Diyarbakır’da başlayan yaşam yolculuğunu Anadolu’nun farklı şehirlerinde sürdüren ve Aydın’da kök salan Abdulkadir Turhan, sözlü tarih, yerel hafıza ve kent araştırmalarıyla Aydın’ın unutulan tarihini kayıt altına alıyor. Turhan, gazetecilikten yazarlığa uzanan süreci “sahaya dayalı tanıklık” üzerinden anlatıyor.
Diyarbakır’dan başlayıp Anadolu’nun farklı kentlerine uzanan yaşam yolculuğunu çalışma hayatı ve entelektüel birikimle şekillendiren Abdulkadir Turhan, 1994 yılında Aydın’a yerleşerek kentin tarihsel ve kültürel hafızasına yönelik araştırmalarıyla dikkat çeken isimler arasında yer almaktadır. 15 Şubat 1958’de Diyarbakır’da doğan Turhan, ilk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladıktan sonra Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde sürdürdüğü çalışma yaşamını Tekel Yaprak Tütün İşletmeleri Merkez Müdürlüğü görevinden emekli olmaya yakın bir dönemde sonlandırarak Aydın’a yerleşmiştir. Genç yaşlarda şiir ve öyküyle başlayan yazma serüveni dergi ve gazetelerde yayımlanmış. Günver Güneş ile birlikte “Cumhuriyetin 15. Yılında Aydın” eserleriyle Millî Mücadele ve Cumhuriyet döneminin yerel yansımalarını Büyük Vatan Savunmasında Çanakkale Savaşında Şehit Olan Aydınlıları ele almıştır. Ayrıca Turhan’ın “Aydın’da İz Bırakanlar” adlı araştırma dizisi kapsamında bu çalışmalar Aydın Gazeteciler Cemiyeti tarafından Yerel İnceleme Dalında ödüle layık görülmüştür. Tekel işçiliğinden emekliliğe, oradan da saha temelli araştırmacı yazarlığa uzanan süreci boyunca Turhan, bireylerin yaşam öykülerini, aile arşivlerini ve kent dokusundaki dönüşümü merkeze alarak Aydın’ın toplumsal ve kültürel belleğini kayıt altına almayı amaçlıyor. Bu araştırma haberinde, Turhan’ın kişisel yolculuğu ile Aydın’ın tarihsel değişimini bir araya getiren çalışmaları ele alınıyor.
Tekel işçiliğinden araştırmacı yazarlığa: Abdulkadir Turhan’ın hayat hikayesi
Abdulkadir Turhan, yazma serüveninin ortaokul ve lise yıllarında başladığını belirterek, “Ben Abdulkadir Turhan. 1958 Diyarbakır doğumluyum. Şiir, öykü yazmaya lise, ortaokul yıllarında başladım.” dedi. Edebiyata ilgisinin bir öğretmen yönlendirmesiyle geliştiğini ifade eden Turhan, “Ortaokulda edebiyat öğretmenim tarafından keşfedildim. Sen şiir yaz, bol bol oku dedi.” sözleriyle süreci anlattı. Bu dönemde okuma alışkanlığının arttığını, ilk şiir denemelerinin öğretmeni tarafından teşvik edildiğini ve lise yıllarında Kenan Onur’un yönlendirmesiyle yazma sürecinin devam ettiğini belirtti. Yazılarının Diyarbakır’daki yerel gazetelerde, özellikle Diyarbakır Söz Gazetesi’nde yayımlandığını söyledi. Meslek hayatında Maden Tetkik Arama ve Tekel’de çalıştığını aktaran Turhan, “Ben Maden Tetkik Arama’da ve Tekelde çalışırken köy köy, vilayet vilayet gezdik bu süreç bana birçok öykü kazandırdı.” dedi. Dönemin koşulları nedeniyle Aydın’a tayin istediğini belirten Turhan, “Çocuklarımın eğitimi için Aydın’a taşındım, sonra sevdim Aydın’ı.” ifadelerini kullandı. Aydın’a yerleşmesinin ardından yazma isteğinin yeniden güçlendiğini belirten Turhan, sözlü tarih yöntemini benimsediğini ve yazılı kaynaklardan çok yaşlı kuşaklarla birebir görüşmeler yaptığını ifade ederek, “Ailenin en büyüğü kimse, hikâyeyi en iyi bilen o oluyor.” dedi. Bu kapsamda bireylerin yaşam öykülerinin yanı sıra aile hafızalarını ve kuşaktan kuşağa aktarılan yerel anlatıları da kayıt altına aldığını belirtti. Ayrıca aile geçmişine değinerek, “Ben Arnavutum, babam Arnavut olarak Diyarbakır’a gelmiş, orada annemle tanışmış.” sözleriyle çok kültürlü bir aile yapısından geldiğini aktardı. Turhan, 2009–2014 yılları arasında hazırladığı “Güzelhisar-ı Aydın’dan Hasan Efendi ve Ramazan Paşa” adlı çalışmanın mahallelerin sosyal ve kültürel yapısını belgelediğini, çalışmasının yerel yöneticiler tarafından ilgi gördüğünü ve yetkililerin kendisine ulaştığını söyledi. 2014’ten itibaren “Aydın’a İz Bırakanlar” projesiyle kente katkı sunan kişilerin yaşam öykülerini kayıt altına aldığını da belirtti.
