Tarihi ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkan Aydın, Antik Dönem’de önemli bir yerleşim yeri olmuştur. Efes, Milet, Didyma gibi antik kentleri, tiyatro kültürünün köklerini oluşturan yapı taşlarıdır. Bu tarihi alanlar, tiyatronun sadece bir sanat dalı olmanın ötesinde toplumsal bir olgu olduğunu da göstermektedir. Aydın’ın kültürel kimliğinin şekillenmesinde kuşkusuz en çok tiyatro emekçilerinin payı vardır. Bu bağlamda Aydın’da tiyatro emekçileri Ümit Kutbay, Oğuz Arslan ve Ecem Günaydın ile röportaj gerçekleştirdik.
Kariyer yolculuğu
Sahne sanatlarında uzmanlaşan ve kendi kurdukları tiyatro oyunlarıyla sanatseverlerle buluşan Oğuz Arslan, “Bodrum Şehir Tiyatrosu kurslarına katıldım. Oradan da farklı bir özel eğitim kurumuna geçerek 4 yıllık eğitim aldım. Şimdi de İstanbul Topkapı Üniversitesi sahne sanatları tezli yüksek lisans yapıyorum. Aynı zamanda da tiyatro faaliyetlerimi kendi kurduğumuz ‘Tiyatro Meftun’ adı altında devam ettiriyorum.” şeklinde kendisini tanıttı. Küçük yaşta baleyle tanıştıktan sonra bunu tiyatro ile buluşturan Ecem Günaydın ise, “Aslında benim sanat kariyerim, baleyle başladı, 7 yaşından beri bale yapıyorum. 2015’de Samsun Devlet Opera Balesi’nde göreve başladım. Covid-19 dönemiyle birlikte Bodrum’a geri döndüm. Balerin rolü dolayısıyla beni çağırdıklarında tiyatroyla tanıştım. Bir daha da bırakamadım. ‘Tiyatro Meftun’da oyuncu olarak devam ediyorum. Hem de dersler veriyoruz.” diyerek kariyeri hakkında bilgi verdi. İlk deneyimi ilkokul yılllarına uzanan Ümit Kutbay tiyatro yolcuğunu ise, “Tiyatro sahnesine çıkmam ilkokul dönemlerime kadar gidiyor. İlk sahne deneyimim okulun ‘Müsamere ve Temsil Kolu’ çalışmalarında oldu. O dönemde sahnelediğimiz ‘Karagöz-Hacivat’ oyunu ile klasik deyimle sahne tozu yutmuştum. Devamında tiyatro sevdası beni hiç terk etmedi. Sonraki yıllarda farklı merkezlerde tiyatro eğitimlerim ve sahne deneyimlerim oldu. Günümüzde de aktif olarak özel bir tiyatro topluluğunda oyun sahnelemeye devam ediyorum.” diye ifade etti.
Sahne performansında ilham veren sanatçılar
Tiyatrocuların, enerjisinden beslenmeyi seçtiği sanatçılar vardır. Oğuz Arslan, Genco Erkal’dan etkilendiğini ve Ezgi Mola’yı takdir ettiğini vurguladı. Ecem Günaydın, Türkiye’de koreografi anlamında Beyhan Mörfi ve Oktay Keresteci’nin idolleri arasında olduğunu söyledi. Ümit Kutbay ise örnek alınacak tiyatro duayenleri arasında Ferhan Şensoy, Erol Günaydın ve Münir Özkul’u işaret etti.
Finansal zorluklar
Tiyatronun hem maddi hem manevi zorluklarıyla ilgili olarak Arslan, “Başa çıkamıyoruz. Çok zorlanıyoruz. Şu anki gelişen enflasyonda bilet fiyatlarının artması gerekiyor ama kendi ihtiyaçlarımızı giderebilmemiz için bilet fiyatlarını arttırdığımız zaman da seyirci azalmaya başlıyor. Dolayısıyla bilet fiyatlarını daha minimal tutup, bir şekilde geçinmeye çalışıyoruz. Aslında finansal olarak enflasyonun yükselmesi en çok bu sektörü vurdu. Umarım her şey düzelir.” diye belirtti. Tiyatronun finansal zorlukları hakkında ek işler yapmak zorunda kalınabildiğini belirten Günaydın konu hakkında, “Aslında hayatımızı sadece sanat yaparak idame ettirmemiz gerekirken pek çoğumuz farklı meslekler de yapmak durumunda kalıyoruz. Tiyatronun maddi zorluklarıyla ek işler yaparak başa çıkıyoruz.” dedi. Özel tiyatroların maddi olarak ayakta kalmasının oldukça zor olduğundan bahseden Kutbay konu hakkında görüşlerini “Her işin maddi veya manevi zorlukları vardır ama özel tiyatroların artan giderler karşısında çok zor şartlarda devam edebildiklerini söylemek gerekir. Giderleri karşılamak için belirlenen bilet fiyatları da izleyici için yüksek gelebiliyor ve izleyicilerin azalmasına sebep oluyor. Bu da tiyatrocuların manevi olarak da yıpranmasına yol açıyor. Maddi ve manevi olarak yıprandığınızda baş etmek çok kolay olmuyor.” şeklinde dile getirdi.
