Gıda mühendisliğinden kırsal kalkınmaya uzanan bir yol… İzmir Konak doğumlu Özlem Çal, Koçarlı’da hayata geçirdiği yerel üretim temeliyle hem bölge ürünlerini değerlendiriyor hem de kadınlara istihdam alanı açıyor. Kırsalda üretim, dayanışma ve kadınların çalışma hayatına katılımını bir araya getiren bu girişim, yerel ölçekte alternatif bir üretim modeli sunuyor.
Gıda mühendisliği eğitimiyle başlayan bir meslek yolculuğu, bugün Koçarlı’da yerel üretimi ve kadın emeğini merkeze alan bir kalkınma hikâyesine dönüşüyor. İzmir Konak doğumlu Özlem Çal, uzun yıllar özel sektörde edindiği mesleki deneyimi, pandemi sonrası dönemde kırsalda kadın dayanışmasıyla üretime taşıdı. Koçarlı Tarım Ürünleri adıyla yürütülen bu girişim; doğallığı temel alan üretim anlayışı ve kadınlara istihdam sağlayan dayanışma modeliyle dikkat çekiyor.
Gıdayla başlayan yolculuk
1988 yılında İzmir’in Konak ilçesinde doğan Özlem Çal, 2007 yılında Celal Bayar Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Mezuniyetinin ardından yaklaşık 15 yıl boyunca özel sektörde gıda alanında çalışan Çal, mesleki bilgisini sahada geliştirdi. Ancak bu yıllar boyunca aklında hep aynı hayal vardı: kadınlara yönelik, kadınların birlikte ürettiği bir işletme kurmak. Bu hayal, pandemi sonrası dönemde somut bir adıma dönüştü. Özlem Çal, 2021 yılında Koçarlı’da tarım ürünleri üzerine üretime başladı ve elde edilen ürünleri yerel üretim anlayışıyla tüketiciyle buluşturmaya başladı.
Yerel ürün, yerel emek
Koçarlı merkezli işletmede temel yaklaşım, bölgede yetişen tarım ürünlerini kadın emeğiyle yeniden değerli kılmak. Zeytin, incir, çeşitli turşular ve mevsimsel tarım ürünleri, çoğu zaman bölge halkının yetiştirdiği ürünlerden temin ediliyor. Bazı ürünler ise doğrudan işletme bünyesinde yetiştirilip üretiliyor. “Her ürünü kendimiz yetiştirmemiz mümkün değil ama bölge halkının emeğini değerlendirmek bizim için çok önemli.” diyen Çal, bu yaklaşımın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir karşılığı olduğunu vurguluyor. Bugün işletmede 6 kadın birlikte çalışıyor. Özlem Çal’a göre bu yalnızca bir iş modeli değil, aynı zamanda bir sosyal sorumluluk anlayışı. “Kadınlar da kendi ayakları üzerinde durabilmeli.” sözleriyle bu yaklaşımı özetliyor. Kırsalda kadınların çoğu zaman ev, çocuk ve tarla işleriyle sınırlı bir yaşam sürdüğüne dikkat çeken Çal, çalışma düzenini bu gerçekliği göz önünde bulundurarak planladıklarını ifade ediyor. “Ben de anne olduğum için çalışma düzenini buna göre planladık. Hafta sonları tatil, hafta içi çalışma saatlerimiz ise 08.00–18.00. Aile hayatını göz ardı eden bir sistem kurmak istemedik.” şeklinde yanıt veriyor.
Tarımda kadın olmak: zorluklar ve direnç
Tarım sektöründe kadın girişimci olmanın kolay olmadığını ifade eden Çal, sürecin zaman zaman psikolojik ve toplumsal baskılarla geçtiğini dile getiriyor: “Aklımız bazen evde, çocuklarda kalabiliyor. Çevreden ‘Kadınlar ne kadar ilerleyebilir ki?’ gibi sözler de duyuyoruz. Ama biz bunların karşısında dimdik duruyoruz. Aslında bizi daha da güçlü yapıyor.” Bu önyargıların zamanla yerini takdire bıraktığını ise gülerek ekliyor: “İlk başta öyle söyleyenlerin çoğu şu an bizim sürekli müşterimiz.”
Yenilikçi bir lezzet: Marine bamya
Üretimde geleneksel yöntemlerin yanı sıra yeni tatlar denemeye de önem verdiklerini belirten Çal, özellikle sebze ürünleri üzerinde farklı uygulamalar yaptıklarını anlatıyor. Son dönemde geliştirdikleri marine bamya ürünü, bu yaklaşımın örneklerinden biri. “Bamyayı yaz aylarına uygun, baharatlarla zenginleştirilmiş fresh bir salata tarzında marine ettik. Konserve olarak sunduk ve çok ilgi gördü.” diyen Çal, gelen geri dönüşlerin kendilerini motive ettiğini vurguluyor ve şu ifadeyi paylaşıyor: “Mesela ‘Ben normalde bamya asla yemem ama bunun tadı çok başka’ diyenler oluyor. Bu bizi inanılmaz mutlu ediyor.”
Doğallık kırmızı çizgi
Gıda üretiminde doğallığın vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Çal, bu ilkeyi şu sözlerle açıklıyor: “Ürettiğim ürünü akşam evde soframa koyuyorum. Ailem, çocuklarım yiyor. Bu yüzden içime sinmeyen hiçbir ürünü üretmem.” Bu anlayışın, markaya duyulan güvenin temelini oluşturduğunu belirtiyor.
Küçük bir işletme, büyük bir hayal
Mevsimsel olarak iş yükünün değiştiğini belirten Çal, yaz aylarında kuru domates, sonbaharda zeytin hasadı gibi yoğun dönemler yaşadıklarını söylüyor. Zaman zaman ağır yüklerin taşınması gerektiğinde ise çevre halkı ve aile desteği devreye giriyor. “Bazen kamyonlardan ağır ürünler geliyor. Erkek gücü gereken anlar oluyor. O zaman sağ olsun çevremiz hemen yardım ediyor.” Gelecek hedeflerini ise net bir şekilde ortaya koyuyor: “Bugün altı kadınla birlikte üretiyoruz. İleride bu dayanışma ağının daha da genişlemesini, bölgede daha fazla kadının emeğiyle güçlenmesini istiyorum. Bizim için asıl önemli olan, birlikte üretirken doğallığımızı ve güvenimizi korumak. Burada bir iş yerinden çok, birbirine omuz veren bir kadın topluluğuyuz.”
Haber: Buket Çetin
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...