Uzundere köyünde şap hastalığı nedeniyle dört hayvanını kaybeden besici Mustafa Ayer, 500 bin TL’ye yakın masraf yaptığını belirterek, yetkililerin hastalığa karşı "Pandemi gibi bir kapatma" uygulamamasını eleştirdi. Aydın Celepler, Besiciler ve Sütçüler Odası Sekreteri Mehmet Çağlar Yörük ise kaçak hayvan sevkiyatlarının salgını uzattığını belirtti. Veteriner Hekim Harun Orhan ise Asia-1 tipi virüsün yayılımını artırdığını ve aşılama programının yetersiz kaldığını vurguladı.
Türkiye hayvancılık sektörünü bu yıl derinden sarsan ve ülkenin dört bir yanına yayılan Şap (Ağız ve Tırnak) hastalığı salgını, üreticileri hem ekonomik hem de psikolojik açıdan büyük bir yıkımla karşı karşıya bıraktı. Görüştüğümüz Uzundere köyünden Besici Mustafa Ayer, dört hayvanını kaybetmesine rağmen yaklaşık 500 bin TL tedavi masrafı yaptığını ve tazminat almadığını belirtirken, salgınla mücadeledeki en büyük eksikliğin "Pandemi gibi ciddi bir karantina" uygulanmaması olduğunu vurguladı. Öte yandan, Celepler, Besiciler ve Sütçüler Odası Sekreteri Mehmet Çağlar Yörük, hayvan pazarlarının kapanmasına rağmen kaçak hayvan sevkiyatlarının hastalığı sürekli canlı tuttuğunu ifade ederek kurallara uyulmamasını eleştirdi. Hastalığın ölümcül etkileri, tedavi süreçlerinin zorlukları ve özellikle yeni görülen Asia-1 tipi virüsün yayılımı hakkında bilimsel açıklamalarda bulunan Veteriner Hekim Harun Orhan ise, aşılamadaki gecikmeler ve halktaki aşı karşıtlığının mücadelenin önündeki en büyük engeller olduğunu gözler önüne serdi.
Üreticinin feryadı: 500 bin TL zarar ve tazminat yokluğu
Uzundere köyünde hayvancılıkla uğraşan Mustafa Ayer, şap hastalığının kendileri için büyük bir yıkım yarattığını dile getirdi. Ayer, hayvanlarında ilk kez burunlarında kabarma ve ağızlarında salya gibi tipik belirtiler gözlemlendiğini, veterinerin teşhisiyle tedavi sürecine başladıklarını anlattı. Bu süreçte dört hayvanını kaybettiğini belirten Ayer, "Kurtarabilmek için 400-500 bin TL civarında para harcadık." diyerek maddi kayıplarının boyutunu ortaya koydu. Tedavilerin kısmen başarılı olduğunu, üç ineği kesime göndermek zorunda kalmalarına rağmen bazı hayvanların tedavi süreçlerinin hala devam ettiğini ekledi. Hastalık öncesinde %40’lık bir düşüş yaşadıkları süt veriminin, tedaviden sonra dahi %10-20 oranında düşük seyrettiğini aktardı. Ayer, bankalarla sıkıntılı bir borcu olmamasına rağmen, bu süreçte hiçbir tazminat veya destek almadığını belirtti.
