Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


KESKİN VE SANATSAL: KILIÇLARIN SERÜVENİ

08.01.2025
Kültür Sanat

 

Ateşin sıcaklığı, çeliğin sertliği ve o çeliğin bir hamur gibi şekillenmesi ile oluşan kılıçlar; hem tarihin hem de zanaatin iç içe geçmesiyle harmanlanıyor. Kılıçlar çekiç darbeleri, el işlemeleri, zımparalama, bileme, motifler ve ileri teknoloji lazer kesimlerle birbirlerinden eşsiz sanat eserlerine dönüşüyorlar. Günümüzde kılıçlar birer savaş aracı değil, ustasının maharetli ellerinden doğan birer sanat eseri. Çeliğin katmanlarından oluşan bu sır dolu serüven, kılıçların birbirinden farklı kimliğini oluşturuyor. Her kılıç, geçmişin izlerini taşıyan bir hikaye anlatıcısı, ustasının hayal gücünü ve emeğinin yansımasıdır. Geleneksel yöntemlerin modern tekniklerle harmanlandığı bu süreç, çeliği bir savaş aracından öte bir kültür mirasına dönüştürüyor.

 

Kılıçların serüvenini ve hikayelerini dinlemek adına Denizli’nin Yatağan ilçesini ziyaret ettik. Yatağan, Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan 900 yıllık kılıç yapım mirasıyla tarihe tanıklık ediyor. Yatağan Kılıcı, adını bu tarihi ilçeden almıştır. Bu ilçe Osmanlı ordusunun, özellikle Yeniçeri Ocağı’nın kullandığı zarif ve etkili kılıçların birçoğunun üretim merkeziydi. Hafif kavisli ve tek tarafı keskin Yatağan kılıçları, günümüzde savaş meydanlarının değil, zanaatın ve sanatın sembolü. Kılıçların tüm bu serüvenini bizlere anlatmaları için kılıç ustası firmasının işletmecisi Ömer Altıntaş, kılıç ustası Adem Sarıbaş ve Mustafa Enes Çakır ile röportaj gerçekleştirdik.

 

Savaşlardan dekorasyona evriliş

Kılıçların geçmişten günümüze gelişini anlatan Altıntaş, “Eskiden kılıçlar, savaş meydanlarının en önemli silahlarından biriydi. Özellikle Orta Çağ’dan Osmanlı İmparatorluğu’na kadar uzanan dönemde, kılıçlar orduların ana silahları arasında yer alıyordu. Hem yakın dövüşte etkili olması hem de kolay taşınabilirliği kılıçları askerlerin vazgeçilmez aracı haline getirdi. Bunun yanı sıra, kılıçlar sadece savaşlarda değil, törenlerde ve sembolik anlam taşıyan etkinliklerde de kullanılıyordu. Örneğin hükümdarlar kılıç kuşanarak tahta çıkarlardı. Çünkü kılıç gücün ve otoritenin bir simgesiydi. Günümüzde ise kılıçlar sanatsal anlamda hayatımızda bulunuyor. Evlerde, ofislerde ve birçok alanda dekorasyon eşyası olarak kullanılıyor. İnsanlara mesleğimi söylediğimde, ‘Kılıçlara günümüzde hala talep var mı?’ diye çok soru alıyorum. Aslında, fazlasıyla talep var. Arkadaşına hediye etmek isteyen, evine veya iş yerine dekor olarak koymak isteyen, koleksiyon yapanlar, tarihi filmlerin ve dizilerin setlerinden çokça talep var. Tabii bu dekor amaçlı üretilen kılıçlar, keskin değildir. Yalnızca görüntü için üretilmektedir.” sözlerini söyleyerek kılıçların günümüzde çoğunlukla dekor amaçlı üretildiğini ifade etti. 

