Aydın’ın Meşrutiyet madalyalarından kağıt toplayıcılarının çuvallarına, zehirli ok koruyuculardan Faytoncu Osman’ın hatırasına uzanan gizli tarihi, eski Hasırcılar Sokağı’nın raflarında yeniden canlanıyor. Antikacılar ve eskiciler kentin kayıp belleğini savunuyor.
Teknoloji çağının hızına ve dijitalleşmeye inat, Aydın’ın Köprülü - Veysipaşa Mahallesi’nin o dar sokağında zaman farklı bir ritimle akıyor. Bugün modern kafelerin ve yeni yapıların arasında kalsa da bu bölge aslında kentin en derin hafıza katmanlarını barındırıyor. Eskilerin hafızasında "Hasırcılar Sokağı" olarak yer eden bu mekan şimdilerde geçmişin koruyucularına yani antikacılara ev sahipliği yapıyor. Bu sokakta antikacılık sadece eski eşyaların el değiştirdiği bir ticaret değil Emin Tülübaş’ın o sarsıcı tanımıyla, “Ölmüşlerin eşyalarını öleceklere sunan kutsal bir meslek.”
İyi bir koleksiyoner en iyi ustadan bile daha iyi o işi bilmek zorundadır
Antikacılığın bir "toz yutma" ve "keşfetme" azmi gerektirdiğini belirten Mustafa Kemal Kaya’nın koleksiyonu, bu mesleğin bazen nasıl bir dedektiflik hikayesine dönüştüğünü kanıtlıyor. Kaya’nın bir kağıt toplayıcısının çuvalında bulup yok olmaktan, belki de geri dönüşüm tesislerinde hamur olmaktan kurtardığı Osmanlıca Çalıkuşu kitabı, bu mücadelenin en nadide örneği olarak dükkanın baş köşesinde duruyor. Kaya, sadece bu eserle değil Aydın’ın ve imparatorluğun tarihine ışık tutan parçalarla adeta bir kent müzesi kuruyor. Koleksiyonunda bulunan Meşrutiyet Madalyası ve 1. Dünya Savaşı’ndan kalma askeri dürbünle savaş yıllarının zorlu atmosferini bugüne taşıyan Kaya, Aydın’ın yerel belleği için simge niteliği taşıyan "İncir Toplama Jetonu" ile kentin tarım ve işçi tarihine dair unutulmuş bir kapıyı aralıyor. Ona göre bu parçaları korumak sadece sahip olmak değil derin bir bilgi birikimi gerektiriyor: “İyi bir koleksiyoner, en iyi ustadan bile daha iyi o işi bilmek zorundadır.”
Faytoncuların Durağından Hatıraların Mekânına
Sokağın bugünkü antikacı dokusu aslında eski Aydın’ın ulaşım ve sosyal hayatının kalbinden miras kalmış. Emin Tülübaş, sokağın antikacılar sokağına dönüşmeden önceki kimliğini anlatırken kentin sosyal tarihine dair çok kıymetli bir detayı aktarıyor: “Burası önceden faytoncuların durduğu Hasırcılar Sokağı’ydı.” Tülübaş, kentin belleğinde yer eden Faytoncu Osman gibi figürlerin bir zamanlar bu sokakta nam saldığını belirtiyor. Eskiden at ve fayton seslerinin yankılandığı, esnafın hasır dokuduğu bu sokakta şimdi mezat kürsülerinden yükselen hatıraların sesi duyuluyor. Tülübaş için bu değişim, kentin ruhunun bir formdan başka bir forma bürünerek hayatta kalma çabası anlamını taşıyor. Bu sokaktaki "sadakat nöbeti" Tülübaş için aslında 2025'in başında noktaladığı 25 yıllık teknik mesai hayatının ardından başlayan, zaman kavramının olmadığı yeni ve huzurlu bir görev gibi.
