Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


NOTALAR SOKAĞA TAŞINCA

22.03.2026
Kültür Sanat

 

Müzik, dört duvar arasına sığmayacak kadar büyük bir tutku olduğunda sokağa taşar. Beton binalar arasına sıkışmış şehir yaşamına renk veren bu notalar ve notalara can veren sokak müzisyenleri sayesinde sokağın gri dokusu dağılabilir. 

 

Modern hayatın durmak bilmeyen temposu arasında şehrin gürültüsünü birer notaya dönüştüren sokak müzisyenleri, stüdyo kayıtlarından ve gösterişli sahnelerden taşarak kentin asıl sahibi olan sokaklara sığınıyor. Sokak müzisyenliği, geçim kaynağı olmanın ötesinde, şehrin atmosferini notalarla şekillendiren bir ifade biçimi. Ne yazık ki sokaklar bu tınılara eskisi kadar ev sahipliği yapmıyor çünkü bu meslek günümüzde eskisi kadar yaygın değil.  Konuya uzman gözüyle bakmak adına Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı mezunu Aytekin Kandemir ile Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölüm öğrencisi olan ve bir zamanlar geçimini sokak müzisyenliği yaparak sağlayan Ferhat Almas ile röportaj gerçekleştirdik. Kandemir şu anda Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü Müzik Öğretmenliği Anabilim Dalında öğretim görevlisi olarak görev yapmakta. Kandemir ile yaptığımız röportajda sokak müziğinin tarihsel yolculuğunu, sosyal yaşama katkılarını ve ekonomik boyutunu konuyu ele alırken; Almas ile bu mesleğin sahadaki zorluklarına ve sokağın kendine has ritmine odaklandık.

 

Müziğin sokakta doğması

“Müziğin sokak ile birleşmesinin, sokağa taşınmasının tarihi bir hikayesi var mıdır?” sorusuna Kandemir, müziğin zaten sokakta doğmuş olduğunu ifade ederek yanıtladı: “Bu konu hayatın tam kalbinden bahsetmeyi gerektiriyor. Sokak müziği dendiği zaman aklımıza bugün bildiğimiz anlamda şehir kültürünün bir parçası olan müzik performansları gelir fakat tarihsel olarak kısa bir bakış atıldığı zaman görülür ki aslında sokakta müzik antik dönemlerde de hep vardır. ‘Müziğin sokağa taşınması’ ifadesini ‘müziğin sokakta doğması’ olarak ele almakta bir sakınca olmadığını düşünüyorum. Antik Yunan kültüründe rhapsod’lar (destan anlatıcıları), Orta Çağ Avrupası'nda troubadourlar (gezgin müzisyenler) ile Orta Asya’da ellerinde kopuzuyla ozanlar ve İslam kültür dairesine girdikten sonra ozanlığın âşıklık geleneğine dönüşmesi sonrası sırtında bağlama ile Anadolu’yu gezip müziğini paylaşan, kültür taşıyıcısı unsurlar olan figürler, sokak müzisyenleri, geçmiş zamanlarda da hep var olmuşlardır. Tabi bugün bildiğimiz anlamıyla sokak müzisyenliği 19. yy. sanayi devrimi sonucu ortaya çıkan kentleşmenin getirdiği bir kültürel renktir. Modern örneklerinin ilk olarak Avrupa ve Amerika’da görülmeye başlandığı söylenebilir.” 

 

Ortak sevinç ve dertlerimizin sesi

Kandemir, sokak müziğinin sadece bir performans değil, aynı zamanda toplumsal bir ifade biçimi olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Sokak müzisyenlerini aslında şehrin ‘canlı dokusu’ olarak görmek gerekiyor. Kent kültürüne ve sosyal hayata kattıkları değer gerçekten büyük. Kültürel bir pencereden değerlendirdiğimizde, aslında toplum için göründüğünden çok daha derin bir anlamı vardır. Şehrin tempolu karmaşası içinde bir anda karşımıza çıkan müzik, aslında içinde bulunduğumuz toplumun kültürünü, yaşam tarzını ve en doğal duygularını sokağa yansıtır. Farklı geleneklerin, farklı kültürlerin kendilerini özgürce ifade edebileceği bir zemindir aslında sokak. En güzel tarafı da bilet derdi olmayan, kapalı salonlara sıkışmamış, herkesi eşitleyen demokratik bir ifade yöntemi olarak müziği herkesin ayağına getirir. Bizleri koşuşturmalarımız içinde kısa da olsa durup dinle(n)meye, çevreyle iletişim kurmaya iten müthiş bir güçtür. Sokak müziği ortak sevinç ve dertlerimizin sesi olur. Sokak müzisyenlerinin, birbirini tanımayan insanları aynı frekansta buluşturup, müzik aracılığıyla bir ‘üst dilde kenetlemesi de büyük önem taşıyor. Bu nedenle sokak sanatçıları, şehirlerin kültürel kimliğini zenginleştiren ve toplumsal yabancılaşmayı azaltan çok değerli unsurlar olarak öne çıkıyor. Bu meslek, şehirlerin ruhunu besleyen ve kültürel hayatı canlandıran en samimi sanat dallarından biridir.”  Almas ise sokak müziğini özgürlük olarak tanımlıyordu: “Sokağı bir sahne olarak seçmemin en büyük nedeni hissettirdiği özgürlük. Bu his, benim için ekonomik kazançtan daha değerli. Sokakta çalarken kimse size ne çalmanız gerektiğini söylemiyor. İstediğiniz parçayı, istediğiniz şekilde okuyabiliyor, insanlarla doğrudan bağ kurabiliyorsunuz. Şehirlerin canlılığını gösteren sokak müziğine, eskiye kıyasla daha az rastlasak da sokak müziğini şehir yaşamının bir parçası olarak görüyorum.”

