Alarmı ertelemek sıradanlaşmış bir alışkanlık mı, yoksa bilinçsizce yapılan bir kaçış mı? Belki de alarmı ertelediğimiz her an sorumluluklarımızdan kaçış yolumuz. Sabahın sessizliğini bölen alarm sesi, bir insan için sadece uyanma çağrısı değil, hayatın gerçekleri ve temposuyla yüzleşme anı. Alarmı ertelemek tembellikten ziyade tempolu hayata girişi geciktirmek için bireyin kendine ayırdığı o son kritik dakikalar. Birey yeni güne hem sosyolojik hem psikolojik yönden huzurlu başlamak ister, bu şartlar sağlanmadığı anda alarmı ertelemek kaçınılmazdır.
Sabah çalan her alarm, yeni bir günle beraber yeni sorumlulukları da beraberinde getiriyor. Bu sorumluluklardan kaçmanın en kolay yolu da bazen alarmı ertelemek oluyor. Masum gibi görünen alarmı erteleme alışkanlığının arkasında görünmeyen hem psikolojik hem de sosyolojik sebepler yer alıyor. Toplumda alarmı ertelemek, tembellik, isteksizlik ve düzensizlik olarak görülse de uzmanlara göre psikolojik ve sosyolojik birçok katman ve etmen bulunuyor. Günlük yaşamın getirdiği yorgunluk, artan hayat temposu, gelecek kaygısı ve bunun gibi bir çok sebep bireyin sabah rutinine yansıyor. Sabah uyanmak istemediği için alarmı erteleyen bireyler kadar, gece uyumamak için saati görmezden gelen bireylerin de en temel sorunları yine psikolojik ve sosyolojik oluyor. Gecenin sakinliği, sessizliği ve yalnızlığı kalabalık hayatlardan, sorumluluklardan kaçış ve bireyin kendisi ile baş başa kalmasını sunuyor. Bu röportajda, alarmı erteleyen insan psikolojisi ve sosyolojisi bağlamında, alarmı erteleyen bireyin psikolojik motivasyonlarını ve toplumsal arka planını inceleyerek, sabahın ilk dakikalarında verilen bu kararın arkasındaki görünmeyen psikolojik ve sosyolojik sebepleri bir uzman gözünden görmek için Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) İnsan Ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fatma Ebru Köse ve ADÜ İnsan Ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ali Erdem Akgül, alarmı erteleme davranışının bireylerde yarattığı etkiyi görmek için ADÜ Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü İngilizce Öğretmenliği Programı öğrencisi Utku Deniz, ADÜ Devlet Konservatuvarı Fakültesi Geleneksel Türk Müziği Bölümü öğrencisi Sadık Kılınçer ile röportaj gerçekleştirdik.
Alarm sesi bu eşiğin simgesi
ADÜ İnsan Ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fatma Ebru Köse, gündelik hayatın sorumluluklarının ve sürekli “yetişme” halininin sabah rutinlerini bir tür eşik haline getirdiğini söyleyerek, alarm sesinin bu eşiğin simgesi olduğunu vurguladı. Köse, “Alarmı erteleme davranışı, her zaman düşünüldüğü gibi basit bir tembellik ve sorumsuzluk göstergesi olmayabilir. Psikolojik açıdan baktığımız zaman, bu davranış bireyin sorumlulukları ve günün yüküyle kurduğu ilişkinin, küçük gibi görünen ama aslından büyük bir yansımasıdır. Birey ertelediği alarm ile birlikte aslında uykusunu değil, uyandığı zaman başlayacak olan duygusal ve zihinsel baskıyı ertelemektedir. Dış etkenler tarafından bireyden, her yeni güne hazır, dinç, sorumluluklarını bilen, hızlı ve verimli olması beklenir, birey ise bu istekler karşısında çoğu zaman hazır olmayabilir ve sabahın erken saatlerinde alınan ‘5 dakika daha uyuyacağım’ kararı bireyin alanını koruma iç güdüsüdür. Tabii ki her zaman bu davranışı psikolojik olarak değerlendirmek doğru olmayabilir, psikolojik yönden öncelikle bireyin iç dünyasını anlamaya çalışmalıyız ve daha sonrasında dış dünyaya verdiği tepkileri çözümlemeliyiz. Alarmı erteleme davranışı gerçekten psikolojik bir sorun mu, buna bir cevap vermek mümkün değil en azından benim açımdan. Çünkü bu davranış kişiden kişiye değişen etmenlere sahiptir, kişisel sorumluluklar, hayatın içinde sıkışmak, kalabalıktan sıkılmak ve daha bir sürü sebeple bunlar farklı boyutlarda ele alınabilir. Ama şunu da söyleyebilirim ki, alarmı erteleme davranışı bir alışkanlık olmadıysa, birey bunun farkında değilse, uyku saatinden fazla uyumasına rağmen alarmı erteliyor ve uyanmakta zorlanıyorsa, bu psikolojik yönden incelenmesi gereken bir davranıştır. Aslında alarm sesi insanların bir nevi eşiğidir, birey o eşiği geçtiği an yaşayacağı hayatı biliyordur ve bunun için hazır değilse o eşikten geçmek istemez.” dedi.
