Bir öğrenci ödevini son geceye bıraktığında yalnızca zaman mı kaybediyor, yoksa başarısız olma ihtimaline karşı kendisini korumaya mı çalışıyor? Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Hüseyin Altuğ Yenice, mükemmeliyetçilik ve erteleme arasındaki ilişkiye dikkat çekerek kişinin başarısını kendi öz değeriyle eşitlemesinin ve kusursuzluk beklentisinin harekete geçmesini zorlaştırabileceğini belirtiyor.
Teslim tarihi yaklaşan bir ödev, yaklaşan bir sınav ya da tamamlanması gereken önemli bir proje söz konusu olduğunda kişi yapması gerekenleri bilir, ortaya iyi bir sonuç çıkarmayı ister ve zaman zaman bunun için planlar da yapar. Ancak işe başlamayı geciktirir. Zaman daraldığında ise yetiştirme telaşı başlar. Bu davranış çoğu zaman yüzeysel bir disiplinsizlik ya da zaman yönetimi problemi olarak açıklanır. Oysa ertelemenin temelinde bir zaman sorunundan ziyade bir duygu düzenleme güçlüğü bulunabilir. Kişinin yapacağı işten çok, o işin sonucunun kendi kimliği ve öz değeri hakkında ne söyleyeceğine ilişkin kaygıları, eyleme geçişi kilitleyebilir. ADÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Hüseyin Altuğ Yenice, özellikle öğrencilik döneminde ortaya çıkan bu durumun arkasındaki psikolojik mekanizmaya dikkat çekiyor. Yenice’ye göre kişi, başarısını kendi yeterliliğinin bir göstergesi olarak gördüğünde başarısızlık ihtimali yalnızca düşük bir not almak anlamına gelmeyebiliyor.
“En iyi yapma arzusu” ne zaman bir tehdide dönüşür?
Dr. Yenice, bir işi en iyi şekilde yapma arzusunun sağlıklı sınırlar içinde kaldığında motive edici bir güç olduğunu, ancak bu arzu "koşullu bir zorunluluk" hâline geldiğinde sistemin kilitlendiğini belirtiyor. Yenice, bu kritik eşiği şu sözlerle açıklıyor: “İyi bir rapor yazmalıyım düşüncesi yerini 'Bu rapor eksiksiz olmalı, aksi halde yetersizliğim ortaya çıkar' kaygısına emleri ve ailelerin başarı odaklı tutumları bireylere örtük bir mesaj veriyor: "Ortaya koyduğun sonuç kadar değerlisin." Bu düşünce yerleştiğinde hata, bir öğrenme fırsatı olmaktan çıkıp kişiliğe yönelik bir tehdide dönüşüyor. Dr. Yenice, ertelemenin bu noktada bir "öz değeri koruma mekanizması" haline geldiğini ifade ediyor: “Öğrenci işi son geceye bıraktığında; eğer düşük not alırsa 'zaten zamanım yoktu, çalışsaydım yapardım' diyerek zekâsını ve yeteneklerini korumuş olacak. Yok eğer yüksek not alırsa 'son gecede bile hallettim' diyebilecek. Yani kişi, potansiyelinin başarısızlıkla sınanması riskini göze almaktansa, 'zaman yetersizliği' bahanesinin arkasına saklanmayı bilinçdışı olarak tercih eder hale gelebiliyor.”
Ya hep ya hiç
Mükemmeliyetçi beklentiler, yalnızca işe başlamayı değil, ufak bir aksaklık yaşandığında sürece devam edebilmeyi de imkansızlaştırabiliyor. Planlanan çalışmanın ilk 15 dakikasını kaçıran bir öğrencinin "Gitti bütün gün, artık çalışmanın anlamı yok" diyerek masadan kalkması, "ya hep ya hiç" eğiliminin tipik bir yansıması. Dr. Yenice, bu düşünce kalıbının iki temel kaynağına dikkat çekiyor: Çocuklukta sadece yüksek başarıların onaylandığı ebeveyn tutumları ve "Sadece en iyisini yaparsam güvende ve değerli olurum" şeklindeki erken dönem şemaları. Süreç odaklı değerlendirme yeteneği gelişmediği için zihinde gri tonlar kayboluyor; sonuç ya kusursuz başarı ya da tam başarısızlık olarak algılanıyor.