“Pandemi gibi bir kapatma olabilirdi”
Besici Mustafa Ayer, hastalığın yayılımını önleme konusunda yetkililerin ciddi ihmali olduğunu şu sözlerle açıkladı: "Şap hastalığının çok iyi bir şekilde bizlere anlatılması lazımdı. Bir de geç kalınmış. Pandemi gibi bir kapatma olabilirdi. Ancak öyle bir durum olmadı." Aksine, hâlâ hayvan sevkiyatlarının yapıldığını gördüklerini belirten Ayer, karantinayı delmeye çalışanlara karşı yaptırım uygulanmamasını eleştirdi. Celepler, Besiciler ve Sütçüler Odası Sekreteri Mehmet Çağlar Yörük de Ayer'in eleştirilerini destekleyerek, alım satımların durması, hayvan pazarlarının kapanması ve hayvanların izole edilmesi gibi tedbirlere rağmen hastalığın bölgede sürekli olarak nüksetmesinin temel sebebinin dışarıdan hayvan alım satımları ve kurallara uymayan kaçak göçek iş yapanlar olduğunu belirtti. Yörük, üyelerini uyardıklarını ancak kuralsız ticaretin, sağlıklı hayvanlara virüsün bulaşmasına ve kısıtlamaların uzamasına yol açtığını vurguladı.
Yeni virüs tipi ve aşılama savaşları
Veteriner Hekim Harun Orhan, şap hastalığının viral yapısını ve ne kadar tehlikeli olduğunu detaylıca açıkladı. Daha önce ülkede genellikle A ve O tiplerinin görüldüğünü ancak bu sene Asia-1 tipi serotipinin ülkeye hakim olduğunu ve bunun çok yaygın bir pandemiye sebep olduğunu belirtti. Orhan, hastalığın insanlara da bulaşabildiğini ancak insanlarda ölümcül veya genel durumu etkileyen ciddi bir lezyon oluşturmadığını ifade etti. Asıl mücadelenin ise aşılama programında yaşandığını kaydetti: "Memleketimizde bu tip (Asia-1) daha önce gözükmediği için devletin elinde bu tipe karşı üretilmiş aşımız yoktur. Bu da aşılamayı geciktirmiştir. Aşının istenilen derecede bağışıklık oluşturup oluşturmadığı kontrol edildiğinde, doğru aşı yapılmış olmasına rağmen hayvanın yeterli bağışıklık dozunu oluşturamadığı görüldü." Orhan, bağışıklık oluşmamasının hastalığın yayılımını artırdığını, bunun ikinci sebebinin de maalesef halktaki duyarsızlık, gizli saklı hayvan alım satımı ve özellikle aşı karşıtlığı olduğunu vurguladı.
Ekonomik çöküş ve besici desteği beklentisi
Şap hastalığının ekonomik etkileri yalnızca tedavi maliyetleriyle sınırlı kalmadı. Veteriner Orhan, hastalığın dil ve tırnaklardaki ciddi enfeksiyonlar nedeniyle hayvanın yem alımını düşürdüğünü, bunun da süt veriminin düşmesine, ciddi zayıflamaya ve hayvanın sağmal hayvan olarak kullanılma özelliğini kaybetmesine yol açtığını anlattı. Ayrıca, tırnak lezyonlarının hayvanın topallamasına neden olduğunu ve hastalık geçse bile tırnakların tedavisinin 1-2 ay sürdüğünü ekledi. Oda Sekreteri Yörük, hayvan pazarlarının kapanmasının hayvansal anlamda ticaretin bitmesi anlamına geldiğini belirtti. Mevcut durumda et fiyatlarının (530-560 TL) üreticiyi kurtaracak seviyenin (750 TL) çok altında olduğunu vurguladı. Yörük, hastalığın kontrol altına alınmasının ardından devletin destek olması gerektiğini düşündüklerini, gerek yem, gerek bakım gerekse veteriner hizmetleri konusunda öneriler sunduklarını ve bu yönde çalışmalar yapılacağı haberini aldıklarını aktardı.
