Muammer Eliyatkın, yüzlerce yıldır tasavvuf ve klasik Türk müziği ile özdeşleşen neyi, Bali’deki meditasyon ritüellerinden modern dünya tınılarına taşıyarak enstrümanın sınırlarını zorladı. Eliyatkın’ın nefesi, neyi popüler ve spiritüel müziklere adapte etti; bu durum, enstrümanın sadece mistik değil, evrensel bir müzik aracı olarak da algılanmasını sağladı.
Ney, tarih boyunca Orta Doğu’nun birçok bölgesinde kullanıldı, ancak Osmanlı Dönemi'nde, özellikle Mevlevi ayinlerinde ve klasik Türk müziğinde aldığı özel konum sayesinde Türkiye’de kendine özgü bir geleneğe kavuştu. Neyin bu kökleri, Türk kültüründe sadece müzikal değil, sembolik bir anlam da taşıdı. Eliyatkın, neyin Türk müziğindeki bu köklere dikkat çekerek, “O bizim Türklerden kaynaklı. Özellikle Osmanlı döneminde birçok usta neyi icra ederken geliştirdiği teknikler ve tavırlar günümüze miras kaldı. Ney, klasik Türk müziğinde olduğu kadar dini musikide de kullanıldı, bu yüzden Türk milletine özel bir enstrüman olarak bilinir.” sözleriyle geleneksel değeri korudu. Ancak Neyzen Muammer Eliyatkın, bu geleneksel algıyı kökten değiştirdi ve enstrümanın repertuvarını bilinçli olarak genişletti. Eliyatkın, ilahi ve tasavvuf müziğinin ötesine geçerek neyi, dünya müzikleri, yoga ritimleri, spiritüel tınılar ve hatta popüler müziklerle birleştirme vizyonunu benimsedi.
“Ney o kadar geniş bir yelpazeye sahip ki, her şeyi çalabilirsiniz”
Eliyatkın, neyin artık sadece dini musikinin tekelinde olmadığını şu sözlerle vurguladı: “Ney o kadar geniş bir yelpazeye sahip ki, her şeyi çalabilirsiniz. İlahi, tasavvuf, halk müziği, dünya müzikleri ve spiritüel tınılar… Hepsi mümkün. Dünya müziklerine merak sardım ve artık tüm dünyadan parçaları çalmak istiyorum. İnsanlar ilahinin yanında daha çok dünya ve spiritüel parçaları da icra etmek istedi.” Bu yaklaşım, neyi bir ritim ve melodi aracından çıkarıp, nefes ve ruhla birleşen derin bir deneyime dönüştürdü. O’na göre bu durum, modern dünyanın beklentilerine yanıt verdi: "Nefesinizi doğrudan Ney’e veriyorsunuz, ruhunuzu aktarıyorsunuz. Sadece melodiler çalınmıyor; aynı zamanda nefes egzersizleri yapılıyor, enerjiniz ve duygu durumunuz müziğe taşınıyor." Eliyatkın'ın bu sözleri, neyin kişisel bir nefes çalışması ve ruhsal bir ifade biçimi olduğunu ortaya koydu.
