Hayvanlar da, tıpkı insanlar gibi birçok psikolojik ve ruhsal durumla karşılaşabilirler. Son araştırmalar, evcil hayvanların ruh sağlığının sahiplerinin onlara sağladığı sevgi ve dikkatle doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Yetersiz sosyal etkileşim ve stresli ortamlar, hayvanların davranışlarını olumsuz etkileyerek depresyon ve anksiyete gibi sorunlara yol açmaktadır. Uzmanlar, hayvan sahiplerine evcil hayvanlarının duygusal ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam sunmalarını öneriyor. Unutmayın! Mutlu bir hayvan, mutlu bir ev demektir.
Hayvanların tırnak yeme davranışının ardındaki nedenleri daha iyi anlayabilmek amacıyla, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Veteriner Hekimliği Temel Bilimleri Bölümü Veterinerlik Fizyolojisi Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Cengiz Ünsal ve Veteriner Hekim Büşra Doğan ile görüşme gerçekleştirdik. Görüşmelerimizde, bu davranışın psikolojik ve fizyolojik kökenlerine ışık tutarak, tırnak yemenin yalnızca bir alışkanlık değil, aynı zamanda ciddi sağlık ve davranışsal sorunlara işaret edebileceği üzerinde duruldu. Ayrıca, hayvan sahiplerinin bu durumu nasıl gözlemlemeleri ve hangi adımları atmaları gerektiği konusunda da önemli bilgiler verildi.
Psikoloji tırnaklara yansıyabilir
Prof. Dr. Cengiz Ünsal hayvanlarda görülen tırnak yeme davranışının genellikle bir rahatsızlık belirtisi olduğunu belirtti. “Hayvanlar, duygusal stres veya kaygı nedeniyle bazı davranışsal tepkiler geliştirebilirler. Tırnak yeme, bu tür duygusal durumlarla başa çıkma yolu olarak ortaya çıkabilir.” diyerek hayvanların ruhsal durumunun bu gibi davranışlarla kendini gösterebileceğini ifade etti. Bu eylemin detaylarını aktaran, veteriner hekim Büşra Doğan, “Tırnak yemenin başlıca nedenleri arasında stres, kaygı ve anksiyete vardır. Özellikle rutin değişiklikleri bu durumu tetikleyebilir. Gösterdikleri davranışlar, hayvanların hasta olduklarını ya da rahatsızlık hissettiklerini ifade etme biçimi olarak düşünülür. Hayvanlarda görülen deri problemleri ve besin alerjileri tırnak yemenin bir başka önemli nedenidir. Atopik dermatit gibi alerjik deri reaksiyonları, hayvanların patilerini yalamalarına veya tırnaklarını yemelerine yol açmaktadır. Özellikle, hayvanları tavuk etiyle beslemek alerjiye sebep olabilmektedir. Ayrıca hayvanların derisinde meydana gelen keratinizasyon (sertleşme) oluşumu da kaşıntıya yol açabilir. Bu da tırnak yeme davranışını tetikler. Bir diğer başlıca neden ise vitamin ve mineral eksikliğidir.” diyerek tırnak yemenin altında yatan nedenleri açıkladı. Normalde sağlıklı bir görünümde olan bir hayvanın bu tür davranışlar sergilemesi, detaylı analizlerle (kan testleri, vitamin ve mineral analizi) araştırılmalıdır. Hormon dengesizlikleri, özellikle tiroid hormonları derideki reaksiyonlara neden olabilir. Dolayısıyla, tırnak yeme davranışı çeşitli nedenlere dayanır. Bu tür durumlarda, bir veteriner hekime danışmak önemlidir.