 

“Her kılıç ustası eserine kendi imzasını atar”

Her ustanın farklı bir mahareti olduğundan bahseden Altıntaş, “Her kılıç ustası eserine kendi imzasını atar. Bazı ustalar keskinlikte ustalaşırken, diğerleri kılıcın denge noktasına veya süsleme işçiliğine odaklanır. Bu farklılıklar, her kılıcı benzersiz bir esere dönüştürür.” dedi. Kılıç yapımının püf noktalarına değinen Altıntaş, “Kılıç yapımının ilk aşaması olan çeliğe su verme işlemi sürecin en önemli kademesidir diyebiliriz. Çelik, önce yüksek sıcaklıklara kadar ısıtılır ve ardından hızlı bir şekilde soğutularak sertleştirilir. Bu işlem çeliğin sertliğini artırırken aynı zamanda daha dayanıklı hale getirir. Ancak bu işlem dikkat isteyen bir işlemdir. Çünkü su verme sırasında yapılan küçük bir hata, çeliği çatlatabilir veya kırılgan hale getirebilir. Bu aşama aynı zamanda çeliğin yapısına esneklik ve denge kazandırır.” diyerek, kılıca şekil veren ustanın elleri kadar, ruhu da kılıcı eşsiz kılar diye ifade etti.

 

Türk kılıçlarının merhametle şekillenmesi

Tarihte, Türklerin tek tarafı keskin kılıçlar kullanması hakkında Altıntaş, “Türkler tarih boyunca atlı bir millet olarak bilinmektedir. At üzerinde savaşırken, kılıcın hafif ve dengeli olması çok önemlidir. Tek tarafı keskin kılıçlar genellikle kavisli bir forma sahiptir. Bu kavis, özellikle hızlı bir saldırı sonrası kılıcın kolayca geri çekilmesini sağlayıp, süvari için avantaj sağlar. Aynı zamanda askeri anlamda önemli olmasının yanı sıra, bir diğer temel sebebi Türklerin ahlaki değerleri önemseyen bir millet olmasından kaynaklıdır. Türkler tutsaklara merhamet gösterme ve kan dökmekten kaçınan bir millettir. Bu nedenle, tek tarafı keskin kılıçlar kullanarak düşmanı etkisiz hale getirmeyi yeterli görmüşlerdir. Bu yaklaşım, biz Türklerin savaşta bile insani değerlere verdiği önemi yansıtmaktadır. Bu bağlam kullanılan kılıçların tasarımına ve kullanım biçimine de yansımıştır.” şeklinde ifade etti.

 

İlmek ilmek işlenen demir

Kılıçların ilk şekillendirilme işlemlerinden bahseden Sarıbaş, “Kılıç yapımı oldukça zahmetliyken bir o kadar keyif vericidir. İlk olarak çeliğe su verme dediğimiz işlemde, çeliği yüksek ısıda ısıttıktan sonra hızla soğutuyoruz. Bu asıl işlem kılıcın ilk kimliğini oluşturmaktadır. Sonrasında parlatma işlemiyle karbon karışımlı paslanmaz çelik, katman katman zımparalanarak pürüzsüz hale getirilir. Bu kısım yalnızca işlevsel açıdan değil, estetik açıdan da  önem taşımaktadır. Parlatma işlemi bittiğinde, kılıç adeta ayna gibi parlar hale gelir. Sonrasında kılıcı keskinleştirme aşamasına gelirsek, kaba taşlama ile kılıcın kenarları belirli bir açıyla eğimli hale getirilir. Kullanılan taşlar ve aletler, çeliğin sertlik derecesine ve kılıcın tasarımına göre değişmektedir. Kaba taşlama sırasında ustanın el becerisi çok önemlidir. Çünkü yanlış bir hareket, kılıcın dengesini bozabilir veya kenarını zayıflatabilir. Bu işlemle, çeliğin kenarını mikroskobik seviyede düzleştirerek keskinliği maksimum düzeye çıkartıyoruz.” şeklinde belirterek, bu aşamanın kılıca parlak ve kesin bir yapı kazandırdığını aktardı. 

 

Kılıcın karakterini şekillendiren kabzalar

Kılıçları birer sanat eserine dönüştüren işleme ve motiflerden bahseden Çakır, “Kılıçların gövdesi ve kabzaları birçok işleme ve kaplamalarla, birbirinden farklı kimlikler yaratmaktadır. Bu süreçte kabza hem kılıcın işlevselliğini tamamlayıp hem de onu bir sanat eserine dönüştüren detaylarla süslenir. Altın, gümüş, deri, kadife ve daha birçok şekilde kabzalar süslenebilir. Bazı kılıçların kabzaları manda ve koç boynuzlarından yapılır. Bu durum çok daha zahmetlidir. Özellikle eskiden savaşlarda, kabzalar genellikle koç ve manda boynuzlarından yapılırmış. Çünkü boynuzun, elin terini emen bir yapısı vardır ve aynı zamanda elde nasır oluşumunu engellemektedir. Kabzalara aynı zamanda sıkça pirinç işlemesi yapmaktayız. Kılıcın sap kısmına uygun şekillendirerek; oyma, kabartma ya da kazıma teknikleriyle pirinci işliyoruz. Türk kılıçlarında bu işlemelerin özel bir anlamı vardır. Örneğin kabzada yer alan geometrik desenler ya da çiçek motifleri sadece bir süsleme değil aynı zamanda bir hikaye anlatır. Osmanlı Dönemi’nde, kabzaya işlenen desenler sahibinin sosyal statüsünü ya da askeri rütbesini ifade ederdi.” sözlerini söyleyerek, her kılıcın bir kimlik ve kültürel ifade taşıdığını belirtti. 

