Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


HER KREM BİR PLASTİK HİKAYESİ: KOZMETİKLERDE PLASTİK GERÇEĞİ

22.03.2026
Dosya

 

Sabah yüzümüzü yıkarken kullandığımız peeling, saçımıza sürdüğümüz şampuan ya da makyaj çantamızdaki fondöten… Günlük bakım rutinimizin vazgeçilmez parçaları olan kozmetik ürünlerin bazıları görünmeyen bir içeriği de barındırıyor: Mikroplastikler. Kozmetik ürünlerde yer alan mikroplastikler, bir sorun olarak gündeme geliyor. Son yıllarda mikroplastikler sadece denizlerde değil, cilt bakımı ve makyaj ürünlerinde de karşımıza çıkıyor. 

 

Günlük yaşamda yaygın olarak kullanılan kozmetik ürünler, son yıllarda yalnızca güzellik ve bakım amacıyla değil, içerikleri nedeniyle de tartışma konusu oluyor. Bu tartışmaların odağında ise mikroplastikler yer alıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ömer Barış Üzüm, mikroplastiklerin suda çözünmeyen ve biyolojik olarak parçalanamayan, 5 milimetreden daha küçük sentetik polimer (plastik) parçacıkları olarak tanımlandığını belirtiyor. Kozmetik ürünlerde kimi zaman ürünün dokusunu iyileştirmek, peeling etkisi sağlamak veya raf ömrünü uzatmak amacıyla kullanılan mikroplastiklerin doğada çözünmemesi çevresel riskleri de beraberinde getiriyor. Üzüm, su kaynaklarına karışabilen bu parçacıkların zamanla ekosistem ve canlı yaşamı üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekiyor. Mikroplastiklerin kozmetik ürünlerdeki kullanımına ilişkin farkındalığı ortaya koymak amacıyla Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Barış Üzüm, vatandaşlarla ve sektör temsilcisi olarak Güzellik Uzmanı Safiye Gündoğdu ile toplumdaki farkındalığın boyutlarını gözler önüne sermek için röportaj gerçekleştirdik.

 

Güzelliğin görünmeyen bedeli

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ömer Barış Üzüm, mikroplastiklerin yalnızca çevresel bir sorun olmadığını aynı zamanda tüketicilerin bilinçli tercihler yapmasını gerektiren kamusal bir mesele olduğunu vurguladı. Görüşlerine başvurduğumuz Üllakiye Sayar ve Gülay Koyun mikroplastikler hakkında bilgi sahibi olduklarını ve bu nedenle makyaj ürünleri kullanmamayı tercih ettiklerini ifade etti. Senanur Çetin (20) ve Elçin Sayar (19) ise kozmetik ürünlerin içeriklerinin daha fazla konuşulması gerektiğine dikkat çekti. Sektörün içinden bir isim olan Safiye Gündoğdu da son yıllarda müşterilerin ürün içerikleri konusunda daha bilinçli sorular sormaya başladığını dile getirdi.

 

 Ne kadar bilgi sahibiyiz?

Kozmetik ürünlerdeki mikroplastiklerin hem insan sağlığına hem de çevreye yönelik tehditleri, tüketicilerin satın alma alışkanlıklarını yeniden şekillendiriyor. Kozmetiklerdeki mikroplastik farkındalığı yaş gruplarına göre farklılık göstermekte. 45 yaşındaki Üllakiye Sayar, “İnsan sağlığına zarar verebilecek bir unsur varsa uzak durmak en doğrusu. Eskiden içeriklere hiç bakmazdım ama artık bu alışkanlık oldu.” ifadelerini kullandı. 51 yaşındaki Gülay Koyun ise konunun çevresel boyutuna dikkat çekerek, kişisel olarak makyaj yapmasa bile toplumun bu konuda bilinçlenmesinin doğa için dev bir adım olduğunu vurguladı. 20 yaşındaki Senanur Çetin, sosyal medyada ve haberlerde mikroplastiklerle ilgili bilgilere rastladığını ve bu nedenle ürün içeriklerini incelemeye özen gösterdiğini aktardı. 19 yaşındaki Elçin Sayar ise kozmetik ürünlerin içeriklerinin daha şeffaf olması gerektiğini vurgu yaparak, markaların içerik konusunda daha açık olması gerektiğini savundu. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan sektör temsilcisi Safiye Gündoğdu, müşteri profilinin hızla değiştiğini belirtti. Gündoğdu, süreci şu sözlerle özetledi, “Özellikle genç tüketiciler, ürünlerin sadece ciltlerine değil, çevreye etkisini de sorguluyor.  Bu bilinçli yaklaşım sektörde doğal içerikli ürünlere olan talebi doğrudan artırıyor.” dedi.