“İçinde yaşadığımız evren gerçekten erken kalkanın yol aldığı bir düzen”
ADÜ Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü İngilizce Öğretmenliği Programı öğrencisi Utku Deniz, “Alarmı erteleyen bir birey değilim ve bunu bir disiplin takıntısı ya da psikolojik bir mücadele olarak görmüyorum. Çocukluk yıllarımdan bu yana ailemin bana aşılamış olduğu bir düşünce davranış biçimi olarak kalkmak istediğim saatte zorlanmadan uyanabiliyorum. Bu davranışımın daha çok sosyolojik olduğunu düşünüyorum çünkü aile büyüklerimiz bana hep “erken kalkan yol alır” derlerdi. Bu sözler de benim hayatımın kolaylaşmasına yardımcı oluyor. İçinde yaşadımız evren gerçekten erken kalkanın yol aldığı bir düzen bu yüzden ne alarmlarımı ne de işlerimi ertelemiyorum. Okul saatlerimiz, kütüphane veya hastane hepsi sabah erken saatlere göre ayarlanmış ve çok uzun yıllardan bu yana sabah iş akşam dinlenme metodu ile insanlık devam ediyor, bu sisteme uyum sağlayamadığımız takdirde sistem bizi kendinden uzaklaştırır ve biz bireylerin verimliliği, sosyolojik ve psikolojik hayatları azalır. Bunu yapıyor olmamın nedeni de gerçekten kendimi her daim motive hissediyor olmam değil, aksine benim de çoğu zaman uykulu ve isteksiz olduğum günler oluyor. Böyle günlerde işlerimin ya da derslerimin arasında büyüklerimden öğrendiğim şekerleme yapma taktiğini uyguluyorum ve o günleri verimli hale getirmeye çalışıyorum. Çünkü biliyorum ki, alarmı ertelediğim zaman ya da yapmam gereken bir işi ileri bir gün yaparım diye planımda değişiklik yaptığım zaman günün kontrolünü kaybediyorum, ertelemek sadece bir kaç dakikayı değil, bütün bir günün planını kaydırıyor. Bu sorumluluğu ertelemek küçük gibi görünse de aslında toplumsal bir zincirin halkaları mesela okula erken gelen öğrenci daha görünür oluyor, dersten önce hocalarla kısa da olsa bir sohbet gerçekleştiriyor, hastanelerde erken tedavi olabiliyor gibi bir sürü avantaj getiriyor hatta uzun vadede fırsat eşitsizliğini dahi etkileyebilecek sonuçlar doğuruyor.” sözleri ile aslında içerisinde yaşadığımız toplumun uzun yıllardır süre gelen alışkanlıklarından taviz vermemiş olmanın, bireylerin daha verimli bir hayat sürmesine yardımcı olacağını belirtti.
“Alarm benim için doğrudan bir tehdit oluşturuyor”
ADÜ Devlet Konservatuvarı Fakültesi Geleneksel Türk Müziği Bölümü öğrencisi Sadık Kılınçer, yoğun geçecek günlere uyanmakta zorladığını ve alarmın o günlerde bir tehdit unsuru olduğunu söyledi. Kılınçer, “Uyanmakta ve uyumakta zorlanan birisi olarak bunun psikolojik ve sosyolojik sebeplerinin olduğunu düşünüyorum. Alarm çaldığı an beynim devre dışı kalıyor ama parmaklarım inanılmaz bir refleksle alarmı ertelemek için hazırlanıyor. Galiba hayatım boyunca kazandığım en önemli yeteneğim diyebilirim. Her gün uyanmakta zorlanıyorum ama en çok uyanmakta zorlandığım gün yoğun ve stresli geçecek günlerim oluyor, o yoğun tempoya ne bedenim ne de ruhum hazır olmuyor, böyle günlerde alarm benim için doğrudan bir tehdit oluşturuyor. Ben sabahları erken kalkma taraftarı değilim ve bize dayatılan bu sabah temposuna da katılmıyorum. Kim sabah 07.00’de kalktığında mutlu olur ki? Bence hiç kimse. Bu toplum tarafından tembellik, sorumsuzluk gibi algılanabilir ama bence bu düzene karşı yaptığım küçük bir direniş. Hayata bir kere geliyoruz ve bu kadar sorumluluk hepimiz için çok fazla ve çoğu insan bu sorumluluklardan kaçmak için uykuda çare arıyor keza ben de öyle yapıyorum. Belki de hayata, güne bu kadar erken başlamamız gerekiyor, çünkü bir bireyin zihnini açması için en azından bir 30 dakikaya ihtiyacı var. Peki, daha verimli bir gün geçirmek için o 30 dakikayıda sabah rutinlerimize eklersek, birey ne zaman uyuyabilir ki?” dedi.
