Aydın halkı olarak down sendromlu bireylerin hasta olmadığının, bu bireylerin bizden bir farkı olmadığının farkına varmalıyız ve onlara destek olmalıyız. Sadece onlara yaşam alanı sağlamalı, kendilerini keşfetmeleri için yardımcı olmalıyız.
Türkiye'de ve dünyada birçok down sendromlu birey dünyaya gelmektedir. Bu bireyler 21. kromozomun iki yerine üç kopya olduğu, 46 yerine 47 kromozomun bulunduğu bir genetik anomaliye sahip olan bireylerdir. Bu bireylerin toplumdaki yerlerini almaları ve adapte olabilmeleri için birçok proje planlanmış ve hayata geçirilmiştir. Bu projelerden biri de Down Cafe’dir. Aydın’ın Efeler ilçesine bağlı olan ve Efeler Belediyesi’ne bağlı olarak açılan Down Cafe de bu kafeler arasındadır. Bu kafe Aydın’ın Efeler ilçesindeki Pınarbaşı Mesire alanında bulunmaktadır. Bu kafede çalışan down sendromlu Ozan Çobanoğlu, kafenin sorumlusu Zübeyde Dağ ve kafeye gelen müşteriler ile görüştük.
Down sendromlu bireyler topluma kazandırılmalıdır.
Aydın’da 7 yıldır yaşayan ve Down Cafe’ye ilk defa gelen iki müşteri Down Cafe hakkındaki düşüncelerini bizimle paylaştı. Adem Ayvaz Down Cafe hakkındaki düşüncelerini, “Buraya ilk kez geldim ve kafenin adının, Down Cafe olduğunu sonradan farkettim. Sadece adı Down Cafe’dir diye düşünürken, çalışan down sendromlu bir birey gördüm ve çok şaşırdım. Ama bir o kadar da mutlu oldum. Çünkü çalışan beyefendi bizi çok sempatik ve samimi bir şekilde karşıladı. Sonra ister istemez diğer gittiğim kafeler ile kıyasladım. Aslında diğer kafelerden hiçbir farkı olmadığını düşündüm. Çünkü hizmette herhangi bir sorun görmedim.” diyerek ifade etti. Bu da gösteriyor ki her ne kadar down sendromlu bir birey de olsa yaşamdaki yerlerini aldıklarında, bizden çok da bir farkları olmadıklarını anlamış oluyoruz. Diğer bir müşteri olan Seçil Özsoy ise, “Belediyenin böyle bir teşvikte bulunması hoşumuza gitti. Çünkü down sendromlu bireyleri topluma kazandırmamız çok önemli. Ortamın sakin olması, yeşillik ve ağaçların içinde olması çok güzel, tekrar geliriz. Burada yaşayan halk için ekonomik ve merkezi olması yönünden avantajlı bir yere sahip. Down Cafe’yi, herkesin kesinlikle gelip görmesi gerekiyor.” şeklinde düşüncelerini dile getirdi. Down Cafe sorumlusu Zübeyde Hanım, hem Down Cafe hakkında hem de orada çalışan mesai arkadaşı Ozan Bey hakkında bize bilgiler verdi.
“Down sendromlu kişiler hasta değil, hayattaki yerini almaya çalışan bireylerdir.”
