Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


KAYSERİ LİSESİNİN NURA KOŞAN GENÇLERİ

12.05.2024
Dosya

 

Milli Mücadele savaşı, vatan topraklarımızın her köşesinden gelen, kadınından  çocuğuna, yaşlısından gencine kadar halkın birlik ve beraberliği sayesinde kazanılmış tarihimiz bakımından oldukça önemli bir savaştır.  Kayseri Lisesi gençleri, eğitimlerini bırakıp bu savaşa gönüllü olarak katılarak isimlerini kalplerimize kazımayı başarmıştır. 

 

Kayseri Lisesi’nin kronolojik tarihi ve gelişimi bağlamında Müdür Serkan Kaya ve müze içerisindeki eserlere dair müze rehberi  Seda Melek Yalçın Demir ile görüşme gerçekleştirdik. 

 

“Okul toplamda 114 yıl eğitim veren bir yapıdır”

Milli Mücadele Müzesi’nin geçmişteki eğitim tarihi hakkında Serkan Kaya, “Okul, toplamda 114 yıl eğitim veren bir yapıdır. Eğitim tarihi Abdülhamit Han dönemine, 1893 yıllarına kadar dayanmaktadır. İlk yıllarında okulun bir elin parmakları kadar öğrencisi ve  mezunları vardı. Zamanla öğrenci sayısı 1896 yılında artış göstermeye başladı, daha sonrasında ise bu alandaki cizvit papazlarının evleri satın alınarak yapı genişletildi. Yapının bitiş tarihi 1903 yılına dayanmaktadır. Yapının son halini, yani günümüzdeki halini alması ise 1916 yılına, Sultan 5. Mehmet Reşat zamanına tekabül ediyor.” cümleleri ile aktardı.

 

“1921 tarihinde okul hiç mezun vermiyor. 63 öğrencisini savaşta şehit veriyor”

Lisenin Milli Mücadele Dönemi’nde mezun verememe sebebini ise Kaya, “Akabinde kronolojik olarak 1. Dünya Savaşları, Balkan Savaşları derken orduda asker sayısı azalıyor. Sakarya Cephesi’nde ise askere ihtiyaç hasıl olunca son sınıf öğrencileri, bizler bu milletin verdiği vergiler sayesinde burada ücretsiz eğitim alıyoruz, vatan ve milletimiz için hayırlı bireyler olmaya çalışıyoruz, işte bu yüzden burada durmak yerine askerimizin yanında, düşmanın karşısında yer almalıyız diyerek gönüllü olarak Sakarya Cephesi’ne gitme ve savaşa katılma kararı alıyor. 1921 tarihinde okul hiç mezun vermiyor. 63 öğrencisini savaşta şehit veriyor.” şeklinde açıkladı. Ayrıca Serkan Kaya, “1923 yılında Cumhuriyet ile beraber okul Sultani isminden liseye geçiyor ve artık Kayseri Lisesi olarak anılıyor. Bu eğitim sürecinde ise yüzlerce önemli ismi mezun ediyor. 2012 yılında ise tarihi yapının korunması nedeni ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile ortak çalışmalar sonucunda okul müzeye çevriliyor. 2024 yılında Kayseri Fen Lisesi olarak eğitime devam ediyor. Ayrıca bahsetmek isterim ki burada uzun yıllar öğretmenlik yapmış olan ve şiirleri ile bilinen önemli isimlerden, Faruk Nafiz Çamlıbel yaşanılan bu olaydan çok etkilenerek “Kayseri Lisesinin Nura Koşan Gençleri” adında bir marş yazıyor. Bu marş öğrenciler tarafında bayrak törenlerinde hala okunmakta.” eklemelerinde bulundu. 

 

“1945-1950 yıllarına kadar üniversite düzeyinde bir eğitim söz konusu”

Kayseri Lisesi’nin o dönemdeki eğitim şartları hakkında Serkan Kaya, “1945-1950 yıllarına kadar üniversite düzeyinde bir eğitim söz konusu, buradan mezun olan bir öğrenci yüksek öğrenim görmeden mesleğini, hatta birden çok mesleği eline alabilecek şekilde ve birkaç dile de vakıf olacak şekilde mezun olmaktadır. Adabımuaşeretten uzay bilimleri derslerine kadar eğitim verilmiştir, bu nedenle de okuldan başarılı öğrencilerin çıkması oldukça aşikar.” şeklinde açıkladı.