Kaybolan kent dokusu: Aydın’ın tarihsel ve kültürel dönüşümü
Araştırmacı-yazar Abdulkadir Turhan, Aydın’a 1990’lı yıllarda geldiğini belirterek, o dönemde kentin daha kırsal bir yapıya sahip olduğunu ve yalnızca şehir merkezinin bulunduğunu, Kemer, Pınarbaşı ve Ilıcabaşı gibi bölgelerin henüz gelişmediğini ifade etti. Demografik değişime dikkat çekerek, “Aydın’da Aydınlı yoktu, yerliler İstanbul, İzmir ve Ankara’ya göç etmişti.” dedi. Kentin tarihsel geçmişine değinen Turhan, Aydın’ın Beylikler döneminden de öncesine uzanan bir yerleşim olduğunu, çok sayıda ören yeri ve tarihî kalıntı bulunduğunu belirtti. Saray İçi bölgesi için “Sarayın kapısı ve bazı yapılar hâlâ ayakta.” bilgisini verdi. Otel Orhan arkasındaki kazıda ortaya çıkan saray kalıntılarının Koruma Kurulu’na bildirilmeden kapatıldığını ve alanın bugün otopark olarak kullanıldığını aktardı. Kentleşme sürecine ilişkin olarak Hasan Efendi Mahallesi’nin eskiden tek ve iki katlı evlerden oluştuğunu, Ramazan Paşa’daki yapıların ise günümüzde büyük ölçüde kafe ve barlara dönüştüğünü söyledi. Kültürel mekânlardaki değişimi, “Saray Sineması olarak bilinen Yeşilçam alanı artık kafe olarak kullanılıyor, Yağcılar Sokağı’ndaki eğri sebil çeşmesi de kaldırıldı.” sözleriyle anlattı. Cumhuriyet dönemi mimarisinin kaybolduğunu belirterek, “Eskiden Macar ustaların yaptığı sekiz ev vardı, şimdi bir tane kaldı, o da eski milletvekili Eyüp Şahin’in evi.” dedi. Kültürel etkinliklerin zayıfladığını vurgulayan Turhan, “Aydın’ın kurtuluşu etkinlikleri eskiden bir hafta sürerdi, şimdi eskisi gibi değil.” ifadelerini kullandı. Tralles Antik Kenti için alanın halka açılmasına rağmen defineciler nedeniyle zarar gördüğünü ve üst katın çöktüğünü belirtti. Ayrıca Asaf Gökbel’in evinin müze olabilecekken korunamadığını, eşyalarının kaybolduğunu söyledi. Kent hafızasına dair değerlendirmelerinde Rum nüfusunun izlerinin bazı ailelerde sürdüğünü ve bu ailelerle ilgili çalışmalar yaptığını ifade etti. Mübadele dönemine ilişkin gözlemlerini, “İnsanlar doğrudan anlatmasa da ‘biz kardeştik, savaş nereden çıktı’ diyerek ipuçları veriyorlar.” sözleriyle aktardı. Tarihî yapılara ilişkin olarak İmamköy’de Roma ve Bizans dönemine ait hamam ve köşk kalıntılarını, Kemer’deki Karaköprü su kemerinin ise restore edilmeyi beklediğini belirtti. Tarihî kişiliklerin unutulmasına dikkat çekerek Bedri Noyan ve Asaf Gökbel’in evleri ile eşyalarının korunmadığını ifade etti. Milli Mücadele dönemine dair olarak Esat İleri’nin TBMM açılışında Kur’an okuyan ve Ordu Müftüsü olarak görev yapan bir isim olduğunu ve mezarını tespit ettiğini söyledi. Araştırmalarının amacını ise, “Yazdığım kişilerin mezarlarını da araştırıyor, fotoğraflıyor ve kitaplarıma koyuyorum, çünkü bu hafıza korunmalıdır.” sözleriyle özetledi.
