Mora Yarımadası'ndan başlayan zorlu göç, Anadolu'da yeni bir hayat kurma mücadelesiyle sürdü. Ailelerin zorlu yolculuğu, köylerde yeni yerleşimlerle devam etti. Kuşadası'ndan Söke'ye uzanan bu tarih, göçmenlerin dayanıklılığını ve kültürel mirasını yansıtıyor.
Rum ve Türk göçlerinin 19. yüzyılda başlayan tarihsel yolculuğu, Yunan İhtilali ve sonrasında yaşanan olaylarla şekillendi. Yunan İhtilali sonrası Mora Yarımadası’ndan Anadolu'ya zorunlu göç eden Müslüman azınlıklar ve karşılığında Anadolu'dan Yunanistan'a göç eden Rum azınlıkların hikayeleri, Türk-Yunan 'Nüfus Mübadelesi' ile perçinlendi. Bu konu hakkında derinlemesine bilgi edinmek amacıyla, mübadele çalışmaları yürüten tarih öğretmeni ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tarih Bölümü yüksek lisans öğrencisi Burcu Tuna, Germencik Moralı köyü Muhtarı Bayram Yerli, Moralı köyünde çiftçilik yapan 82 yaşındaki Musa Uzun ve dedeleri Mora Yarımadası'ndan gelip soyadlarını Moralı kökünden alan ev hanımı Meryem Moralı ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Göçlerin tarihsel sürecini, kültürel mirasın korunmasını ve yeni yerleşimlerde kök salmanın zorluklarını ve başarılarını bu dört isimden dinledik. Bu söyleşide, geçmişten günümüze uzanan bir yolculukta, mübadillerin yaşamlarını ve miraslarını nasıl sürdürdüklerini, toplumsal hafızada nasıl bir yer edindiklerini öğrendik.
Rum ve Türk göçlerinin başlangıcı
Burcu Tuna, Rum ve Türk göçleri hakkında önemli bilgiler verdi ve 19. yüzyılda başlayan göçlerin tarihsel sürecini şöyle anlattı, “Rum ve Türk göçleri, 19. yüzyılda başladı. Yunan İhtilali'nin Mora'da başlaması (1821-1829) ile Yunanistan’ın güneyinden, Osmanlı topraklarına göçler oldu. Yunan Krallığı'nın kurulması (1832) ile bölgedeki Müslüman azınlıklar Teselya, Balkanlar veya Adalar üzerinden Anadolu’ya geldi. Aynı dönemde, Aydın-İzmir Demiryolu’nun inşası ve bölgenin tarımsal değerinin artması, Ege Bölgesi’ni cazip hale getirdi.” ifadelerini kullandı.
Balkan Savaşları ve ikinci göç dalgası
Tuna, ikinci göç dalgasının Balkan Savaşları sonrasında yaşandığını belirterek, “Bu dönemde Anadolu’daki Türk nüfusu arttı. Kafkasya’dan gelen göçler de, Kırım Harbi’nden sonra artarak devam etti. Türk-Yunan Harbi sonrası, Türk-Yunan 'Nüfus Mübadelesi' (Etabli) Anadolu ve Yunanistan’daki nüfus dengesini değiştirdi.” şeklinde konuştu.
Türk-Yunan nüfus mübadelesi
Tuna, Türk-Yunan 'Nüfus Mübadelesi'nin, Lozan Antlaşması sırasında gündeme geldiğini ve 30 Ocak 1923’te imzalanan 'Yunan ve Türk Halklarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol' ile zorunlu göç başlatıldığını belirtti. “Ortodoks Rumlar Türkiye’den, Müslüman Yunan uyrukları Yunanistan’dan zorunlu göçe tabi tutuldu. Göç edenler, Türk ve Yunan makamlarının izni olmadan geldikleri ülkelere geri dönemediler. Bu talep, Yunan tarafından geldi ve savaşlardan etkilenen halklar, yurtlarını terk etmek zorunda kaldı. Türkçe konuşan Ortodoks Karamanlılar bile Anadolu’dan ayrıldı.” dedi. Aydın’dan gidenlerin, Yunanistan'da Aïdinion adında bir yerleşim kurduklarını belirten Tuna, “Burdur’dan gidenler, Nea Pisidia (Yeni Pisidia) ismini verdikleri yerleşimlerde yaşadılar. Aydın’ın Söke ilçesine 30 km uzaklıktaki Doğanbey Köyü, mübadele ile Yunanistan’a göç eden Rumlardan kalmadır ve Selanik ile Grevena’dan gelen Türkler tarafından yerleşilmiştir.” ifadelerini kullandı.
