Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


TASAVVUF MÜZİĞİNİN VAZGEÇİLMEZ ENSTRÜMANI: NEY

24.12.2022
Kültür Sanat

 

İnsan sesine en yakın enstrümanlardan biri olan neyi, 2012 yılında açılan sanat merkezinde ney eğitmenliği yapan Affan Taşkıran, bizlere anlattı.  Taşkıran, neyin insanlara etkisi hakkında, “Ney’in farklı bir alem olduğunu ve herkeste farklı bir his uyandırma gayreti” taşıdığını vurguladı.

 

Ney, tarihte ilk olarak Mezopotamya’da Sümerler tarafından kullanılmıştır. Ney, tarih sahnesinde yaşanan gelişmeleri ve farklı duyguları ifade etme aracı olmuştur. İnsanların yaşadığı farklı hissiyatların özgün bir biçimde dışa vurumunu sağlayan üflemeli bu enstrüman, şenliklerde ve matem günlerinde toplumun duygularına hitap etmektir. Eski çağlardan günümüze kadar koruduğu yapısını hala bozmadan devam ettiriyor.

 

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Ben, Affan Taşkıran. 12 Temmuz 1990 yılında, İstanbul Fatih’de doğdum. Çocukluğumdan beri müzik ile haşır neşir biriyim. 10-11 yaşlarında gitar çalıyordum. Liseyi, Kartal İmam Hatip Lisesi’nde okudum. Liseden sonra ise İstanbul Medeniyet Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı kazandıktan sonra yaklaşık 5 yıl boyunca Türk Musikisi ve ney dersleri aldım. Şimdi ise ney eğitmenliği ile beraber atölyemizde ney üretimi de yapıyorum.

 

 

Müzik serüveniniz nasıl başladı, sizi müziğe teşvik eden birisi oldu mu?

 

Halam, ünlü bir neyzen olan Ömer Erdoğdu’nun dersine kısa bir müddet katılmış. Neyle ilgisi kalmayınca evin bir köşesine süs olarak koymuş. Ben de gidip geldikçe görüp merak ediyordum ama öyle bir cesaretim olmamıştı. Ortaokuldayken cesaretlenip ney dersleri almak için halamdan neyini istedim. Ney sazı ile tanışmam bu şekilde gelişti. Ney eğitimi almak için bir hoca arayışına girdim ve Hüseyin Özkılıç hocamla tanıştım ve ondan dersler aldım. Bir müddet lise boyunca onun derslerine katıldım. Kendimi daha da geliştirmek için farklı hocalardan da ders aldım.

 

2006-2009 yılları arasında tanınmış Neyzen Ömer Erdoğdular ve Prof. Dr. Neyzen Ali Tan’dan dersler aldım. 2015-2019 yılları arasında İstanbul Medeniyet Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Türkiye’nin bilinmiş ney üstatlarından Prof. Dr. Ali Tüfekçi, Prof. Dr. Süleyman Ergüner ve Neyzen Başar Dikici’den dersler aldım. Şimdi ise hocalarımızla birlikte Üsküdar’da Hezarfen Sanat Atölyesi’nde hem ney eğitimi veriyor hemde ney üretiyoruz. 

 

Ney enstrümanını genel hatlarıyla bize tanıtır mısınız?

Ney çalgısı, eski çağlardan günümüze kadar çeşitli değişikliklere uğramıştır. Bugünkü yapısal şeklini Nayi Osman Dede ile bulmuştur. Atalarımızın da Orta Asya’da kullandığı bilinmektedir. Düğünlerde, şenliklerde ve ölümlerde toplumda heyecan ve şevk yaratmak, insanların duygularına hitap etmek için kullanılıyordu. Eski çağlarda din adamlarının ve toplumda önem görmüş kişilerin kullandıkları enstrümanlardan biridir. Türkler Anadoluya ilerleyince Ahmet Yesevi’nin neyleri ve kopuzları ile oraya yerleşmişlerdi. Kopuzları vasıtasıyla da hikmetlerini ve İslamiyet’i anlatmışlardır. Anadolu’nun Türkleştirilmesi ve İslamlaştırılmasında çok yol kat ettiler. Ney’in dini musikisi, önce Mevlana’nın neyzenlerinden Hamza Dede ile müziğimizde yerini almış, günümüzde ise Niyazi Sayın’a kadar ulaşmıştır. 7 perdeli ancak perdesi 3 oktav olan bu basit kamış çalgısı, insan sesine en yakın enstrümanlardan biridir.

 

 

Ney çalarken neler hissediyorsunuz?

