir maden''

Domanit taşının çıkarılmasına değinen Çiftçi, “Özellikle İskenderun'un dağlıkları tarafında çıkarılıyor. Hemen hemen 15 yıldır bulunuyor. Sadece bu taraflarda çıkarıldığı için ülke de önemli bir yere sahip. Hem dayanıklı hem de sanayide farklı alanlarda kullanılabiliyor fakat çıkarılması çok zahmetli bir maden. Taş sert olduğu için hem makineleri zorluyor hem de iş gücünü artırıyor.” dedi.

 

''Oldukça sert ve dayanıklı bir madendir''

Domanit taşının özelliklerinden bahseden Çiftçi, ''Domanit taşı oldukça sert ve dayanıklı bir madendir. Isıya ve basınca karşı çok dirençlidir, bu yüzden sanayi sektöründe özellikle seramik, cam ve izolasyon malzemesi üretiminde kullanılır. İşlenmesi zor ama uzun ömürlü bir malzeme ortaya çıkar. Rengi açık gri ile koyu kahve arasında değişir. Ayrıca yüksek ısıya maruz kaldığında yapısını kolay kolay bozmaz, bu da onu diğer taşlardan ayıran en önemli özelliğidir.'' diyerek ekledi.

 

''Denetim kuralları çerçevesinde çalışıyoruz''

Domanit, çok sert bir taş olduğu için çıkarılması gerçekten zor olduğunu söyleyen Çiftçi, ''Hem makineleri zorluyor hem de işçiler üzerinde büyük bir baskı yaratıyor. İşçileri fiziksel olarak çok yoruyor. Kırma ve kesme işlemleri sırasında yüksek sıcaklık ve toz oluşuyor, bu da çalışma ortamını zorlaştırıyor. Patlatma veya kesim sırasında yerin yapısı kısmen zarar görebiliyor. Olabildiğince kontrollü çalışılıyor fakat bu tür madenlerde tamamen sıfır etki mümkün olmuyor. Yine de çevreye zarar vermemek için belirli derinlik sınırları ve denetim kuralları çerçevesinde çalışıyoruz.'' dedi.

 

''Maden çevreye zarar vermiyor''

Eskiden atık olarak görülen cüruf madeni, şimdi özel ocaklarda toplanıp ayrıştırılıyor. Bu bölgede çıkarılan cüruf madeninin önemli olduğuna değinen Çiftçi, ''Cüruf madeni aslında maden ocaklarında veya sanayi tesislerinde metalin işlenmesi sırasında oluşan bir yan ürün. Ama son yıllarda bu madde geri dönüştürülerek inşaat, yol yapımı ve çimento üretimi gibi alanlarda değerlendirilmeye başlandı. İçinde demir, silis ve kalsiyum gibi maddeler bulunuyor. Maden çevreye zarar vermiyor ve ekonomiye katkı sağlıyor.'' dedi. 

 

''Firmalar bu madeni özel olarak işleyip ihracat yapıyor''

Cüruf madeninin gelecekte çok önemli değere sahip olacağını belirten Çiftçi, ''Artık dünyada geri dönüşüm ve çevre dostu üretim ön planda. Cüruf da tam bu noktada devreye giriyor. Hem sanayide yeniden kullanılabiliyor hem de doğaya atık bırakmadan değerlendiriliyor. Özellikle çimento, yol yapımı ve dolgu malzemesi gibi alanlarda kullanımı hızla artıyor. Şu anda bile bazı firmalar bu madeni özel olarak işleyip ihracat yapıyor. Yani önümüzdeki yıllarda cürufun stratejik bir maden haline gelmesi bence kaçınılmaz.'' şeklinde konuştu.

 

''Psikolojik olarak çok yıpratıcı''

Madencilik, dünyanın en zor ve en riskli mesleklerinden biri olarak görülmektedir. Mesleğin tarihi boyunca alınan önlemlere, gelişen teknolojiye ve risk analizlerine rağmen, madencilik hâlâ günümüzde en riskli meslekler kolunun başında geliyor. Gençlere önerilmesi zor bir meslek olduğunu söyleyen Erdoğdu, ''Açık konuşmak gerekirse, gençlere madenciliği önermek zor. Çünkü bu meslek hem fiziksel hem de  psikolojik olarak çok yıpratıcı. Uzun saatler yerin altında çalışıyorsunuz, sürekli risk altındasınız. Ama yine de bu işi seven, sabırlı ve disiplinli olan biri için ekmek kapısıdır.'' dedi.

 

Madenci Adem Erdoğdu, Murat Çiftçi, Ayhan Sebzeci ve Turgay Uslu’nun sözleri, sessiz tanıklığını gözler önüne seriyor. Madencilik bir meslekten öte bir yaşam biçimi; fedakârlık, sabır ve cesaret gerektiriyor. Dünyanın en zor mesleklerinden biri olan madencilik, alınan önlemler ile güvenli bir şekilde işlenebilir. Adem Erdoğdu, Murat Çiftçi, Ayhan Sebzeci ve Turgay Uslu’ya verdiği bilgilerden dolayı teşekkür ediyoruz.

 

Haber: Hasan Genç

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00