Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


SANATIN DETAYLARINDA SAKLI BÜYÜ: ARYA KAMALI

13.03.2025
Kültür Sanat

 

Minyatür ve mikro art, sabır ve yaratıcılıkla şekillenen, detayların büyüsünü keşfetmemizi sağlayan eşsiz sanat dallarıdır. Minyatür, küçük boyutlardaki eserlerde ince işçilikle hayat bulurken, mikro art neredeyse gözle görülemeyecek kadar küçük detaylarla sanatı bir adım öteye taşır. Bu alanda her bir çizim, özel teknikler ve araçlarla işlenir; sıradan malzemelerle bu büyülü dünyaya adım atmak mümkün değildir. Her iki sanat dalı da, sanatçısının benzersiz becerisi ve derin tecrübesiyle ortaya çıkarak, izleyicisine unutulmaz bir görsel deneyim sunar.

 

İranlı usta sanatçı Arya Kamalı, geleneksel Türk minyatür sanatını modern bir bakış açısıyla yeniden şekillendirirken, mikro art sanatıyla da dikkat çekiyor. Kamalı, eserlerinde kutsal metinleri ve Osmanlı padişahlarını ince işçilikle resmediyor. Tespih tanelerine işlediği Kur'an-ı Kerim ayetleri ve Osmanlı detaylarını modern bir dil ile harmanlayarak, sanatı estetik ile manevi bir deneyime dönüştürüyor. Usta sanatçıyla, hem bu sanatın inceliklerini hem de kişisel sanat yolculuğunu konuşmak için bir araya geldik.

 

Minyatür, bir ifade biçimi ve içsel yolculuk

Minyatür sanatına olan ilgisinin çocukluk yıllarından itibaren başladığını dile getiren Kamalı, “Çevremde babam, ağabeyim ve bu sanatla ilgilenen birçok insan vardı. Onları gözlemlemek, ister istemez bana sanatın kapılarını açtı. Her gördüğüm minyatür, hayal dünyamı şekillendirdi ve sanata olan ilgimi artırdı. Zamanla bu sanatın içindeki potansiyeli fark ettim.” diye aktardı. Minyatür sanatını sadece bir teknik değil, kendini anlatabileceği en güzel ifade biçimi olduğunu söyleyen Kamalı, “Bir sanatçı, sanatla uğraştıkça farklı bir perspektif kazanır ve kendisini daha iyi tanır. Minyatür, bana hem kişisel bir ifade alanı sundu hem de içsel yolculuğumda bana rehberlik etti.” diyerek sanatın kendisi için nasıl bir yolculuk olduğunu ve kişisel gelişimindeki rolünü vurguladı.

 

Sanatında İzmir’in izleri

İzmir’in her zaman kendisi için özel bir şehir olduğunu belirten Kamalı, “İzmir, benim için sadece bir yaşam alanı olmanın dışında, aynı zamanda sanatsal yolculuğumun en önemli ilham kaynağı oldu. İlk kez 1986’da geldiğimde, zamanla şehrin tarihi, kültürel dokusu ve insan yapısı sanatımı şekillendirmeye başladı. İzmir’i ne kadar çok tanıdıysam, minyatürlerimde ona olan bağım da o kadar güçlendi. İzmir’in estetiği ve huzurlu atmosferi, eserlerimde kendine özgü bir dil buldu ve ben de bana ilham veren bu şehre sanatım aracılığıyla borcumu ödemek istedim.” dedi. Kamalı, İzmir’e ait geçmişte çok az sayıda görsel kayda ulaşıldığını da vurgulayarak, bunun kendisi için büyük bir fırsat olduğunu belirtti. “Yaptığım eserler, gelecekte İzmir’le ilgili tarihteki ilk görsel kayıtlar arasında yer alacak.” diyerek sözlerini noktaladı.