“Hazır ol, hızlan, sorumluluk al”
Köse, “Alarmları tehdit olarak gören bir birey anormal değildir, belki de su içen bir birey kadar normaldir. Alarm sesi değil tehdit oluşturan, o sesin arkasında temsil ettiği sorumluluklar. Alarm sesi bize uyan demiyor aslında “Hazır ol, hızlan, sorumluluk al” diyor. Bu yüzden bazı bireyler için alarm sesi güzel bir günün başlangıcı değil, korkuların başlangıcı oluyor. Psikolojik açıdan bakıldığı zaman alarm, koşullanmış bir uyarıcıdır, bu ses zamanla gün içerisinde yaşadığım stresli, yorucu olaylarla bağdaşır bu da alarmdan kaçmaya, uzaklaşmaya belki de korkmaya sebep olur. İnsanların her davranışının altında yatan psikolojik bir sebep vardır, bu sebepler bazen bir çığ kadar büyükken bazen de bir karınca kadar küçüktür, ama unutmamak gerek bir karınca küçükken yüz karınca büyük bir ordu oluşturur. Beyin, geçmiş deneyimlerinden öğrendiği savunma mekanizmasına alarm çaldığında korkma, strese girme tepkisi üretir. Tehdit algısı da tam olarak burada ortaya çıkar. Yani birey alarm sesinden değil, o sesle başlayacak hayattan korkar.” diyerek alarm sesini tehdit olarak algılamanın aslında psikolojik yönden cevapları olduğunu ve beynin savunma mekanizmasına yerleşen korku noktasının alarm sesi ile harekete geçtiğini belirtti.
Toplumsal düzenin sembolik bir aracı
ADÜ İnsan Ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ali Erdem Akgül, alarm sesinin sadece uyanmaya değil, denetlenmeye, sorumluluk almaya ve yetişmeye çağırmasının, alarmı nötr bir nesne olmaktan çıkarıp, toplumsal düzenin sembolik bir aracı olduğunu belirtti. Akgül, “Alarm erteleme davranışı yalnızca kişisel bir alışkanlık ya da tembellik kavramı ile açıklanamaz. Modern toplumun hızla akan hayat temposunda hem fiziken hem de ruhen yorulan beden için küçük bir kaçıştır. Alarm bireyin uyku ihtiyacına göre değil, toplumsal düzenin eğitim, üretim ve tüketim ihtiyaçlarına göre çalışır. Modern toplumda, yaşam biçimi erken uyanmayı prensip haline getirmiş normlarla çalışır, örneğin okul saatleri, mesai başlangıçları. Bu normlar bireylerin farklı hayat koşullarını, beden güçlerini dikkate almaz, bu da alarm saatinin bireyin özel alanına sızmasına sebep olur. Toplumsal düzen çarkında alarm sesi, sabahın sessizliğinden çıkarak bireyin en kişisel alanına sızar. Alarmı erteleyen bireye, toplum tarafından etiketlenen kavramlar aslında doğru değildir, çünkü alarmı erteleyen birey, toplumun zaman normuna uyum sağlayamamış kişidir. Fakat toplumda bu uyumsuzluk büyük oranda ahlaki bir çöküş gibi lanse edilir. Erteleme davranışı, tembellik, sorumsuzluk gibi kavramlarla anlatılsa dahi sosyolojik açıdan, bireyin sisteme karşı sunduğu bir savunma mekanizmasıdır. Alarm sesi, sadece uyanmaya değil, denetlenmeye, sorumluluk almaya ve yetişmeye çağırır. Bu çağrıda alarm sesini nötr bir nesne olmaktan çıkartır ve artık alarm toplumsal düzenin sembolik bir aracıdır. Alarmı erteleme davranışı da bu aracın çağrısına karşı yapılan sessiz bir karşılıktır.” dedi.
Bu röportajımızda alarmı erteleme davranışının insan psikolojisi ve sosyolojisi bağlamında ele almamıza katkı sunan Dr. Öğr. Üyesi Fatma Köse ile Dr. Öğr. Üyesi Ali Erdem Akgül ve günlük hayatın içerisinde alarmı erteleme davranışlarının neden yapıldığını anlamak için bize kendi hayatından örnekler veren, Utku Deniz ve Sadık Kılınçer'e teşekkür ederiz.
Haber: Duygu Gümüş
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...