Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


"TOPLUM GÜÇLÜ BİR FABRİKA, GÜNDELİK HAYAT HUMUSTUR"

28.10.2026

Sosyolog Prof. Dr. Ferhat Kentel, küreselleşme ve dijitalleşmeyle birlikte göç kavramının nitelik değiştirdiğini belirterek; günümüzde eğitimli ve genç nüfusun fiziken gitmeseler dahi dijital ağlar üzerinden zihnen ve ekonomik olarak ülkeden göç ettiklerini söyledi. Türkiye’deki orta sınıf ve beyaz yakalılar için göçün bir "kurtuluş" yöntemine dönüştüğünü vurgulayan Kentel, yükselen popülizm ve tersine göç dalgasının ise küresel kapitalizmin ürettiği ortak güvensizlik ikliminden kaynaklandığını ifade etti. Toplumun dipte akan görünmeyen potansiyeline işaret eden sosyolog, gençliğin yaşadığı bu sıkışmışlıktan çok zengin yeni ifade biçimleri ve dillerin doğacağını vurguladı.

 

Sosyoloji alanındaki derinlikli çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Ferhat Kentel, lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde tamamladıktan sonra yüksek lisans ve doktora derecelerini Paris EHESS’te (École des Hautes Études en Sciences Sociales) aldı. Uzun yıllar İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Şehir Üniversitesi gibi saygın kurumlarda öğretim üyeliği yapan Kentel, Prof. Dr. Ayhan Kaya ile birlikte kaleme aldığı ve göç literatürünün nirengi noktalarından biri sayılan Euro-Türkler araştırması başta olmak üzere, kimlik, ötekileşme, toplumsal hafıza ve gündelik hayat sosyolojisi üzerine pek çok önemli çalışmaya imza attı. Çalışmalarını akademinin ötesine taşıyarak toplumsal barış ve bir arada yaşama kültürüne odaklanan Kentel, günümüzde Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı’nın (BAYETAV) Genel Koordinatörlüğü görevini yürütmekte, aynı zamanda bağımsız medya platformlarında Türkiye’deki sosyo-politik dönüşümlere dair analiz ve araştırmalarını sürdürmektedir. Prof. Dr. Ferhat Kentel, günümüzün değişen göç dinamiklerini, dijital göçebeliği, yükselen popülizmi ve tersine göç dalgasını değerlendirdi. 1960’lı yıllarda Avrupa’ya başlayan fiziksel göç dalgaları ile günümüzün genç profesyonellerinin (yazılımcılar, dijital göçebeler, genç akademisyenler) çizdiği “yeni rotalar” ve “remote/uzaktan göç” modelleri arasındaki sosyolojik farklara dikkat çeken Kentel, kültürler arası etkileşimin artık sadece mekânsal olmadığını, dijital ve sanal bir düzlemde yeniden şekillendiğini ifade etti.

 

Göçün yeni yüzü: mekândan dijital ağlara 

1960’larda Almanya ve Avrupa’ya dönük başlayan göçlerin asimilasyon, entegrasyon ve cemaatleşme gibi farklı kimlikleşme süreçleri yarattığını belirten Prof. Dr. Ferhat Kentel, o dönemdeki en temel pratiğin fiziksel mekânda gerçekleşen “kültürler arası” kimlikleşme olduğunu hatırlattı. Günümüzde bu sürecin boyut değiştirdiğini aktaran Kentel, küreselleşmeyle birlikte yeni örüntülerin ortaya çıktığını dile getirdi. Kentel, iletişim araçlarının gelişmesiyle insanların kendi ülkelerindeki çalışma masalarında otururken bile küresel aidiyetler geliştirdiğine dikkat çekerek, "O zamandan bu yana araştırmanın tespit ettiği farklı kimlikleşme süreçleri değişerek de olsa geçerliliklerini korurken, küreselleşmenin aldığı boyutlara bağlı olarak yeni örüntüler de ortaya çıkmaya başladı ancak, kültürler arası kimlikleşmenin sadece 'fiziksel/mekânsal' olmaktan çıkıp küresel ölçekte dijital/sanal bir düzlemde de şekillenmesi en bariz eğilim olarak dikkat çekiyor. 'Yerli', 'ulusal', 'dinsel' gibi kültürel kimlikler varlıklarını korusalar da bir ülkenin yurttaşları bu yeni iletişim araçlarıyla, 'küresel' düşünme ve aidiyet biçimleri ile hemhal oluyorlar. Başka bir deyişle, insanlar 'kendi' ülkelerinde, çalışma mekânlarında, evlerinde, ofislerindeki çalışma masalarında yaşamaya devam ederek, 'kültürler arası' pratikleri deneyimliyorlar." dedi.

