Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


İKİ METROPOL ARASINDA BİR DİNGİNLİK ADASI: PROF. DR. SERDAR ÜNAL İLE AYDIN’IN SOSYOLOJİK ŞİFRELERİ

17.05.2026
Dosya

 

​Aydın, iki büyük metropolün gölgesinde değil kendi sükunetinde büyüyor. Ancak bu yavaşlık geleceğin dinamiklerini kaçırma riskini de beraberinde getiriyor. Ege Denizi’ne açılan kapıları, verimli ovaları ve binlerce yıllık kültürel mirasıyla Aydın, bugün hangi sosyolojik evrelerden geçiyor? Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Serdar Ünal, kentin 20 yıllık dönüşümünü ve toplumsal yapısını mercek altına aldı. İzmir ve Denizli gibi iki sanayi devi arasında kalan Aydın’ın "büyüyememe" sancılarını aslında bir "yaşanabilirlik" avantajına dönüştürdüğünü belirten Ünal, kentin geleceğine dair çarpıcı uyarılarda bulundu.

​Prof. Dr. Serdar Ünal’a göre Aydın, Türkiye’nin en nevi şahsına münhasır illerinden biri. Sanayileşmenin getirdiği kaosa teslim olmayan, tarımsal üretimin gücüyle kırsal damarlarını canlı tutan bir yapıdan bahseden Ünal, kentin son 20 yılını "radikal olmayan, kontrollü bir seyir" olarak tanımlıyor. Ancak bu tablonun içinde en dikkat çeken unsur, kentin nüfus yapısını ve sosyokültürel atmosferini kökten değiştiren ADÜ öğrencileri oluyor.

​Aydın neden "büyük bir kasaba" ile "modern bir kent" arasında sıkışıp kaldı?

Bu durumu sadece bir şanssızlık değil coğrafi bir kader olarak okumak gerekir. İzmir gibi bir liman ve sanayi devinin, Denizli gibi bir ticaret ve tekstil merkezinin tam ortasında yer almak, sermayenin Aydın'da kalıcı büyük sanayi yatırımlarına dönüşmesini zorlaştırdı. Yatırımcı genellikle bu iki merkeze yönelmeyi tercih ediyor. Ancak bu durumun çok kıymetli bir yan etkisi oldu: Aydın, büyükşehirlerin o ruhu daraltan trafiğinden, hava kirliliğinden ve insanı yabancılaştıran keşmekeşinden korunmuş oldu. Aydın halkı, kentin bu sade ve sakin yapısını aslında bilinçaltında korumak istiyor. Yani radikal bir büyümenin getireceği sosyal maliyetler yerine mevcut huzurlu yapıyı muhafaza etmeyi bir nevi yaşanabilirlik stratejisi olarak benimsedik diyebiliriz.

Tarım kentsel göçü nasıl engelliyor?

Türkiye’nin pek çok bölgesinde, özellikle İç Anadolu ve Doğu Anadolu’da köylerin hızla boşaldığını, hayvancılık ve tarımın bitme noktasına geldiğini görüyoruz. Ancak Aydın'da durum çok farklı. Burada kırsal hala yaşıyor, nefes alıyor. Çünkü Aydın toprağı dünyanın en verimli havzalarından biri olan Büyük Menderes Havzası'nda. İncir, zeytin ve pamuk gibi ürünler hala ciddi bir ekonomik değer yaratıyor. Çiftçilik burada sadece karın doyurmak için değil, karlı bir işletme mantığıyla sürdürülebiliyor. Bu da köylünün toprağını terk edip kentin varoşlarına göç etmesini, orada işçi olmasını engelliyor. Tarımın bu ekonomik sürekliliği, Aydın’ın toplumsal yapısındaki en güçlü sigortadır. Kentin "kentleşme sancılarını" hafifleten temel faktördür.

 

​Üniversite ve öğrenciler kent için ne ifade ediyor?

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, kentin dış dünyaya açılan penceresi ve en büyük entelektüel laboratuvarıdır. Yaklaşık 70 bin öğrenci, kentin demografik yapısına her yıl taze kan pompalanması demektir. Bu kitle sadece bir ekonomik tüketim grubu değil kentin kafelerinden kütüphanelerine, sosyal etkinliklerinden siyasi havasına kadar her alanı dönüştüren bir güçtür. Öğrenci popülasyonu olmasaydı, Aydın çok daha içine kapalı, muhafazakar ve sadece kendi iç dinamikleriyle dönen bir tarım kasabası görünümünde kalabilirdi. Üniversite, kentin modern yüzünü temsil ediyor. Ancak asıl mesele, bu akademik enerjinin kentin yerel dokusuyla ne kadar "sağlıklı" kaynaşabildiğidir. Biz sosyologlar bu etkileşimi kentin geleceği için kilit nokta olarak görüyoruz.

 

"Efeler Diyarı" imajı modernleşmeye engel mi?

Efelik ve zeybeklik kültürü Aydın’ın genetik kodudur. Modern dünyada bu imaj belki artık daha çok festivallerde, düğünlerde veya nostaljik birer sembol olarak karşımıza çıkıyor olabilir ama toplumsal hafızadaki etkisi çok daha derin. Bu kültür, Aydın insanına o meşhur ağırbaşlılığı, sükuneti ve özgüveni veriyor. Modernleşme dediğimiz süreç her zaman geçmişi silip atmak değildir. Bazen geçmişin değerleri üzerine yeni bir kimlik inşa etmektir. "Efeler Diyarı" kimliği, Aydın’ın modern bir kent olma yolunda ayaklarının yere sağlam basmasını sağlayan bir çapa görevi görüyor. Yani bu kültürel miras bir engel değil aksine kentin modern kimliğini otantik ve sağlam kılan bir zemin.

Aydın’ı gelecekte bekleyen en büyük risk nedir?

En büyük risk, kentin bu "yavaşlığını" bir konfor alanı olarak görüp statükoya teslim olmasıdır. Dünya dijital bir hızla teknolojik bir dönüşüme doğru evriliyor. Eğer biz tarımsal verimliliğimizi yüksek teknolojiyle buluşturamazsak ve üniversite mezunu parlak beyinlerimizi burada tutacak "yeni nesil" iş alanları, yazılım merkezleri veya katma değerli sanayi kolları yaratamazsak kentin yaş ortalaması hızla yükselecektir. Gençlerin iş bulmak için İzmir'e veya İstanbul'a kaçtığı, geride sadece emeklilerin ve yaşlı nüfusun kaldığı bir "huzurevi şehri" olma tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz. Dinamikleri canlı tutacak, tarımı endüstriyle, eğitimi üretimle birleştirecek vizyoner bir kalkınma modeline her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

​Prof. Dr. Serdar Ünal’ın analizleri, Aydın’ın bir yol ayrımında olduğunu gösteriyor. Sakinliğini koruyan ama dünyayla entegre olmayı başaran bir kent mi, yoksa geçmişin başarılarına tutunup yerinde sayan bir yerleşim mi olacağız? Ünal’ın da vurguladığı gibi: Kentin geleceği toprağın bereketi ile üniversitenin aklını ne kadar birleştirebileceğimizde gizli. Aydın, iki metropol arasında bir "durak" değil kendi hikayesini yazan bir "merkez" olma potansiyelini hala koruyor.

 

Haber: Bayram Karataş

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00