Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


ROMAN SESİ, YAŞAM BİÇİMİ: KLARNET, ZURNA VE NEYİN DİLİNDEN MÜZİK MİRASI

16.11.2025
Kültür Sanat

 

Roman müzisyenler için müzik, bir meslekten çok yaşam biçimidir. Klarnet, zurna ve neyin sesiyle büyüyen bu insanlar, ailelerinden miras kalan tutkuyu sahnelerde, sokaklarda ve atölyelerinde yaşatmaya devam ediyor. Her biri, kendi çalgısında bir hayat hikâyesi anlatarak Roman kültürünün sıcaklığını ve müziğin birleştirici gücünü geleceğe taşıdı.

 

Yaşamlarını müzikle bütünleştirmiş, mesleklerine tutkuyla bağlı Roman müzisyenler, enstrümanlarını  tıpkı bir yazarın kalemi, ressamın fırçası gibi duygularını yansıtmak için kullanmaktadır. Bu benzersiz dünyanın derinliğini ve sıcaklığını yansıtmak amacıyla, mesleklerine aşık klarnet sanatçıları Kıvanç Demir ve Esat Can Şen ile zurna ve ney ustası Coşkun Sezertaşlı ile bir araya geldik. Sanatçılar, tutkularını, mesleklerine bakışlarını ve kültürlerinin kendileri için ne ifade ettiğini içtenlikle anlattı.

 

Köklerden gelen miras: Aile ve mahalle ruhu

Her iki usta müzisyen de müzikle iç içe bir ailede büyüdüklerini ve bu geleneğin hayatlarının merkezinde yer aldığını belirtti. Kıvanç Demir, müziğe olan ilgisinin çocukluk yıllarında başladığını söyledi. Annesinin ve teyzesinin solist, dedesinin ise bir dönem Orhan Gencebay’ın bateristi olduğunu anlattı. “Böyle bir ortamda büyümek beni müziğe yönlendirdi.” diyen Demir, mahalle yaşamının da bu tutkuyu pekiştirdiğini vurguladı. “Her sabah müzikle uyanır, geceleri komşularla birlikte çalardık. Bizim mahallede sessizlik diye bir şey yoktu.” diye ekledi. Benzer şekilde Coşkun Sezertaşlı da Germencik’te, müzikle yoğrulmuş bir mahallede yetiştiğini anlattı. Zurna ve neyle uğraşmaya usta müzisyenlerin yanında başladığını söyleyen Sezertaşlı, “Kara Hüseyin ve Saadettin Doğan gibi ustalardan çok şey öğrendim.” dedi. 40 yılı aşkın süredir Türkiye’nin farklı yerlerinde düğünlerde sahne aldığını belirten sanatçı, aynı zamanda kendi atölyesinde ney imalatı yaparak geçimini sağladığını ifade etti.

 

Roman müziği: Eğlencenin ve kimliğin sesi

Her üç sanatçı için de Roman müziği yalnızca bir uğraş değil, bir yaşam biçimi oldu. Demir, “Roman toplumunda müzik eğlencenin, neşenin ve birlikteliğin simgesidir. Bu gelenek çocukluktan itibaren herkesin içine işler.” dedi. Sezertaşlı ise Roman müziklerinin hem eğlenceli hem de kültürel bir yönü olduğunu vurguladı. “Biz bu müziği çalarken hem keyif alırız hem de kültürümüzü temsil ederiz.” diyerek duygularını anlattı. Ustalar, Roman müziğinin Türkiye’nin renkli mozaiğinde önemli bir yer tuttuğunu ancak hak ettiği itibarı ve görünürlüğü henüz kazanamadığını vurguladı.

