Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


SOSYAL MEDYA, EDEBİYAT İÇİN TEHDİT Mİ, YOKSA YENİ BİR RÖNESANS MI? KİTAP KÜLTÜRÜNÜ DİJİTALDE YAŞATMANIN SIRLARI

14.12.2025
Kültür Sanat

 

Instagram'da “Betüldenkitapyorumları” adıyla 173 bin takipçiye ulaşan içerik üreticisi Betül Palacı, edebiyatın dijital dünyadaki yerine dair konuştu. Palacı, kitap fenomenliğini bir "köprü görevi" olarak gördüğünü belirtirken, sosyal medyanın, basımı duran eserlerin bile yeniden okurda merak uyandırmadaki  gücünden bahsetti.

 

İçinde yaşadığımız dijital çağ, okuma alışkanlıklarını tehdit mi ediyor, yoksa edebiyata yeni bir kapı mı açıyor? Betül Palacı, bu sorunun cevabının "ikincisi" olduğunu düşünüyor. Palacı, kitap kültürünün dijital dünyada yaşatılmasını "mühim bir konu" olarak tanımlarken, okuma tutkusunu paylaşma arzusuyla birleştirerek çıktığı bu yolda, sosyal medyayı bir "nimet" olarak gördüğünü belirtiyor. Palacı ile, dijital platformların kitap seçimlerindeki rolünden, geleneksel okur topluluklarından farklarına ve ünlü "Ben Kim miyim?" serisiyle kitaplara nasıl yeni bir hayat verdiğine odaklanarak, sosyal medyada kitap kültürünün geleceğini konuştuk.

 

Kendinizden bahseder misiniz? 

Ben Betül Palacı. 3 Nisan 1990 doğumluyum. İzmirliyim ve Kıbrıs'ta yaşıyorum. Tatlı bir bebeğin annesi, müthiş bir adamın eşi ve harika bir annenin kızıyım. Okumayı çok sevdim, seviyorum ve seveceğim. 7 senedir de sosyal medyada kitap ve edebiyat üzerine içerik üretiyorum.

 

Sizi sosyal medyada kitap ve edebiyat temelli içerik üretmeye iten şey neydi? Ve nasıl bir amaçla bu yola çıktınız?

Bu, tamamen içimden gelen bir şeydi çünkü her şeyi okumak arzularım arasında. Hayatım boyunca okudum. Okuduğumu bilenler ve bana güvenenler devamlı benden kitap önerisi, kitap yorumu istiyordu. Genel olarak paylaşmayı çok seviyorum. Hele bu bir "fikir" olunca bambaşka hissettirdi. Bu düşünceden yola çıkarak paylaşma kavramını başka bir boyuta taşıdım. Sosyal medya aracılığıyla okuduklarımı sunacaktım. Bu yolu bir evrim süreci takip etti ve bugüne kadar geldim. Temel amacım, "paylaşmak".

 

Sosyal medyada kitap fenomeni olarak anılmak size ne ifade ediyor?

Bu yakıştırılan bir sıfat ve sosyal medyada bu sıfatla tanınmak harika bir şey. Çok özel hissettiriyor. Amacım asla ticaret ve ortaklık yönünde olmadığı için bu işin maddi kısmıyla ilgilenmedim. Ben burada tamamen bir köprü görevi gördüğümü, karakterleri yeniden hayata döndürerek kitabın sesi olduğumu düşünüyorum. Paylaşma ve aktarma amacı ile çıktığım bu yolda bir ün sonucu bu alanda bir otorite olmak güzel bir şey ama en güzeli, insanların beğenisini kazanmak ve onlara bu anlamda değer katmak. 

 

“Sosyal medyada kitap kültürünün yaşatılması” konusunu nasıl tanımlıyorsunuz? Sosyal medya kitap okuma alışkanlığına zarar mı veriyor, destek mi oluyor?

