6 Şubat depremlerinin ardından ağır yıkım yaşayan Hatay’da kültürel hayatın yeniden canlanması için kurulan Kültür-Sanat Çarşısı, şehirde üretimi sürdürmek isteyen sanatçılara yeni bir alan sağlıyor.
Mozaik ustası Mehmet Bostancı, dekoratif sanat üreticisi Işıl Yalçınkaya ve dokuma ustası Ayfer Dalıoğlu, konteyner atölyelerde hem geçimlerini sağlıyor hem de Hatay’ın binlerce yıllık mirasını yaşatmak için mücadele ediyor.
“Bu sanat dalı Hatay’ın damarlarından biri”
Mozaik ve heykel sanatçısı Mehmet Bostancı, 30 yılı aşkın süredir sürdürdüğü mesleğini zanaattan öte, kültürel bir miras olarak tanımlıyor. Antakya doğumlu sanatçı, mozaik sanatının geçmişte uzun süre kesintiye uğradığını hatırlatarak yeniden canlandırılması için büyük çaba sarf ettiklerini söylüyor. Depremde eski atölyesini kaybeden Bostancı, bugün bu çarşıda üretmeye devam ediyor. Yeni alanın sanatçılar için ortak bir buluşma noktası olduğuna dikkat çeken Bostancı, geçmişte dağınık halde çalışan ustaların artık bir arada olduğunu vurguluyor. Bostancı, sanatın Hatay için taşıdığı anlamı şu sözlerle ifade ediyor: “Biz her zaman bu sorumluluğu üstleneceğiz. Mesela mozaik sanatı. Bu sanatın Hatay’da olduğunu, yapıldığını ve yapılmaya devam edildiğini herkesin bilmesini istiyoruz. Çünkü bu sanat dalı Hatay’ın damarlarından biri ve bu sanat bittiğinde bu damarlar kopar.”
“Burada yalnız değiliz ve bu bizi ayakta tutuyor”
Taş seçimi ve ton uyumunun zorluklarına rağmen üretimlerine devam eden Bostancı, çarşıyı birleştirici bir güç olarak ifade ediyor: “Burada yalnız değiliz ve bu bizi ayakta tutuyor. Biz hayattaysak mücadele etmeye devam etmemiz lazım!” diyerek sanatın aynı zamanda bir direnme biçimi olduğunu dile getiriyor
“Ayağa kalkmak için bir şeye tutunmamız gerekiyordu ve sanat bize nefes oldu”
Dekoratif el sanatlarıyla uğraşan ve aynı zamanda usta öğretici olan Işıl Yalçınkaya, yaklaşık 15 yıldır üretim yapıyor. Su kabağı ve ahşap üzerine yaptığı el işçiliği ürünlerle Hatay’ı farklı şehirlerde tanıttığını belirten Yalçınkaya, deprem sonrası üretimin kendisi için farklı bir anlam kazandığını anlatıyor. Eskiyi özlediğini ancak çarşının kendileri için önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden Yalçınkaya, bu süreci şöyle özetliyor: “Depremden sonra hepimizin morali çok bozuktu. Ayağa kalkmak için bir şeye tutunmamız gerekiyordu ve sanat bize nefes oldu. Yıllardır yaptığımız çalışmaları yapmaya devam edip insanlara bunu sunmayı tercih ettik.” Tamamı el yapımı olan ürünlerin üretim sürecine de değinen Yalçınkaya, su kabaklarının tek tek işlenerek, süslenerek renklendirilip hazır hale getirildiğini söylüyor. Onun için bu üretim, yalnızca bir meslek değil aynı zamanda hayata yeniden bağlanmanın bir yolu.
“Bu sanatın yeri burası”
Kilim dokuma ustası Ayfer Dalıoğlu ise mesleğini bir aile mirası olarak görüyor. 30 yıla yaklaşan deneyimiyle uzun yıllar usta öğreticilik yapan Dalıoğlu, en büyük hedefinin bu sanatı genç kuşaklara aktarmak olduğunu belirtiyor. Depremin ardından bir süre şehir dışında yaşadığını ancak Hatay’a geri dönme kararı aldığını anlatan Dalıoğlu, bu kararını şu sözlerle dile getiriyor: “Depremden hemen sonra İstanbul’a gidip aylarca orada kaldım. Hatay’ı çok özledim. İşimden istifa edip geri döndüm. Çünkü bu sanatın yeri burası. Şehrime olan borcumu ödemeye çalışıyorum.” Kilim dokumanın yeniden değer kazanmaya başladığını söyleyen Dalıoğlu, bu sanatın hem kültürel hem de eğitsel yönüne dikkat çekiyor. Geleceğe dair umudunu ise şu sözlerle ifade ediyor: “Daha önce tamamen unutulmaya yüz tutmuş bir meslek olduğu için yavaş unutuluyordu ama son zamanlarda herkes kültürümüze ait bir sanat olduğunun farkına varmaya başladı. Bu sanat sabırdır, odaklanmadır, iyileşmedir. Gençlere ne kadar ulaşabilirsek o kadar mutlu olacağız.”
Sanatçılar, şehrin kültürel hafızasını koruyor
Kimi zaman yıkıntıların hemen yanında, kimi zaman geçici konteyner atölyelerde üretilen her iş, şehrin ayağa kalkma iradesinin bir parçası. Sanatçılar hem kendi hayatlarını yeniden kurmaya çalışıyor hem de Hatay’ın kültürünü yeniden geleceğe taşıyor.
Sanatçıların ortak düşüncesi aynı
Depremin ardından büyük yıkım yaşayan Hatay’da kurulan kültür-sanat çarşısı, farklı alanlardan sanatçıları bir araya getirirken hepsinin ortak bir noktada buluştuğunu da gösteriyor: Üretmeye devam etmek ve kentin kültürel mirasını yaşatmak. Mozaik ustası Mehmet Bostancı’dan dekoratif sanatlar üreticisi Işıl Yalçınkaya’ya ve kilim dokuma ustası Ayfer Dalıoğlu’na kadar tüm sanatçılar, yaşanan kayıplara rağmen sanatın bir “tutunma” ve “sürdürme” alanı olduğuna dikkat çekiyor. Kimi için bu bir sorumluluk, kimi için yeniden ayağa kalkmanın yolu ancak hepsi için vazgeçilmez bir ihtiyaç. Bu çarşı, yalnızca ürünlerin sergilendiği bir alan değil aynı zamanda Hatay’ın hafızasının, emeğinin ve direncinin yeniden kurulduğu ortak bir zemin olarak öne çıkıyor.
Haber: Danyel Can Tümkaya
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...