Tüketicinin pazarda veya manavda karşılaştığı yüksek etiket fiyatlarının ardında yatan gerçekler neler? Tarlada 5 liraya satılan bir ürün nasıl oluyor da tüketiciye 60 liraya ulaşıyor? Sektörün kilit isimleriyle yaptığımız görüşmeler faturanın sadece "aracılara" kesilemeyeceğini, sorunun temelinde tarımsal plansızlık, yüksek maliyetler ve kayıt dışı ekonominin yattığını gözler önüne seriyor.
Türkiye’de son yılların en çok tartışılan konularının başında gıda enflasyonu ve tarım ürünlerindeki fiyat dengesizliği geliyor. Üretici emeğinin karşılığını alamamaktan, tüketici ise fiyatların yüksekliğinden şikayetçi. Ancak tarladan sofraya uzanan o uzun zincirin halkalarına mercek tutulduğunda, meselenin basit bir "fırsatçılık" algısından çok daha karmaşık ve yapısal sorunlar barındırdığı görülüyor. İzmir Halciler Derneği Başkanı Orhan Doğan, hal esnafı Faruk Koç ve pazarcı esnafı Muharrem Kahraman ile sektörün durumuna baktık.
Tarımsal planlama eksikliği ve yüzde 25'lik devasa israf
Meselenin makro boyutunu değerlendiren İzmir Halciler Derneği Başkanı Orhan Doğan, Türkiye'nin tarımsal potansiyeli ile ulaştığı nokta arasındaki tezatlığa dikkat çekiyor. Dünyada artan nüfus ve daralan tarım arazileriyle birlikte tarıma dayalı üretim yapan ülkelerin "süper güç" konumuna geldiğini belirten Doğan, Türkiye'nin yapısal eksikliklerine şu sözlerle vurgu yapıyor: "Resmi rakamlara göre ülkemizde yılda 60 milyon ton sebze ve meyve üretilmektedir. Ancak bu üretimin sadece yüzde 10'u ihraç edilebiliyor. Sebze ve meyve üretiminde dünyada sekizinci sırada olmamıza rağmen, ihracatta maalesef on birinci sıradayız. Örneğin; ampul ışığında domates üreten Hollanda, ihracatta dünya birincisi." Doğan, ihracatın düşük olmasının temelinde yüksek üretim maliyetleri, yetersiz teşvikler ve ürünlerdeki ilaç kalıntısı sorunlarının yattığını belirtiyor. Ancak asıl çarpıcı tablo iç piyasada ortaya çıkıyor: "60 milyon ton ürünün yüzde 10'u ihraç edildikten sonra, kalan kısmın tam yüzde 25'i tarlada zayi oluyor. Geriye kalan yüzde 70 iç piyasada tüketiliyor ve bunun da yüzde 50'si kayıt dışı. Bir ürün bir yıl para yaparsa, ertesi yıl üç misli ekiliyor. Arz fazlası ve plansızlık yüzünden ürünler tarlada çürümeye terk ediliyor. Türkiye'de mutlak surette 'Üretim Planlaması' yapılması şarttır."
Matematik yalan söylemez: 5 liralık ürün nasıl 60 lira oluyor?
Tüketicinin en çok sorduğu "Tarlada 5 lira olan ürün nasıl 60 lira olur?" sorusunun cevabını ise yıllarını sektöre vermiş hal esnafı Faruk Koç veriyor. Koç'un yaptığı maliyet analizi, görünmeyen "gizli giderleri" gün yüzüne çıkarıyor: "Vatandaş haklı olarak tarladaki fiyatla tezgahtaki fiyatı kıyaslıyor. Ancak dalında 5 liraya alınan bir ürünün tüketiciye ulaşana kadar geçirdiği evreleri hesaplamak zorundayız. Dalında 5 lira olan ürün için sırasıyla şu masraflar yapılıyor:
Toplama maliyeti: 5 TL
Tasnif ve ayıklama: 4 TL
Ambalajlama: 3 TL
Buzhane (soğuk hava): 4 TL
Fire oranları: 3 TL
Hal giderleri: 3 TL
Nakliye: 3 TL
Vergi: 2 TL
Tüm bu temel lojistik ve operasyonel maliyetler eklendiğinde, tarladan 5 liraya çıkan ürünün haldeki maliyeti zaten 32 lirayı buluyor. Hal içinde satış beklerken verilen firelerle birlikte bu ürün pazarcıya veya manava 40-45 lira bandında satılıyor. Hal böyle olunca ürünün tezgahta 60-65 liraya satılması kaçınılmaz oluyor."
Gecenin karanlığından gündüzün sıcağına: Pazarcının gerçekliği
Tedarik zincirinin son ve tüketiciyle yüz yüze gelen halkası olan pazarcı esnafı da durumdan memnun değil. "Çok para kazanıyorlar" algısının gerçeği yansıtmadığını belirten pazarcı esnafı Muharrem Kahraman, esnafın hayatta kalma mücadelesini şu sözlerle özetliyor: "Biz pazarcıların mesaisi gece 12'de başlar, sabaha kadar sürer. Gecenin o saatinde hale uğrayıp tezgahta satacağımız malları seçeriz. Tüketiciler için fiyatlar elbette yüksek, onları çok iyi anlıyoruz. Ancak bizim tarafımızda da ağır bir yük var. Nakliye ücretleri, tezgahta çalışan elemanların yevmiyeleri, belediyeye ödediğimiz işgaliye ücretleri, vergiler, ambalaj (poşet) giderleri ve nakliye derken günün sonunda kazancımız sanıldığının aksine çok düşük kalıyor. Düşünüldüğü gibi kimse bu sistemde devasa paralar kazanmıyor."
İzmir Halciler Derneği Başkanı Orhan Doğan, hal esnafı Faruk Koç ve pazarcı esnafı Muharrem Kahraman’a verdiği bilgiler için teşekkür ederiz.
Haber: Ayhan Önaç
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...