Sanat, bazen geçmişin izlerini taşıyan nesnelere yeniden dokunmak, bazen de zihnin derinliklerindeki görülerle tuvalde buluşmaktır. Eskiyle yeninin, somut nesnelerle sezgisel dünyaların birleştiği bu üretim süreci, hem zamana meydan okuyan eşyaları dönüştürüyor hem de özgün hikâyelere hayat veriyor.
Yıllarca sürdürülen kurumsal kariyerin ve masa başı işlerin ardından alınan radikal bir karar, bu anlayışı somut bir üretim alanına dönüştürdü. İlaç sektöründeki görevinden istifa ederek Aydın’a yerleşen Gökçe Çipli’nin kurduğu küçük dükkân, kısa sürede hem antika objelerin restore edildiği hem de sezgisel tuvallerin hazırlandığı bir atölyeye dönüştü.
"Eski eşyaları incelemeyi, onların taşıdığı hikâyeleri keşfetmeyi hep çok sevdim"
Sanatçının görsel üretimle bağı, ortaokul ve lise yıllarında aldığı resim eğitimlerine dayanıyor. Yükseköğrenimini Ziraat Fakültesinde tamamladıktan sonra ilaç sektöründe çalışan Çipli, içindeki sanat isteğiyle yaklaşık dört yıl önce Bursa’daki işinden istifa edip memleketi Aydın’a döndü. Çocukluğunda annesinin dükkânında geçirdiği günlerden ilham alarak eski eşyalara ve antikacılığa yönelen sanatçı, bu kararını şu sözlerle anlatıyor: "Eski eşyaları incelemeyi, onların taşıdığı hikâyeleri keşfetmeyi hep çok sevdim. Bize sunulanın sadece fiziksel bir nesne değil, onun arkasındaki yaşanmışlıklar olduğuna inanıyorum. Memlekete döndüğümde ‘Ne yapabilirim?’ diye düşünürken, bu çocukluk tutkumu profesyonel bir işe dönüştürmeye karar verdim." Aydın’da açtığı küçük antikacı dükkânını kısa sürede resim atölyesine dönüştüren Gökçe Çipli, burada hem özgün tuvaller üretiyor hem de antika restorasyonu yapıyor.
Meditasyondaki görüden boyut kapılarına: Spiritüel dönüşüm
Resim tarzındaki değişim, aile çevresindeki farklı alanlar ve kişisel deneyimleriyle şekillendi. Akrabalarından birinin numerolog, bir diğerinin ise enerji çalışmaları yapan bir tıp doktoru olduğunu belirten sanatçı, bu sohbetlerin etkisiyle kuvvetli hislerinin üretimine yön vermeye başladığını söylüyor. Eskiden manzara resimleri yaptığını ancak yaşadığı bir tecrübeden sonra tarzını değiştirdiğini belirten Çipli, spiritüel temalara geçiş sürecini şöyle anlatıyor: "Bir meditasyon anında zihnime bir görü geldi. O görüden sonra spiritüel resimler yapmaya başladım. İşte o zaman ‘Evet, benim asıl yönelmem gereken alan buymuş’ dedim. Boyut kapıları, bir yerden başka bir yere geçişler… Spiritüel çalışmalara başladıktan sonra artık klasik manzara resimleri çizmemeye başladım. Sadece özel bir sipariş gelirse manzara çiziyorum, kendi serbest üretimimde tamamen bu boyutlar arası geçişlere odaklanıyorum."