Kuşlarda da benzer durumlar ortaya çıkar
Ünsal, kuşlarda görülen tırnak yeme davranışının yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir tepki olduğunu vurguladı: "Kuşlar, stres altındayken çevresel değişikliklere veya yalnızlık hissine tepki olarak tırnaklarını yiyebilirler.” dedi. Kuşların sosyal hayvanlar olduğuna dikkat çeken Ünsal, "Psikolojik ihtiyaçlarının da göz önünde bulundurulması gerekir. Yaşam alanlarının zenginleştirilmesi ve sosyal etkileşim sağlanması, tırnak yeme gibi davranışları engelleyebilir." diyerek bilgilendirdi. Doğan da bu durumu şu şekilde açıkladı: “Kuşlar, monoton yaşam koşulları veya yetersiz uyarıcılar nedeniyle de tırnak yeme gibi tekrarlayan davranışlar sergileyebilirler. Bu tür davranışlar, onların çevresel uyaran eksikliklerine veya ilgisizliklerine bir tepki olarak gelişebilir.” Ayrıca, “Kafeste bulunan yabancı cisimler veya kurumuş bitkiler de tırnakların zarar görmesine neden olabilir." diye ekledi. Doğan, bu davranışı engellemek için kuş sahiplerinin dikkat etmesi gereken bazı noktalara değindi: "Kuşların yaşam alanlarını zenginleştirerek, onları meşgul etmek ve stresten uzak tutmak önemlidir. Düzenli veteriner kontrolleri ve dengeli beslenme, sağlık problemlerini erken teşhis etmek için gereklidir. Ayrıca, kuşların yalnız kalmamaları ve sahipleriyle sosyal etkileşimde bulunmaları da psikolojik sağlıklarını destekler." dedi. Sonuç olarak, kuşlarda tırnak yeme davranışı, psikolojik etkenlerden kaynaklanmaktadır. Bu durumu önlemek için kuş sahiplerinin dikkatli gözlemler yaparak uygun tedavi ve çözüm yollarına başvurmaları önemlidir.
Veteriner hekimliğin zorlukları ve doğru tanı süreci
Ünsal ve Doğan’ın açıklamaları, veteriner hekimliğin karşılaştığı zorluklar ve çözüm süreçlerine dair önemli bilgiler sunuyor. Her ikiside tedaviye başlamadan önce doğru tanı koymanın ve altta yatan nedenleri dışlamanın kritik olduğunu belirtiyor. Ünsal, veteriner hekimlerin en büyük zorluklarından birinin hastalarla doğrudan iletişim kuramamak olduğunu vurguluyor. İnsan hekimleriyle karşılaştırıldığında, hayvanların duygusal ve fiziksel durumlarını anlamak daha karmaşık. Bu nedenle, doğru tanıya ulaşabilmek için kapsamlı bir test süreci gerektiğine işaret ediyor. Ünsal’a göre, kan testleri ve diğer fizyolojik testler, veteriner hekimin doğru bir analiz yapabilmesi için hayati önemde. Doğan ise benzer şekilde, ilk olarak kan testlerinin yapılmasının önemine dikkat çekiyor, ancak bunun yanı sıra hayvanların psikolojik durumlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini açıklıyor. Keyifsizlik ve psikolojik stres, tedavi sürecini etkileyen önemli faktörlerdir. Organik hastalıklar dışlandıktan sonra, tedavi planının psikolojik etkenlere odaklanarak şekillendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu, hayvanların iyileşmesi için daha etkili bir yaklaşım sağlar.
