Yapay zeka geleceğin en popüler projesi haline gelmiştir. Peki herkesin telefon ve bilgisayar gibi araçlar ile kolayca ulaşım sağlayabildiği yapay zeka tam olarak nedir? İnsanlık yapay zekadan korkmalı mıdır? İnsan beynini taklit ederek oluşturulan bu çalışma doğru değerler ile kullanılırsa geleceğimize ışık tutabilir mi?
Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi, Büyük Veri ve Yapay Zeka Dairesi Başkanlığı’nda Yapay Zeka Uzmanı olarak çalışan Dr. Metehan Güzel ile yapay zekanın günümüzde topluma olan etkileri ve gelecekte hayatımızı nasıl şekillendirebileceği hakkında bir görüşme gerçekleştirdik.
Yapay zekadan korkmalı mıyız?
Toplum, yapay zekanın iş kaybına neden olabileceğini düşünüyor. Sanayi Devrimi’nde oluşan korkulara çok benzeyen bir korku olan yapay zeka, bireylere yetersiz hissettirip iş kaybetme korkusu yaşatıyor. Bu tarz teknolojik dönüşümler, insanlarda bilinmezlik faktörü ile de bir korku yaşatabiliyor. İnsanlar yapay zekanın gelecekte neler yapabileceğini bilmiyor ve tabii ki bilinmeyen her şeyde olduğu gibi bu durum da korku, endişe yaratıyor. Bu bağlamda yapay zekayı yönetme gücünün bizlerde olduğunu vurgulayan Dr. Metehan Güzel şunları aktardı: “İnsanlar yapay zekadan korkmalı mı sorusuna net bir cevap verebilirim, kesinlikle hayır. Yapay zeka hepimizin hayatını değiştiren bir çalışma. Bizleri olumlu işlere ilerleteceğini düşünmekteyim. Tarihe bakarsanız her daim yeni teknolojiler üretilmiştir ve insanlar bu teknolojilerin onları hayatlarından edeceğini düşünmüş, korkmuşlardır. Kısa süreli iş kayıpları olsa dahi uzun vadede çok daha fazla ve farklı iş alanları açılmaktadır. Dolayısıyla her şeyin hem medeniyet hem insanlık için daha iyi bir noktaya gideceğini söyleyebilirim.”
“Yapay zekadan büyük şeyler yapmasını istiyorsak belli bir noktada belli kararlar verebilmesi de gerekiyor.”
Yapay zekanın kendi başına karar verme yetisi kazanmasının bir gereklilik mi yoksa bir risk mi olduğu tartışılan olgulardan yalnızca biridir. Yakın zaman için böyle bir proje planı bulunmadığını belirten Dr. Metehan Güzel, “Şu an böyle bir yetiye sahip değil. Bizler ne istersek onu yapabiliyor, bunun üzerine kodlanmış bir model. Ancak yapay zekadan büyük şeyler yapmasını istiyorsak, belli bir noktada belli kararlar verebilmesi de gerekiyor ve istenen şeyin kapsamı, büyüklüğü arttıkça bu kararların boyutları da artacaktır. Dolayısıyla biz gerçekten genel yapay zeka seviyesinden, insanüstü yapay zeka seviyesine ilerlemeyi istiyorsak bir gerekliliktir ama bu durumdan biraz korkmamız gerekiyor.” ifadelerini vurguladı.
Yapay zeka bir gün “bilinç” kazanabilir mi?
Merak edilen diğer konulardan bir diğeri de her ne kadar bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi görünse de yapay zekanın bir gün bilinç kazanıp kazanamayacağıdır. Bilim insanları tarafından ciddi çalışmalar ile yürütülen bu konuyla alakalı olarak Güzel, “İnsanın bilincini bile tam anlamı ile bizler bilemiyoruz ama yapay zeka modelleri insan beynini taklit eder. İnsan bir şekilde yüzyıllardır bilinç kazandı mı? Evet. Bundan ötürü yapay zeka için de böyle bir olasılık bulunuyor. Biz kendimize eş bir model oluşturmuş, yaratmış olduk. Bu insanlık için geleceğin en büyük adımı olacaktır.” şeklinde açıkladı.
“Yapay zeka modellerinin eşitlikçi olmasını sağlamamız gerekiyor”
Yapay zekanın bazı kesimlere karşı önyargılı yaklaşması, eşitsizlik tabularını tekrardan göz önüne sermiştir. Örneğin bilim insanı resmedilmesi istendiğinde çoğunlukla erkek figürleri resmetmesi ya da bir hırsızı resmetmesi istendiğinde siyahi bireylerin tasvir edilmesi gibi konular net bir şekilde ayrımcılık ve eşitsizlik olgularının açık bir yansımasıdır. Bu bağlamda Güzel, “Buna dair regülasyonlar hem Avrupa Birliği hem de ülke seviyesindeki regülatörler tarafından yapılmaktadır. Bizim öncelikle yapay zeka modellerinin eşitlikçi olmasını sağlamamız gerekiyor. Bunu da veri noktasından yapabiliriz. Veride herkesi eşit bir şekilde içerebilirsek, ki bu ne kadar gerçekleştirilebilir tartışılır fakat daha eşitlikçi bir yapay zeka elde edebiliriz. Bu konular biraz teoride kalıyor, uygulanması oldukça zor konular. Bir modele bir şey öğretmek, öğrettiğin şeyi unutmasından çok daha basit. Asıl problem yapay zekanın unutamıyor olması. Gelecek için büyük bir endişe kaynağı. Bu konu için çalışmalar yapılıyor.” ifadelerinde bulundu.
Öncelikle kendi etik anlayışımızı gözden geçirmemiz gerekiyor
Yapay zekanın hem bir fırsat hem de bir tehdit olduğu bu dönemde, etik çerçevesi gibi konular da oldukça tartışılmaktadır. Dr. Metehan Güzel: “Öğrenciyi bir masanın başına oturtup yanında beklemek mümkün olmadığı için bu etik çerçeveyi geliştirmek zor. Eğer etik bir kullanım çerçevesi geliştirilmesini istiyorsak, öncelikle kendi etik anlayışımızı gözden geçirip düzeltmemiz gerekiyor. Birey ödevinde, projesinde tamamen yapay zekayı kullanmaması gerektiğini bilmeli. Bunun dışında bana sorarsanız, düzenlenmesi gereken bir çalışma olmamalı diye düşünmekteyim.” sözleri ile etik çerçevenin, bireyin kendi ile başlaması gereken bir konu olduğunu ve toplumda da yıllardır sorun olan etik kavramının, yapay zeka bağlamında bir çalışmasının olamayacağını, eğitilmesi gerekenin yapay zeka değil bireyler olduğunu vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı.
Sonuç olarak yapay zeka korkusu, teknolojiye dair doğru bilgiler ışığında, toplumun faydasına odaklanan bir yaklaşım ile aşılabilir. Yapay zeka, potansiyel riskler göz önünde bulundurularak doğru kullanım ile birçok hastalığın tedavisinde çığır açabilir, yeni ilaç keşiflerini hızlandırabilir ve daha birçok yeniliğin kapılarını açabilir. Yapay zekanın korkutucu bir teknoloji olduğu düşüncesinden, amacı doğrultusunda kullanımı ile çıkılabilir. Dr. Metehan Güzel’e haberimize katkılarından dolayı teşekkür ederiz.
Haber: Azra Gönül Filikçi
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...
DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI
Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...