Vücudumuzda beliren herhangi bir hastalığın bazen ağızda başlayan ufak bir sorundan kaynaklanabileceğini biliyor muydunuz? Ağız sağlığı, vücudumuzun genel sağlık durumu üzerinde önemli bir etkiye sahip olmakla birlikte, sosyal yaşantımızı da etkilemektedir. Ağızda oluşan enfeksiyonel hastalıklar ya da iltihaplanmalar, zamanla vücudun farklı bölgelerine de yayılarak daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.
Ağızda oluşan enfeksiyonlar veya aft yaraları, kalp hastalıkları, diyabet ve sindirim problemleri gibi pek çok hastalığın habercisi olabilir. Bu nedenle “ağız sağlığınıza gereken özeni göstermek, genel sağlık durumunuzu korumanın ilk adımıdır” demek yanlış olmayacaktır. Gelişen teknoloji sayesinde diş hastalıklarının tedavi yöntemleri de sürekli olarak ilerleme kaydetmiştir. Artık dişlerin kolayca beyazlatılabilmesi veya kaybedilen dişlerin yerine, implantlarla gerçeğinden ayırt edilemeyecek estetikte dişlerin tasarlanabilmesi mümkündür. Bunun yanında, insanın gecelerini kabusa çeviren aft yaraları ve 20 yaş diş ağrıları, kişinin sadece fiziksel ağrı çekmesine neden olmuyor. Bununla birlikte sosyal hayatını da derinden etkiliyor. Neyse ki, modern tıp sayesinde aft yaraları için yenilikçi tedavilerin uygulanması ve 20'lik dişlerin sorun yaratmadığı durumlarda geri kazandırılması, ağrısız ve sağlıklı bir yaşam sürmeyi mümkün kılmaktadır. Bu konuda ağız sağlığını korumak ve ağızda oluşabilecek hastalıklar ve tedavileri konusunda detaylı bilgi almak için Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Klinik Bilimler Bölümü araştırma alanı Periodontoloji Ana Bilim Dalı olan Öğretim Üyesi Doç. Dr. Beral Afacan ile bir araya gelerek görüştük.
Düzenli diş hekimi kontrolü şart
Hastaların düzenli diş hekimi kontrollerinden geçmesinin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Beral Afacan, bu kontrollerin belirti vermeyen diş ve diş eti hastalıklarının erken dönemde teşhis edilmesini sağladığını ifade etti. Afacan, “Erken teşhis, tedavi sürecini kolaylaştırır ve tedavi maliyetlerini düşürür. Erken müdahale ile daha etkili ve daha az maliyetli tedaviler gerçekleştirilebilir.” vurgusunu yaptı.
Afacan, ağız ve diş sağlığını korumak için yalnızca diş hekimi kontrollerinin yeterli olmadığını, dengeli ve sağlıklı beslenmenin, sigara ve alkolden uzak durmanın ve stresi yönetmenin de büyük öneme sahip olduğunu belirtti. “Sağlıklı bir yaşam tarzı, ağız ve diş sağlığını sürdürebilmek için kritik bir faktördür.” ifadesini kullandı.
Her 20 yaş dişi çekilmek zorunda değildir
Diş Hekimi Afacan, 20 yaş dişlerinin çıkış sürecinin tamamen biyolojik yapımızla ilişkili olduğunu belirtti. Bununla ilgili Afacan, “20 yaş dişleri, alt ve üst çenede her iki tarafta yer alan, çenenin en arkasındaki üçüncü büyük azı dişleridir. Bu dişlerin çıkma zamanı 16 ile 20 yaş arasında değişir ve bu süreç biyolojik yapımızla bağlantılıdır. Halk arasında ‘akıl dişi’ olarak da bilinir.” dedi. Bununla birlikte, 20 yaş dişlerinin doğru konumda ve düzgün şekilde sürmesi durumunda, bu dişlerin ağızda tutulmasının önemini vurgulayan Afacan, “Eğer 20 yaş dişleri doğru şekilde sürmüşse, bu dişleri ağızda tutmaya çalışıyoruz. Ayrıca, hastalarımıza bu dişlere ulaşmalarını ve doğru şekilde fırçalayarak temizlemelerini öneriyoruz. Bu şekilde, 20 yaş dişlerinin sağlıklı bir şekilde ağızda kalmasını sağlamak mümkündür.” diye belirtti.