Moralıların yerleşim yerleri ve meslekleri
Tuna, Moralıların yerleşim yeri olan Germencik Moralının, Yunanca ‘dut’ isminden geldiğini belirtti. Ayrıca bazı kaynaklarda ‘Harmala’ olarak da bilindiğini söyleyen Tuna, “Harmala, üzerlik otunun bir ismidir. Bitki ve ağaç isimleri yer isimlerinde önemlidir. Mübadiller, gittikleri yerlerde daha önce geldikleri yerdeki işleri yapmaya devam etmişlerdir.” şeklinde konuştu. Tuna, “Mübadiller, gittikleri yerlerde geldikleri işlerini yapmaya devam etmişlerdir. İpekböcekçiliği, ipekçilik ve dokumacılık yapanlar, Yunanistan’da bu işleri sürdürmüşlerdir. Tarımla uğraşanlar, sebzecilik ve meyvecilik yapmayı sürdürmüştür. Mübadillerin çocukları, karşılıklı olarak atalarının yaşadığı yurtları görmek için ziyaretlerde bulunurlar. Bu sembolik gidiş ve gelişler, mübadelenin toplumsal hafızadaki yerini göstermesi açısından önemlidir.” dedi.
Bayram Yerli'nin anıları ve köyün tarihi
Moralı Mahallesi Muhtarı Bayram Yerli, “Çocukluğumda demiryolu geçidinden, Söke’den Aydın’a gelenler için Söke-Aydın hattı olarak biliniyordu. Bu hat üzerinde duraklar Ortaklar ve Burdur'da bulunuyordu. O dönemde, demiryolu hattı bölge halkının ulaşımında önemli bir rol oynuyordu.” şeklinde konuştu. Yerli, demiryolu hattının tarihi ve yerleşim yeri üzerinde bıraktığı etkiyi “Geçmişte samanların arkasında, vagonlar vardı ve istasyon mahallesinde Moralılar oturuyordu. Demiryolu hattı, köyün ekonomik ve sosyal yapısında da önemli bir yere sahipti. Vagonların arkasındaki samanlar, köyün tarım faaliyetlerinin bir göstergesi olarak dikkat çekiyordu. O dönemde, tarım ürünlerinin taşınması ve pazarlanması için demiryolu önemli bir ulaşım aracıydı.” şeklinde dile getirdi. Moralı Mahallesi, geçmişte tren istasyonunun etrafında gelişmiş ve büyümüştür. İstasyon mahallesinde yaşayan Moralılar, köyün sosyal dokusunu oluşturan önemli unsurlardan birisiydi. Tren hattı, köyün dış dünyayla olan bağlantısını sağlarken, köyde yaşayan insanların ekonomik faaliyetlerine de katkıda bulunduğunu ve bu durumu şu sözlerle açıklayan Yerli, “İstasyon mahallesinde oturan Moralılar, demir yolunun getirdiği hareketlilik sayesinde ticaret ve diğer ekonomik faaliyetlerle uğraşarak köyün ekonomik yapısını güçlendirdiler.” şeklinde konuştu.
Moralı Köyü: Tarih ve kültürel mirasın izinde
Moralı Musa Uzun, 1942 doğumlu olup doğma büyüme Moralıdır. Çiftçilik yaparak geçimini sağlayan Uzun, “Ailem 1919 yılında mübadele ile bu tarafa göç etmişlerdir. Bu nedenle köyün adı ‘Moralı’ olmuştur. Akrabalarıyla Mora’dan çıkıp, Kuşadası'na gelmişler ve oradan dağılarak Moralı Mahallesi'ne yerleşmişlerdir.” şeklinde konuştu. Uzun, soyad kanunları ve ailelerin yerleşimi hakkında ise, “Mora yarımadasından gelen 2-3 aile, amca çocukları, teyze çocukları ve dede çocukları olarak gelmişlerdir. Moralılar soyadı kanunları ile yeni soyadlarını aldılar. Köyün en varlıklı insanları, Mora yarımadasından gelenlerdir ve onlara ‘Aliağalar’ denilir. Burada kalan Moralılar Aliağalardır.” ifadelerini kullandı. Tarihi ve kültürel miras hakkında da bilgi veren Uzun, “Moradan gelip Moralı köyünde yerleşip yaşayanlar Aliağalar’dır. Dedelerimiz buraya sürgün olarak gelmişlerdir. Sürgün sırasında Sisam Adası'ndan Kuşadası'na teknelerle gelmişler ve Kuşadası'ndan dağılarak Moralı Köyü'ne yerleşmişlerdir.” dedi.