Tedavide öncelik doğal yöntemlerdir
Ünsal, tedavi sürecinde doğal yöntemlere öncelik verilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Psikolojik sorunlar söz konusu olduğunda, önce doğal tedavi yöntemleri tercih edilmelidir. Bu bitkisel çözümler, hayvanın sinir sistemini fazla zorlamadan rahatlatabilir ve tedavi sürecini daha doğal bir şekilde ilerletebilir." diye belirtti. Doğan’da aynı şekilde, tedavi sürecinde psikolojik kaynaklı bir problem olduğunu tespit ettiklerinde, ilk olarak sakinleştirici bitkisel ilaçları kullandıklarını, özellikle passiflora ve papatya özleri gibi doğal bileşenlerin öncelikli tedavi seçenekleri olduğunu ortaya koydu. Ayrıca, tedavinin ilk aşamasında doğrudan merkezi sinir sistemini baskı altına almak yerine, hayvanın davranışsal sorunlarının kaynağını anlamaya ve doğrudan etkileşimde bulunarak çözüm aramaya çalıştıklarını söyledi. Doğan, evdeki ortamın hayvanın davranışları üzerinde büyük etkisi olduğuna değinerek, "Hayvanların yalnız kaldığı veya çevresel değişikliklerin olduğu durumlarda, ortamı zenginleştirmek çok önemlidir." dedi. Hayvan sahiplerine, gün boyunca yalnız kalan hayvanlarla daha fazla vakit geçirmelerini ve yaşam alanlarını zenginleştirmelerini önerdi. Eğer bu yöntemlerle yeterli ilerleme kaydedilemezse ve sorun kalıcı hale gelirse, o zaman merkezi sinir sistemini etkileyecek antidepresan ilaçların kullanılabileceğini açıkladı. Ancak Doğan, bu ilaçların dozu ve kullanım süresinin titizlikle belirlenmesi gerektiğini, bu yüzden veteriner hekim ve hasta sahiplerinin sürekli iletişim halinde olmalarının önemini vurguladı.
Farklı davranışlar da söz konusu olabilir
Ünsal, hayvanların davranışsal problemlerinin yalnızca fiziksel rahatsızlıklardan kaynaklanmadığını belirterek, "Psikolojik sorunlar da bu tür davranışları tetikleyebilir. Özellikle hayvanların geçmiş travmalarını göz önünde bulundurarak tedavi sürecine yaklaşmak gerekir." dedi. Ünsal, hayvanların duygusal ve psikolojik durumlarının, onların davranışlarını doğrudan etkileyebileceğini de öne sürdü. Doğan ise bu konuyla alakalı şu ifadeleri kullandı: "Hayvanlar bazen psikolojik durumlarını göstermek için sürekli belirli bir bölgedeki tüylerini koparabilirler. Bu genellikle stres, kaygı veya sahiplerinden ilgi beklemeyi simgeler. Ayrıca, dışkı yeme gibi alışkanlıkların da sıkça karşılaşılan bir davranış sorunu olduğunu söyleyebiliriz. Bazı hayvanlar kendi dışkılarını, bazıları ise sokaktaki diğer kedi ve köpeklerin dışkılarını yiyebilir. Bu tür davranışlar, hayvanların çevrelerinden aldıkları uyaranlara, yaşam koşullarındaki değişimlere ya da yetersiz beslenmeye bağlı olarak gelişebilir. Hayvanların dışkı yeme davranışlarını sürekli hale getirmeleri, genellikle daha ciddi bir sağlık sorununun veya psikolojik bir sorunun belirtisi olabilir ve bu durum profesyonel müdahale gerektirebilir.” diyerek başka bir farklı davranış örneğini açıkladı. Doğan, hayvanların psikolojik sağlıklarını etkileyebilecek pek çok etken bulunduğunu, özellikle erken dönemde anneden ayrılan veya yeterince ilgi görmeyen yavruların çeşitli davranışsal sorunlarla karşılaştığını da söyledi: "Bu tür hayvanlar, gelişimsel süreçlerde bazı temel davranışları öğrenemeyebilir ve bu da onları daha hassas hale getirebilir. Örneğin, erken sütten kesilen yavrular, kulaklarını kaşıma gibi sağlıksız davranışlar sergileyebilir ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilirler.” diyerek, bu tür durumlarda veteriner hekime mutlaka danışılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, erken müdahale ile tedavinin zamanında yapılmasının, sağlık sorunlarının büyümeden çözülmesine yardımcı olacağını belirtti.
