Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


KADERİ DEĞİŞTİREN KOMUTAN: FEVZİ PAŞA'NIN GÜNLÜKLERİ VE CEPHE GERÇEKLERİ

16.03.2026
Dosya

 

22 gün 22 gece süren ve dünya harp tarihine geçen Sakarya Meydan Muharebesi'nin sadece süngüyle değil, akılla ve inançla kazanıldığı bir kez daha gün yüzüne çıktı. Peki, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın en büyük destekçisi, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa bu destanın neresindeydi? Fevzi Paşa'nın kendi eliyle tuttuğu harp günlükleri ve Muharebe Alanları Araştırmacısı Emekli Albay Kadim Koç'un saha analizleri ışığında, o günlerin "soğukkanlı stratejisini" araştırdık.

 

Tarihler Ağustos 1921'i gösterdiğinde, Yunan ordusu Ankara'ya doğru büyük bir taarruza kalkmıştı. Karşılarında kısıtlı imkânlara sahip ancak askeri dehasıyla harikalar yaratan bir komuta kademesi bulunuyordu. Araştırmalarımız, bu kadronun kalbinde, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile sarsılmaz bir uyum içinde çalışan Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa'nın durduğunu gösterdi. Bizzat Paşa'nın tuttuğu günlükler ve yapılan son saha araştırmaları, onun savaşın seyrini değiştiren kilit figürlerden biri olduğunu ortaya koydu.

 

Meclisin Kayseri'ye taşınmasını önleyen istihbarat zekâsı

Yunan ordusu Polatlı’ya kadar dayandığında, Ankara'da büyük bir gerilim yaşanmış; Meclis’in Kayseri’ye taşınması ve ordunun Kızılırmak’ın gerisine çekilmesi gündeme gelmişti. Hatta Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın başkentin boşaltılması için hazırlık emri verdiği biliniyordu. Ancak savaşın kaderi tam bu noktada Fevzi Paşa'nın kritik müdahalesiyle değişmişti. Savaşın seyrini değiştiren bu tarihi kararın arazideki karşılığını tam olarak anlayabilmek için yönümüzü doğrudan o sıcak çatışmaların yaşandığı cephe hattına çevirdik. Bu noktada, 2004 yılından bu yana Sakarya Meydan Muharebesi alanları üzerinde eşsiz çalışmalar yürüten Muharebe Alanları Araştırmacısı Emekli Albay Kadim Koç ile bir araya geldik. Koç, sıradan bir araştırmacı değildi; Polatlı’da bulunan Topçu ve Füze Okulundaki görevi esnasında bu alanların gezi rehberini hazırlamış ve ölçekli harita üzerine gün gün muharebe durumunu çizen tek isim olmuştu. 2014 yılında başlayan Sakarya Meydan Muharebesi Tarihî Millî Parkı çalışmalarında Genelkurmay Başkanlığı tarafından "Askerî Uzman" olarak görevlendirilen Koç, aynı yıl kendi isteğiyle ordudan ayrılarak Polatlı Belediyesi Tarihî Alanlar Tanıtım Merkezini (POTA) ve bölgenin ilk özel müzesini kurmuştu. Savaş alanında bulunan birçok tarihi değerin koruma altına alınmasına öncülük eden ve yıllarını bu topraklardaki izleri sürmeye adayan Koç, bir kurmay subayın sahadaki vizyonunu kendi askeri tecrübesiyle harmanlayarak, Fevzi Paşa'nın o günkü stratejik hamlesini röportajımıza aktardı.

 

Ankara’nın kaderini değiştiren komutan

Savaşın en karanlık günlerinde, başkentin tahliyesinin an meselesi olduğu o tarihi kırılma anını, muharebe sahasının her karışını askeri bir gözle inceleyen araştırmacı Emekli Albay Kadim Koç değerlendirdi. Yıllar süren saha çalışmalarıyla Fevzi Paşa'nın cephedeki istihbaratını nasıl stratejik bir zafere dönüştürdüğünü gün yüzüne çıkaran Koç, başkentin kaderinin değiştiği o anları, "Fevzi Paşa, Çaldağ mevkiinde Yunanların tükenme noktasına geldiğini, ikmal sıkıntısı yaşadıklarını ve askerleri arasında isyanların başladığını esirlerden aldığı bilgilerle çok net tespit etmişti. Yunan ordusunun taarruz gücünün kalmadığını bildirerek Ankara'nın boşaltılmasına gerek olmadığını iletti. Mustafa Kemal Paşa bu tavsiye üzerine tahliye emrini iptal etti ve bu durum, savaşın ve Ankara’nın kaderini doğrudan değiştirdi." sözleriyle aktardı.