 

Beyaz yakalılar göçü bir 'kurtuluş' yöntemi olarak görülüyor 

Küresel kapitalist sistemin ürettiği çaresizlik karşısında toplumun bir kesiminin popülizme sığındığını, eğitimli kesimin ise küresel olanla bağ kurmaya çalıştığını belirten Prof. Dr. Kentel Türkiye’de özellikle gençler, orta sınıf ve beyaz yakalılar için göçün temel bir çıkış yolu olarak algılandığını vurguladı. Uzaktan çalışma modellerinin de bu arayışın bir parçası olduğunu belirten Kentel, "Ülkelerindeki siyasal, toplumsal ve kültürel güç ilişkileri değiştikçe, özellikle orta sınıf, eğitimli ve beyaz yakalı insanlar için göç neredeyse en çok öne çıkan bir 'kurtuluş' yöntemi olarak görülüyor. 'Uzaktan göç' gibi pratikler de özellikle kültürel sermayesi güçlü olan insanların fiziksel ya da dijital düzeyde küresel ekonomik ağların içine girme çabalarına işaret ediyor." şeklinde konuştu.

 

Zihinsel göç ve yabancılaşma tehlikesi 

Tarihsel süreçte Anadolu ve Türkiye topraklarının sürekli bir göç havzası olduğuna değinen Kentel, günümüzdeki esas yeniliğin "fiziksel olarak gitmeden, zihinsel ve ruhsal olarak gitmek" biçiminde belirdiğini kaydetti. Bu durumun transkültürel bağları güçlendirirken bir yandan da bireyde güçsüzlük hissi yarattığını ifade eden Kentel, "Bu durum bir yandan kültürlerarası ya da 'kültürleri aşan' (transkültürel) bağları güçlendirirken yani toplumsal bağları çeşitlendirip, aynı zamanda çok daha geniş bir dünya önümüze düşerken, bu dünya karşısında güçsüzlük duygusu da birlikte gelişiyor. Bu güçsüzlük duygusu karşısında ise popülizm 'yatıştırıcı' bir yanılsama üretiyor. Ancak ne yazık ki, bu durum insanın hem kendine hem de o eşsiz dünyaya 'yabancılaşmasına' neden oluyor." diye belirtti.

 

Global güvensizlik ve tersine göç 

Son dönemde Batı ülkelerindeki barınma ve ekonomik krizler ile yükselen yabancı düşmanlığı nedeniyle gündeme gelen "tersine göç" tartışmalarını küresel kapitalizmin yarattığı güvensizlik iklimine bağlayan Prof. Dr. Kentel, ulus-devletlerin adeta "cemaatleşmiş" yapılara dönüştüğünü savundu. İnsanların ellerindeki sermayeye göre hareket ettiğini vurgulayan Kentel, "Böyle bir güvensizlik halinde bir zamanların 'ilerlemeci', 'modernist' ulus-devletleri adeta 'cemaatleşmiş' bir toplum fikrine hapsoluyorlar, bu yüzden örneğin bütün dünyada popülizmin versiyonu olan sağ ya da aşırı sağ hareketler ve yabancı düşmanı, ırkçı partiler güçleniyorlar. Bu güvensizlik karşısında 'çözüm' olarak kendilerine yeni bir imaj inşa ediyorlar. Hirschman'ın dediği gibi, sahip olduğunuz ekonomik, kültürel, sosyal ya da 'duygusal' sermayenize göre terk edebilir, sadakat gösterebilir ya da sesinizi çıkarabilirsiniz. Ya da bambaşka bir açıdan bakarak, artık küresel bir dünyada yaşıyoruz; umut ve umutsuzluk sadece bir ülkeye özgü bir durum değil; ne yaşarsak küresel olarak yaşıyoruz." şeklinde konuştu.

 

Gündelik hayat toprağın altındaki humus gibidir

Geleceksizlik hissi yaşayan ve gitmekle kalmak arasında sıkışan üniversite gençliğine umut aşılayan Ferhat Kentel, toplumun dipte akan güçlü bir değişim potansiyeli taşıdığını söyledi. Sosyolojik düşüncenin sadece yazılı düzeni değil, dip dalgaları da gösterdiğini ifade eden Kentel, "Her halükârda toplum inanılmaz güçlü potansiyel taşıyan bir 'fabrikadır'. Gündelik hayat, toprağın hemen altında olan ama hemen görünmeyen humus gibidir, yani sadece toprağın üstündeki tezahürlere bakarak sonuç çıkarmakla yetinemeyiz. Sosyolojik düşüncenin görmemize yardım ettiği sosyal süreçler, toplumlar tarihinin sadece 'düzen' inşalarının değil, 'hareketlerin' de tarihi olduğunu gösterir. Değişim bazen mırıldanarak, bazen sokaklara inerek, bazen oy vererek ortaya çıkar. Şimdiki gençlerin sıkışmışlığının içinden çok zengin yeni dillerin üreyeceğini düşünüyorum. Bunun için de esas olarak o dilleri zenginleştirecek başkalarıyla 'karşılaşmaları' sürekli kılmak gerektiğini düşünüyorum." dedi.

 

Haber: Dilan Şahin

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00