Durumun göz ardı edilmemesi gerekir
Ünsal, veteriner hekimliğin temel zorluklarından birinin hastalarla doğrudan iletişim kurulamaması olduğunu ifade etmişti. Doğan’ın açıklamaları da aslında Ünsal’ın söz konusu "iletişim eksikliği" sorununa doğrudan bir çözüm önerisi sunuyor. Hayvan türüne göre tedavi sürecine uyum sağlama şekli farklılık gösterebilir. Örneğin, kediler doğası gereği bağımsız ve genellikle kendi istedikleri şekilde hareket etme eğilimindeyken, köpekler daha itaatkâr yapılarıyla tedavi sürecine daha kolay uyum sağlayabiliyor. Bu fark, hayvan sahiplerinin de tedavi sürecine nasıl yaklaşması gerektiğini belirliyor. Doğan’ın, kedilere yönelik ekstra bakım ve ilgi gerekliliğini açıklarken, bu sürecin köpekler için daha az sorunlu olduğunu belirtmesi, aslında veteriner hekimliğin sadece fiziksel tedaviye dayalı bir süreç olmadığını, psikolojik ve davranışsal etkenlerin de önemli rol oynadığını gösteriyor. Ünsal da aynı şekilde, doğru tanı ve tetkikler sayesinde hayvanın tedaviye nasıl daha etkili adapte olabileceğini ortaya koymuştu. Ancak Doğan, bu tedavi sürecinde bir adım daha ileri giderek, profesyonel veteriner hekim ve eğitmen desteğinin önemine değiniyor. Kedilerin özgür ruhlu ve bazen inatçı yapılarının tedavi sürecini zorlaştırabileceğini belirterek, sahiplerinin bu süreçte sabırlı olmaları gerektiğini hatırlatıyor. Burada, hayvan sahiplerinin aktif rol alması gerektiği ve sadece eğitmenlerin katkısıyla başarıya ulaşmanın mümkün olmadığı fikri, bir hayvanın sağlıklı bir şekilde iyileşmesi için gerekli olan uzun vadeli bakımı ve ilgi sürecinin önemini vurguluyor. Doğan ayrıca, antidepresan kullanımına da değinerek, hayvanlarda bu tür ilaçların ilk tercih olmaması gerektiğini belirtiyor. İnsanlardaki sıkça görülen antidepresan kullanımı eğiliminin, hayvanlar için geçerli olmadığını ifade ediyor ve ilk tercihin, hayvanlara daha fazla ilgi göstermek ve doğal yollarla takviyeler sağlamak olması gerektiğini savunuyor. Eğer tedavi sürecinde bu takviyeler etkili olmazsa ve hayvanın gerçekten ilaçlara ihtiyacı varsa, doğru dozda ilaç kullanımı devreye girmelidir. Bu düşünce, Ünsal’ın da dikkat çektiği bir noktayı pekiştiriyor: "Tedavi sürecinde, önce doğal ve daha az invaziv yöntemlerin denenmesi gerektiğini, ancak gerçekten gerekli olduğunda ilaçların devreye girmesinin doğru bir yaklaşım olacağını" ifade etmiştir. Bu bağlamda, hem Ünsal’ın hem de Doğan’ın açıklamaları, veteriner hekimliğin disiplinli bir alan olduğunu kanıtlıyor. Her hayvanın tedavi süreci, bireysel özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre şekillenir. Bu da demektir ki, tedavi süreci sadece bilimsel bilgi ve teknik yöntemlerle değil, aynı zamanda sabır, empati ve hayvan sahiplerinin süreçle aktif bir şekilde ilgilenmesiyle başarılı olabilir. Hayvan sahiplerinin, profesyonel rehberlik eşliğinde sürece dahil olmaları, tedavinin etkinliğini artıran önemli bir faktördür.
Hayvanların davranışlarının altında yatan psikolojik nedenlere çözüm bulmak, duygusal ihtiyaçlarına duyarlılık sağlamak, onlarla bağları güçlendirmek, yaşam kalitelerini artırmak, insan ve hayvan ilişkisini ileriye taşır. Bu da hayvanların daha mutlu ve sağlıklı bir ömür geçirmelerini sağlayacaktır. Bu anlamlı süreçte, veteriner hekimlik alanındaki katkıları ve uzmanlıkları için Prof. Dr. Cengiz Ünsal’a ve Veteriner Hekim Büșra Doğan’a verdikleri değerli katkılar için teşekkür ederim.
Haber: Mehtap Başer
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...
DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI
Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...