Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


TERSİNE GÖÇ YANILGISI: KIRSALIN HUZURU MU, METROPOLÜN ÇIKMAZI MI?

13.12.2025
Dosya

 

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) öğretim üyeleri Dr. Ali Erdem Akgül ve Dr. Nermin Yalçın, küresel ve yerel ölçekteki göç hareketlerini, tersine göçü ve kent-kır yaşamı arasındaki dinamikleri sosyolojik ve ekonomik açılardan değerlendirdi. Akademisyenler, göçün kültürel çatışmalardan ekonomik zorunluluklara, üretim faktörlerinden toplumsal algı yönetimine kadar uzanan etkilerine dikkat çekti.

 

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) bünyesinde kültür sosyolojisi, iletişim sosyolojisi ve gözetim gibi alanlarda çalışmalar yürüten Sosyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ali Erdem Akgül ile uluslararası ticaret ve makroekonomik konular üzerine çalışan Sultanhisar Meslek Yüksekokulu  İktisat Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Nermin Yalçın, toplumsal ve ekonomik dönüşümleri analiz etti.

 

Göçmen algısı ve kültürel çatışma

Toplumu ve toplumsal olayları incelediklerini belirten Dr. Ali Erdem Akgül, küresel ölçekte ve Türkiye özelinde göçmenlerin talepkâr yurttaşlık bilinci ile yerel bürokrasi ve halkın geleneksel beklentileri arasındaki çatışmaya değindi. Başlangıçta az sayıda göçe tepki gösterilmezken süreklilik kazanan göçlerin bir tehdit olarak algılandığını vurgulayan Akgül, yerel halkın kendi kültürünün, değerlerinin ve örfünün etkileneceği kaygısıyla direnç geliştirebildiğini ifade etti. Akgül, turizm bölgelerinde kazanç faktörü nedeniyle bu direncin daha az olduğunu, ancak Suriye iç savaşı sonrası Türkiye’ye yönelen kitlesel göçün yerel yurttaşlık kültürünü değişime uğrattığını ve bunun her zaman olumlu karşılanmadığını dile getirdi. Dünyanın büyük metropollerinde dahi haddinden fazla göçün demografik, sosyolojik ve ekonomik problemlere yol açacağı düşüncesiyle hoş karşılanmadığını aktaran Akgül, göçmenlerin daha ucuza çalıştırılmasının yerel halkta işsizlik kaygısı yarattığına dikkat çekti.

 

Entegrasyon sorunu ve eğitimdeki eşitsizlikler

Türkiye’de planlı bir entegrasyon süreci işletilmediğini savunan Akgül, Almanya örneğini vererek orada dil ve kültür eğitiminin zorunlu tutulduğunu, ancak Türkiye’de milyonlarca insanın plansız bir şekilde ülkeye giriş yaptığını hatırlattı. Almanya’daki Türk nüfusunun dengeli dağılımına karşın Türkiye’nin belirli bölgelerindeki yoğunluğun demografik yapıyı zorladığını ifade eden Akgül, sayısal çokluğun göçmenlerde yerel halka uyum sağlama yerine kendi kültürlerini dayatma eğilimi yaratabildiğini söyledi. Göçmen ebeveynlerin eğitim düzeyinin okullarda eşitsizlik yaratabileceğine değinen Akgül, dil bariyeri ve eğitimli ebeveyn desteğinin eksikliğinin göçmen çocukları dezavantajlı duruma düşürdüğünü belirtti. Yerel halkın, çocuklarının farklı kültürlerden gelen çocuklarla aynı sınıfta olmasını kültürel çatışma veya hijyen kaygılarıyla istemeyebildiğini aktaran Akgül, imkânı olan velilerin çocuklarını özel okullara yönlendirdiğini ifade etti. Ailelerin çocuklarına yönelik söylemlerinin çocuğun topluma bakışını şekillendirdiğini vurgulayan Akgül, ayrımcı söylemlerin entegrasyonu zorlaştırdığını dile getirdi.

 

Tersine göçün sosyolojisi: "elit" algısı ve gerçekler

Büyükşehirlerden küçük ilçelere göç eden orta sınıfın yerel halk tarafından statü sahibi veya "elit" olarak algılanmasını değerlendiren Akgül, kırsalda yaşayanların kentteki yaşamı imrenerek izlediğini ve kentteki tüm imkânlardan yararlanıldığını varsaydığını ifade etti. Türkiye’de kırsal nüfusun yüzde 15 seviyelerine gerilediğini ve köyde yaşayan nüfusun yaşlandığını belirten Akgül, kent yaşamının zorluklarına rağmen kırsaldaki insanların kente ve metropol yaşamına yönelik imrenme duygusunun devam ettiğini söyledi. Tersine göç konusunu ikiye ayıran Akgül, bir kesimin ciddi bir planlamayla dönüp üretim yaptığını, diğer kesimin ise metropolün stresinden kaçmak için fantezi boyutunda bir istek duyduğunu, ancak kırsalın zorluklarına adapte olmakta güçlük çekebileceğini dile getirdi. Akgül, tersine göçte rasyonel nedenlerin ve ekonomik koşulların belirleyici olduğunu vurguladı.

 

Sosyolojik bir tercih ile ekonomik bir zorunluluk iç içe

ADÜ Sultanhisar Meslek Yüksekokulu  İktisat Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Nermin Yalçın ise tersine göç hareketinin tek bir nedene indirgenmesinin zor olduğunu, sosyolojik bir tercih ile ekonomik bir zorunluluğun iç içe geçtiğini belirtti. Yalçın, pandemi sonrası esnek çalışma ve sakin yaşam isteğinin kırsalı bilinçli bir alternatif haline getirdiğini söyledi. Tablonun derinine inildiğinde asıl belirleyici faktörün büyükşehirlerdeki yaşam maliyeti krizi olduğunu dile getiren Yalçın, yüksek kiralar ve gıda enflasyonunun şehir hayatını ekonomik olarak sürdürülemez bir noktaya taşıdığını, bu durumun göçü bir tercih olmaktan çıkarıp bütçe odaklı bir kaçışa dönüştürdüğünü aktardı.