 

Sanatın derinliklerinde nefes ve imza

Sanatındaki ustalığın sırrının nefes kontrolünde gizli olduğunu belirten Kamalı, “Özellikle mikro detayları işlerken el titremesini engellemek için uyguladığım özel bir ritüelim var. Nefesimi derinleştirerek zihnimi odaklı hale getiriyorum; her bir çizgi, her bir fırça darbesi, adeta içsel bir meditasyon gibi. Nefes alırken zihnimdeki her düşünceyi bir kenara bırakıyor ve sadece sanatımı hissediyorum. Böylece hem bedensel hem de ruhsal bir uyum sağlıyorum. Detaylara odaklanırken ise, titreşimlerin veya en ufak bir hareketin bile işin içine girmesini engellemek için nefesimi ritme sokuyorum. Hangi malzemeyi kullanırsam kullanayım, ilk başta bedenimle uyum içinde olmam gerektiğini bilirim. Aksi takdirde, işlediğim her detay bir kayba dönüşebilir.” şeklinde konuştu. Eserlerinde gizli bir imza kullandığını da söyleyen Kamalı, “Her eserimde kendime özgü bir iz bırakıyorum. Bu bazen bir harf, bazen de özel bir sembol oluyor. Ancak, bunlar o kadar küçük ki, yalnızca büyüteçle görülebiliyor. Bu detay, eserlerime hem kişisel bir dokunuş hem de benzersiz bir kimlik katıyor.” dedi. 

 

Minyatür ve “mikro art”taki teknikler, her sanatçının benzersiz imzasını yansıtır

Her sanatçı ya da sanatçı adayı, minyatür ve mikro art gibi incelikli sanat dallarını öğrenmek için bir ustaya gider. Usta, bu sanatta yapılması gereken temel teknikleri ve yöntemleri öğretir. Bununla ilgili Kamalı, “Öğrenci, ustasının verdiği tekniklerle gelişir. Ancak bir noktada, öğrenci kendi yöntemlerini geliştirmeye ve farklı teknikler kullanmaya başlar. Tıpkı bazı ülkelerin yalnızca kendi ihtiyaçları için ürettikleri özel silahlar gibi, minyatür ve mikro art dünyasında da sanatçılar kendilerine özgü teknikler geliştirir ve bu teknikler, her sanatçının benzersiz imzasını yansıtır. Her usta, kendine özgü bir yol izler; başkaları ise onun tekniğini asla tam anlamayabilir. Bu ustalar, yaşamları boyunca geliştirdikleri yöntemleri öğrencilerine aktarır ve öğrenciler de bu bilgileri, kendi yetenekleri ve hayal güçleriyle evrimleştirerek geliştirir. Böylece minyatür ve mikro art’ın evrimi, sanatın, bilim ve teknolojinin ilerlemesiyle paralel olarak devam eder.” şeklinde ifade etti.

 

“Mikro art kendine özgü bir teknoloji ve yaklaşım gerektirir”

Bu alandaki çalışmaların çok küçük ölçekte yapılmasının göz için son derece zorlayıcı olduğunu belirten Kamalı, “Bu tür bir sanat için özel araçlar, örneğin büyüteç veya mikro düzeyde görmeyi sağlayacak ekipman kullanmak gerekir. Ancak görme yeteneği tek başına yeterli değildir. Sanatçılar özel fırçalar, kalemler ve boyalar kullanmak zorundadır. Normal boyama araçlarıyla mikro ölçekte çalışmak neredeyse imkansızdır. Sanatçılar, genellikle mevcut araçları kendileri üretmek zorunda kalır çünkü piyasada mikro art için uygun malzemeler bulunmaz. Dolayısıyla mikro art kendine özgü bir teknoloji ve yaklaşım gerektirir.” dedi.