 

“Birçok bilim insanı, siyasetçi, bakan, yazar bu sıra ve masalar üzerinde  okuyarak mezun olmuşlardır”

Yalçın Demir, müze içerisinde yer alan eserleri, “Müzemiz Kayseri Lisesi eğitim tarihi ve Milli Mücadele Dönemi’nde Kayseri tarihi olmak üzere temelde 2 bölüme ayrılmaktadır. Müzemizde ziyaretçilerimizi öncelikli olarak 1921 yılında Milli Mücadele’ye katkıları ile mezun olamayan 63 öğrencinin anısına sergilenen diploma örnekleri karşılamaktadır. Solda kalan oda ise balmumu heykellerimizi sergilediğimiz odadır. Tamamı döneminin orjinali olan bu masa ve sıralar üzerinde 11. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül,  8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal, arka sırada şair Behçet Kemal Çağlar, ilk kadın kütüphaneci Jale Baysal ve geçtiğimiz dönemde Milli Savunma Bakanımız olan Hulusi Akar’ın heykelleri yer almaktadır. Onlar ve niceleri gibi birçok bilim insanı, siyasetçi, bakan, yazar bu sıra ve masalar üzerinde okuyarak mezun olmuşlardır. Yüzlerce hatta binlerce isim saymak mümkündür.” cümleleri ile anlattı.

 

“Yardım malzemeleri bir kadın kahramanımız tarafından cepheye ulaştırılıyor”

Milli Mücadele Dönemi’nin önemli isimlerinden biri olan kadın kahramanımızı Seda Yalçın Demir, “Bu arada seferberlik söz konusu. Tekalifi Milliye emirleri olarak biliriz, bu emirler cami-i kebirden halka duyuruluyor. Bu duyuruyu alan halk cepheye gönderebilecek her şeyi toplayıp teslim ediliyor. Bu ürünler fabrikada üretilen diğer malzemeler ile birleşiyor ve yardım malzemeleri bir kadın kahramanımız tarafından cepheye ulaştırılıyor, bu kahraman kadınımızın adı ise Ferruha Güpgüp. İzmir’e taşınmış olmalarına rağmen Milli Mücadele Dönemi başladığı için yeniden Kayseri'ye gelmişlerdir. Milli Mücadele Dönemi için önemli bir isimdir. Gerek erkek kılığına gerekse düşman kılığına girerek kendisini kamufle etmiş ve yardımları başarı ile ulaştırmıştır. Daha sonra ise Cumhuriyet Dönemi’nde Kayseri'nin ilk milletvekili olarak mecliste görüyoruz kendisini.” şeklinde aktardı. 

 

“Dostumuz ortaksa  düşman da ortak düşmanımızdır”

Milli Mücadele Dönemi’ne katkı sağlamış bir diğer isim olan Papa Eftim’e dair Yalçın Demir, “Birçok Anadolu kentinde olduğu gibi Kayseri’de de  oldukça fazla gayrimüslim var. Papa Eftim bu gayrimüslimlerin ibadethanesi olan Türk patrikhanesinin kurucusudur. Papa Eftim savaş sırasında  bildiriler ve gazeteler ile gayrimüslimleri patrikhanede toplayarak bizler yıllardır bu topraklarda müslümanlar ile yaşıyor, alışveriş yapıyoruz, komşuyuz. Dostumuz ortak ise düşman da ortak düşmanımızdır diyerek gücünün yettiğince destek sağlıyor” bilgilerini bizlerle paylaştı.

 

“Savaş sesleri meclise duyuluyor”

1921 yılında meclisin Kayseri'ye taşınması ile ilgili olarak Yalçın Demir, “23 Nisan 1920 yılında Büyük Millet Meclisi Ankara’da  açılıyor ve çalışmalara başlıyor. 1921’de ise düşman kuvvetleri Ankara’ya doğru ilerliyor. Türk ordusu doğal bir set olarak düşünülen Sakarya Nehri’nin doğusuna doğru çekilmiş durumda. Düşman Sakarya Nehri’ni aşıp Polatlı civarına geldiğinde savaş sesleri mecliste duyuluyor, bunun üzerine meclisi Kayseri'ye taşıma kararı veriliyor. Kayseri Lisesi içerisine bir meclis kuruluyor, evrak belge ve personel aktarımları başlıyor. Müzemizde o dönemde Kayseri’de kurulan meclisin birebir replikası yer almaktadır, çünkü orjinali günümüze kadar korunamamıştır.” ifadelerini kullandı. 