“En önemlisi çok gezin”
Tiyatro ile ilgilenen sanatçıların içerisinde bulunduğu konum, toplumsal bakış açısı, kentin çizdiği sınırlar dolayısıyla mesleğe yansıyan bazı kısıtlılıkları bulunmaktadır. Bu fiziksel, psikolojik, sosyolojik kısıtlılıkların genç tiyatroculara yansımaktadır.Bu bağlamda Arslan, Aydın’da genç tiyatroculara, cesur olmayı önerdi. Bu konuda, Günaydın, “Bence çok okuyun, izleyin ve gezin. En önemlisi çok gezin. Aslında bir elin parmağını geçmeyecek kadar insan yapıyor bu işi ve dönüp dolaşıp o insanlarla aynı sahneyi paylaşma hissi bile bence çok önemli. Bu yüzden tiyatrocularla tanışın.” dedi. Tiyatro sanatçıları sahnede karşılaşılan zorluklar arasında ışık, ses, salonların fiziksel yetersizliği gibi teknik sorunların bulunduğunu vurguladılar. Kutbay ise tiyatroda karşılaşılan yerel sınırlılıkların tiyatro salonlarının fiziksel yetersizliğine değindi.
Tiyatroda en çok heyecanlandıran rol
Arslan tiyatro yaparken kendisini en çok heyecanlandıran rollerin “kötü” roller olduğunu söyledi. Ecem Günaydın ise müzik eşliğinde gerçekleştirilen oyunların onu heyecanlandırdığını dile getirdi. Ümit Kutbay ise sahnenin hangi rolde olursanız olun heyecanlandıran bir yer olduğuna, yönetmenin belirlediği karakterin heyecanlanmak için yeterli olduğuna dikkat çekti.
“Hep yabancıların oyunlarıyla yola devam etmeye çalışıyoruz”
Yerel eserlerin sahnelenmesinde eksiklik olduğunu düşünen Arslan, “ Genelde biz kendi tiyatromuzu sevmiyoruz. Bence yeterli ölçüde önemsemiyoruz, benimsemiyoruz. Hep yabancıların oyunlarıyla yola devam etmeye çalışıyoruz. Oysa kendi tiyatromuzu daha çok öğrensek ve desteklesek daha iyi olur. Bence inanılmaz proje ve eserler var. İnsanlar yerelde sadece tek kişilik oyunlara yöneliyor ama bence tiyatro çok kişiyle, çok seyirciyle olursa adını dolduran gerçek bir tiyatro oluyor. 1960’lı ve 1970’li yıllarda yazılan çok güzel eserlerimizi uyarlayabiliriz. Onları performans sanatına, modern oyunlara, danslara dönüştürebiliriz.” şeklinde konuştu. Günaydın, daha cesur olmaya ve kendi eserlerimizi daha çok sergilemeye seyircinin de ihtiyacı olduğunun altını çizdi. Kutbay ise yerel eserlerin daha sık seyirciyle buluşturulmasının önemini vurguladı.
