Tel kırma sanatçısı Aynur Serinkan, Hun Türklerinden günümüze ulaşan, ilmek ilmek duygu taşıyan tel kırma sanatının tarihsel yolculuğunu, sabırla işlenen tekniklerini ve bu köklü mirasın modern dünyadaki sürdürülebilirlik gücünü ve tel kırma sanatının inceliklerini anlatıyor.
Tel kırma sanatı, tarihi Hun Türklerine kadar uzanan ve Anadolu’nun derinliklerinden süzülüp gelen kültürel bir işleme sanatıdır. Denizli’den Bartın’a uzanan bir coğrafyada çeyizlerin vazgeçilmez süsü olan bu işleme sanatı, gümüş ve altın tellerin becerikli kadın ellerinde hayat bulmasıyla şekillenir. Sadece bir süsleme tekniği olmanın ötesinde, özellikle ataerkil toplumlarda kadının sessiz dili haline gelen bu sanat, motifler, çiçekler ve geometrik şekiller aracılığıyla dile getirilemeyen duygu ve düşüncelerin kumaşa dökülmüş halidir. Kültür ve Turizm Bakanlığının düzenlediği Kültür Yolu Festivali kapsamında Aydın’ın Efeler ilçesinde bulunan Tekstil Park’ta gerçekleşen tel kırma atölyesinde görevli Kültür ve Turizm Bakanlığı İşleme Sanatçısı Aynur Serinkan ile görüştük.
Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Aynur Serinkan. 1966 yılında Aydın’da doğup büyüdüm. Annem eski kız teknik lisesinden mezun. Ben de küçük yaşlarda işleme sanatına dair teknikleri annemden öğrendim ve ilgi duydum. Annemin düsturuyla köşe çevirme, basit nakış ve işleme teknikleri öğrendim. Nakış ve işlemeyi küçük yaşta çocukken kavradım. Ortaokulu Kız teknikte okudum, daha sonra kendi isteğim ile ticaret lisesine geçtim. Üniversitede işletme okudum ve bitirdim. Yönetici asistanı olarak 12 yıl çalıştım. İşleme sanatına bu dönemlerde de devam ettim. Nazilli Halk Eğitim Merkezi kursundan gelen teklif ile işleme konusunda eğitimler vermeye başladım ve 13 yıldır işleme ustasıyım. 2017 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından işleme sanatçısı olarak seçildim. Tel kırma ve işleme konusundaki bilgilerimi de ilgi duyan ve bu işe gönül vermiş kişilere aktarmaya devam etmekteyim.
Tel kırma sanatının kökeni ve toplumsal değeri hakkında neler söylenebilir?
Öncelikle tel kırma bir işleme sanatıdır. Tel kırmanın yazılı kayıtlarda Hun Türklerinin izleri görülmektedir. Türk kültüründe ise Denizli’den Bartın’a gelin giden bir kızın çeyizine bu işlemeleri yaparak halka gösterdiği biliniyor. Tel kırmanın ilk görüldüğü yer Denizli Tavas olarak biliniyor. Tel kırma sanatında çok ince nüanslar var. Gelin ataerkil bir toplumda duygularını bu şekilde ifade ediyor. Eski göçebe yörükler ve eski Türk ailelerinde herkes duygularını ve düşüncelerini ifade edemiyor, özellikle kadınlarımız. Bu anlamda işleme sanatı ve tel kırma kişinin duygu ve düşüncelerini motif ve şekiller yolu ile ifade ediyor. Yani işleme sanatı onu yapanın kişinin dili, duygu ve düşünceleri oluyor. Kişi kendini bu şekilde ifade ediyor.
Tel kırma sanatının özellikleri nelerdir?
Tel kırma sanatında aranan en önemli özellik, çok iyi bir bakış açısı ve sevginizin olmasıdır. Bu sanatın birçok tekniği ve motifi vardır. Bu tekniklere çok iyi hakim olmanız ve severek zamanla öğrenmeniz gerekmektedir. Akarsu, dağ, ağaç, hayvan, çiçek, geometri ve mimari gibi birçok figürü tel kırma sanatı ile işleyebilirsiniz. Bu figürlerin hepsini daha çok kadınlar olmak üzere duygu ve düşünceleri ile işlemişlerdir. Tel kırma sanatında tel kırma iğnesi, kasnak ve teller kullanılır. Tel kırmanın en önemli özelliği kullanılan tellerdir. Bu teller gümüş, altın ve bakır gibi değerli madenlerden yapılır. Geçmiş yıllardan günümüze kadar da moda sektöründe ve işleme alanında kullanılır.
Tel kırma sanatı günümüzde yeterli desteği ve ilgiyi alıyor mu?
Öncelikle bu sanatın ilgi görmesi için kişinin zamanı olması lazım. Günümüzde en önemli aranan şey zaman. Günümüzde kadınlar, genellikle çalışıyor. Eskiden ataerkil bir toplum olmamızdan dolayı erkek çalışıp kadın evde arta kalan zamanlarında işleme de yapabiliyordu. Adı üzerinde, kaybolmaya yüz tutmuş sanatlar içerisinde yer alıyor bunlar. Tel kırma ilk basamak. Bunun daha üst basamakları da var. Hepsi için kastediyorum. Devletimizin özellikle son yıllarda bu alandaki çalışmaları çok iyi. Festivallerle bunu halka yayıyor. Burada bizim atölyemiz gibi ülkemizin farklı yerlerinde de bu şekilde tel kırma sanatı öğretilebilir, ilgi görmesi ve desteklenmesi lazım. Ne kadar çok ilgi, o kadar çok geri dönüş. Erkekler de var bu sektörde. Çünkü beyni sıfırlayan, revize eden, insanı dinginliğe sokan, ruha huzur veren bir sanat dalı olarak görüyorum. Boş zamanlarında herkese de öneriyorum. Bir uzman rehberlik eşliğinde bu sanata adım atabilirler ve gelecek nesillere taşıyabilirler. Bu sanatın atölyeler, işleme kursları ve kültür yolu gibi etkinlikler ile desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Tel kırma geçmişten günümüze hangi alanlarda kullanılmaktadır?
Günümüz modacıları bunları organik giyim adı altında dokuma kumaşları işleme olarak üst segmentte kullanıyor ve pazar bulabiliyor. Geçmiş yıllarda daha moda bir işleme sanatıydı. Bindallı ve gelinlik gibi kadın kıyafetlerinde de kullanılıyor. Benim evimde var mesela. Gelinlere giydiriliyor, onun kızı giyiyor, onun torunu giyiyor, eskimiyor. Bende 100 yıllık gelinlik var. Eski zamanlardan gelen bu kültür doğayı tüketmemek ve kültürü yaşatmak açısından çok önemli. Günümüzde kültürümüz o kadar değişti ki bir kıyafeti alıyor, 1-2 yıl giyiyor daha sonra ya satıyor ya çöpe atıyor. Ama eskiden kaliteli kumaş, kaliteli malzeme sayesinde çocuğunun çocuğu da giyebiliyor, taşıyabiliyordu. Japonya'da bir kadının kimonosu o kadar önemli ki kuşaktan kuşağa aktarılır. Bizde de var bu. Bizim bunu anlatmamız lazım, taşımamız lazım. Biz kadınlar olarak atölye ve işleme kurslarımızda abajur yapıyoruz, terlik yapıyoruz, çanta yapıyoruz. Bu şekilde günümüze taşıyoruz. Yaptığımız, emek verdiğimiz zanaatlarımızı ev tekstilinde ve giyim sektöründe kullanarak kendimizi geliştiriyoruz.
Haber: Furkan Kuyucu
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...