Dijital dünyanın içinde yaşıyoruz; bundan kaçış yok. Kaçmaya gerek de yok. Önemli olan bu dünyaya ruhu koyabilmek. Sosyal medya eleştiriliyor, biliyorum. Ama benim bakışım net: Eğer insanlar artık fiziksel olarak bir araya gelemiyorsa, kitap kültürü dijitalde yaşamaya devam etmeli. Çünkü yoksa yok olur. Bence sosyal medya doğru kullanıldığında müthiş bir alan. Bir genç, bir videoya denk geliyor ve “Bu kitapta bir şey var, beni çağırıyor” diyorsa… İşte bu kültürün yaşaması demek. Ama “içerik tüketeyim de kitap okumayayım” algısı varsa, o zaten sosyal medya değil; tercih meselesi. Ben kimseyi okumaya zorlayamam, ama okuyanların yolunu aydınlatabilirim.

 

Genç okurların kitap seçimlerinde ve motivasyonlarında sosyal medyanın rolü ne? Bir kitap önerisinin beğeni sayısı, okuma eyleminin önüne geçebilir mi?

Beğeni sayısı kitabın ruhundan büyük olamaz. Olmamalı da. Gençlerin dönem algısı popülerlik üzerinden akıyor, biliyorum. Ama ben şöyle bakıyorum: Kim ne okuyorsa okusun, yeter ki okusun. Kimsenin iç dünyasını yargılayamayız. Biri acısından kaçmak için fantastik okur. Biri kendini bulmak için klasiklere gider. Bir başkası çağdaş roman seçer. Hepsi doğrudur. Önemli olan şu: Derinlik. İnsan bir kitaba niye yöneldiğini bilirse, o okuma zaten büyür. Ve evet, sosyal medya bu yönlendirmede etkili. Ama okuma eyleminin önüne geçemez. Çünkü kitabı açınca yalnız kalıyorsun; orada beğeni yok, sadece sen varsın.

 

İçerik üretirken izlediğiniz yol ve dikkat ettiğiniz noktalar nelerdir? Geri dönüşler ne şekilde oluyor?

Günümüz dijital dünyasında her alanda olduğu gibi, kişiyi kendine çekebilmek en büyük başarıdır. Bizim içeriğimiz kitap ve edebiyat. Bu alanla ilgilenen ve seven kitle ülkemizde ve dünyada her daim olacak. Önemli olan bu içeriği süslemek ve ilgi çekmek. Benim bir yılı aşkın süredir devam ettiğim "Ben Kim miyim?" adlı bir serim var. Okuduğum ve bana dokunan kitapların özellikle başkarakterlerini tirat yoluyla tanıttığım bu seride; bir gün Raskolnikov, bir gün Anna Karenina, bir gün Dorian Gray, başka bir gün ise Kleopatra olabiliyorum. Bu seriye ekleyeceğim kitapları okurken aldığım notlar ile bir tirat metni hazırlıyorum ve o kitaptaki karakteri canlandırarak yaklaşık bir dakikalık videolar ile kişiyi o kitaba çekebiliyorum.

Bu içerikteki kitaplar asla tanıtım ve ticari amaçlı olmuyor. Burada önemli olan duygu ve derinlik. Her daim istediğim, hoşuma giden, bana dokunan ve bahsettiğim derinliği hissettiren kitapları tercih ediyorum. Benim ölçüm izlenme değil. Geri dönüşler değişir, bazen az bazen çok izlenir. Bir video çok beğenilirken bir diğeri daha az beğeni alır. Bu yüzden benim buradaki tek ölçütüm canlandırdığım karakterin ruhunu izleyiciye geçirip geçiremediğim. Gelen tepkiler genelde olumlu oluyor. Özellikle "Ben Kim miyim?" serisine ilk başladığımda geri dönüşlerde heyecan ve şaşırma duygusu sezdim. “Bunu daha önce kimse böyle yapmamıştı.” diyorlar, bu benim için her şeyden değerli. 

 

Dijital okur topluluklarını, geleneksel topluluklardan ayıran yönler neler?