 

Yunan ordusunun ölümcül hatası ve riskli karşı taarruz

Görüşmemiz sırasında Emekli Albay Kadim Koç, Yunan ordusunun yaptığı en büyük stratejik hatanın da altını çizdi. Kütahya-Eskişehir muharebelerinden sonra Yunan Başkomutanı Papulas'ın Türk ordusunu hemen takip etmemesinin tarihi bir yanılgı olduğunu belirten Koç, durumu, "Bu duraklama, Fevzi Paşa ve komuta kademesine Sakarya'nın doğusunda hazırlık yapması, seferberlik ilan etmesi ve yeni savunma hatlarını kurması için tam bir aylık, altın değerinde bir zaman kazandırdı." diye ifade etti. Savaşın son evrelerinde Türk ordusunun elinde ihtiyat birliği kalmadığı o kritik anlarda, Fevzi Paşa'nın büyük bir risk alarak planladığı karşı taarruza da değinen Koç, arazideki kilit noktaların önemini bizzat sahayı adımlamış bir kurmay gözüyle şöyle anlattı: "Doğantepe ve Kartaltepe gibi noktalar, Sakarya üzerindeki Beylikköprü ve Kavuncu Köprüsü gibi geçitleri kontrol ettiği için hayati önem taşıyordu. Fevzi Paşa, Yunan ordusunun kırılma anını çok doğru analiz etti. Eğer biz bu köprüleri tam olarak kontrol edebilseydik, Yunan ordusu Sakarya'nın doğusunda tamamen imha edilecekti. Ancak mühimmat eksikliğimiz nedeniyle, stratejik olarak kusursuz olan bu plan sahada yüzde elli oranında başarıya ulaşabildi."

 

Cephede elinde Kur'an ile dolaşan bir kurmay

Albay Kadim Koç'un aktardığı detaylar sadece askeri manevralarla sınırlı kalmadı. Araştırmacı Koç, Fevzi Paşa'nın asker üzerindeki manevi etkisine de dikkat çekerek, "Fevzi Çakmak sadece harita başında taktik veren soğukkanlı bir stratejist değil, aynı zamanda askerlere manevi güç aşılayan bir liderdi. Osmanlı'dan gelen tecrübesiyle, mevzilerde elinde Kur'an-ı Kerim ile dolaşarak, yorgun ve mühimmatsız kalmış askerlerin maneviyatını dimdik ayakta tuttuğunu biliyoruz. Üstelik Mustafa Kemal Paşa'dan kıdemli olmasına rağmen hiçbir zaman bir yetki çatışmasına girmemiş, o sarsılmaz uyumun ve Sakarya'daki eşsiz başarılarının neticesinde bizzat Mustafa Kemal'in teklifiyle 'mareşallik' rütbesine layık görülmüştür." sözleriyle vurguladı.

 

Harp günlüklerinin ortaya koyduğu gerçekler: Ateş hattında bir paşa

Mareşal Fevzi Çakmak'ın savaş esnasında sıcağı sıcağına tuttuğu harp günlükleri incelendiğinde, Paşa'nın muharebeyi yalnızca karargâhtan ve harita başından yönetmediği anlaşıldı. Bizzat ateş hattına inerek taarruzları yerinde kontrol eden Paşa, 25 Ağustos 1921 tarihinde günlüğüne şu tarihi notu düşmüştü: "Bizzat Alaycık şimalinden vaziyeti ve tepe hücumunu gördüm." Savaşın seyrini değiştiren o kritik "karşı taarruz" fikrinin bizzat Fevzi Paşa tarafından masaya getirildiği de yine kendi kaleminden çıkan 9 Eylül 1921 tarihli satırlarla belgelendi: "Mustafa Kemal ve İsmet Paşalar, Yarma'dan Karapınar'a geldiler. Düşmana taarruzu ben teklif ve teşrih (izah) ettim."

 

Zaferin hemen ardından: Büyük Taarruz'un habercisi 

Günlükler üzerinde yapılan incelemeler, Sakarya zaferinin ardından Türk karargâhında hiçbir rehavetin yaşanmadığını ortaya koydu. Muharebenin hemen sonrasına denk gelen 8-14 Ekim 1921 tarihli kayıtlarda; Fevzi Paşa'nın Afyonkarahisar, Dumlupınar ve Eskişehir hattındaki Yunan tümenlerinin (fırkalarının) yığılmalarını, keşif kollarının hareketlerini ve ufak çaplı siper çatışmalarını milimetrik bir hassasiyetle izlemeye devam ettiği görüldü. Bu detaylı kayıtlar, Fevzi Paşa'nın Sakarya kazanılır kazanılmaz vakit kaybetmeden düşmanın yeni pozisyonunu analiz ettiğini ve yaklaşan "Büyük Taarruz"un zihinsel ve stratejik temellerini atmaya başladığını kanıtladı. Ulaşılan tarihi belgeler; Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasında Fevzi Paşa'nın yalnızca kurmay zekâsıyla değil, cephedeki fiziki varlığı ve uykusuz geçirdiği mesaisiyle de kilit bir rol oynadığını bir kez daha tarihe not düştü. Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardındaki kurmay aklını ve Mareşal Fevzi Çakmak’ın stratejik liderliğini aktarırken, sahadaki askeri tecrübesi ve kıymetli analizleriyle bizlere ışık tutan Muharebe Alanları Araştırmacısı Emekli Albay Sayın Kadim Koç’a teşekkür ederiz. Bu vesileyle, zaferin mimarları olan Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Mareşal Fevzi Çakmak’ı ve tüm Milli Mücadele kahramanlarımızı bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz.

 

Haber: Uğur Tekeli

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00