Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


MEHMET TOPAL: ÖRÜMCEK ADAM’IN HİKÂYESİ

23.03.2025
Spor

 

Mehmet Topal, 1986 yılında Malatya'da doğdu ve futbol kariyerine Yeni Malatyaspor altyapısında başladı. Profesyonel olarak kariyerinin ilk adımlarını Çanakkale Dardanelspor Kulübü’nde attıktan sonra sırasıyla Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Başakşehir Futbol Kulübü ve Beşiktaş’ta forma giydi. Türkiye’de toplam 7 büyük kupa kazanan Topal, ayrıca İspanyol kulübü Valencia’da da iki yıl geçirdi. 2008-2018 yılları arasında Türkiye A Milli Takımı'nda 80’den fazla maça çıkarak iki Avrupa Şampiyonası’nda yer aldı. 

 

Mehmet Topal, futbol kariyerinde kazandığı başarılarla adından sıkça söz ettiren, saha içindeki azmi ve liderlik vasıflarıyla tanınan bir sporcu olarak Türk futbolunun önemli figürlerinden biridir. Hem kulüp takımlarında hem de Türkiye Millî Futbol Takımı’nda gösterdiği performansla büyük takdir toplayan Topal, futbolculuk kariyerini noktalamış, teknik direktörlük kariyerine başlamıştır. Oyun zekâsı, hırsı ve takım ruhuyla futbolseverlerin gönlünde taht kurarak Türk futbolunun geleceğine katkı sağlamaya devam etmektedir. Orta saha oyuncusu olarak büyük bir kariyer inşa eden Mehmet Topal, 500’e yakın profesyonel maçta görev alarak futbol dünyasında kendine sağlam bir yer edinmiştir. “Örümcek Adam” lakabıyla akıllarda yer eden Topal, orta sahanın dinamosu olarak tanınmaktadır. Kendisiyle gerçekleştirdiğimiz röportajda, futbolu seçme nedenini ve kariyer yolculuğundaki önemli anları bizlere anlattı.

 

Mehmet Topal kimdir? 

Ben Mehmet Topal, 3 Mart 1986 yılında Malatya’da doğdum. Evli ve bir çocuk babasıyım. Futbola Malatyaspor altyapısında başladım ve profesyonel kariyerime Dardanelspor’da adım attım. Galatasaray’a transfer olmam, hayatımdaki dönüm noktalarından biri oldu. Burada büyük bir çıkış yakaladım ve Süper Lig’deki yıllarım çok özel ve güzel oldu. Avrupa'dan teklifler gelince, Valencia gibi büyük bir kulübe transfer oldum ve burada Avrupa futbolu, disiplin ve özverili olmak hakkında çok şey öğrendim. Ardından, ülkemize Fenerbahçe formasıyla döndüm ve uzun yıllar bu takımda oynadım. Fenerbahçe'deki yıllarımı takiben Beşiktaş ve İstanbul Başakşehir Futbol Kulübü’nde de forma giydim. Türkiye Millî Futbol Takımı’nda ise 80’den fazla maça çıktım ve iki Avrupa Şampiyonası’na katıldım. Orta saha oyuncusu olarak hep sorumluluk aldım, takım oyununa inandım ve her zaman özveriyle sahada olmaya çalıştım.

 

Futbola nasıl başladınız? Neden futbol?

Futbola nasıl başladığımı sorarsanız, aslında çok basit bir cevabı var. Benim zamanımda çocuklar sokaklarda top oynayarak büyürdü. Şu an belki o kadar sık yaşanmasa da, biz sokak futbolunun keyfini çıkarırdık. Malatya’da çocukken, arkadaşlarımla birlikte mahallede her gün saatlerce top koştururduk. Oynamak için herhangi bir saha, takım ya da imkân aramazdık; sadece top ve arkadaşlar yeterdi. O dönem, futbola olan sevgimi ve ilgimi artıran en önemli şey sokak futboluydu. Futbol benim için sadece bir oyun değil, bir tutku hâline geldi. Sokakta arkadaşlarımla oynarken, topa her vurduğumda bir gün büyük bir kulüpte oynayacağımı, Millî Takım’a çağrılacağımı hayal ederdim. O zamanlar belki bu sadece bir çocuk hayaliydi ama zamanla bu hayali gerçeğe dönüştürmeyi başardım. Zaten o oyunumu gören hocam beni Yeni Malatyaspor altyapısına seçmişti. Şu an geriye dönüp baktığımda, sokakta futbol oynarken aslında hayatımın temellerini atmış olduğumu fark ediyorum. Çünkü ağaç yaşken eğilir. Beni bugüne taşıyan o çocukluk anıları ve o sokak futbolunun verdiği özgürlük hissi oldu. Futbolu seçme sebebim de aslında çok basit: O zamanlar top peşinde koşmak, arkadaşlarımla eğlenmek, bir araya gelip büyük hayaller kurmak benim için her şeydi ve o hayalleri gerçekleştirmek için her zaman mücadele ettim.