Dijital dünyada "karşı tarafı maruz bırakma" özelliği var. İnsanlar buna maruz kalabiliyor. Bu maruz kalma kötü değil, doğru içerikle karşılaşınca insanın ruhuna temas eder. Benim yaptığım da tam olarak bu. Geleneksel yöntemlerde bir ortamda, kulüpte, grupta veya dernekte planlı ve programlı şekilde toplanıp edebiyat konuşuluyordu. Sosyal medyada ise bir edebiyat topluluğunda zaman ve mekân derdi yok. Herhangi bir yerde bir kitabı öğrenebiliyorsunuz veya öğretebiliyorsunuz. 

 

İçeriklerinizdeki kitapları neye göre belirliyorsunuz? Popüler kitaplar ile az bilinen eserlere dönüşler arasındaki fark ne boyutta? 

Tamamen duygu temelli tercihler oluyor. Bir kitabı okuyorum ve bu kitaba "Ben Kim miyim?" videosunu çekmem lazım diyorum. Veya tam tersi de olabiliyor: Kitap bittikten sonra bir bağ kuramıyorum ve o kitaptan içerik çıkmayabiliyor. Kitabın popülaritesiyle ilgilenmiyorum asla. Hikâyesini beğendiğim ve "Bunu insanlar okumalı!" dediğim kitapları paylaşıyorum. Bu bazen kült bir eser oluyor, bazen ise herkesin adını ilk defa duyduğu kitaplar. Bir videomda, basımı duran ve örneğinin çok az bulunduğu "Leziz Kadavralar" kitabına yer verdim ve bu oldukça ilgi gördü. Bana geri dönüşlerde en çok sorulan soru, "Kitap hiçbir yerde yok, nereden tedarik edebilirim?" oldu. Bu, yayınevinin dikkatini çekti ve kitap yeniden basıldı.  Bir sosyal medya videosu, basımı durmuş kitabın yeniden gündeme gelmesini ve talep edilmesini sağladı. Edebiyatta amaç, merak duygusunu kamçılamaktır. Ve bu, sosyal medya sayesinde daha güçlü bir hâle geldi.

 

Sizin de icra ettiğiniz bu işin, sosyal medyadaki geleceği nasıl şekillenir?

Bu kültür, sosyal medya ortamında iyi bir kullanıcının elinde sonuna kadar ve en iyi şekilde gider. Önemli olan sıradan olmamak. Dışarıdan bakıldığında, dijital ortamda kitap tanıtımını herkes yapabilir; bu doğru. Ama önemli olan özgün olmak ve bu devamlılığı sağlayıp, kültürü yaşatabilmek. "Ben Kim miyim?" serisi ile bir boyut ve derinlik kazandırdığımı düşünüyorum. Ve bunun gibi içerikler arttıkça yönelim ve teşvik de paralel şekilde artacaktır muhakkak. Tabii söylediğimiz gibi bu, iyi bir kullanıcının elinde mümkün. Ben kendi adıma bu işi sadece sosyal medyada bırakmayı düşünmüyorum. “Ben Kim Miyim?” serisi zaten bir karakter evreni. İleride kısa film, tiyatral mini seriler ya da farklı konseptlerde daha derin işler üretmek istiyorum. 

 

Son olarak okurlarımıza vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Okumaktan kaçmayın. Okuduklarınızı da saklamayın. Çünkü bir kitap bazen insanın kendi sesini duyduğu tek yerdir. Başkalarının ne dediğini önemsemek yerine, kendi merakınızı takip edin. Soru sormaktan vazgeçmeyin; merak eden insan büyür. Kendi doğrularınızı yaşayın, çünkü başkasının doğrusu sizin hayatınıza değer katmaz.

 

Bu keyifli ve ufuk açıcı sohbet için Betül Palacı'ya içtenlikle teşekkür ediyoruz. Okurlara verdiği, "Okumaktan ve soru sormaktan vazgeçmeyin" mesajının tüm kitapseverlere ulaşmasını diliyoruz.

 

Haber: Berat Güneş 

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00