Antikacılık derya deniz bir alan
Sokağın bir diğer tecrübeli ismi Hakkı Şanlı ise 12 yıldır bu "derya deniz" alanın içinde emek veriyor. Şanlı, antikacılığın sadece bir hobi değil aynı zamanda farklı materyallerin ve dönemlerin dilini çözmek olduğunu ifade ediyor. Dükkanında sergilediği 100 yıllık halı makasından, üzerinde ev sahibinin medeni durumunu simgeleyen yüzüklü kapı tokmaklarına kadar her obje, aslında sosyal hayatın şifrelerini taşıyor. Şanlı’nın koleksiyonundaki en dikkat çekici parçalardan biri olan ve savaşlarda zehirli oklardan korunmak için prenslerin gömleklerine basılan "zehirli ok koruyucu" (doktrin) tılsımı bu mesleğin sadece eşya değil inanç ve gelenek biriktirdiğini de gösteriyor. Hakkı Şanlı’ya göre bilinçli toplayıcılar olduğu sürece bu kültür objelerin pasına değil yaşanmışlığına değer verenlerle yaşamaya devam edecek.
Öğrenme isteğini kaybettiğinde yaşlısındır
Antika dünyasında yaş, takvimlerden çok zihinsel bir merakla ölçülüyor. Bir bilgenin tanımından yola çıkarak “Öğrenme isteğini kaybettiğinde yaşlısındır” felsefesini benimseyen Emin Tülübaş, sokağın dinamizmini bitmek bilmeyen bir keşif arzusuna bağlıyor. Tülübaş'ın yıllar önce bir Salı Pazarı'ndaki mezat sesine kulak vermesiyle başlayan bu serüven, bugün onu geçmişin emanetçisi yapmış durumda. Ancak bu tutkunun bir de riskli tarafı var: Tülübaş, antikacılığın salt para kazanma beklentisiyle yapıldığında insanı bir "bataklığa" sokabileceği konusunda uyarıyor. Antikacılığı bir "gönül işi" olarak tanımlayan Tülübaş, gerçek bir antikacının kazandığıyla yine yeni anılar satın alan bir toplayıcı olduğunu belirtiyor. Onun dünyasında 5 lira kazanıp 10 liralık alışveriş yapmak bir kayıp değil tarihe atılan yeni bir imza anlamına geliyor.
İnsan var olduğu sürece bu kültür ölmeyecek
Teknoloji çağında akıllara gelen "Bu meslek biter mi?" sorusuna sokağın tecrübeli isimleri net bir yanıt veriyor. Mustafa Kemal Kaya, antikacılığın insan var olduğu sürece devam edeceğini belirterek “Eski demek aslında özlem ve yaşanmışlık demektir, o yaşanmışlık insan yaşadığı sürece de var olacak” diyerek mesleğin ölümsüzlüğüne vurgu yapıyor. Kaya’ya göre bugün popüler olan her şey bir gün yerini yenisine bırakacak olsa da insanı anılarıyla buluşturan bu "geçmişe yolculuk" arzusunun bir sonu bulunmuyor. Hakkı Şanlı ise bu görüşü destekleyerek antikacılığın hiçbir zaman ölmeyecek bir kültür olduğunu savunuyor. Emin Tülübaş ise bu durumu bir değişim olarak görüyor ve antikacılığın her zaman bizi hatıralarımızla buluşturan o sarsılmaz köprü olarak kalacağını, geçmişi korurken aslında geleceği yarattıklarını ifade ediyor.
Geçmiş ile gelecek arasında bir köprü
Sonuç olarak Köprülü-Veysipaşa’nın bu tarihi sokaklarında yankılanan mezat sesleri, sadece eski eşyaların değil kentin susturulmuş tarihinin de yankısıdır. Hasırcılar’ın son muhafızları olan Mustafa Kemal Kaya, Emin Tülübaş ve Hakkı Şanlı gibi isimler biriktirdikleri her parça ve kurtardıkları her hatıra ile Aydın’ın ölümsüz hafızasını her sabah yeniden kuruyorlar. Onlar kağıt toplayıcısının çuvalından çıkan bir romanı, bir kapı tokmağını ya da bir incir bahçesinden gelen jetonu koruyarak aslında Aydın’ın kimliğine sahip çıkıyorlar. Gülübaş’ın da dediği gibi, ölmüşlerin emanetini henüz hayatta olanlara ulaştırarak geçmiş ile gelecek arasında sarsılmaz bir köprü kurmaya devam ediyorlar. Bu sokakta zaman dursa da her sabah yeni bir hikaye raflardaki yerini alıyor.
Haber: Danyel Can Tümkaya
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...