Birleşen semboller: Kişiye özel tablo hikâyeleri
Kişiye özel sipariş alırken müşterinin sevdiği renkleri, bağ kurduğu bitkileri ve sembolleri öğrenerek tablolarına ekleyen sanatçı, çalışma yöntemini geçen yıl hazırladığı bir tablo örneği üzerinden anlatıyor: "Normalde bir müşteri sizden bir at resmi istediğinde, kırda koşan bir at çizer geçersiniz. Ben ise sipariş alırken sorular soruyorum: Hangi renkleri seversiniz, hangi ağaç ya da bitki size iyi gelir, at dışında görmekten hoşlandığınız bir hayvan var mı? Müşterim çınar ağacını, kelebekleri ve yusufçukları çok sevdiğini söylemişti. Günün sonunda öyle bir tablo çıktı ki, atın arka ayakları bir çınar ağacından doğuyordu, yani çınar ağacının devamı attı. Başının etrafında ise helikopter böcekleri ve kelebekler uçuşuyordu. Karşı tarafı çok mutlu eden, sadece ona özel ve hikâyesi olan işler yapmayı seviyorum."Çalışmalarında ilk düşüncesinin süreç içinde şekillendiğini vurgulayan sanatçı, "Bir şeyle başlıyorum ama resim bittiğinde asla düşündüğüm şey olmuyor. Resmin içinde resim doğuyor ve birdenbire hepsi organik bir bütünlük kazanıyor." ifadelerini kullandı.
Hüzünlü bir hatıra: İngiliz müzayedesinden gelen tablo
Atölyede satmak istemediği özel eserlerin de bulunduğunu belirten Gökçe Çipli'nin koleksiyonunda, bir İngiliz müzayedesinden aldığı tablo özel bir yer tutuyor. Evladını kaybeden kadın bir sanatçıya ait bu eserle kurduğu bağı şu sözlerle dile getiriyor: "Sanatçısının vefatından sonra müzayedeye çıkan bu tabloyu zaman zaman kendi düzenlediğim mezatlarda sergiliyorum. Ancak onunla kurduğum duygusal bağ nedeniyle ayrılmak istemiyorum, bu yüzden satılmasını önlemek adına bilerek çok yüksek bir fiyat belirliyorum." Tabloda öne çıkan annelik ve kayıp teması, sanatçının kendi yaşam deneyimleriyle de duygusal bir bağ kurmasını sağlıyor.
Sanatta ekonomik gerçekler
Sanat üretiminin ekonomik boyutuna değinen Çipli, bir esere harcanan emek ile piyasadaki maddi karşılığı arasındaki dengesizlikten de söz ediyor. Bazen 15 gün boyunca üzerinde çalıştığı bir tablonun hak ettiği değeri görmediğini ifade eden sanatçı, serbest çalışmalarını satmak yerine ileride açmayı planladığı kişisel sergisi için biriktiriyor. Bağımsız bir sanatçı olarak üretim yapmanın zorluklarına dikkat çekerken, özgün tarzından ödün vermeden çalışmalarını sürdürüyor.
Atölyenin bir diğer faaliyeti: İnternet mezatları
Atölyedeki bir diğer çalışma alanı ise çevrim içi mezatlar. İlk başlarda alıcı olarak katıldığı internet mezatlarını zamanla kendisi organize etmeye başlayan sanatçı, dükkânındaki antika objeleri ve restore ettiği eserleri Türkiye’nin dört bir yanındaki meraklılara ulaştırıyor. Mezatlar ve antika satışı, resim üretimiyle birlikte atölyenin temel işlerini oluşturuyor.
"Hiç düşünmeden direkt sanatın peşinden giderim"
Ziraat mühendisliği eğitimi ve geçmişteki kurumsal iş deneyiminin ardından bugün tamamen sanatsal üretime odaklanan Gökçe Çipli, “Bugün 18 yaşına dönme şansınız olsa hangi yolu seçerdiniz?” sorusuna hiç duraksamadan yanıt veriyor:"Hiç düşünmeden direkt sanatın peşinden giderim."
Gökçe Çipli’nin yolculuğu, konfor alanını bırakıp hayallerin peşinden gitmenin o kadar da imkânsız olmadığını gösteriyor. Masada bırakılan kurumsal bir kariyer, memlekete dönüş ve sıfırdan kurulan bir atölye... Aydın’da tuvalden taşan renkler ve yıllara meydan okuyan antika nesneler, kendi yolunu çizmek isteyen herkes için oldukça samimi ve cesaret verici bir hikâye sunuyor.
Haber: Beyza Dağlı
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...