Ankara Kalesi’nde cam, yalnızca ateşle değil, bir hayat hikâyesiyle şekilleniyor. Cam ve seramik sanatçısı Münire Balcı’nın kurbağalarla örülü yolculuğu, hem unutulmaya yüz tutmuş alevde cam sanatını hem de yıllar süren toplumsal baskılara karşı geliştirilen sessiz ama yaratıcı bir direnişi görünür kılıyor.
Bazı hikâyeler vardır, bir sanatın yönünü, biçimini ve ruhunu belirler. Ankara Kalesi’ndeki sanat evinde camla çalışan Münire Balcı’nın hikâyesi de tam olarak böyle. Onun ellerinde cam yalnızca erimez, uzatılır ya da şekil almaz; aynı zamanda yıllarca biriken sözlere, beklentilere ve sorulara cevap olur.
“Prensini mi bekliyorsun?”
Münire Balcı, uzun yıllar evlenmemiş olmasının çevresinde yarattığı baskıyı saklamıyor. “Prensini mi bekliyorsun, kaç yaşına geldin?” gibi soruların zamanla bir sorgulamaya, hatta mobbinge dönüştüğünü anlatıyor. Balcı ise bu sorulara alışılmışın dışında bir yanıt vermiş: “Hayır, ben kurbağamı bekliyorum. Öpünce prense dönüşecek.” Bu cümle, zamanla Balcı’nın hayatında bir espriden çok daha fazlasına dönüşmüş. Eşiyle tanıştığında ise bu söylem tatlı bir gerçeğe evrilmiş: “Kurbağamı buldum.” Bugün Balcı’nın atölyesinde camdan şekillenen kurbağalar, yalnızca sevimli figürler değil, yıllar boyunca maruz kalınan toplumsal beklentilere karşı geliştirilen bir mizahın ve direncin simgesi.
Camdan kurbağalar, camdan bir duruş
Balcı’nın çalışmalarında kurbağa figürü neredeyse merkezde yer alıyor. Bu bilinçli bir tercih. “Hazır figür vermem.” diyor. “Öğrencilerim ya kurbağa yapar ya da kurbağa temalı bir şey çalışır. Herkes kendi kurbağasını üretir.” Atölyede yer alan cam kurbağalar farklı renklerde, farklı duruşlarda ama aynı hikâyenin izlerini taşıyor.
Alevde can bulan bir sanat
Münire Balcı’nın icra ettiği sanat, “Alevde cam şekillendirme” ya da kendi ifadesiyle “Alevde can.” Osmanlı’dan günümüze uzanan, gözyaşı şişeleriyle birlikte anılan bu teknik, bugün unutulmaya yüz tutmuş durumda. Bu sanatta kalıp yok. Cam, alevin üzerinde yumuşatılıyor, çekilerek, uzatılarak ve sündürülerek şekillendiriliyor. Balcı, yumuşak cam ve epetre camla çalıştığını belirterek süreci şöyle anlatıyor: “Her şeyi yuvarlak formlarla yapıyoruz. Cam çekilir, uzar, incelir. Şekil zorla verilmez.” Figürlerin detaylarında ise metal aletler devreye giriyor. Maşa, cımbız ve bazen de bir meyve bıçağı… Hayvan figürlerinin ağız ve yüz detayları yalnızca bu aletlerle şekillendiriliyor. Atölyede kimi zaman bir penguen, kimi zaman bir kurbağa alevin üzerinde can buluyor.
Pahalı, zor ve yok olma tehlikesinde
Cam sanatının en büyük sorunlarından biri hammadde. Camın ana hammaddesi olan deniz kumu Türkiye’de üretilmediği için camlar Çekya, İtalya ve Almanya’dan temin ediliyor. “Bu yüzden pahalı bir sanat.” diyen Balcı, usta yetişmemesinin de en büyük sorunlardan biri olduğunu söylüyor. “Ustalarımızın çoğu vefat etti. Yapan çok az kişi kaldı.”
Geleceğe açılan atölye
Tüm bu zorluklara rağmen Münire Balcı, sanatını yalnızca üretmekle sınırlamıyor. Ankara Kalesi’ndeki sanat evinde çocuklar ve gençler için cam workshopları düzenliyor. Amaç, bu pahalı sanatı ulaşılmaz olmaktan çıkarmak. “Harçlık biriktirip gelebilsinler istiyorum. Camı tanısınlar, ateşi görsünler. Belki içlerinden biri bu sanatı sürdürür.” diyor.
Bir hikâye, bir sanat
Ankara Kalesi’nde alevin başında şekillenen camlar, yalnızca bir teknik becerinin ürünü değil, bir hayat hikâyesinin yansıması. Münire Balcı’nın camdan kurbağaları, hem kişisel bir direnişin hem de unutulmaya yüz tutmuş bir sanatın sessiz ama güçlü tanıkları olarak varlığını sürdürüyor.
Bu haberin hazırlanması sürecinde sanat evinin kapılarını açarak bilgi ve deneyimlerini bizimle paylaşan cam ve seramik sanatçısı Münire Balcı’ya teşekkür ederiz.
Haber: Aysu Aydın
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...