Ertelemenin öğrencilerin hayatındaki karşılığı
Üniversite öğrencilerinin erteleme deneyimleri, bu davranışın derslerden günlük sorumluluklara kadar farklı alanlarda kendini gösterebildiğini ortaya koyuyor. ADÜ İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü 4. sınıf öğrencisi Fatma Çetin, önemli bir işi ertelediğinde suçluluk ve stres yaşadığını belirterek, “Ertelediğim bir iş benim için önemli olduğunda en başta ertelediğim için çok suçlu hissediyorum. Çok stres altına giriyorum. Sonra stres altına girince daha da erteliyorum, görmezden geliyorum” dedi. Yapacağı işin yeterince iyi olmayacağını düşündüğünde başka işlerle ilgilendiğini anlatan Çetin, “Yeterince güzel yazabileceğimi düşünmediğim için onu sürekli erteliyorum. Başka bir şeyle uğraşıyorum. Aslında hiç ihtiyacım olmayan çorap çekmecelerimi düzenliyorum.” ifadelerini kullandı. Ertelemenin derslerini ve günlük yaşamını olumsuz etkilediğini belirten Çetin, ödevlerini eksik teslim etmek veya daha iyi çalışmalar yapabilecekken kısıtlı zaman nedeniyle işlerini geçiştirmek zorunda kaldığını söyledi. ADÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü 3. sınıf öğrencisi Şeyma Yağcı ise işlerini çoğunlukla son ana bıraktığını belirterek, “Mesela 9 saatlik işi 8 saatte yetiştirebileceğimi düşünüyorum. Son 8 saatte başlarım. Genelde yarım yamalak oluyor. Ama yetiştiriyorum.” dedi. Yağcı, mükemmeliyetçilik eğiliminin küçük yaşlarda da kendini gösterdiğini anlatarak güzel yazamadığını düşündüğü için defterini yırttığını ve defter tutmayı bıraktığını ifade etti. Stresle baş etmekte zorlandığı zamanlarda ise, “Stres olduğumda stresimle yüzleşmemek için uyumayı tercih ediyorum.” diye konuştu. Ertelemenin kendisi için uzun zamandır devam eden bir alışkanlık olduğunu belirten Yağcı, son gece çalışarak sınavlara hazırlandığını ve zaman zaman daha erken çalışsaydı daha yüksek not alabileceğini düşündüğünü ifade etti. Yağcı, bu davranışın günlük yaşamında da geç kalmasına neden olabildiğini söyledi.ADÜ Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği 3. sınıf öğrencisi Elif Su Doğan, ertelediği işlerin sorumluluğuyla yüzleşmek yerine zaman zaman durumu görmezden geldiğini belirtti. Doğan, “Kendimi değerlendirecek olursam ertelemek konusunda biraz vicdan yapacağımı düşünerek biraz erteleme kısmında kabullenmemeye çalışıyorum. Bunun sorumluluğunu kendime yüklemek yerine görmezden geliyorum.” dedi. Ertelemenin özellikle akademik yaşamını etkilediğini anlatan Doğan, derslerdeki çalışma disiplini nedeniyle normalde alabileceğini düşündüğü notların altında sonuçlarla karşılaşabildiğini söyledi. Doğan, ertelemenin etkisinin durumun sonuçlarına göre değiştiğini belirterek, bursunun kesilmesi gibi önemli bir sonuçla karşılaşma ihtimalinin kendisini daha fazla etkilediğini ifade etti. ADÜ Hemşirelik Fakültesi 1. sınıf öğrencisi Sena Yağcı ise ertelemenin yalnızca ders ve ödevlerle sınırlı kalmadığını, günlük planlarını da etkilediğini anlattı. Bir işi ertelediğinde başka sorumluluklarından veya planlarından vazgeçmek zorunda kaldığını belirten Yağcı, “Bu ertelediklerimin yüzünden başka işlerimden vazgeçmek zorunda kalıyorum.” dedi. Yağcı, işlerini zamanında tamamlayamadığında bazen uykusundan fedakârlık ettiğini de belirtti. Yeterince iyi bir sonuç ortaya koyamayacağını düşündüğünde bazı işlerden vazgeçebildiğini anlatan Yağcı, özellikle başkalarının başarılarıyla kendisini karşılaştırdığı dönemlerde hedeflerini gözünde büyüttüğünü söyledi. Üniversite sınavına hazırlandığı dönemi örnek veren Yağcı, “Ben şimdi başlasam o nete çıkamam.” düşüncesiyle bazı konuları çalışmayı ertelediğini, ancak sınava kısa süre kala yoğun biçimde çalışarak bu konuları tamamlayabildiğini anlattı.