 

Tespih tanelerine işlenen sanat

Arya Kamalı, hayattaki her şeyin bir tecrübe olduğunu ve bu tecrübelerin aslında tesadüf olmadığını vurgulayarak, tespih tanelerinin de hayatına bu şekilde girdiğini söyledi. Kamalı, “Bir gün, sevdiğim bir arkadaşım bana koleksiyoner tespihlerden bahsetti ve ‘Bu tespihlerle bir şey yapar mısın?’ diye sordu. Ben de deneyim olarak bir çalışma yaptım, beğenildi ve devamı geldi. Ancak ben her zaman bir adım daha ileri gitmeye çalışırım, bu yüzden araştırmaya başladım. Uzun araştırmalarım sonucu tespih tanelerine Kuran-ı Kerim’i yazmaya karar verdim. İlk başta dua yazılarıyla başladım, sonra tüm Kuran-ı Kerim’i yazmayı hedefledim. Bu çok büyük bir işti, çünkü tüm Kuran-ı Kerim’i tespih tanelerine sığdırmak ve eksiksiz yazmak oldukça zordu. Uzun süren denemelerle, sonunda başardım. Kuran-ı Kerim’in 30 cüzünü tespih tanelerine yazdım ve diğer taraflarına dünyadaki 960 tane camiyi çizdim. Daha sonra farklı tespihlere Osmanlı padişahlarını işlemeye karar verdim ve tezhip süslemeleriyle de detaylandırdım. Bu proje, benim için çok özel bir anlam taşıdı ve büyük bir mutluluk kaynağı oldu.” diye açıkladı.

 

Sanatın değeri zamanla ölçülmez

Sanatın gerçek değeri, yalnızca bir eserin yapılma süresiyle ölçülmemelidir. Bazen bir sanatçı, bir eseri sadece birkaç dakikada tamamlayabilir; ancak o eserin ardında yılların birikimi, deneyimi ve sürekli bir çaba vardır. Kamalı bu durumu şöyle açıklıyor: “Evimde sakladığım özel bir boya küpüm var. Bu küpü kullanırken belirli bir dua okurum, ardından eserimi küpe batırırım, duasını tekrar ederim ve çıkarırım. Bu işlem birkaç dakikada tamamlanır. Ancak bu basit gibi görünen süreç, aslında yılların birikimiyle şekillenen bir ritüeldir. Eserlerime olan ilgiyi görmek, bir alıcının gelip ‘Bunu almak istiyorum, ne kadar?’ diye sormasıyla başlar. Cevap verdiğimde ise, genellikle ‘Ne kadar zamanda yaptın?’ diye sorarlar. ‘Boya küpüne batırıp çıkardım, 10 dakika ya da bir gün sürdü,’ derim. Bu cevaba şaşırırlar, fakat unuttukları bir şey vardır: Eserin yapılma süresi belki bir gün ya da birkaç dakika olabilir, ancak önemli olan, o sanat eserini yaratabilmek için birikmiş yılların, deneyimlerin ve süreçlerin sonucudur. Eğer birkaç dakika süren bir çalışma için bu kadar yüksek bir fiyat istenirse, insanlar şaşırabilir, ancak burada yalnızca zaman değil, o zaman diliminde kazanılan bilgi, beceri ve emeğin toplamı belirleyicidir.”

 

Sanatını ve derin bilgi birikimini bizimle paylaştığı için Arya Kamalı’ya teşekkür ederiz. Minyatür ve mikro art alanındaki eşsiz yaklaşımı, sanatın sadece bir teknik değil aynı zamanda içsel bir yolculuk olduğunun en güzel örneğidir. Kamalı, her eserinde sanatı hem estetik hem de manevi bir deneyime dönüştürerek bizlere ilham vermeye devam ediyor. Sanat yolculuğuna kattığı değer ve benzersiz katkıları için bir kez daha teşekkür eder, çalışmalarının daima ilham verici olmasını dileriz.

 

Haber: Mehtap Başer

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

HAMAMÖNÜ EVLERİ

Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...

DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI

  Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00