 

Meclisin Kayseri’de yeniden konumlandırılması kararından vazgeçilmesine dair ise, “Her şey bu kadar hazırken Erzurum milletvekili Mustafa Durak Bey çıkıyor ve mecliste itirazını beyan ediyor ‘Gidersek korkup kaçmış oluruz, askerimizin canından kıymetli değil canımız. Onlar orada biz burada devam etmek zorundayız.’ diyor ve iki ya da üçüncü oturumda ikna ediyor. ” eklemelerini yaptı.

 

“Trikopis işgallerini tamamlayıp keyif çayını kahvesini Talasta yudumlayı planlayan bir komutan ve evet içmiş fakat bir  esir olarak içmiş”

Ara koridorda yer alan ve savaşın seyri esnasında çok önemli bir yere sahip olan Bayram Beyazıt’a dair ise Yalçın Demir, “Vitrinimde destansı kahramanlardan biri vardır, o isim Kayseri'nin pınarbaşı Yerelgeçer Köyünden Bayram Beyazıt’tır. Birinci Dünya Harbi’nde birçok cephede görev alan ve savaştan yorgun olarak evine gönderilen Bayram Beyazıt, Milli Mücadele baş gösterince akranlarından uzak olmayı kendine yediremiyor ve gönüllü olarak yeniden cephelere dönüyor. Mücadelesinin sonlarına yaklaştığı bir dönemde Yunan mevzilerine yakın bir mevkide kendi birliği ile konuşlanırken orada subay ve komutanlarının emri üzerine iki arkadaşı ile birlikte keşfe çıkıyor. Keşif sırasında bir Yunan generali olan  Trikopis’i yanında binlerce askeri ile belki yolunu kaybetmiş, belki tuzaklanmış, belki de teslim olmak üzere beklerken buluyor ve hemen birliğine haber veriyor. Bu sayede Yunan general Trikopis'in esir düşmesini sağlıyor. Trikopis, işgallerini tamamlayıp keyif çayını, kahvesini Talas’ta yudumlamayı planlayan bir komutan ve evet kahvesini içmiş fakat bir  esir olarak içmiş. Milli Mücadele’den hemen sonra İstiklal Madalyaları gazilerimize teslim ediliyor fakat kendisine gelmiyor. Karışıklık tespit ediliyor, kendisine İstiklal Madalyası gönderiliyor fakat her şey için geç kalınmış oluyor çünkü kendisi vefat etmiş oluyor. Çocukları teslim alıyor, daha sonra ise beratı olsun, hüviyet kağıdı olsun, kullanmış olduğu tüfeği ve kurumlara yazmış olduğu yazıları torunları bizlere emanet etti” şeklinde açıklamalarına yer verdi.

 

“Dönemin haberleşme kaynağı olan telgraf ve posta teşkilatı sistemi büyük ölçüde düşman eline geçmiş durumda”

Yalçın Demir, Milli Mücadele Dönemi’nde iletişimin önemini, “İletişimin oldukça kısıtlı olduğu bir dönem. Dönemin haberleşme kaynağı olan telgraf ve posta teşkilatı sistemi büyük ölçüde düşman eline geçmiş durumda. Düşman yalnızca cepheden saldırmakla kalmıyor, tüm iletişimi de kesmeye çalışıyor. Dergi ve gazeteler Ankara'da basılıyor ve insanlara burada dağıtılıyor fakat tıpkı mecliste olduğu gibi güvenlik sorunu var. Bunlar da elden giderse diye tedbir almak isteniyor ve bizim de müzemizde sergilediğimiz eserler tıpkı meclis planı gibi bir gazete ve bir dergi olmak üzere Kayseri Lisesi içerisine taşınıyor. Birisi Mehmet Akif'in başyazarlığını yaptığı Sebil-ül Reşad dergisi, diğeri de Anadolu’da Yenigün gazetesi. Uzun bir süre burada yayınlarına devam ediyor. Milli Mücadele’den hemen sonra Harf İnkılabı’ndan hemen önce Osmanlı Türkçesi ile basılmış Kayseri gazetesinin bir örneğini görmekteyiz.” diyerek aktardı.

 

Haber: Beyza Haskaya

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

HAMAMÖNÜ EVLERİ

Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...

DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI

  Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00