Halil Mutlu, 14 Temmuz 1973'te Bulgaristan'ın Kırcaali kentinde doğdu. Türk kökenli bir aileden gelen Mutlu, spor hayatına erken yaşlarda başladı. Küçük yaşlardan itibaren haltere olan ilgisi ve yeteneği, onu kısa sürede zirveye taşıdı. Halil Mutlu, kariyeri boyunca üç kez Olimpiyat şampiyonu (1996, 2000, 2004), beş kez Dünya şampiyonu ve dokuz kez de Avrupa şampiyonu oldu. Halterin efsanesi, Halil Mutlu’yla bir araya gelerek, bir söyleşi gerçekleştirdik.
Halil Mutlu’ya olağanüstü gücü, dayanıklılığı ve patlayıcı kuvveti nedeniyle ‘‘Dinamo’’ lakabı verilmiştir. Kendi vücut ağırlığının 3 katını kaldırabilmesi ve sık sık dünya rekorları kırması, onun adeta bir enerji makinesi gibi görülmesine yol açmıştır. Bu nedenle "Dinamo" lakabı, onun güçlü, enerjik ve durdurulamaz yapısını simgeleyen bir ünvan haline gelmiştir.
Bir haltercinin fiziksel yeterlilikleri ve becerileri hakkında neler söylemek istersiniz? Kendinizi nasıl geliştirdiniz?
Spor politikası, ülkemizde bu branş maalesef pek uygulanmıyor. Bu yüzden Avrupa üzerinden örnek vereceğim. Avrupa’da veya dünyada spor politikası olan ülkeler, şu şekilde yapıyorlar. Bunlar, benim şahit olduklarım: İlk önce sporcu çocuğu görürsün, hareket alanında veya oyun alanında. O çocuğu antrenör gördüğü zaman, zaten antrenör onu gözüne kestirir ve bu kişiden halterci olacağına az da olsa kanaat getirir. Çocuğu bir şekilde ikna eder. İkna ettikten sonra da annesi ve babasıyla bir görüşür ve çocuğun ileriki zamanda gelişimi nasıl olur anne babaya bakar ve bunu ölçer. Mesela benim annem, babamdan çok az uzundu. O çocuğun hangi boy ve kilolarda yarışacağını antrenör, aşağı yukarı belirlemiş olur. Spora başladıktan sonra, diğer kısımlarda antrenmanlarla beraber teknik hareketler çalışılmaya başlanıyor. Ardından gerçek antrenmanlara ve ağırlık kaldırmaya da başlayınca beceriler gelişiyor. 50 kiloluk bir çocukta aynı programa uymak zorunda, 150 kiloluk bir çocuk da aynı programa uymak zorunda. Herkesin gücüne göre antrenman programları ayarlanır.
Sporda disiplinin performansı nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?
Disiplin her şey demek. Disiplinin olmadığı yerde başarı beklenemez. Dolayısıyla bir bireyde ya da sporcuda disiplin eksikliği varsa hiçbir alanda başarılı olacağına inanmam. Bireyi birey yapan ve sporcuyu sporcu yapan şey disiplindir.
Sporda karşılaştığınız ve sizi karamsarlığa düşüren engeller oldu mu?
Tabii ki oldu. Ben zor şartlarda spora başladım. Annem ve babam istemiyordu ama ben çok istiyordum. Sonra spor salonuna gittiğimde pişman oldum ve korktum. Vazgeçmek istedim, vazgeçemedim çünkü babam bana son kararımı vermeden önce şöyle bir cümle kullanmıştı, ‘‘Sana son kez söylüyorum eğer gidersen geri dönemezsin. Tabii ki haftasonları gelebilirsin ama halteri bırakıp da tekrar bu eve giremezsin.’’ dedi. Ben de tamam demiştim. Vazgeçmek çok istedim ama babamın söylediği cümle benim hâlâ kulağımda. Daha sonra sporu sevdim. Sevmeye başlayınca ilerlemeye başladım. Ortama alıştım ve bu iş olacak dediğim noktada Bulgaristan’da bazı problemler çıktı. Türklerin isimleri değiştirildi ve daha sonra sporda, okulda bazı baskılar oluşmaya başladı. Bir şekilde spordan uzaklaştırılmaya çalışıldık ama bunlara rağmen spor ve eğitim hayatımı bir şekilde devam ettirdim, 1989 yılında sınırlar açılana kadar. Tabii sınırlar açılınca herkes geldi. Ben ise gelemeyenlerdenim, Bulgaristan’da kaldım. İlk ve en büyük karamsarlığım bu olmuştu. Türkiye'ye gelene kadar halterden uzak kaldım. Türkiye'ye geldikten sonra ve 16 yaşında kaldığım yerden devam ettim. Hayatımın daha sonrasında da birçok engeller çıktı karşıma ama karamsarlığa düşmedim. Engellerin beni hedefe götüreceğini bilenlerdenim.
Kariyer hayatınızda en çok kimlerin desteğini hissettiniz?