Ney çalarken aslında dışarıdan görünenin aksine içeride bir çatışma yaşanıyor. Yani huşu içerisinde çalma gibi bir durum çok az oluyor. En azından ben çalarken öyle hissediyorum. Dışarıdaki dinleyene asıl onu hissettirmeye çalışıyoruz. Tabii ki bu saz, çok zor bir enstrüman. Her neyzen kendi sazında farklı duygular yaşayıp yaşatabilir. Ney, farklı bir alem ve herkese ayrı bir duygu hissettirir. Anlık duygu yükselmeleri elbet oluyor. Amacımız oraları hem karşı tarafa duyurabilmek hem de kendimizin öyle hissedebilmesini sağlamaktır.

 

Ney çalmayı öğrenmek uzun bir süreç midir?

Öğrencinin kesinlikle günde bir saatini neye vermesi gerekiyor. Bir ayda bu çalışma hızıyla 3-4 eser çalmayı öğrenir. Çalışma süresini artırırsa daha kısa sürede daha fazla eser öğrenebilir. Tamamen kişinin kendi çalışmasına ve yeteneğine bağlıdır. Diğer enstrümanlara göre ney sazı biraz daha zor. Bir sene sürecek olan çalışma sonucunda ise öğrenciler neyzen unvanını alabilir.

 

Ney eğitimi esnasında öğrencilere özellikle neleri tavsiye ediyorsunuz?

Ses ve tonlara odaklanmalarını belirtiyorum. İyi bir neyzen olmak çok sebat ister. Azminiz varsa her şeyin üstesinden gelirsiniz. Ney üflemeyi öğrenmek isteyen öğrencilerime, yeteneklerini ortaya çıkarmaları için düzenli ve istikrarlı bir biçimde çalışmaları gerektiğinin önemli olduğunu söyleyebilirim.

 

 

Ney nasıl üretilir ve hangi detaylar önemlidir?

Ney yapmak çok basit bir işlem gibi görünse de aslında ney açmak, tecrübe ve beceri gerektiren bir iştir. Öncelikle ney açmak isteyen kişi neyi üflemelidir ki ince ayarları yapabilsin. Çünkü sabit tonlu bir enstrümandır ve akort sırasında bir kez çalınır. Bununla birlikte her neyzenin kendi neyini yapabilmesi için en azından neyin akordu ile ilgili genel geçer kuralların farkında olması gerekir ki akorduna istediği hamleyi yapabilsin. Bu özelliği taşıyan neyzen için inanılmaz bir avantajdır. Ney, Kargı dediğimiz bir çeşit bitkiden elde ediliyor. Bu bitki Ege’den başlayıp Akdeniz ve Anadolu’nun iç kısımlarında da görülür. Kargı neyin ölçülerine göre kesilir. Daha sonra hangi akort yapılacaksa farklı boyutta parçalar kesilip neyin gövdesi hazır hale getirilir. Perdeleri, ölçülere uygun olarak açılır. Başına ve sonuna parazit tane dediğimiz koruyucu bir metal malzeme takıyoruz ve onu süslüyoruz.Güzel duyulabilmesi için de baş tarafına yani ağız tarafına başpare ismini verdiğimiz bir ağızlık takıyoruz. Bu parça genelde manda boynuzundan yapılıyor.

Ney temel olarak üç parçadan oluşur. Kargı dediğimiz ney kamışı, parazit ve başpareden oluşmaktadır. Diğer eklenen parçalar neyi yapan zanaat ustasının isteğine göre değişebilmektedir.

 

 

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ney üflemek, açmak ve öğretmek gönül işidir. Gönül her şeyin başıdır. Yunus Emre ne de güzel demiş: “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için, dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim.”



Haber & Fotoğraf: Kerem Cabbar

EN ÇOK OKUNANLAR

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

CUMHURİYET’İN İLK KADIN MUHTARI: GÜL ESİN

Mustafa Kemal Atatürk, her zaman Türk kadınını modern toplumun simgesi ...

HAMAMÖNÜ EVLERİ

Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

HAMUR YAĞI MUCİZESİ

Zeytinyağı mucizesini bilmeyen yoktur. Kalp ve damar sağlığı başta olmak ...

TÜRKİYE'NİN İLK MATEMATİK MÜZESİ

Aydın'ın Efeler ilçesinde, Türkiye'nin ilk matematik müzesi olma özelliğine sahip ...

DOĞUNUN SAKLI CENNETİ: CİLO DAĞLARI SAT BUZUL GÖLLERİ MİLLİ PARKI

Hakkari’nin Yüksekova ilçesine bağlı, 3 bin 400 rakımlı Saklı Cennet ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00