Aydın’ın yerel belleğini bireylerin yaşam öyküleri üzerinden kayıt altına alıyorum
Aydın üzerine yürüttüğü çalışmalarda sözlü tarih yöntemini benimsediğini belirten Abdulkadir Turhan, araştırmalarında bireylerin yaşam öykülerini ve aile arşivlerini merkeze aldığını ifade ederek, “Ben Aydın’da bireylerle birebir görüşerek yaşam öykülerini yazıyorum, ailenin en büyüğü kimse ondan randevu alıp hem şahsın yaşam öyküsünü hem de Aydın tarihini anlattırıyorum.” dedi ve süreci gündelik yaşam sorularıyla desteklediğini belirtti. Aile arşivlerine de ulaştığını söyleyen Turhan, “Bireyin albümünü istiyorum, aile albümlerine bakıyorum, Aydın’dan yayınlanmamış fotoğraf varsa yayımlayıp halka sunuyorum.” dedi. Kentteki toplumsal değişime dikkat çekerek, eskiden mahalle yaşamının daha dayanışmacı olduğunu, komşuluk ilişkilerinin güçlü olduğunu ancak günümüzde apartman yaşamıyla insanların birbirine yabancılaştığını ifade etti. Demografik yapıya ilişkin olarak Aydın’da yerli nüfusun azaldığını, farklı bölgelerden gelen grupların kendilerini Aydınlı olarak tanımladığını belirterek, asıl yerli Aydınlıları ve şehirden göç edenleri tespit etmeye çalıştığını söyledi. Kentteki tarihî yapıların dönüşümüne değinerek, Orhan Çiftçi’ye ait Çiftçi Köşkü’nün karakoldan kafeye dönüştüğünü ve bu durumun tarihî izlerin kaybolmasına yol açtığını ifade etti. Kültürel hafızaya ilişkin olarak Hidayet Sayın’ın Aydınlı bir tiyatro yazarı olduğunu, adına tiyatro salonu bulunmasına rağmen yeterince bilinmediğini söyledi. Ekonomik ve mekânsal dönüşümü değerlendirerek Nazilli’nin geçmişte Aydın’dan daha gelişmiş olduğunu, fabrikaların kapanmasıyla ekonomik canlılığın azaldığını belirtti. Kentleşme sürecine dair olarak, Aydın’a ilk geldiğinde şehrin köy görünümünde olduğunu, kerpiç evler ve hayvancılığın yaygın olduğunu, bugün ise apartmanlaşmayla yapının değiştiğini ifade etti. Aydın’a yerleşme sürecini aktararak 1994 Nisan ayında kente kesin olarak yerleştiklerini belirtti.
Aydın’a İz Bırakanlar: Kentin hafızasını yaşatmak istiyorum
“Aydın’a İz Bırakanlar” çalışmasını anlatan araştırmacı-yazar, amacının Aydın’ın tarihsel kimliğine katkı sunan isimleri kayıt altına almak olduğunu belirterek, tarihsel süreçte iz bırakmış kişilerin hatırasını yaşatmayı ve kentin kimliğini güçlendirmeyi hedeflediğini ifade etti. Bu kapsamda Aydınlı ya da Aydın’da yaşamış, tarih, siyaset, eğitim, sanat ve kültür alanlarında öne çıkan isimleri çalışmalarına dahil ettiğini belirten yazar, Asaf Gökbel, Mahmut Esat Bozkurt, Mustafa Kemal Yılmaz, Piraye Levent, İrfan Saylam ve Raif Aydoğdu’yu kentin tarihsel ve siyasal hafızasında önemli figürler olarak değerlendirdi. Eğitim alanında Fatma Nihan Arkay’ın modern fizik, kimya ve biyoloji öğretim sistemini Türkiye’ye kazandırdığını, Amerika, Japonya ve İngiltere’de aldığı eğitimi Türkiye’de uyguladığını, Ahmet Emin Arkay’ın ise Aydın’ın seçimle gelen ilk belediye başkanı olduğunu ve Adnan Menderes’i seçimde yenerek dikkat çektiğini aktardı. Sanat ve müzik alanında Atınç Emnalar, Emin Tenekeci ve Necdet Levent’i anan yazar, özellikle Necdet Levent’in eserlerinin ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya’daki üniversitelerde ders olarak okutulduğunu belirtti. Akademik alanda Prof. Dr. Atilla Alpbaz’ı çok yönlü bir bilim insanı olarak tanımladı. Tiyatro