Büyük medeniyetlerin çoğu Anadolu’da kurulmuş veya bir kolu mutlaka Anadolu’ya uzanmıştır. Bu sebepten ülkemizin toprakları adeta bir zaman makinesi gibi, sayısız uygarlığa ve insan yerleşkesine tanıklık etmiştir. Karadeniz’de, Samsun’un Tekkeköy ilçesinde yer alan Tekkeköy Mağaraları Arkeoloji Vadisi, bu izlerin en eskisi. İnsanlık tarihi kadar eski olan bu bölge, yalnızca ilk insanlardan değil, farklı medeniyetlerden de izler taşımakta.
Halk tarafından “Delikli Kaya” ismi ile anılan yerleşke, 1941 yılında Tahsin Özgüç, Nimet Özgüç ve İsmail Kılıç Kökten’in öncülüğünde yapılan kazılarla tarih sahnesine çıkmıştır. Karadeniz’in ilk yerleşim alanı olan bu bölgedeki kazılarda, tarih öncesine ait katmanlı mağaralar, delici, kesici aletler, mızrak uçları, ok, yay ve baltalar keşfedilmiştir. Geçmişi Eski Taş Çağına ve Tunç Çağına kadar uzanan bu yerleşkede Roma Dönemi’ne, Hititlere ve Friglere ait buluntulara da rastlanmaktadır. Bölgenin arkeolojik önemini daha yakından ve detaylı olarak keşfetmek için Ondokuz Mayıs Üniversitesi Arkeoloji Bölümünde görev yapan Doç. Dr. Davut Yiğitpaşa ve Tekkeköy Belediyesi Kültür ve Sosyal Hizmetler Müdürü Şeref Aydın ile görüştük.
Tarihin ilk apartmanları ve buluntuların gelişmiş işçiliği
Buradaki mağaralar, doğal yollarla oluşmuş olan dar ve küçük mağaraların oyulup genişletilerek büyütülmesi sonucu bir yaşam alanı haline getirilmiştir. Bu mağaralarda ilk ortak yaşam kültürünün temellerinin atıldığını söyleyen Yiğitpaşa, “Mağaralar katmanlı olup, art arda birkaç dönemi birden yaşamış olan arkeolojik yerleşkede yaşayanlar, ilk ortak yaşam kültürünü de geliştirmişlerdir. Bu anlamda ilk apartmanlar olarak düşünülebilir. Mağaraların üst üste yapılmasının sebebinin vadiden gelebilecek saldırılara karşı bir savunma stratejisi olduğu ve dönemin insanları tarafından ısıyı yönetmek için oluşturulduğu düşünülmektedir. Ayrıca, tek parça şeklinde görünseler de bu mağaraların aslında 10 katlı ve farklı bölümlerden oluştuğu gözler önündedir.” diyerek Tekkeköy Mağaraları’nın erken yerleşik hayata geçişin ilginç bir örneği olduğunu anlattı. Burada birçok döneme ait kalıntılar ve aletler bulunduğunu, bu aletlerin taş yontma yöntemi kullanılarak üretilmiş olan Eski Taş Çağı aletlerinin yanı sıra Tunç Çağına ait çömlekler, kolyeler, küpeler, bilezikler ve iğne benzeri gereçlerin de bulunduğunu anlatan Yiğitpaşa, “Burada bulunan aletler, Üst Paleolitik Döneme tarihlenmekte olup bu tarihlenmenin Karadeniz’in tarihi bakımından büyük bir önemi vardır. Üstelik, buluntuların biçimleri ve üretim şekillerinin dönemin Orta Anadolu seviyesinde olmakla birlikte, kemikten elde edilmiş aletlerin ise Orta Anadolu ve Batı Anadolu'da bulunan benzerlerinden daha ileri bir seviyede.” olduğunu belirterek bölgede bulunan aletlerin gelişmiş el işçiliğine ve tarihi önemine dikkat çekti.
“Bölgede keşfedilmeyi bekleyen daha birçok alan var”
Bölgenin yalnızca bilinen kısımlarına odaklanmanın yeterli olmadığını dile getiren Aydın, “Sadece mağaralar değil çevrede bulunan el değmemiş yollar, doğal yapılar ve kalıntılar burada yaşamış olan toplulukların izlerini taşıyor. Ayrıca Roma Dönemi’ne ait izlerin daha detaylı incelenmesi gerekiyor.” sözleriyle, bölgenin daha kapsamlı araştırılması gerektiğine dikkat çekti. Yerleşkenin yalnızca vadiden ibaret olmadığını söyleyen Yiğitpaşa, “Bölgede keşfedilmeyi bekleyen daha birçok alan var. Vadinin dört bir yanı birer hazineyi içinde barındırıyor. Burası arkeolojik bakımdan oldukça zengin. Paleolitik ve Mozolitik Çağın en önemli bölgelerinden biri.” olduğunu söyledi. Bunun yanı sıra, bölgenin yakınlarında bulunan tütün tarlasında da kazılar yapıldığını dile getiren Yiğitpaşa, “Orada da obsidyenden yapılmış işlenmiş aletler, topuz başları ve çakmaktaşı aletler bulundu. Yani burası, sadece bilinen mağaralardan ve çevresindeki vadilerden ibaret değil.” ifadelerini ekleyerek buranın daha keşfedilmemiş zengin bir arkeolojiye sahip olduğunu vurguladı.