 

Küçük parçacık büyük sorun

Prof. Dr. Ömer Barış Üzüm, mikroplastiklerin, 5 milimetreden küçük sentetik polimer parçacıkları olduğunu belirterek bu maddelerin birincil ve ikincil mikroplastikler olarak iki gruba ayrıldığını söyledi. Kozmetik ürünlerde kullanılan mikroplastiklerin çoğunlukla üretim aşamasında küçük boyutta tasarlanan birincil mikroplastikler olduğunu ifade eden Üzüm, bu parçacıkların peeling etkisi sağlamak, ürünün dokusunu düzenlemek ve raf ömrünü uzatmak amacıyla formüllere bilinçli olarak eklendiğini dile getirdi. Daha büyük plastiklerin zamanla parçalanmasıyla oluşan ikincil mikroplastiklerin ise güneş ışığı ve çevresel etkilerle ortaya çıktığını belirten Üzüm, kozmetiklerde en sık polietilen, polipropilen ve poliamit gibi plastik türlerinin kullanıldığını söyledi. Ancak içerik listesinde polietilen bulunmasının her zaman mikroplastik anlamına gelmediğini vurgulayan Üzüm, bazı diş macunu ve saç şekillendirici ürünlerde bu maddelerin yalnızca kıvam artırıcı olarak yer alabildiğini söyledi. Üzüm ayrıca şampuan, duş jeli ve peeling gibi durulanan ürünlerin yanı sıra ruj ve fondöten gibi durulanmayan kozmetiklerde de mikroplastiklerin parlaklık, simli görünüm ve doku iyileştirme amacıyla kullanılabildiğini ifade etti.

 

 Tek bir peeling ürününde yüz binlerce parçacık bulunabiliyor

Kozmetik ürünlerde kullanılan mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda bilimsel araştırmaların sürdüğünü belirten Prof. Dr. Ömer Barış Üzüm, bu konuda yapılan çalışmaların mikroplastiklerin yalnızca çevrede değil, canlı organizmaların vücudunda da bulunabildiğini gösterdiğine dikkat çekerek, “Bugün insan vücudunda ve diğer canlılarda mikroplastiklerin bulunduğunu biliyoruz. Ancak bunun sağlık üzerindeki etkileri hâlâ araştırılıyor.” dedi. Kozmetik ürünlerdeki mikroplastik miktarının ürüne göre değişebildiğini ifade eden Üzüm, bazı ürünlerde oldukça yüksek sayıda parçacık bulunabildiğini belirtti. Üzüm, “Örneğin tek bir peeling kutusunda yaklaşık 360 bin mikroplastik parçacığı bulunabiliyor. Bunlar çok küçük ve yoğun parçacıklardır.” ifadelerini kullandı. Mikroplastiklerin kozmetik ürünlerde zorunlu bir içerik olmadığını vurgulayan Üzüm, bu maddelerin genellikle temizleme etkisini artırmak veya ürüne farklı bir doku kazandırmak amacıyla kullanıldığını söyledi. Üzüm ayrıca şampuan, duş jeli ve peeling gibi durulanan ürünlerdeki mikroplastiklerin kullanım sırasında suyla birlikte çevreye karışabildiğine dikkat çekti. Bu parçacıkların atık su yoluyla denizlere ulaştığını belirten Üzüm, mikroplastiklerin zamanla deniz ekosistemindeki canlılara kadar ulaşabildiğini dile getirdi. Mikroplastiklerin çevre ve insan sağlığı açısından oluşturabileceği riskler nedeniyle bazı düzenlemelerin de gündeme geldiğini hatırlatan Üzüm, Türkiye’de bu konuda çeşitli adımlar atıldığını söyledi. Üzüm, “2023 yılında kozmetik ürünlere kasıtlı olarak eklenen mikroplastiklere yönelik bazı kısıtlamalar getirildi. Ayrıca ürünlerin mikroplastik içerdiğine dair bilgilendirme yapılmasına yönelik düzenlemeler bulunuyor.” dedi. Kozmetik ürünlerin içerik bilgilerinin her zaman açık ve ayrıntılı şekilde yazılmadığını da vurgulayan Üzüm, tüketicilerin ürün etiketlerini dikkatle incelemesinin önemli olduğunu sözlerine ekledi.

 

Kozmetiklerdeki mikroplastik tartışması, güzellik ürünlerinin yalnızca estetik değil aynı zamanda çevresel sorumluluk boyutuyla da değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Uzmanlar ve tüketiciler, ürün içeriklerinin daha şeffaf olması ve çevreye duyarlı üretim anlayışının yaygınlaşması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu süreçte artan farkındalık, hem tüketim alışkanlıklarının hem de sektörün geleceğinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamaktadır.

 

Bu çalışmanın hazırlanmasına katkı sağlayan Prof. Dr. Ömer Barış Üzüm’e, sektör temsilcisi Safiye Gündoğdu’ya ve görüşlerini paylaşan Üllakiye Sayar, Gülay Koyun, Senanur Çetin ve Elçin Sayar’a teşekkür ederiz.

 

Haber: Sedanur Alkan 

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00