Yanağın içini veya dili zedeleyebiliyorlar
20 yaş dişlerinin bazen doğru konumda çıkmadığını ifade eden Diş Hekimi Afacan, “Bu dişler bazen yanağa veya dile doğru çıkarak, bu bölgelerde zedelenmelere neden olabilir. Doğru konumda olmayan bir diş, çiğneme fonksiyonuna da yeterince katkı sağlamaz. Zamanla bu dişlerde çürümeler meydana gelebilir. Özellikle hasta bu bölgeyi iyi fırçalayamazsa, önündeki ikinci azı dişleri de çürüyebilir.” diye altını çizdi.
Afacan, bazı durumlarda 20 yaş dişlerinin etrafında kistik oluşumlar gözlemlenebileceğini de belirtti. “Böyle durumlarda, 20 yaş dişlerinin ağızdan uzaklaştırılması faydalı olabilir. Bu tür durumları göz önünde bulundurarak, bu dişleri cerrahi bir müdahale ile ağızdan almayı tercih ediyoruz.” diye ekledi.
“Aftların en büyük dostu stres”
Aftların yalnızca vitamin eksikliklerinden değil, aynı zamanda aşırı stresten de kaynaklandığı vurgulayan Afacan, aftların genellikle ağızda hareketli mukoza bölgelerinde oluştuğunu ve kişilere çiğneme ve konuşma sırasında zorluk yaşattığını belirtti. Afacan, “Hastalarımıza yönelttiğimiz sorularda, çoğu zaman önceki dönemlerde bir stres yaşadıklarını öğreniyoruz.” şeklinde konuştu. Afacan, vücut direncinin düştüğü dönemlerde vitamin ve mineral eksikliklerinin de aft oluşumuna zemin hazırlayabileceğini ifade etti. “B12 vitamini, folik asit, C ve D vitaminleri, çinko eksiklikleri gibi durumlar ve aşırı asidik meyve ile baharatlı gıda tüketimi de aftlara yol açabiliyor. Bunun yanı sıra bazı hormon eksiklikleri de önemli bir faktör.” diye açıkladı.
İmplantlar uygulanmadan önce mutlaka diş eti rahatsızlıklarının tedavi edilmesi gerekiyor
İmplant tedavisi öncesinde diş eti rahatsızlıklarının tedavi edilmesinin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Afacan, “İmplantların hem kemikle kaynaşmasını sağlamak hem de sonraki süreçlerde mevcut kemiğin korunmasını garanti altına almak için ağızdaki diş eti rahatsızlıklarının mutlaka tedavi edilmesi gerekir.” ifadesini kullandı.
Afacan, ağız bakımının sağlanmasının ardından diş yüzeyi temizliği ve kök yüzeyi düzleştirme işlemleriyle diş eti hastalıklarının tedavi edilmesi gerektiğini belirtti. “Diş etrafını saran ve çene kemiğinde erimeye yol açan bakteriler, zamanla implantların çevresine de ulaşarak kemik kaybına neden olabilir. Bu nedenle implant cerrahisi öncesinde, ağızdaki enfeksiyonun kontrol altına alınması şarttır.” diye konuştu.
Doğru hasta seçimi çok önemli
Afacan, başarılı implant tedavilerinin temelinde doğru hasta seçiminin yattığını vurguladı. Afacan, “Biz hekimler, doğru hastayı seçip, uygun teknikle tedavi uyguladığımızda, hastalarımız düzenli kontrollerine devam ederse, tüm riskler en aza iner ve tedavi süreçleri başarılı olur.” şeklinde açıkladı.
Afacan, sigara kullanan bireylerde implantların ömrünün kısaldığını belirterek, “Sigara kullanan bireylerde implantların ağızda kalma süreleri azalıyor. Bu nedenle hastalarımıza sigarayı bırakmalarını tavsiye ediyoruz. Bazı durumlarda sigarayı bırakma merkezlerine yönlendirme bile yapabiliyoruz. Sigara, yara iyileşmesini engeller ve implantların ağızda kalmasını zorlaştırır. Bu yüzden sigara bırakmak, tedavi başarısı için çok önemlidir.” diye açıkladı.