Hititler ve Frigler de buraya yerleşmiş
Arkeoloji Vadisi, sadece erken çağları değil, ilerleyen dönemlerinde izlerini taşıyor. Yerleşkenin girişinde Friglere ait olduğu düşünülen kale ve taştan yapılmış bir merdiven bulunduğunu söyleyen Yiğitpaşa, “Kalede, burada yaşayanların haberleşmelerini sağlamak amacıyla kullanılan yapıların izleri görülmektedir. Bu kalenin daha yüksekte bulunan başka bir Frig kalesinin kolu olduğu tahmin ediliyor. Bölgenin arka tarafında bulunan taş merdivenin ise dönemin insanları tarafından, bölgenin stratejik noktalarına erişimini kolaylaştırmak amacıyla yapıldığı biliniyor.” dedi. Bir de, araştırmalar sırasında mağaraların üst kısmından, dağ sırtına doğru uzanan bir Hitit yolu da bulunduğunu dile getiren Yiğitpaşa, “Bu yolun, yüksek rütbeli Hitit yöneticileri tarafından kullanılması ve geçiş seremonilerinin düzenlenmesi amacıyla inşa edildiği düşünülmektedir.” ifadeleriyle, bölgenin sadece erken yerleşim alanı olmadığını aynı zamanda farklı uygarlıklar için de bir öneme sahip olduğunu söyledi.
Yerleşkenin stratejik konumu ve savunma avantajları
Dönemin insanlarındaki yerleşik hayata geçiş ve toplumsal kültür gelişimi henüz başlangıç aşamasındayken, savunma araçları olarak ok ve yay dışında bir şey yoktu. Bu yüzden yerleşkenin Fındıcak ve Çınarcık vadilerinin kesişim noktasında bulunması, erken yerleşik toplumlar için büyük bir stratejik önem sağlıyordu. Bölgenin yüksek bir konumda yer alması, etrafındaki ırmakların oluşturduğu doğal savunma hatları ve ormanlarla çevrili olması, bölgeyi saldırılara karşı oldukça korunaklı hale getiriyordu. Yiğitpaşa, “Yerleşkenin konumu, bölgedeki toplumların hayatta kalmasını sağlayan bir savunma kalkanı görevi görüyordu. Etrafındaki ormanlar avcılık ve toplayıcılık yapan insanlar için büyük bir yaşam kaynağıydı. Ayrıca Roma Dönemi'nde, bölgenin stratejik değerini fark eden insanlar buraya yerleşerek bu avantajdan faydalandılar.” şeklinde konuşarak, bölgenin stratejik önemini vurguladı.
“Karadeniz tarihinin anlaşılmasında anahtar bir bölgedir”
Tekkeköy Mağaraları’nın, Karadeniz Bölgesi’ndeki diğer arkeolojik araştırmalar için kritik bir referans kaynağı olduğunu anlatan yiğitpaşa, “Burada bulunan aletler ve diğer buluntular, Karadeniz’in farklı noktalarındaki buluntularla karşılaştırıldığında, o bölgelerin tarihsel bağlantılarını çözmemize, topluluklar arasındaki kültürel etkileşimleri anlamamıza ve Karadeniz’in farklı bölgelerindeki yaşam biçimlerini karşılaştırmamıza olanak tanıyor. Dolayısıyla Tekkeköy Mağaraları yalnızca bir arkeolojik alan değil, Karadeniz tarihinin anlaşılmasında anahtar bir bölgedir.” diyerek, buranın Karadeniz arkeolojisi için vazgeçilmez bir kaynak olduğunu vurguladı.
“Bu müzeye uluslararası yaratıcılık ödülü kazandırdık”
Bölgenin ulusal ve uluslararası alanda sahip olduğu tarihi ve kültürel değerinin altını çizen Aydın, “Bölgede bulunan üç Rum evinden birini, arkeolojik buluntuları yansıtan bir imitasyon müzesine dönüştürdük. Kökten'in başlattığı kazılarda bulunan aletlerin imitasyonlarını yaparak, bu müzeye uluslararası yaratıcılık ödülü kazandırdık.” diyerek bölgenin kültürel mirasını koruma ve tanıtma çalışmalarına önem verdiklerine dikkat çekti. Bununla birlikte, bölgenin dünya tarihi açısından önemine değinen Aydın, “Burası Mezolitik Çağ’da dünyada 8. mağara yerleşim alanıdır.” diyerek, bölgenin küresel ölçekte taşıdığı değere vurgu yaptı.
Tekkeköy Mağaraları Arkeoloji Vadisi, tarih öncesi dönemlerden günümüze kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsayan izleriyle, Anadolu’nun köklü geçmişine ışık tutmaktadır. Roma, Hitit ve Frig dönemlerine ait buluntular, bölgenin yalnızca erken yerleşimlerin değil, aynı zamanda farklı medeniyetlerin de uğrak noktası olduğunu kanıtlamaktadır. Tekkeköy Mağaraları, sadece ülkemizde değil, uluslararası düzeyde de büyük bir öneme sahip. 2017 yılında burada düzenlenen 3. Uluslararası Arkeoloji Sempozyumu’na 35 farklı ülkeden bilim insanı katılarak, bölgenin arkeolojik değerini daha geniş kitlelere tanıttı. Ayrıca bu sempozyumun birde Oxford Üniversitesi’nde kitabı basıldı.
Bizlere bölge hakkında bilinmeyenleri anlattıkları için Doç. Dr. Davut Yiğitpaşa ve Şeref Aydın’a teşekkür ederiz.
Haber: Emircan Yaman
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...
DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI
Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...