 

Defansif orta saha olarak "Örümcek Adam" lakabınız vardı. Bu lakap nereden geliyor?

“Örümcek Adam” lakabım, aslında oyun stilimle doğrudan ilgili. Defansif orta saha oyuncusu olarak sahada çok fazla top kapan, alanları iyi kapatan bir oyuncuydum. Uzun bacaklarım sayesinde rakiplerin ayağındaki topa müdahale etmem çok kolay oluyordu. Sahada her bölgeye hızla yetişebiliyor, rakiplerimin geçişlerine engel oluyordum. Bu özelliklerim fark edildi ve taraftarlarım, sahada adeta bir örümcek gibi her yere ulaşabilmemi simgeleyen bu lakabı bana taktı. İlk duyduğumda hoşuma gitmişti ve zamanla bu lakap benimle özdeşleşti. Gerçekten de güzel bir lakap oldu ve ben de zamanla kabul edip sahada bu lakabı taşımaya başladım. Taraftarlarımın böyle bir sevgi ve saygı göstermesi benim için çok kıymetliydi. O yüzden bu lakabı hep benimsedim ve sahada da elimden gelenin en iyisini yapmaya devam ettim.

 

Milli Takım’da EURO 2008 kadrosunda yer aldınız, ama asıl olarak EURO 2016’da büyük bir sorumluluk aldınız. Milli forma sizin için ne ifade ediyor?

Milli forma, her zaman benim için en büyük gurur kaynağı olmuştur. EURO 2008'de genç bir oyuncu olarak Millî Takım’a katıldım. O dönemki heyecanımı hâlâ hatırlıyorum. Takımın ruhu, sahada gösterdiğimiz birlik ve beraberlik inanılmazdı. Tarih yazdık. Zaman zaman yedekte olsam da takımımıza hep inandım. O dönem Almanya'yı eleyebilirdik ama olmadı. Fatih Terim Hoca’nın bu yolda bana büyük bir katkısı olmuştur. Kendisinin verdiği taktikler ve aşıladığı özgüvenin futbol hayatım boyunca hep etkisi oldu. O turnuvada yer almak, büyük bir deneyimdi. EURO 2016’ya geldiğimizde ise daha tecrübeli bir oyuncu olarak sahadaydım. Sansasyonel bir şekilde gidip, sansasyonel bir şekilde elendik. Fakat hem genç yaşta kazandığım tecrübeleri hem de Millî Takım’da geçirdiğim yılların bana kattığı olgunluğu sahada hissediyordum. O formayı giymek, ülkeni temsil etmek gerçekten bambaşka bir duygu. Her zaman gururla giydim ve bu formanın hakkını vermek için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Millî Takım’da olmak, sadece bir futbolcu olmak değil. Aynı zamanda kendinizi ülkenin bir parçası olarak hissediyorsunuz ve bu da insanı çok özel kılıyor.

 

Fenerbahçe'de kaptanlık yaptınız. Kaptan olmak nasıl bir sorumluluk getiriyor?

Fenerbahçe gibi büyük bir camiada kaptanlık yapmak gerçekten çok özel bir şey. Kaptan olmak, sadece sahada değil, saha dışında da büyük bir sorumluluk getiriyor. Hem takım arkadaşlarınızı hem de kulübü en iyi şekilde temsil etmeniz gerektiğini her zaman bilirsiniz. Kaptan olarak, takımı bir arada tutmak, zor zamanlarda liderlik yapmak, genç oyunculara rehberlik etmek ve onların gelişimine katkı sağlamak çok önemli. Bu sorumluluklar bazen ağır olabilir, çünkü takımın her yönüyle ilgilenmek, moral ve motivasyonu yüksek tutmak gerekiyor. Bazen yıldız futbolculara bile ne yapacağını söylemek hiç kolay olmuyor. Robin van Persie, Nani (Luís Carlos Almeida da Cunha), Martin Skrtel gibi daha nice sayamadığım yıldızlarla çalıştım. Kaptanlık, sadece futbol oynamak değil, takım ruhunu güçlü tutmak ve kulübün değerlerini her zaman ön planda tutmaktır. Ayrı bir parantez açmak istiyorum, benim çalıştığım en büyük kaptan ise Volkan Demirel’di. Saha içinde çok sert saha dışında da bir ağabey gibiydi. Ben de bu sorumluluğu Volkan Ağabey gibi her zaman en iyi şekilde taşımaya çalıştım ve Fenerbahçe'nin kaptanı olmaktan büyük gurur duydum.

 

Kariyerinde kaybettiğinize en çok üzüldüğünüz maç hangisiydi?