Tabii bir yola çıktığım zamanlar var, bir de yolun sonuna geldikten sonraları var. Yola ilk çıktığımda köyde beni bulan, bir şekilde halter sporuna kazandıran, İbrahim Hoca’nın ve Enver Hoca’nın desteğiyle bu yola başladım. Belli bir dönem Bulgaristan’da onların himayesi altında antrenman yaptım. Her zaman yanımda oldular. Türkiye'ye geldikten sonra yine Enver Hoca peşimi bırakmadı. Kendisi Türkiye’ye ilk gelenlerdendi ve yöneticileri ikna ederek benim vize sorunumu çözdü. Ben henüz reşit olmadığım için Türkiye’nin bana tanıdığı hakla yanımda ailemle gelebiliyordum. Ben de bu hakkımı İbrahim Hoca’yla gelerek kullandım. Onun bana köyden kasabaya giderken vermiş olduğu desteği, ben ona Türkiye’ye gelirken vermiş oldum. Ben spor hayatım boyunca etrafımdaki herkesin desteğini hissettim ama maalesef, zaman geçtikçe bu destekler bitebiliyor. Bunlar dışında kariyerim boyunca hep artan bir desteğim olduğunu da göz ardı edemem.
Size ilk ‘‘Dinamo’’ lakabıyla kim hitap etti?
Uluslararası basında halteri takip eden gazetecilerin bana uygun gördüğü bir lakaptır. Ben de bunu çok sonradan gördüm. Biz de ne anlama geldiğini merak edip sorduk. İstikrarlı ve pes etmediğimi görmüş oldukları için böyle bir hitap kullanmışlar.
Aklınızda kalan sizi etkileyen bir müsabakanız oldu mu?
Bütün yarışmalar aklımda ve bütün yarışmalardan etkilendim. Çünkü emek ve hayaller var. En unutamadığım ise 1990 yılında ilk yarışmam olan, Sakarya’daki Uluslararası Cumhuriyet Turnuvası’dır. Ufak bir turnuvaydı ve 4-5 ülke katılmıştı. Yarışma öncesindeki 24 saatimi ve yarışma sonrasındaki 24 saatimi asla unutamam. İlk yarışmam ve ilk heyecanımdı. Artık benim de kabul edildiğim, “Türk Milli Takım içerisinde ben de varım” dediğim bir yarışmaydı. Benim için en anlamlı, en heyecanlı yarışmadır.
Karşılaştığınız müsabakalarda aklınızda yer edinen bir rakip isim oldu mu?
İlk spora başladığımda önümde rakipler vardı. Bunlar 2 tane Bulgardı. Daha önce Bulgaristan’da katıldığımız ufak turnuvalarda, küçük yaş grubuyduk ve birkaç yarışmada, Bulgaristan’da karşılaştık. Genel olarak iyilerdi. Ben 7. veya 8. olmuştum. Onlar 1. ve 2. oldular. Bulgaristan’da iyilerdi. Zaten Bulgaristan halterde çok iyiydi. Türkiye'ye geldikten sonra rakip olduk ama rakipten ziyade zaten tanıştığımız için arkadaş rakipliği gibiydi. Ben onları kendime rakip göremiyordum. Çünkü onlar benden bayağı öndelerdi. O yüzden onların isimleri aklımda. Çinliler benim rakibimdi. Spor hayatım boyunca Çinliler ile çok yarıştım. Zaten çok kalabalık bir nüfusa sahipler. Dolayısıyla rakip de çok oluyordu ancak hiçbirinin ismini söyleyemem çünkü hep kendi önüme bakıp, kendimle yarıştım. Çinlilerin, sayılarının fazla olmasının dışında isimleri de değişik olduğu için ezberleyemedim.
Kendi dışınızda başarılı bulduğunuz halterciler var mı?
Tabii ki var. Her zaman söylüyorum, Naim Süleymanoğlu. Benim spora başladığım yıl şampiyon oldu. Dünya halterinde ilkleri başarmış bir insan. Biz onun yaptıklarını tekrarladık.
Kazandığınız başarılar hayatınızda ne gibi değişikliklere sebep oldu?
Muhakkak değişiklikler olmuştur ama net bir şey söyleyemem. Çünkü ben hiçbir zaman başarılarıma göre hayatıma yön vermedim. Sadece işimi iyi yapmaya çalıştım.
Antrenörlük yapmayı düşünür müsünüz?
Başbakanlık yapabilirim, cumhurbaşkanlığı yapabilirim, çöp toplayabilirim ancak hayatta yapamayacağım 2 mesleğin biri öğretmenlik biri de antrenörlüktür. Bu 2 mesleğe de çok saygı gösteriyorum ancak benim yapabileceğim bir şey değil.
Halter dünyasında başarıları ve kazandığı şampiyonluklarla adından sıklıkla söz ettiren Halil Mutlu genç yeteneklere de ilham oluyor. Onun başarısı sadece ülkemizde değil, dünyada da yer edinmiş bir başarıdır. Sorularımıza cevap veren Halil Mutlu’ya teşekkür ederiz.
Haber: Sude Taşoyan
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...
DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI
Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...