Bali'den popüler tınılara: uluslararası köprüler ve diplomatik misyon
Eliyatkın’ın yenilikçi vizyonunun en somut kanıtı, Endonezya ve Bali'de gerçekleştirdiği uluslararası çalışmalar oldu. Geçtiğimiz Mart ayında Türk Büyükelçiliği ve Yunus Emre Enstitüsü’nün davetiyle Cakarta ve Bali’de bir ay boyunca sahne aldı. 3 hafta boyunca farklı konserler verdi ve 12 farklı ülkenin büyükelçilerine çaldı. Bu deneyim, neyin uluslararası platformdaki yeni rolünü gözler önüne serdi ve birçok diplomatın neyi ilk kez gördüğü çok özel bir deneyim yaşandı. Bu turne aynı zamanda Endonezya ve Türkiye diplomatik ilişkilerinin 75. yıl dönümü kutlamaları için de gerçekleşti, bu da kültürel yakınlıkları pekiştirdi. Bali'deki spiritüel ve modern sanat çevreleriyle yaptığı çalışmalar, bu dönüşümün kilometre taşı oldu. Eliyatkın, neyi modern dünyanın terapi ve meditasyon araçlarına adapte etti. Özellikle yoga ve meditasyon için hazırladığı albümle bu alanda öncülük yaptı: "Yoga camiasında su elementine dayalı nefes çalışmaları için beste yaptım. Yarım saatlik bir albüm oldu; parçaların bir kısmını Bali’de icra ettim. Ekstatik dans gibi enerjiyle bütünleşen ritüellerin içinde neyi kullanmak çok ilginçti. Buradaki deneyimlerim, neyin sınırlarını genişletti ve bana dünya müzikleri ile spiritüel tınılar üzerinde çalışma ilhamı verdi." Eliyatkın, bu yolculuğun artık dünya müziklerini ve spiritüel tarzları icra etme hedefi için bir başlangıç noktası olduğunu belirtti. Sanatçı, Endonezya Kültür Bakanı için özel bir ney yapıp hediye ettiğini de aktardı: “Bakan hediyemi çok beğendi ve özel ofisinde sergiledi. Türk kültürüne ve ney geleneğine büyük ilgi duydular; bu da benim için çok değerli bir takdir oldu.” Eliyatkın, neyi sadece Türkiye'ye değil, "tüm dünyaya tanıtmak ve her ülkenin müziğini çalabilmek" hedefiyle, kültürel ve evrensel bir nefes paylaşımı misyonunu üstlendiğini ifade etti.
Gelenek ve yenilik arasında bir deneyim ve eğitim süreci
Neyin ustalık gerektiren icra biçimine değinen Eliyatkın, kendisinin 14 yıl boyunca ilahi üflediğini ancak sanatta 'tamamlandım' demenin mümkün olmadığını anladığını aktardı: “Kendimi yenilemem gerekti. Spiritüel ve dünya müzikleriyle kendimi geliştirdim. Sanatta ‘tamamlandım’ yok, sürekli üretmek ve öğrenmek var.” Bu sürekli gelişim arayışı, neyin popüler kültüre adapte olmasının temelini oluşturdu. Eliyatkın'ın öğrencilerine verdiği eğitim de bu vizyonun bir parçasıdır. Sanatçıya göre, ney yapmak, çalmak ve öğretmek bütün bir süreçtir ve ince işçilik, sessizlik ve odaklanma gerektirir. “Öğrencilerim, Bali’den İsviçre’ye, Almanya’dan Hindistan’a kadar Ney çalıyor. Onlara yaptıklarınızı göstermek, ışık tutmak gibi. Bu, onların da yapabileceklerini görmelerini sağlıyor.” sözleriyle eğitimdeki rolünü özetledi. Ayrıca, öğretme sürecinin kendisini de beslediğini belirten Eliyatkın, "Öğretirken sürekli yeni şeyler öğreniyorsunuz. Ney yaparken de üretirken de sürekli gelişiyorsunuz." dedi. Eliyatkın, Endonezya’daki davetin dahi Instagram üzerinden geldiğini belirterek, sosyal medyanın kültürel köprü kurma gücüne dikkat çekti: “Sosyal medya, temiz ve dürüst kullanıldığında sizi dünyaya taşıyor. Kültürümüzü tanıtıyor, neyi öğretiyoruz ve ufkumuzu genişletiyoruz. Bugünün dünyasında sosyal medya bir köprü ve hayallerinizi gerçekleştirmek için büyük bir fırsat.” Sanatçı, genç kuşaklara da tavsiyelerde bulundu: “Mutlaka çocuklarınızı bir sanata yönlendirin; resim, müzik veya farklı aktiviteler olabilir. Ama zorlamayın, çocuklar sevdiği şeyi yapmalı. Ben babam sayesinde Ney ile tanıştım ve bugün olduğum yere onun yönlendirmesiyle geldim.”
Muammer Eliyatkın, neyi sadece bir enstrüman değil, bir kültür ve nefes köprüsü olarak gördüğünü ifade etti. Geleneksel mirası korurken, enstrümanın popüler ve evrensel müziklerdeki potansiyelini ortaya çıkararak, neyin gelecekteki rolünü yeniden yazdı. Bizi ağırladığı ve anlattığı çok değerli bilgiler için Muammer Eliyatkın’a teşekkür ederiz.
Haber: Emine Akbulut
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...