Halk arasında her yılanın zehirli ve saldırgan olduğu düşünülmektedir. Bazı kesimler tarafından, bereketi kaçıracağı korkusu ile öldürülmektedirler. Yılanlar, bilinenin aksine korku duyulacak canlılar değillerdir. Tarıma yapmış oldukları büyük katkı sebebiyle ekinlerimizi korumada önemli ölçüde rol oynamaktadırlar.
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aziz Avcı ile yılanların tarım arazileri üzerindeki yararlı faaliyetleri ve doğru bilinen yanlışlar hakkında bir görüşme gerçekleştirdik.
Tarım arazilerinde yılanların rolü
Prof. Dr. Aziz Avcı, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Biyoloji Öğretmenliği okumuştur. Yüksek lisans ve doktora öğrenimini Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Yılanlar hakkında gerçekleştirdiğimiz söyleşide, Türkiye’de bulunan yılan türleri ve tarım arazilerindeki rolleri hakkında şunları aktardı: “Türkiye’de net olarak 60 yılan türü var. Bunların büyük kısmı zehirsiz yılanlar. Bazıları arazide diğerlerine nazaran daha yaygın görülüyor. Kör yılan bu duruma örnek verilebilir. İri cinslerin popülasyonu diğerlerine kıyasla daha seyrek görülmektedir. Tarımla direkt olarak ilişkili olanlar ‘Karayılan’ olarak bilinen ‘Dolichophis Jugularis’ ve ‘Hazer Yılanı’ olarak bilinen ‘Dolichophis Caspius’ yılanlarıdır. Karayılanlar, kanibalist (yamyam) özellikler göstererek kendi cinslerinden, engereklere kadar beslenebilirler ve bu tarım arazisinde bir yılan popülasyonu azalması durumunu doğurabilir. Yılanlar, kimyasal zehirlere göre tarıma ve çiftçiye daha büyük katkı sağlamaktadırlar. Fare ve sıçan popülasyonunu zehirli kimyasallar yerine yılanlara bırakmak, hem maddi olarak hem de yılan türlerinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.”
“Karayılanlar agresif, saldırgandır ancak zehirsizdir”
Özellikle karayılanların tarımda büyük önem taşıdığını ifade eden Avcı, “Bir dönem Kıbrıs'ta, Anadolu'nun çeşitli bölgelerinden yılanlar alınıp doğaya salınmıştır. Bu yılanlar arasında karayılan da bulunmaktadır. Bu projede biyolojik mücadele amacı güdülmüştür. Karayılanlar agresif, saldırgandır ancak zehirsizdir ve insanlara karşı herhangi bir sorun teşkil etmezler yani öldürülmemeleri gerekmektedir.” ifadelerini vurguladı.
“Her ne kadar sevmesek de doğadan avcı türleri kaldırmamamız gerekiyor”
Yılanların tarım alanında biyolojik kontrol amaçlı olarak kullanılabileceğini vurgulayan Avcı, “Yılanların önemi burada yadsınamayacak bir gerçek ancak tek başına yılanlar değil, sansarlar ve bazı kuş türleri de tarıma katkı konusunda önemli canlılardır. Bunların hepsini kendi dengelerine bırakarak popülasyona müdahale etmemek, her ne kadar sevmesek de doğadan avcı türleri kaldırmamamız gerekiyor. Örneğin, bundan 15 sene önce Nysa Antik Kenti’nde baykuş ve sansar gibi avcı türlerin azalması sonucunda, fareler kuytu köşelerde değil ortalıkta dolaşıyordu. Bunlar tabii ki bitkilerin kökünü kemirerek büyük zarar veriyor. 300 senelik bir zeytin ağacının kökünü kemirdiği zaman ağacın ölümüne sebebiyet veriyor, bu şekilde tarım sekteye uğruyor.” şeklinde açıkladı.
“Tek bir gül ile bahar gelmez”
Yılanların popülasyonlarının azalması ve ekosistemdeki dengesizliklerin tarımda yol açtığı sorunlar hakkında, “Biyolojik zenginlik dediğimiz zaman pek çok insanın aklına maddi hususlar geliyor ancak zenginlik, para değil çeşitlilik anlamına da gelmektedir. Bazı şeyler kaybedilince anlaşılıyor ne yazık ki. Doğada tek çeşit yılan ya da tek çeşit ağaç bulunduğu zaman, tamam yeterli diyorlar ama bir ağaçla orman olmadığı gibi tek bir gül ile bahar gelmez. Yani sadece yılanların varlığıyla da bu sorun çözülmez. Örneğin kuşlar ve diğer memelilerin de korunması ve doğanın bütünlüğünü sağlamak gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.
“İnsanların doğa ile iç içe yaşamayı öğrenmesi gerekiyor”
Avcı, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde bulunan Yılan Müzesi’nin, Milli Eğitim Bakanlığı’nın düzenlediği ilkokul ve lise öğrencilerine yönelik geziler ile yoğun ilgi gördüğünü aktardı. Genç nesillerin bilgilenmesi ve ailelerine bunları aktararak farkındalık kazandırmayı amaçladıklarını söyleyen Avcı, “İnsanların doğa ile iç içe yaşamayı öğrenmesi gerekiyor. Bu sayede doğa, kendi dönüşümünü sağlayabiliyor. Düzenlenen gezilerde öğrencilere, yılanların öldürülmemeleri gerektiğini, yaşamalarının tarım için daha iyi olduğunu anlatıyoruz.” ifadelerini de ekledi.
Prof. Dr. Aziz Avcı ile yılanların tarıma olan katkılarını ve toplum tarafından nasıl yanlış anlaşılmaların önüne geçilebileceğini değerlendirdik. Topraklarımızın nasıl verimli şekilde kullanabileceğimizin gizli şifresi olan yılanlar gibi avcı türlerin ortadan kaldırılmaması, hem ekinlerimizi kimyasallardan uzak tutarak organik yaşama, hem doğanın bütünlüğünü koruyarak yeni nesillerin yaşam kalitesine, hem de bütçemizi fuzuli harcamayarak cebimize yapabileceğimiz katkıları ele aldık. Hocamız Prof. Dr. Aziz Avcı'ya haberimize yaptığı katkılardan dolayı teşekkür ederiz.
Haber: Yalçın Furkan Doğan
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...
DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI
Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...