ve basın alanında Hülya Böceklioğlu, Yalçın Dinçer, Coşkun Kemer, Hilmi Tükel, Osman Becerik ve Semra Şener’i örnek gösteren yazar, Semra Şener’in Aydın’ın ilk kadın gazeteciler cemiyeti başkanı olduğunu ifade etti. Spor ve kültür alanında Cemil Karababa’nın Kıbrıs Barış Harekâtı sürecinde yer aldığını belirtti. Kent belleği kapsamında Alim Aydın’ın Aydın’da ilk asansörlü apartman ve betonarme yapıları inşa ettiğini; Coşkun Taş’ın Beşiktaş kariyeriyle kenti temsil ettiğini, Ünal Uyguç’un Efe heykeli ve şehitlik anıtlarını yaptığını, Barış Selçuk’un görev başında hayatını kaybettiğini, Ahmet Konaklı’nın Aydın’ın ilk dershanesini açan öğretmen olduğunu ve Ünal Aktaş’ın kırmızı belediye otobüslerinin son şoförü olarak kentin simgesel isimlerinden biri olduğunu belirterek bu kişilerle röportajlar gerçekleştirdiğini aktardı. Araştırma sürecinde saha çalışmalarına önem verdiğini vurgulayan yazar, Leman Kısa örneğinde olduğu gibi aile bireyleriyle yapılan görüşmelerin belirleyici olduğunu ifade etti. Didim’in eski adının Milet olduğunu belirten yazar, mübadele ve şehitlik çalışmaları kapsamında Genelkurmay arşivlerinden yararlandığını, Didim’e yerleşen aileler ve Afro Türk kimliği üzerine sözlü tarih görüşmeleri yaptığını dile getirdi. Aydın’ın ekonomik tarihine değinerek Eyüp Şahin’in Cumhuriyet’in ilk yıllarında un üretimi ve ihracatla önemli bir marka oluşturduğunu, ancak bu üretim geçmişinin yeterince bilinmediğini vurguladı. Çalışmasını, Aydın’a katkı sunan kişileri araştırıp röportajlarla kayıt altına alarak kentin hafızasını canlı tutmayı amaçlayan bir kent belleği projesi olarak tanımladı.
Gazetecilikte dönüşüm: Dijital çağ, tarafsızlık ve bilgi güvenliği
Uzun yıllardır köşe yazarlığı yaptığını belirten araştırmacı-yazar, gazetecilik mesleğinde geçmişte saha çalışmalarının daha yoğun olduğunu ifade ederek, “Eskiden ev ev dolaşıp ailelerin hayatlarını yazıyordum, gazeteye gönderiyor, oradan da internet sitelerine aktarılıyordu.” dedi. Dijitalleşme ve yapay zekânın bilgiye erişim biçimini değiştirdiğini belirten yazar, “Artık insanlar bilgi için doğrudan kaynaklara bakmak yerine Gemini gibi yapay zekâlara soruyor.” ifadelerini kullandı. Bunun bilgi doğruluğu açısından risk oluşturduğunu vurgulayarak, yanlış ve eksik bilgilerin kontrol edilmediğinde kalıcı hale gelebileceğini, bu nedenle sahadan veri toplama ve doğrulamanın önemini koruduğunu ifade etti. Gazeteciliğin dönüşümüne değinen yazar, basın ortamındaki değişimlerin mesleki bağımsızlığı zorlaştırdığını belirtti. Tarafsızlığın temel ilke olduğunu vurgulayan yazar, “Gazeteci her zaman dik durmalı, ben hiçbir siyasi yapıyla anılmam çünkü gazetecinin tarafsız olması gerekir.” dedi. Etik ilkelere bağlı gazetecileri saygıyla andığını, meslekte menfaat ilişkilerine dayalı yaklaşımları ise kabul etmediğini ifade etti.
Aydın’ın görünmeyen tarihine ışık tutan bu kapsamlı çalışmaları sayesinde geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir bağ kurma çabasının önemli bir örneğini oluşturmaktadır. Bu değerli araştırma ve anlatılar için Abdulkadir Turhan’a teşekkür eder, Aydın’ın kültürel ve tarihsel belleğini kayıt altına alma yönündeki emeklerinin yerel tarih bilincine katkı sunarak sürmesini temenni ederiz.
Haber: Melisa Ayhan
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...