 

Türkiye’de sokak müzisyeni olmak

Türkiye'de sokak müzisyenliği ile ilgili yasal düzenlemelere de değinerek fikir sahibi olmamızı sağlayan Kandemir, “Türkiye’deki yasal sürece baktığımızda, dünyada olduğu gibi belediyelerin belirli bir izin sistemine tabi olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla dileyen herkesin dilediği köşede müzik icra etmesi pek mümkün değildir. Bu noktada belediyelere başvurarak alınan sokak sanatçısı kartı, sokak sanatına adım atmak için en doğru ve uygun yoldur. Söz konusu sistem; kimin, nerede ve hangi saatler arasında performans sergileyeceğini netleştirerek bir düzen oluşturmayı amaçlar. Belediyelerin bir diğer önemli görevi ise gürültü denetimidir. Sokak müzisyenlerinin çevresel gürültü yönetmelikleri gereği ses sınırlarına ve belirlenen saat aralıklarına uymaları zorunludur. Bu resmi denetim mekanizması ve müzisyenlerin geliştirdiği otokontrol, sosyal yaşamdaki sınırların korunması adına büyük bir gerekliliktir. Ancak şu ayrımı da gözden kaçırmamak gerekir: Bu düzenlemeler şehrin atmosferini korumak için gerekli olsa da zaman zaman katı tutumlar müzisyenin özgür ruhunu ve sanatını kısıtlaya bilmektedir. Bu nedenle denetimin dozunu kaçırmadan, sanatı destekleyen sürdürülebilir bir sistem kurmak en sağlıklı yoldur."  açıklamasında bulundu. Ömrünün bir dönemini sokakta müzik çalarak geçiren Almas ise yaşadığı deneyimlerden örnekler vererek sokak müzisyenliğinin zorlayıcı yönlerine de değindi: “Özellikle teknolojinin yaygınlaşması ve müziğin dijital platformlara hapsolması ile birlikte; dijital dünyanın hızına alışan toplumun, sokaktaki anlık olana karşı sabrı ve ilgisi azalabiliyor. Bu nedenle insanlar bazen çok ilgisiz davranabiliyor, bu durum biraz can sıkıcı olsa da tek bir kişinin tebessümü veya teşekkürü tüm yorgunluğu alıyor. Bunun dışında zabıta ekipleri ile anlaşamadığımız noktaların olması da bu mesleğin zorlayıcı yönlerinden biridir.” 

 

Sokak müzisyenliğinin geleceği 

Sokak müzisyenliğinin geleceğine dair öngörülerini paylaşan Kandemir, yerel yönetimlerin desteğiyle bu mesleğin hak ettiği değeri görebileceğine inanıyor: “Günümüzde sokak müziğine eskisi kadar sık rastlamasak da bu sanat dalının geleceğinin oldukça parlak olduğunu düşünüyorum. Şehir hayatının karmaşası içerisinde, özenle hazırlanmış samimi bir performansın toplumsal paylaşım adına ne kadar kıymetli bir durak olduğu aşikâr. Belediyeler ve yerel yönetimler, bu alanı yalnızca bir denetim sahası olarak görmek yerine sanatçıyı odağa alan projeler geliştirdiği takdirde, sokak müziği çok daha estetik ve sürdürülebilir bir boyuta taşınacaktır.” Sokak müziğinin köklü bir geleneğe dayandığını belirten Almas, “Bence sokak müziği kesinlikle devam edecek çünkü bu çok eski bir gelenek. İnsanlar müziği her zaman sevecek ve mutlaka birileri sokakta çalmaya devam edecek. Belki zamanla biçimi değişir ama tamamen yok olacağını düşünmüyorum.” bu değerlendirmesiyle sokak müziğinin geleceğine dair umutlu bir tablo çizdi.

 

Haber: Esma Nur Yüksekoğlu

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00