 

Damascus, Katana, Yatağan, Kilij ve daha yüzlercesi

Kılıç türleri hakkında Sarıbaş, “Damascus çeliği ile yapılan kılıçlar Orta Çağ’ın en ünlü silahlarından birisidir. Bu kılıç ile başka bir kılıcı bile kesebilirsiniz. Ancak bu çeliği üretme yöntemi, günümüzde artık tam anlamıyla kullanılmamaktadır. Türk kılıçlarının eğimli olması avantajlıdır. Çünkü bu kılıçlar basit bir şekilde manevra yapabilmemizi sağlar. Aynı zamanda çok hızlı bir şekilde geri çekilebilmeyi sağlar. Katana kılıçları bir diğer adıyla Samuray kılıçları, esnekliği ve dayanıklılığı ile meşhurdur. Bu esneklik kılıcın kırılmasını önlemektedir ve bu çok zor elde edilebilecek bir durumdur. Aynı zamanda Yatağan kılıcı kavisli ve tek kenarlı yapısıyla, tarihte özellikle yakın dövüşlerde büyük avantaj sağlamıştır. Kilij kılıcı ise yine Osmanlı İmparatorluğu’na ait bir kılıç türüdür. Derin kavisli bir kılıçtır. O dönemde de sanatla sıkça birleştirilmiş ve göze hitap eden bol süslemeli bir kılıç türüdür. Kan oluğu bulunan kılıçlarda, kılıcın ortasında oluk şeklinde ince uzun bir oyuk bulunmaktadır. Tarihte kılıçların hafif olması ve kolay hareket ettirilebilir olması için sıkça kullanılan bir kılıç işlemesidir. Ortasında oluk bulunması kılıcın çatlamasını engellemektedir. O dönemlerde kullanılan kılıçlar göze çok ağırmış gibi gelseler de aslında ortalama 1-1.5 kilogram ağırlığındadırlar. Bir kılıç, başka bir kılıca göre daha ağır olsa da elde tutulduğunda çok daha hafif hissedilebilir. Bu durum, kılıcın denge noktasının işlenmesinden kaynaklanır ve aslında tamamen fizik biliminden elde edilen etkileyici bir denge prensibidir. Kılıcın ağırlık merkezi ve denge noktası öyle ustalıkla tasarlanır ki, bu sayede kullanıcısına hafiflik hissi verirken aynı zamanda etkili bir darbe gücü sağlar.” diyerek, kılıçların birbirinden farklı kimliklere sahip olduğunu ve dengenin kılıçta büyük bir yapı taşı olduğunu vurguladı.

 

Kılıçlar, yüzyıllar boyunca sadece savaş aracı değil aynı zamanda kültürlerin ve medeniyetlerin mirasını taşıyan simgeler olmuştur. Her kılıç, ustasının emeğiyle şekillenen bir öyküye sahip. Osmanlı’dan Japonya’ya, Vikingler’den Selçuklu Dönemi’ne kadar kılıçlar kendi kültürel miraslarıyla harmanlanmış ve her biri sanat eseri haline getirilmiştir. Bugün kılıçlar, koleksiyonluk parçalara ve tarihi eserlere dönüşmüş olsa da hala geçmişin gücünü ve anlamını taşımaktadır. Üretim aşaması emek, sabır ve özenle şekillendirilen bir süreçtir. Kılıçlar bir zamanlar savaş meydanlarında rol alırken, şimdi tarihin ve sanatın birer simgesi olarak varlıklarını sürdürmektedir.

 

Haber: Nagihan Şimşek

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

HAMAMÖNÜ EVLERİ

Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...

DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI

  Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00