Şeker tüketiminde kilit nokta ağızdaki bakterinin varlığı
Afacan, şeker tüketimi ile diş çürüğü arasındaki ilişkinin ağızdaki bakterilerin varlığından kaynaklandığını belirtti. Afacan, “Ağızda hiç bakteri olmasa ve şeker ağızda bulunsa, yıllarca diş çürümez. Ancak ağızda ciddi çeşitlilikte ve sayıda mikroorganizma bulunuyor. Bu mikroorganizmalar şekeri kullanarak asit üretiyor ve bu asit, diş minesi adı verilen sert dokularda aşınma ve çürümelere neden oluyor.” şeklinde ifade etti.
Afacan, ağız bakımının önemi üzerinde durarak, “İyi bir ağız bakımına sahip olan, dişlerini doğru şekilde fırçalayan ve arayüz temizliği yapan kişilerde şeker tüketimi çürük oluşumuna neden olmayabilir. Çünkü bu kişiler, şekerli gıdaları ağızlarından hızla uzaklaştırarak, dişlerini korur.” dedi. Ayrıca çürüğe yatkınlık durumunun da önemli bir etken olduğunu vurguladı.
Stres faktörü diş eti rahatsızlıklarını tetikliyor
Uzun süren stresin, diş eti hastalıklarının şiddetini artırabileceğini belirten Afacan, “Günümüzde hayatın hızla değişmesi, stres düzeyimizin artmasına neden oluyor. Uzun süreli endişe ve gerginlik, vücudumuzda stres hormonlarının aşırı salgılanmasına yol açabiliyor. Bu süreç, bakteri plağının vücudun savunma hücrelerini uyandırmasına neden olur.” dedi.
Afacan, diş eti hastalıklarının şiddetinin artmasının, bağışıklık sisteminin zayıflamasından kaynaklanabileceğini vurgulayarak, “Bağışıklık sisteminin zayıflaması, bakteri plağına karşı verilen tepkiyi değiştirir ve bu da hastalığın ilerlemesine neden olabilir.” şeklinde konuştu.
Son dönemlerde çene eklemlerinde ve çiğneme kaslarında ağrı ile başvuran hastaların sayısı arttı
Çene eklemleri ve çiğneme kaslarında ağrı şikayetiyle başvuran hasta sayısının arttığını belirten Afacan, bu tür şikayetlerin genellikle diş sıkma ve diş gıcırdatma alışkanlıklarından kaynaklandığını ifade etti. Afacan, “Gün içinde veya gece uyurken diş sıkma ve gıcırdatma, dişlere aşırı yük binmesine yol açıyor. Bu da dişlerde aşınmalara, hassasiyetlere ve diş eti çekilmelerine neden olabilir.” diye aktardı.
Afacan, stresin bu tür sorunlara neden olabileceğini belirterek, “Uzun süreli endişe ve gerginlik, depresyon gibi süreci tetikleyebilir. Ayrıca, stres bağışıklık sistemini baskılayarak diş hastalıklarının şiddetini artırabilir.” diye konuştu. Ayrıca, stres nedeniyle farkında olmadan dişleri sıkma ve gıcırdatma davranışının çene kemikleri ve çiğneme kaslarında hasarlanmaya yol açabileceğine dikkat çekti.
Evde uygulanan beyazlatıcı yöntemler diş etleri için çok tehlikeli
Afacan, evde uygulanan beyazlatıcı yöntemlerin diş etlerine ciddi zararlar verebileceğini vurguladı. Karbonat ve limon gibi asidik içeriklerin bilinçsizce kullanılmasının, diş etlerinde aşınmalara yol açabileceğini belirten Afacan, “Karbonat, tuzla ovma gibi yöntemler dişlerin sert dokularına ve diş etlerine zarar verebilir. Ayrıca limon, karbonat ve elma sirkesi karıştırarak uygulamak, dişleri beyazlatmaya çalışırken diş etlerini tahrip edebilir.” dedi. Afacan, bu tür hatalı uygulamaların yerine beyazlatma tedavilerinin mutlaka diş hekimi kontrolünde yapılması gerektiğini belirtti.
Ağız sağlığının, sadece estetik bir gülüşten ibaret olmadığını ve genel sağlığımızı korumak için düzenli kontroller yaptırmamız gerektiğini vurgulayan, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Beral Afacan’a bizleri bu konularda bilinçlendirdiği için teşekkür ederiz.
Haber: İlginay Avunyalı
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...
DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI
Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...