 

Ekonomik refah ve yaşam kalitesi

Şehirde asgari ücretle çalışan ile köyde üretim yapan kişilerin ekonomik durumlarını karşılaştıran Dr. Yalçın, temel geçim güvenliği sağlandığı ve maddi kaygı duyulmadığı takdirde köyde üretim yapan kişinin daha zengin olduğunu belirtti. İktisadi açıdan zenginliğin sadece cepteki nakit parayla değil yaşam kalitesiyle ölçüldüğünü vurgulayan Yalçın, şehirdeki asgari ücretlinin gelirini yüksek yaşam maliyetlerine ve strese harcayarak erittiğini, köydeki kişinin ise kendi emeğiyle reel refahını artırdığını ifade etti. Yalçın, köydeki huzur ve üretim özgürlüğünün şehirde parayla ikame edilemeyen, paha biçilemez bir sermaye olduğuna dikkat çekti. Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde yaşamın zorlaştığını belirten Dr. Akgül de memur maaşlarının standart olduğunu ancak küçük şehirler ile büyükşehirlerdeki alım gücünün ve yaşam standartlarının aynı olmadığını, bu durumun insanları rasyonel kararlar almaya ittiğini ifade etti.

 

Tarım arazilerinde spekülasyon riski

Tarımsal arazilerin yatırım aracı olarak görülüp hızla el değiştirmesinin iktisadi açıdan güçlü bir risk barındırdığını ifade eden Dr. Yalçın, tarım arazilerinin asli fonksiyonu olan üretim faktörü olmaktan çıkıp sadece sermaye kazancı beklenen bir finansal varlığa dönüştüğünde fiyatların arazinin gerçek verimliliğinden koptuğunu kaydetti. Spekülatif talebin fiyatları suni olarak yukarı çekmesiyle kırsal bölgelerde klasik bir varlık balonu oluştuğunu belirten Yalçın, bu durumun sadece fiyatları şişirmekle kalmadığını, toprağı gerçekten işleyecek olan üreticinin araziye erişim maliyetini de imkânsız hale getirerek tarımsal sürdürülebilirliği tehdit ettiğini vurguladı. Ekonomik etkiler bağlamında Dr. Akgül ise varlıklı göçmenlerin veya büyükşehirden gelenlerin taşradaki emlak ve pazar fiyatlarını yükselttiğini ifade ederek bu durumun yerel halkın alım gücünü düşürerek mağduriyet yarattığını ve tepkiye neden olduğunu dile getirdi.

 

Verimlilik, işgücü ve sosyal dönüşüm

Metropollerde trafikte günlük ortalama 2-3 saatin heba edildiğini, bu durumun iktisadi açıdan ölü zaman olduğunu ve devasa bir fırsat maliyeti yarattığını söyleyen Dr. Yalçın, bunun sadece zaman israfı olmadığını, yarattığı fiziksel ve zihinsel yorgunlukla iş gücü verimliliğini aşağı çeken negatif bir dışsallık olduğunu belirtti. Tersine göçün bu atıl zamanı geri kazandırarak teorik olarak verimliliği artırabileceğini ancak burada kritik bir yapısal koşul bulunduğunu ifade eden Yalçın, göç edilen lokasyonda katma değer yaratacak bir üretim ekosistemi ve istihdam altyapısının mevcut olup olmadığının önemine işaret etti. İktisat biliminin özünün kıt kaynakların en etkin şekilde tahsis edilmesi olduğunu hatırlatan Yalçın, tersine göçü sadece nüfus hareketi olarak değil ciddi bir beşerî sermaye transferi olarak görmek gerektiğini vurguladı. Yalçın, sürecin bir kalkınma hamlesine mi yoksa kaynak israfına mı dönüşeceğini bu sermaye akışının stratejik politikalarla yönetilip yönetilmediğinin belirleyeceğini sözlerine ekledi.

 

Sosyolojik dönüşüme dair analizlerinde sosyal medyanın algı yönetimindeki rolüne değinen Dr. Akgül, dijital platformlarda herkesin hayatını sorunsuzmuş gibi gösterdiğini ve bunun bir imaj çalışması olduğunu belirtti. Guy Debord’un "Gösteri Toplumu" kavramına atıfta bulunan Akgül, insanların artık sadece tüketmek değil, tükettiklerini göstermek istediklerini ve gözetim kültürünün ("Omnipticon") yaygınlaştığını ifade etti.

 

Günümüzde "ev genci" kavramının ortaya çıktığını ve gençlerin çalışmak yerine evde kalmayı tercih edebildiğini söyleyen Akgül, kuşak farkının 5-8 yıla kadar indiğini ve teknolojinin bu değişimi hızlandırdığını vurguladı. Konut tercihlerinin değiştiğine ve 1+1 evlerin yaygınlaştığına dikkat çeken Akgül, metrekarelerin küçülmesinin aile içi iletişimi olumsuz etkileyebileceğini ve şiddet eğilimini artırabileceğini aktardı. Son olarak Akgül, metropol hayatındaki değerler ile Anadolu’daki değerlerin farklılık gösterdiğini, yerel bölgelerde sosyal kontrolün daha yüksek olduğunu ve büyükşehirden gelen bireylerin bu kültürel farklar nedeniyle çatışma yaşayabileceğini ifade etti.

 

Haber: Damla Kocaoğlu

Fotoğraf: Mehmet Sait Çakır 

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00