Çözüm önerisi: Taşımacılıkta otokontrol ve sabır çağrısı
Oda Sekreteri Yörük, hastalığa karşı alınan ilk tedbir olan hayvan pazarlarının kapatılmasını başarılı bulduklarını, ancak asıl çözümün canlı hayvan taşıyan araçların kontrol altına alınması önerisiyle geldiğini belirtti. Yörük, kaçak taşımacılığın önüne geçmek için Tarım ve Orman Bakanlığı'na, nakliye standartlarının (kulak küpesi, pasaport, uygunluk) getirilmesi ve oda üyelerinin araçlarının belgelendirilmesi için öneride bulunduklarını, bu öneri neticesinde kolluk kuvvetlerinin kaçak hayvan taşıyanları tespit ettiğini ve cezai işlemler uyguladığını söyledi. Yörük, son olarak yetiştiricilere seslenerek: "Az daha sabretsinler, bu günler geçecek. Aynı zamanda devletimizin de bu konuya hassas davrandığını bilsinler. Ticaret başladığı zaman devletimizin yine destek olacağını düşünüyorum." diyerek umut verdi. Veteriner Hekim Orhan ise farkındalık düzeyinin artırılmasının ve aşılama, karantina gibi bilimsel yöntemlere uymayanların eğitilmesinin önemini vurguladı.
Sonuç olarak şap hastalığı pandemisinin yarattığı bu ekonomik ve hayvansal kriz, gösteriyor ki sorunun çözümü sadece veterinerlik hizmetleriyle sınırlı değil. Besici Mustafa Ayer'in dile getirdiği, "pandemi gibi bir kapatma" çağrısı, salgının yayılımını durdurmada karantina kurallarına sıkı sıkıya uyulmasının ne kadar hayati olduğunu ortaya koydu. Oda Sekreteri Mehmet Çağlar Yörük'ün önerdiği gibi, canlı hayvan taşıyan araçların denetlenmesi ve kaçak sevkiyatların önlenmesi gibi otokontrol mekanizmalarının hızla ve kalıcı olarak devreye alınması, virüsün damdan dama sıçramasını engellemenin kilit noktasıdır. Veteriner Hekim Harun Orhan'ın dikkat çektiği Asia-1 tipi virüse karşı aşılamadaki gecikmeler ve halktaki aşı karşıtlığı ise devletin bilimsel mücadele çabalarını boşa çıkaran en büyük yapısal sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu zorlu süreç, yetiştiricilerin, "Efendim bizim zamanımızda oluyordu. Biz bunu çaya götürüyorduk, çayda ayaklarını yıkıyorduk, ağızlarını tuzla yıkıyorduk, gelip geçiyordu." tarzı eski söylemler yerine, insanların aşılama, karantina ve dezenfeksiyon gibi bilimsel yöntemlere uyması için eğitimin gerekliliğini gösterdi. Bu krizin kalıcı olarak aşılabilmesi için atılması gereken adımlar, görüşülen tüm tarafların beklentilerini yansıttı. Üreticilere düşen görevler, Mehmet Çağlar Yörük ve Harun Orhan'ın vurguladığı gibi, öncelikle karantina kurallarına uymak, kaçak sevkiyattan kaçınmak ve bilimsel yöntemlere dayalı aşılama ve dezenfeksiyon programlarına destek olmaktır. Sektörün temsilcileri, devletin rolünün ise tarımsal ticareti yeniden canlandıracak teşvik mekanizmalarını hızla devreye almak, Mustafa Ayer'in dile getirdiği gibi bu tür salgınlara karşı hızlı ve etkili karantina tedbirlerini uygulamak ve Harun Orhan'ın işaret ettiği gibi yeni virüs varyantlarına karşı aşı geliştirme altyapısını kalıcı olarak güçlendirmek olduğunu belirttiler. Bu iş birliği sağlanmadığı takdirde, hayvan varlığını ve ulusal ekonomiyi tehdit eden bu salgın döngüsünün, her an yeniden alevlenme riski taşıması kaçınılmaz bir sonuç olarak öngörülmektedir. Bizlere değerli vaktini ayıran Besici Mustafa Ayer’e, Celepler, Besiciler ve Sütçüler Oda Sekreteri Mehmet Çağlar Yörük ve Veteriner Hekim Harun Orhan’a teşekkür ederiz.
Haber: Büşra Oflaz
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...