Erteleme döngüsü nasıl kırılabilir ?
Bu kısır döngüyü kırabilmek için yalnızca çalışma programlarını düzenlemek yeterli olmuyor, öncelikle zamanı yönetmekten öte eylem sırasındaki duyguyu yönetebilmek önem taşıyor. Dr. Yenice, bu noktada kişinin işe başlarken kusursuz olanı değil, teslim edilebilir bir versiyon olan “yeterince iyi” standardını belirlemesinin etkili bir adım olduğunu ifade ediyor. Kişinin kendisine bilinçli olarak “kötü bir taslak” çıkaracağım izni vermesinin süreci kolaylaştırdığını belirten Yenice, var olan bir taslağı düzeltmenin sıfırdan bir kusursuzluk inşa etmekten her zaman daha kolay olduğunu vurguluyor. Öte yandan büyük sorumlulukları küçük adımlara bölmek de kişinin tamamlama eğilimini güçlendiriyor. İşe başlarken hissedilen kaygıyı tamamen yok etmeyi beklemek yerine onu kabullenerek hareket etmenin önemine değinen Yenice, "Şu an kaygılıyım ama bu kaygıyla da 10 dakika çalışabilirim" diyebilmenin eyleme geçişte belirleyici bir zihinsel eşik olduğunu vurguluyor. Böylece kişi, gerçek potansiyelinin sınanması riskinden uzaklaşırken zaman yetersizliğini bir açıklama olarak kullanabiliyor. Ancak bu yaklaşım, sorumlulukların ertelenmesine ve kişinin kendi kapasitesini sağlıklı biçimde değerlendirmesinin zorlaşmasına neden olabiliyor.
Ne zaman profesyonel destek alınmalı?
Kişinin kendi alışkanlıklarını değiştirmeye yönelik çabaları önemli bir başlangıç olsa da bazı durumlarda bu çabalar yeterli olmayabiliyor. Sorunun farkında olmasına rağmen aylar boyunca adım atamamak, ertelemenin akademik, profesyonel veya sosyal yaşamı belirgin biçimde etkilemesi, profesyonel desteğin değerlendirilmesini gerektirebiliyor. Yenice, uyku sorunları, yoğun suçluluk duyguları, tükenmişlik, panik atak veya depresif duygudurum gibi belirtilerin de tabloya eşlik etmesi durumunda profesyonel desteğin önem kazandığını belirtiyor. Tedavi sürecinde bilişsel davranışçı terapi ve şema terapi gibi kanıta dayalı yaklaşımlarla katı düşünce kalıpları, mükemmeliyetçi inançlar ve kaçınma davranışları üzerinde çalışılabilir. Gerekli görülen durumlarda eşlik eden ruhsal belirtiler için ilaç tedavisi de planlanabiliyor. Bir işe başlamak için her şeyin kusursuz olmasını beklemek, bazen o işin hiç tamamlanamamasına yol açabiliyor. Oysa ilerlemek, her adımda hatasız olmak anlamına gelmiyor. Bazen ilk cümleyi yazmak, yarım kalan çalışmaya geri dönmek ya da planın bozulduğu noktada yeniden başlamak yeterli bir başlangıç olabilir. Çünkü kusursuzluğu beklerken kaybedilen zamanın karşısında, eksik de olsa atılan bir adım kişiyi hedefe biraz daha yaklaştırabilir.
Haber: Buse Başaran
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...