Severek ve isteyerek her gün gittiğimiz bir iş hayatı daha verimli yaşamımıza etki eden faktörlerden biridir. Buna en güzel örnek de anlaşabildiğin çalışma arkadaşlarına sahip olmaktır. Tıpkı Zübeyde Hanım ve Ozan Bey arasındaki çalışma arkadaşlığı gibi. Zübeyde Hanım, “Dört yıldır burdayım ve kafe açıldığından beridir de Ozan ile birlikte çalışıyoruz. Kafemiz 2 yıldır hizmet vermektedir ve bende 4-5 aydır burada kafe sorumlusuyum. Kafemiz 09.00-22.00 saatleri arasında hizmet vermekte ve vardiya sistemi ile çalışılmaktadır. Kafemiz şu anda her ne kadar self servis olarak hizmet vermekte olsa da, yeri geldiğinde bizimde normal bir şekilde servis verdiğimiz de oluyor.” diyerek kafe hakkında bilgi verdi. Bu bilgiye dayanarak, aslında her ne kadar bir Down Cafe de olsa, hizmet olarak diğer hiçbir kafeden farkı olmadığını anlamış oluyoruz. Ayrıca Zübeyde Hanım, “Gelen müşterilerimiz Ozan’a karşı çok ilgililer. Kendisini çok seviyorlar. Özellikle sürekli gelen müşterilerimiz ile Ozan arasında çok güzel bir bağ kuruldu. Genel olarak buraya gelen müşterilerimiz tarafından olumsuz bir tepki almadık. Ozan ile çalışan ve sürekli diyalog halinde olan biri olarak şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki, Ozan çok zeki ve iletişimi çok yüksek biridir. İlk başlarda her ne kadar önyargılı olsa da karşı tarafı tanıdıkça ve iletişim kurdukça çok fazla sevip, değer veriyor. Dışarıdan bakınca down sendromlu bir birey olarak görünse de aslında hiç kimseden bir farkı olmadığını çok rahatlıkla anlıyoruz. Çünkü down sendromlu kişiler bir hasta değil, sadece hayattaki yerlerini almaya çalışan bireylerdir. Ozan ile çalışmak bana ve diğer mesai arkadaşlarıma çok keyif veriyor. Ozan’ın bizle iletişimi olsun, gelen müşteriler ile iletişimi olsun çok güzel ve bizim buradaki neşe kaynağımız olması da burada çalışmanın bizim için anlamını ifade ediyor.’’ diyerek Ozan Bey hakkında ki düşüncelerini de paylaştı. İşinize her gün severek ve heyecanla gitmenin verdiği mutluluğu yaşadığınızı düşünün. Her gün uyandığımızda asık suratla, sıfır enerji ile, istemeden sadece mecburiyetten gittiğinizi düşünün. Ne hissederdiniz? Emin olun kötü hissederdiniz. Ama tam tersi her gün uyanıp işe gitmek için hazırlanırken severek, isteyerek, tatlı bir heyecanla ve iç huzurla gittiğiniz bir iş yeriniz olduğunu düşünün. Bu sefer de ne hissederdiniz? Tam tersi iyi hissederdiniz. Tıpkı Ozan Bey ve çalışma arkadaşları gibi. Buradan da çalışma arkadaşlarınızla iyi geçinmenin ve anlaşmanın ne kadar önemli olduğunu anlamış oluyoruz.
“Keşke daha fazla gelen olsa!’’
Down sendromu, hayatımızdaki gerçekliklerden sadece bir tanesi. Önemli olan bu gerçekliği kabullenip, o gerçeklikle barışık bir şekilde yaşamayı öğrenmekten geçer. Buna en güzel verilebilecek örneklerden sadece biri olan Down Cafe çalışanı Ozan Bey’dir. Down Cafe’de çalışan down sendromlu birey olan Ozan Bey ise, “Burada çalışmayı çok seviyorum. Burada insanlarla birlikte olmayı, arkadaşlarımla vakit geçirmeyi çok seviyorum. Müşterilerimiz şu anda var ama aslında genel olarak çok da gelen olmuyor. Daha fazla gelen insanların olmasını istiyorum. Keşke daha fazla gelen olsaydı. Burayı ve beni tanımalarını isterim.” diyerek hem müşteri kitlesinin az olmasından dolayı sitem etti, hem de onları her zaman beklediğini söyledi.
Bu görüşmeler ışığında, dünyanın her yerinden bu anomaliye sahip olan down sendromlu bireylerin aslında hiçbirimizden bir farkı olmadığını anlamış bulunuyoruz. Aslında tek yapmamız gereken kimsenin kimseden bir farkı olmadığının, hepimizin eşit yaşam hakkına sahip olduğumuzun bilinci ile hareket etmesinden geçmektedir. Kimsenin kimseden üstün olmadığı, birinde bugün olan bir farklılığın yarın bizde de ya da ailemizin bir üyesinde de olabileceğinin farkındalığı ile yaşamaktan geçiyor. Bize zaman ayırıp düşüncelerini ve bu değerli bilgileri verdiği için Down Cafe sorumlusu Zübeyde Hanım’a, Down Cafe çalışanı Ozan Bey’e ve kafeye gelen müşterilere teşekkür ederiz.
Haber: Ahmet Çetin
Fotoğraf: Ahmet Turğut
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...
DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI
Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...