Anahtar, insanların ilk yerleşim yerlerine ve toplu yaşam kültürüne geçtikleri dönemden itibaren hayatlarına girmiştir. Kilitlerin ve anahtarların hikayesinin milattan önce 4 bin yılına kadar uzandığı düşünülmektedir. İlk anahtar ve kilit sistemlerinin Antik Mısır ve Mezopotamya’da temelleri atılmış ve günümüze kadar gelişerek evrilmiştir.
Anahtarlar geçmişten günümüze, insanlık tarihinde büyük bir rol oynamıştır. Eski zamanlardaki anahtarlar, güç simgesi ve soyluluk belirtisi, aynı zamanda sanatı yansıtan bir araç olarak kullanılmıştır. Anahtarların materyallerinin geçmişten günümüze farklılık gösterdiğini, hatta günümüz teknolojisi sayesinde anahtarların dijitalleşerek hayatımızdan çıkmasının, güvenlik anlayışını köklü bir şekilde değiştirdiğini söyleyebiliriz. Eski anahtarların hikayelerini bizlerle paylaşan antikacı Mustafa Kemal Kaya ve günümüzdeki anahtarcılık zanaatı ile ilgili anahtarcı Sedat Gümüştaş ve Cemal Başaran ile görüştük.
Güvenlikten sanata
Anahtarlar sadece kapıları açmakla sınırlı kalmaz, ayrıca eski toplumların kültürel değerlerini yansıtan bir sanat formudur. Bu durum hakkında Kaya, “Eski toplumlardaki anahtar ustaları, ürettikleri anahtarlara kendilerini sembolize eden simgeler yerleştirirlerdi ya da bu anahtarlar kim için üretilmiş ise, o kişinin sanat anlayışını, itibarını ve gücünü detaylarla bezerlerdi.” şeklinde anlattı. Kraliyet armaları, dini figürler, yıldız ve gül motifleri, dalga desenleri görsel estetiğe uygun şekilde anahtarlara işlenirdi. Ayrıca antika anahtarların çeşitli ritüeller için kullanıldığını belirten ve mesleği ile ilgili yaşadığı bir anıyı bizlere anlatan Kaya, “Bazı insanların anahtarlar ile ilgili batıl inançları bulunmakta. Bir gün dükkanıma gelen bir müşteri, antika bir anahtar aradığını söyledi. Bunu ne için kullanacağını sorduğumda ise bana, ritüel yapmak için kullanacağını söyledi. Ancak ben yüzlerce yıllık antika anahtarların bu tür hurafeler için kullanılmasını etik bulmadığım için, o kişiye anahtar satmadım.” diyerek bu tür kötü amaçlar için, tarihi yaşatan anahtarların kullanılmasını doğru bulmadığını söyledi.
Anahtarların rütbedeki yeri
Eski anahtarların günümüzdeki amacından çok daha farklı olduğunu dile getiren Kaya, “Antika anahtarlar genellikle çok özenle işlenmiş ve sanatsal detaylarla süslenmiş parçalardır.” diyerek bu kıymetli antikaların sadece işlevsel değil, aynı zamanda sanat eseri ve her birinin yaşanmış bir kültürü olduğunu vurguladı. Rönesans Dönemi’nde soylular genellikle altın ve gümüş anahtarlar kullanırdı ve kendi soy sembollerini belirten simgeler işletirlerdi. Bu simgeler kişinin soyunun tarihini ve şerefini simgelerdi. Büyük ebatlı anahtarlar ise malikaneler ve saraylarda bir itibar şovuydu. O dönem ticaret ile uğraşanların ve casusların kullandığı bazı anahtarlar, şifreli sembollerle bir iletişim yolu sağlardı. Günümüzde anahtarlar, sanat anlayışından tamamen koparak, ustaların el becerileri ile şekillendirdiği, geleneksel bir zanaat haline gelmiştir.
El becerisi isteyen bir zanaattır
Günümüzde ise anahtarcılık, her ne kadar sanat anlayışından uzaklaşmış ve basit bir iş olarak görünse de, aslında güvenlik açısından son derece önemli ve dikkatle ele alınması gereken bir durumdur. Yaklaşık 40 yılını bu işe veren Gümüştaş, “Öncelikle şunu söylemeliyim ki anahtarcılık kesinlikle bir zanaattır. Çünkü anahtar yapımı tıpkı kunduracılık, marangozluk veya kuyumculuk gibi el becerisi ve uzmanlık isteyen bir yetenek işidir. Her anahtarın kopyalanabilirlik derecesi farklılık gösterebilir. Bazıları daha güvenli ve zorlayıcı teknik özelliklere sahip iken, bazıları ise daha kolay şekilde kopyalanabilir.” dedi. Anahtarların dayanıklı malzemelerden elde edildiğini dile getiren ve 20 yıldır bu işi sürdüren Başaran ise, “Kaliteli anahtarlar tamamen bakır ve paslanmaz çelikten elde ediliyor. Ayrıca anahtar yapımı el emeği isteyen bir sabır işi, zaten bu yüzden biz kendimizi, ‘zanaatkar’ olarak adlandırıyoruz.” şeklinde belirtti.
