Aydın’ın Köşk ilçesinde bir döneme damgasını vuran ve yerel radyoculuğun en aktif yıllarında geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan Buse Adıgüzel, 15 yıl süren meslek hayatını noktaladı. “Tanımadan sevdiğim halkım” diyerek başladığı yayınlarıyla tanınan Adıgüzel, radyoculuğun yerel bir güç olduğu o yılları ve spikerliği bırakma sürecini anlattı.
Aydın’ın Köşk ilçesinde yerel radyoculuğun toplumsal bir bağ kurma aracı olduğu yıllarda, 15 yıl boyunca mikrofon başında toplumun sesi olan Buse Adıgüzel, meslek hayatına dair önemli açıklamalarda bulundu. Aslen Eskişehirli olan, Çerkes kökenli olması nedeniyle dinleyicileri arasında “Çerkes Kızı” olarak da anılan Adıgüzel, kendini ‘hayat okulunda’ eğiterek Mega Star (105.2), Radyo N ve Radyo Gözde gibi yerel radyolarda Köşk halkının sesi oldu. Adıgüzel, “Tanımadan sevdiğim halkım” diyerek başladığı yayınlarıyla bölgede geniş bir kitleye ulaştı. Yerel şiveyi ve kültürel dokuyu yayınlarına taşıyarak tarladaki işçiden uzun yol şoförlerine, huzurevi sakinlerinden ev hanımlarına kadar her kesimle sarsılmaz bir güven ilişkisi kuran Adıgüzel, radyoculuğun sadece müzik yayını değil, aynı zamanda bir sırdaşlık ve dayanışma platformu olduğu o dönemi tüm samimiyetiyle anlattı.
“Ne edip durun gari” diyen bir frekans
Adıgüzel’in hikayesi, bir ilanla değil, radyoya olan tutkusuyla başladı. Lise mezunu olan ve kendini “hayat okulunda” eğiten deneyimli radyocu, Mega Star, Radyo N ve Radyo Gözde gibi yerel radyolarda Köşk halkının sesi oldu. Onu diğerlerinden ayıran en büyük özellik ise Aydın’ın yerel ağzını mikrofonun kalbine yerleştirmesiydi. “Dinleyicilerim bana ‘Buse ne edip durun gari, şarkıyı çalıver’ diye yazarlardı, ben de onlara ‘Az sonra çalıvericem gari’ diye cevap verirdim” diyen Adıgüzel, bu samimiyetin muhafazakâr ama sıcak bölge dokusunda bir “güven pasaportu” olduğunu ifade etti.
Frekansın ötesinde bir gönül bağı
Adıgüzel, sadece müzik çalan bir spiker değil, aynı zamanda bir sırdaş ve sosyal hizmet uzmanı gibi çalıştı. Uzun yol kaptanlarından, tarlada zeytin işleyen kadınlara kadar geniş bir kitleye hitap etti. Adıgüzel için radyo, sadece müzik çalınan bir yer değil, insanların hayatına dokunulan bir mecraydı. Bu bağın en somut örneklerinden biri, Orhan ve Osman amcaydı. Eşi tarafından terk edilen ve yalnız yaşayan Orhan amcanın, “Buse kızım, inan ki seni dinleyerek tansiyon ilacını bıraktım” şeklindeki mesajları, Osman amcanın da sabah kalkıp, sobasını yakıp ve üzerine çayını koyup “Buse kızım radyomu açtım, seni dinliyorum. Geliver gari” mesajı radyonun bir insan üzerindeki tedavi edici gücünü ortaya koydu. Adıgüzel, kendisinden hiçbir zaman isteğini esirgemediği Osman ve Orhan amca gibi pek çok dinleyicisi için bir sesin ötesinde, bir yaşam enerjisi haline geldi. Artık mesaj atamasalar bile yayınlarında onların isimlerini sıklıkla andı. Onu huzurevi sakinleri de çok dinledi ve kendisini “kızım” diyerek çağıran kimsesiz bir kadına verdiği sözü tutup İsabeyli’deki huzurevine yaptığı ziyaret, sadece bir yayıncı değil, bir “evlat” olduğunu kanıtladı. Adıgüzel, İsabeyli’deki huzurevinde yaşayan ve kendisini ısrarla davet eden bir dinleyicisinin ricasını kırmayarak gerçekleştirdiği ziyareti şu sözlerle anlattı: “Huzurevinde beni çok seven bir teyze vardı, ‘Buse kızım buralara gelsene’ dedi. Ben de hiç tereddüt etmeden geleceğimi söyledim. Oraya gittiğimde öğrendim ki hemşireler, ‘Spikerler gelmez, onlar havalı olur; seni kandırmış’ diyerek teyzenin geleceğime dair umudunu kırmışlar. Kapıdan girdiğim an hepsinin yaşadığı o şaşkınlığı ve mutluluğu unutamam.” Bu ziyaret, Adıgüzel için geçici bir nezaket ziyareti olarak kalmadı. O günden sonra her ay düzenli olarak bakımevini ziyaret etmeye devam etti.