Kariyerimde kaybettiğime çok üzüldüğüm maçlar var tabii ki. Hem de birkaç tane var. İlk olarak, Benfica ile oynadığımız UEFA Avrupa Ligi Yarı Finali ikinci maçı aklıma geliyor. O dönemde finale çıkmayı çok istiyorduk. Çünkü takımda ve taraftarda çok büyük bir heyecan vardı. O maç gerçekten çok kritik bir maçtı ve galibiyete çok yakındık ama istediğimiz sonuca ulaşamadık, bu beni çok üzmüştü. Bir diğer unutamadığım maç ise Braga ile oynadığımız maç. Hakem aleyhimize çok kötü kararlar vermişti ve bu da maçı kaybetmemize yol açtı. O maçı kaybetmek de gerçekten çok acıydı, çünkü hakemin verdiği kararlar futbolun doğasına aykırıydı ve takımı çok zor durumda bıraktı. Son olarak, 2008 Avrupa Şampiyonası'nda Almanya'ya kaybettiğimiz yarı final maçını da unutamam. O turnuva gerçekten tarihi bir fırsattı ve finale çıkmak çok yakındı. O kayıptan sonra, hem takım hem de ben psikolojik olarak çok büyük bir hayal kırıklığına uğradık. O maçlar kariyerimde gerçekten üzücü anlar oldu.

 

Türkiye’de futbolun bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de futbol her zaman büyük bir tutku ile oynanıyor, bu bizim en büyük avantajımız. Ancak gelişmesi gereken pek çok alan da var. Özellikle altyapı konusunda daha fazla yatırım yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Genç oyuncuların gelişimi için kulüplerin ve federasyonların daha fazla çaba sarf etmesi, onların doğru bir şekilde yetişmesi çok önemli. Avrupa'da altyapı sistemlerine büyük bir özen gösteriliyor ve bu sistemler, oyuncu yetiştirme konusunda çok başarılı. Bizzat kendim yerinde görüp deneyimledim. Valencia, Barcelona, Real Madrid gibi kulüplerin altyapıları oldukça sağlam. Bizim de bu yüzden bu konuda daha fazla adım atmamız gerekiyor. Futbolun temelini sağlam bir altyapı oluşturur. O yüzden genç oyunculara fırsat vermek, onları doğru şekilde yönlendirmek büyük önem taşıyor. Türkiye futbol potansiyeli çok yüksek bir ülke, bu potansiyeli doğru şekilde kullanmak için daha fazla çalışmalıyız. Son olarak VAR sisteminin Türkiye’de  futbolun coşkusunu epey bir düşürdüğünü düşünüyorum. Bu sistem, maçın skoruna etki etmeyecek pozisyonlarda devreye girmemeli.

 

Futbolda teknik direktörlük için planlarınız neler?

Futbolu bıraktıktan sonra teknik direktörlük kariyerime adım atmayı planladım. Teknik Direktörlük eğitimi aldım ve Petrolul Ploieşti takımında bir süre görev yaptım. Romanya serüvenimiz kısa sürdü. Aktif futbolcuyken bu süreçte kendilerinden çok şey öğrendiğim Unai Emery Hoca’nın, Avrupa'da Valencia ve Sevilla'da oynattığı oyun anlayışını yakından inceledim. Bu oyunu, ileride çalıştıracağım takımlara entegre etmeyi düşünüyorum. Aktif futbolculuk kariyerimde defansif yönüm ön plana çıksa da, teknik direktörlükte ofansif futbolu daha fazla öne çıkarmak istiyorum. Oyuncularımın da bu sistemle uyum içinde oynayabilmesi benim için önemli. Juan Mata, Robin van Persie, Jérémy Mathieu, Roberto Soldado, Volkan Demirel gibi tecrübeli ve kaliteli oyuncularla çalışmak isterim. Onların oyun zekâsı ve tecrübeleri, benim takımımı daha da güçlendirebilir. Disiplin, başarıyı getiren en önemli faktörlerden biridir. Eğer başarıyı yakalayabiliyorsak, bu bize her şeyin doğru bir şekilde yapıldığını gösterir. Ama başarısızlık olursa, bunun bir eksiklikten ya da hatadan kaynaklandığını kabul ederim. Hiçbir başarısızlık tesadüf değildir, her şeyin bir nedeni vardır ve hedefim bu nedenleri bulup, sürekli gelişerek başarılı olmak.

 

Üç Büyükler’de forma giymiş efsane kaptan ve “Örümcek Adam” lakaplı Mehmet Topal’a bize zaman ayırıp içtenlikle verdiği cevaplar için teşekkür ediyor, futbol kariyerinde ve gelecekteki teknik direktörlük yolculuğunda başarılar diliyoruz.

 

Haber: Yasin Ateş

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

HAMAMÖNÜ EVLERİ

Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...

DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI

  Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00