Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


İKLİM KRİZİ VE İÇ GÖÇ: DOÇ. DR. YAŞAR SELMAN GÜLTEKİN’DEN TÜRKİYE’NİN KIRSAL HAREKETLİLİĞİ ÜZERİNE GERÇEKLER

08.03.2026
Dosya

 

Kuraklık ve üretim kaybı kırsaldan kente göçü hızlandırıyor. Doç. Dr. Yaşar Selman Gültekin, yerinde kalkınma ve uyum politikalarının göç baskısını azaltabileceğini vurguluyor.

 

İklim değişikliği yalnızca çevresel bir mesele değil, Türkiye’de kırsal yaşamı, üretim biçimlerini ve demografik hareketliliği doğrudan etkileyen çok boyutlu bir süreç olarak sahada hissediliyor. Artan sıcaklıklar, azalan yağışlar ve kuraklık, özellikle tarım ve hayvancılıkla geçinen nüfus üzerinde ekonomik baskı oluşturuyor. Düzce Üniversitesi Sürdürülebilirlik ve İklim Değişikliği Koordinatörü ve aynı zamanda Orman Mühendisi Doç. Dr. Yaşar Selman Gültekin, “İklim değişikliği artık geleceğe dair bir tehdit değil, bugün yaşadığımız bir gerçeklik. Özellikle kırsal nüfus için suya erişim ve üretimin sürdürülebilirliği ciddi bir sorun haline geliyor.” diyerek kırsalda yaşanan zorluklara dikkat çekti. Gültekin, üretim kaynaklarının zayıflamasının göçü zorunlu hâle getirdiğini belirterek, “Üretim düştüğünde ve gelir azaldığında insanlar daha istikrarlı yaşam alanlarına yöneliyor. Bu durum göçü bir tercih olmaktan çıkarıp zorunluluğa dönüştürüyor.” ifadelerini kullandı.

 

İç göçte iklim ve ekonomik kırılma

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2024 yılında 2 milyon 682 bin 673 kişi iller arasında göç etti. Göç edenlerin önemli bölümünü 20–24 yaş aralığındaki gençler oluşturdu. Büyükşehirler göç almaya devam ederken kırsal bölgelerde nüfus kaybı dikkat çekti. Göç nedenleri resmi kayıtlarda çoğunlukla “iş”, “eğitim” ve “ailevi sebepler” başlıkları altında yer alsa da, saha çalışmaları ve üretim verileri, iklim baskısının dolaylı bir etken olabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmalar ve saha gözlemleri, yağış azlığı ve kuraklık nedeniyle verimi düşen tarım arazilerinin hane gelirlerini azalttığını, gelir kaybı yaşayan üreticilerin ise alternatif geçim kaynakları için kentlere yöneldiğini gösteriyor. Bu durum, iklim değişikliği ve kuraklık sebebiyle verimi azalan toprakların gelir kaybına yol açtığını ve tarımdan kopuşu hızlandırdığını gözler önüne seriyor. Gültekin de bu durumu açıklarken, “Verilerde ‘iklim nedeniyle göç’ başlığını göremeyebilirsiniz. Ancak kuraklık nedeniyle üretim yapamayan bir çiftçinin kente göçü çoğu zaman ‘iş bulma’ kategorisinde yer alıyor. Oysa bu hareketin temelinde iklim koşulları var.” dedi.

 

Kentlerde artan baskı

Kırsaldan kente yönelen nüfus, şehirlerde yeni sosyal ve ekonomik baskı alanları oluşturuyor. Plansız nüfus artışı barınma, altyapı ve istihdam üzerinde yük yaratırken, göç alan kentlerin uyum kapasitesi tartışma konusu oluyor. Bu noktada Gültekin, iklim göçünün politika belgelerinde daha görünür olması gerektiğini vurguladı: “Bu mesele yalnızca çevre politikası değil, aynı zamanda kalkınma ve sosyal politika meselesidir.”

 

Ürün deseni değişimi ve uyum süreci

İklim değişikliğine uyum sürecinde yalnızca finansal teşviklerin değil, üretim planlamasının da kritik öneme sahip olduğunu belirten saha verileri, bazı geleneksel ürünlerin verimini düşürürken bazı alternatif ürünler için yeni üretim imkânları doğurduğunu ortaya koyuyor. Araştırmalar ve saha incelemeleri, verimsizleştiği belirtilen topraklarda hangi ürünlerden daha yüksek verim alınabileceğine dair teknik analizlerin yapılmasının ve bu sonuçların üreticilere eğitim yoluyla aktarılmasının önemli bir uyum stratejisi olduğunu gösteriyor. Bu yaklaşım, iklim ve toprak yapısındaki değişimle birlikte bazı bölgelerde ürün deseninin yeniden planlanmasını da gündeme getiriyor. Geleneksel olarak belirli bir ürünle özdeşleşen bir bölgede, değişen koşullar nedeniyle farklı bir ürünün daha verimli hâle gelme ihtimali üzerinde duruluyor. Gültekin, üretim dönüşümünün önemini vurgulayarak, “Kırsalda üretimi sürdürülebilir kılacak bilimsel planlamalar yapılmalı. Çiftçi değişen koşullara göre hangi üründen verim alabileceğini bilmeli.” dedi.

 

Yağmur hasadıyla su yönetimi

Saha gözlemleri, kırsalda su yönetimi ve göç baskısının azaltılmasında yağmur hasadı uygulamalarının önemini ortaya koyuyor. Çatılarda veya açık alanlarda biriken yağmur suyunun depolanarak sulama ve temizlik gibi ikincil alanlarda kullanılabileceğini belirten Gültekin, “Yağmur suyu doğrudan içme suyu olarak kullanılmasa da, uygun depolama ve kullanım sistemleriyle çiftçilerin tarımsal üretimde daha güvenli adımlar atmasını sağlayabilir.” dedi. Bu yöntem, su kıtlığının yarattığı üretim risklerini hafifletmede etkili bir araç olarak öne çıkıyor.

 

Yerinde kalkınma vurgusu

Göç baskısının azaltılmasında yerinde kalkınma politikalarının belirleyici olduğunu söyleyen Gültekin, “Yerinde kalkınmayı sağlamadan insanların köylerinden şehre yönelmesini önleyemeyiz.” dedi. Su yönetimi, kuraklığa dayanıklı tarım uygulamaları ve alternatif gelir modellerinin önemine dikkat çeken Gültekin, “Kırsalda üretimi sürdürülebilir kılacak uygulamalar geliştirilirse göç baskısı da azalacaktır.” ifadelerini kullandı. İklim değişikliğinin göçü tetikleyen bir unsur olduğunu ancak doğru planlama ve uyum politikalarıyla bu sürecin yönetilebileceğini belirten Gültekin, kırsalda üretimin güçlendirilmesinin hem ekonomik hem sosyal sürdürülebilirlik açısından kritik olduğunu sözlerine ekledi.

 

Haber: Şule Diş 

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00