 

Değişen zaman ve mesleğin zorlu koşulları

Roman çalgıcılar, müzikle dolu yaşamlarını sürdürürken birçok zorlukla da karşılaştı. Sezertaşlı, düğünlerde ekip kurmanın giderek zorlaştığını belirterek, “Artık davulcu bulmak bile güçleşti. Eskiden bir mahallede üç-dört ekip olurdu, şimdi bir tane zor buluyoruz.” dedi. Demir ise müzik sektörünün değişen koşullarının genç müzisyenler için yeni zorluklar yarattığını söyledi. “Dijitalleşme ve ekonomik koşullar sahne sayısını azalttı ama biz hâlâ dayanışma içindeyiz.” diyerek Roman müzisyenlerin birlik ruhuna vurgu yaptı.

 

Klarnetin yeni kuşak sesi: Esat Can Şen

Roman müziği geleneği ustaların sözleriyle yaşasa da, mesleğin geleceği genç ve orta kuşağın omuzlarında. 30 yaşındaki klarnet sanatçısı Esat Can Şen ise, bu kültürü yaşatmanın onurunu ve zorluklarını günümüz koşullarında tecrübe eden isimlerden. Romanlar için enstrüman çalmak, kültürel bir miras olmasının ötesinde, aynı zamanda geleneksel bir geçim kaynağıdır ve toplumsal anlamda işsizlik sorununu ortadan kaldıran en önemli etkenlerden biridir. Şen, klarnetle olan bağını samimi sözlerle anlatıyor. "Klarnete karşı çocukluktan gelen büyük bir ilgim vardı. Ama ilk adımı üniversitede attım. Orada tanıştığım Roman arkadaşlarım sayesinde bu müziğin sadece enstrüman çalmak olmadığını, bütün bir yaşam felsefesi olduğunu anladım. Onlar sayesinde kültürün tam ortasına girdim." Sanatçı, Roman müziğinin duygusal derinliğini ise şöyle açıklıyor: "Roman müziği, insanın içindeki coşkuyu ve hüznü aynı anda dışarı vurur. Bize göre bu müzik, hayatın kendisidir; bir düğünde herkesi bir araya getiren, neşeyi katlayan o enerji demektir. Klarneti elime aldığımda, o büyük duygu geçişini insanlara yaşatmak benim için en büyük keyif." Sektörün getirdiği yeni zorluklara değinen Şen, "Usta müzisyenlerin bahsettiği ekonomik ve dijital zorluklar elbette var. Eskisi gibi ekip kurmak ve sahnede kalmak zorlaştı. Ancak bu müzik o kadar güçlü ki, zorluklara rağmen çalmaya devam ediyoruz," ifadelerini kullanırken, bu mesleği yapmanın kendisi için taşıdığı anlamı da vurguluyor: "Roman müziği çalmak, bu coğrafyanın en sıcak, en içten sesini geleceğe taşıma onurunu veriyor. Bu mirasın bir parçası olmak benim için büyük bir gurur."

 

Geriye kalan onur: Bir geleneği yaşatmanın mutluluğu

Usta sanatçılar geriye dönüp baktıklarında, müzikle dolu bir hayat sürdürmüş olmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Sezertaşlı, “Çocukluğum mahalle eğlenceleriyle geçti. Sabahlara kadar zurna ve davul sesleriyle büyüdük. O günler geride kaldı ama kültürümüz hâlâ aynı canlılıkla yaşıyor.” dedi. Demir ise benzer bir duyguyla, “Roman mahallelerinde müzik hâlâ insanların ruhunu besleyen bir unsur. Bu geleneği yaşatmak benim için büyük bir onur.” diyerek sözlerini tamamladı.

 

Roman müzisyenler, sadece müzikleriyle değil, hikâyeleriyle de kültürlerinin sıcaklığını geleceğe taşıdılar. Klarnetçi Kıvanç Demir, zurna ustası Coşkun Sezertaşlı ve  klarnetçi Esat Can Şen’in bu içten hikâyeleri, Roman müziğinin sadece bir sanat dalı değil, bütün bir yaşam biçimi olduğunun en güçlü kanıtı oldu. Onların notaları, bir kültürün sıcaklığını geleceğe taşımaya devam ediyor.

 

Haber: Uğur Tekeli 

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00