Mikrofonun ardındaki büyük acı: şehit kardeşin son çağrısı
Görüşmemizin en sarsıcı kısmı ise Adıgüzel’in mesleğine olan profesyonelliği ile yaşadığı kişisel acının kesiştiği noktaydı. Yayındayken gelen ve “akşam ararım” diyerek meşgule attığı o telefonun, şehit kardeşiyle son görüşme fırsatı olduğunu anlatırken gözyaşlarını tutamadı, “Yayındaydım, kardeşim aradı. Akşam ararım deyip kapattım. Akşam aradığımda göreve çıktı dediler. Sabah ise şehit haberini aldım. Kendimi hiç affetmiyorum. Belki veda edecekti, belki son kez sesini duyacaktım.”
Zorunlu ve hüzünlü veda
Şeker hastalığı ve yaşadığı kayıpların ardından mikrofonu kapatmak zorunda kalan Buse Hanım için son yayın günü bir veda değil, bir yas gibi geçmiş. Gözleri dolarak, “Bir daha bu insanların dertlerini duyamayacak mıyım, onlara şifa olamayacak mıyım diye çok ağladım” diyen Adıgüzel, bu mesleği bırakırken nasıl zorlandığını dile getirdi. Bugünün dijital dünyasında eksik olan şeyin samimiyet ve vefa olduğunu belirten Adıgüzel, radyoculuğun artık bir “meslek”ten ziyade “teknik bir işe” dönüştüğünü savundu. Artık yayında değil ama Köşk halkının kalbinde “Çerkez Kızı Buse” olarak yaşamaya devam etti.
Buse Adıgüzel’in 15 yıla yayılan meslek yolculuğu, yerel radyoculuğun teknik bir yayıncılık faaliyetinden öte, bir toplumun vicdanı ve hafızası olabileceğini kanıtladı. Mikrofon başında geçirdiği yıllar boyunca sadece müzik çalmakla kalmadı; yalnızlara yoldaş, kimsesizlere evlat, dertlilere ise şifa oldu. Bugün o çok sevdiği stüdyo masasında oturmasa da Köşk halkının zihninde bıraktığı insani miras tazeliğini korumaya devam etti. Dijitalleşen dünya ile radyo yayıncılığı daha çok teknik bir sürece dönüşmüş olsa da Adıgüzel’in temsil ettiği o “samimiyet dönemi”, Köşk halkında unutulmaz bir frekans kaydı olarak tarihteki yerini aldı. Mikrofon sustu, ancak Buse Hanım’ın kurduğu gönül bağları, bir dönemin en canlı ve en sıcak tanığı olarak hafızalarda kalmaya devam etti. Bu keyifli sohbet için bize kıymetli zamanını ayıran Köşk’ün sevilen radyocusu Buse Adıgüzel’e teşekkür ederiz.
Haber: Büşra Oflaz
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...