Güven çok önemli
Çalıştığı yıllar boyunca karşılaştığı durumları göz önünde bulundurarak bu işin bir de etik tarafına değinen Gümüştaş, “Etik bizim için çok değerlidir. Çünkü etiğe uymazsak insanlar ve bizler arasındaki güven zedelenir. İnsanların güvenliği tehlikeye girer ve işimizi sürdürebilmek için gerekli olan itibar sarsılır. Zaten çoğu işimizi polis kontrolü ile yapıyoruz.” şeklinde ifade etti. Kalıpların karışmaması ve daha önce üretilmiş anahtarların kullanılmaması için kalıpların veritabanına kaydedilmesi gerekli. Gümüştaş, “Güvenlik için bir anahtar üretildiğinde bu anahtarın kalıbı veritabanına kaydedilir. Çok küçük istisnalar dışında bu tür karışıklıklarla karşılaşmıyoruz. Ancak 20-30 yıl önce üretilmiş kalıplar şu anda da kullanılabilir. Yani zaman geçtikçe veri tabanına kaydedilen kalıp tekrardan kullanılabilir.” diye ekledi. Bu işi icra ederken güvenin ve dürüstlüğün önemli olduğunu belirten Başaran, “Herkese kapı açamayız, dolandırıcı ve hırsızlara çok dikkat etmeliyiz. Ev sahibi ve kiracı arasındaki sorunlarda da savcı kararı olmadan açamayız.” sözlerini söyleyerek bu işin sorumluluklarının önemine değindi.
“Ne yazık ki artık çırak yetişmiyor”
Bu işi çok severek yaptığını ve bu mesleği öğrenmenin altın bilezik olduğunu belirten ve yeni neslin anahtarcılığa merakla yaklaşmadığını söyleyen Gümüştaş, “Bu iş benim için bir tutku. İnsanların kapılarını açmak, onları zor durumlardan kurtarmak ve onlara güven hissi vermek benim için büyük bir mutluluk kaynağı. Günün her saatini bu işe ayırabilirim.” diye aktardı. Bu mesleğin küçük yaşlardan itibaren yapılması gerektiğini söyleyen Gümüştaş, “Anahtar kopyalama ve kilitleri çözme işi gerçekten el becerisi ve sabır isteyen bir iş. Bu becerilerin oluşabilmesi için öncelikle küçük yaşlardan başlayarak çıraklık yapmak gerekli. Ancak geleneksel anahtarcılık eğitimine olan ilginin azalması gibi sebeplerden, ne yazık ki artık çırak yetişmiyor. Bu durum, bu mesleğin sonunu getirebilir. Çocuklarım bile bu mesleğe pek fazla ilgi duymuyor. Gençler bu işi görmezden geliyor veya onlara cazip gelmiyor.” şeklinde konuştu.
Teknolojik gelişmelerin anahtarcılığa etkisi
Gelişen teknoloji her zanaatı etkilediği gibi bu zanaat dalını da etkiledi. Başaran, “Artık çoğu şey elektroniğe döndü. Biz de ne yapacağımızı şaşırdık ama çoğu kapı ve araba kilitleri de elektroniğe evrilecek. Bizim işimiz de buna göre şekil değiştirecek ve biz buna mecburuz. Bu durum ise anahtarcılığı zanaat kolundan çıkaracak gibi görünüyor.” sözleriyle teknolojinin, bu mesleği geleneksel yapısından uzaklaştırdığını anlattı. Bu etkilerin iyi ve kötü yönlerinin olduğunu söyleyen Gümüştaş, “Teknolojinin gelişmesi sayesinde hem iş süreçlerimizi hızlandırdık hem de daha kaliteli hizmet sunma imkanı bulduk. Ancak ben geleneksel olarak kopyalama işlemi yapıyorum, çünkü her anahtarın kendince bir şekli ve hikayesi var. Bu şekilleri ve hikayeleri benim oluşturabiliyor olmam ise bu işe ayrı bir hayranlık duymamı sağlıyor. Ne yazık ki bu iş zamanla makineleşmeye ve seri üretime geçecek gibi görünüyor. Artık akıllı kilit sistemleri, dijital anahtarlık uygulamaları ve parmak izi gibi sistemler ortaya çıktı. Bu durum insanlara daha fazla güvenlik önlemi sağlasa da, bu işin geleneksel zanaat anlayışından uzaklaşmasına yol açabilir. Artık her kapı teknolojik sistemler ile donatılıyor. Teknoloji sayesinde oluşan değişimler bu mesleğin geleceğini şekillendirirken bizi ise sürekli yenilik yapmaya teşvik ediyor." ifadelerini kullandı.
Anahtarlar yüzyıllar boyunca hem sanat hem de güvenlik açısından önemli bir yer edinmiş ve zamanla teknolojinin gelişiminden etkilenerek bir dönüşüm geçirmiştir. Bu dönüşüm, anahtarın sanat anlayışından uzaklaşmasını ve ustaların el becerilerini kullandıkları geleneksel bir iş haline gelmiştir. Anahtarcılık hayatımızı kolaylaştıran, beceri isteyen, güven ve dürüstlük dolu bir mecra. Bu meslek gelecekte zanaat kolundan çıkıp, varlığını farklı şekillerde sürdürecek gibi görünüyor. Bizlere anahtarcılık zanaatını anlatan Sedat Gümüştaş ve Cemal Başaran’a, anahtarların eski dönemlerdeki yerini ve sanat anlayışını anlatan Mustafa Kemal Kaya’ya teşekkür ederiz.
Haber: Emircan Yaman
Fotoğraf: Ömer Faruk Yalçın
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...
DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI
Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...