“Aydın halkı çok şanslı”
Aydın’da geçmişten günümüze yapılan tiyatro faaliyetlerinin şehre kayda değer katkıları bulunmuştur. Aydın’daki tiyatro kültüründe atılıma gidilmesi gerektiğini belirten Arslan, “Aydın halkı çok şanslı. Mükemmel bir tiyatro salonu var. Devlet tiyatroları bile gelip bu sahneden ölçü alıyorlarmış ama Aydın’daki tiyatro üretimi belki daha fazla olabilir. Yani halka daha çok tiyatro sunmak gibi bir atılıma gidilebilir.” şeklinde değindi. Tiyatronun şehre katkısından bahseden Ümit Kutbay, “Tiyatro da tıpkı diğer sanat dalları gibi toplumların gelişmeleri için önemli değerlerdir. Var olmaları için desteklenmeleri gerekmektedir. Bir önceki sorunuzda da belirttiğim gibi tiyatro salonu yetersizliği Aydın’ın kültürel gelişiminin önündeki en önemli engellerden biridir. Tiyatronun şehre katkısını kısa vadede gözlemlemeniz mümkün olmayabilir. Fakat uzun süreçte birbirini tetikleyen sanatsal faaliyetlerin, kültürel gelişmişliğe katkılarını ve bunun topluma yansımalarını gözlemlemek zor olmayacaktır.” diyerek toplumun kültürel gelişmişliğinin önünün açılması gerektiğine işaret etti.
“Yeterli seviyeye çıkarılması için biraz daha bütçe ayrılması lazım”
Tiyatroların desteklenmesi gerektiğini söyleyen Arslan, yerel tiyatrolar ile ilgili düşüncelerini, “Kültür Bakanlığı her yıl tüm özel tiyatrolara bir hibe vererek destek oluyor. Bunu biz evrak eksikliğinden dolayı kaçırıyoruz. Bence şu anki hükümetin tiyatroya desteği var ama yeterli mi? Değil. Yeterli seviyeye çıkarılması için biraz daha bütçe ayrılması lazım. Hükümetten farklı olarak belediyelerin özel tiyatroları daha çok desteklemesi, sahnelerini kullandırması gerekir. Her belediye, kendi yerel tiyatrosunu sahne vererek desteklemeli. Bence belediyeler daha fazla destek olmalı, hükümet ise destek seviyesini artırmalı.” şeklinde ifade etti. Kutbay, tiyatroların daha çok destek görmesi gerektiğini ifade ederken Günaydın ise bu tarz durumlarda prosedür gereği “destek” noktalarına takıldığının altını çizdi.
“Meddahlık geleneği bile bu topraklardaki tiyatro sanatının köklü geçmişine işaret eder”
Ülkemizde tiyatro ile ilgilenenlerin karşılaştığı toplumsal bir kalıba sığamayan tiyatrocular bulunmaktadır. Bu toplumsal algı konusunda karşılaştırmada bulunan Arslan, “1980’li ve 90’lı yıllarda toplumun tiyatroya desteği, hocalarımızdan gördüğümüz kadarıyla çok daha fazlaymış ama tabii çağ değiştikçe, yıllar geçtikçe, artık teknoloji geliştikçe özellikle çocuk tiyatroları konusunda ilgi çok azalıyor. Bunun böyle ilerlemesinde insanların evlerinde dijital platformda izleyici olmalarının etkisi çok fazla. Bir de artık online tiyatro da izlenebiliyor. Bunun gibi problemlerdeki toplumun etkisi, tiyatroculara da yansıyor. Arada bir soğukluk var.” diyerek açıklama yaptı. Tiyatronun toplumsal algısına dair Kutbay, “Tiyatro bizim toplumumuzda aslında var olan bir gerçeklik. Meddahlık geleneği bile bu topraklardaki tiyatro sanatının köklü geçmişine işaret eder. İçi boşaltılmaya, tiyatro sanatını değersizleştirmeye, tiyatro sanatçısını küçük görmeye çalışan kesimlere inat bu topraklarda doğan tiyatro sanatı, toplumda her zaman yer bulacaktır.” dedi.
Yaratıcılığın engelleri
Arslan ve Günaydın finansal kısıtlamaların yaratıcılığın önünde engel olduğunu belirttiler. Ümit Kutbay ise, “Toplumsal gelişmişlik düzeyi, kültürel faaliyetlerin fazla olmasıyla birlikte yükselir. Kültürel yozlaşma ve sosyal çürüme maalesef tüm sanat dalları gibi tiyatro sanatının da en büyük engeli.” dedi.
Arslan tiyatroyu hatırlamanın önemi ile, Günaydın tiyatroya destek çıkılması talebiyle, Kutbay ise sanatla kalabilme umudunu taşıyarak sözlerini tamamladılar. Aydın’da tiyatro sanatına katkı sunan değerli isimler ışığında bu köklü tarihe, bilgiye ilham sundukları ve sanatın içinden bir göz olarak aktarım yaptıkları için Oğuz Arslan, Ecem Günaydın ve Ümit Kutbay’a teşekkür ederiz.
Haber: Rojda Dolgun
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...
DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI
Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...