Moralı deresi köprüsü ve direnişi
Musa Uzun, Moralı Deresi'ne yapılacak olan köprü ve bu köprüye karşı yapılan yürüyüş hakkında şunları söyledi: “Köyümüzde 'Moralı Deresi' diye bilinen bir çayır köprüsü vardı. Halk arasında bu dere özel bir yer olarak kabul edilirdi. Ancak bu dere üzerine köprü yapmaya karar verdiler ve biz buna karşı çıktık. Bunun üzerine 1974 yılında bir yürüyüş düzenledik ve bu yürüyüşte en önde ben vardım. Bu köprü, ‘Moralı Deresi’ olarak bilinir.” ifadelerini belirterek bu olayın sadece bir köprü meselesi değil, aynı zamanda köyün sahip olduğu kültürü ve tarihi koruma mücadelesi olduğunu vurguladı.
Mora'dan Kuşadası'na: göç anıları
Meryem Moralı, 1952 doğumlu bir ev hanımı olup, Halil İbrahim Moralı ve Fatma Moralı'nın kızıdır. Germencik Moralı köyünde doğup büyüyen Meryem Moralı, dedelerinin Mora yarımadasından geldiklerini belirtti. “Büyük dedelerim 1819'da Ağustos ayında, Mora yarımadasından Kuşadası’na gemiyle geldi. Annemin ailesi Aydın'a, babamın ailesi ise Söke'ye yerleşti. Annem Fatma Moralı, Söke'ye gelin gidip 3 sene sonra Germencik Moralı'ya yerleşti. Babaannem, dedemin vefatından sonra Moralı soyadını aldı. Dedelerimin göç etmelerinin asıl nedeni soykırımların olacağını öğrenmeleri ve bu nedenle buraya gelmeleriydi. Babamın babası Ali ve annemin babası Cemal, soykırım başlangıcında ve öncesinde Mora yarımadasından Moralı Köyü'ne gelip Moralı soyadını aldılar.” ifadelerini kullandı.
Köklerimizi yaşatmak için oğlum benim kızlık soyadımı aldı
Köy yaşamının detaylarını paylaşan Meryem Moralı, “Moralı köyü küçük bir köydür ama komşuluk ilişkileri güçlü, yardımsever ve cana yakındır. Babamın ve dedemin Moralı köyündeki çiftlikleri vardı ve onlar sevilen ve saygı duyulan kişilerdi. Oğlum Gürkan Moralı, benim ailemizin mirasını ve köklerimizi yaşatmak amacıyla, eşimin izni ile benim kızlık soyadım olan Moralı soyadını aldı.” şeklinde konuştu.
Mora Yarımadası’ndan başlayıp Anadolu’da kök salan mübadillerin hikayesi, sadece bir göçün değil, aynı zamanda kültürel mirasın korunmasının ve yeni yerleşimlerde hayata tutunmanın da öyküsüdür. Türk ve Rum mübadillerin yaşadıkları zorluklar, dayanıklıkları ve başarıları, bugün bile toplumsal hafızada canlılığını korumaktadır. Germencik Moralı köyünde yaşayan mübadillerin hayatları, bu tarihsel sürecin önemli bir parçasıdır. Meryem Moralı ve Musa Uzun gibi köylüler, ailelerinin göç hikayelerini ve köklerini koruma mücadelelerini bize anlatarak, bu mirası yaşatmaktadırlar. Bu röportajda, geçmişin izlerini takip ederek mübadillerin anılarını dinledik ve onların miraslarını nasıl yaşattıklarını, kültürel değerlerini nasıl koruduklarını öğrendik. Bu hikayeler, nesiller boyu aktarılan tarihi ve kültürel zenginliklerin birer kanıtıdır.
Haber: Kader Demir
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...
DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI
Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...