Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Merkezi Müdürü Öğr. Gör. Dilek Akıcı, 2025 Aile Yılı kapsamında yürütülen çalışmaların aile yapısına, çocuk gelişimine ve toplumsal farkındalığa katkılarını anlattı.
Cumhurbaşkanlığı tarafından 2025 yılı “Aile Yılı” ilan edildi. Türkiye’de nüfusun hızla yaşlanması ve genç nüfus oranının azalması, aileyi güçlendirmeyi ve toplumsal dayanışmayı öncelikli hedef hâline getirdi. Bu kapsamda, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Aydın Meslek Yüksekokulu Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölümü Öğretim Görevlisi Dilek Akıcı ile merkezin akademik çalışmalarını, sahadaki projelerini ve aileyi güçlendirmeye yönelik vizyonunu konuştuk. Akıcı, kadının görünmeyen emeğinden kuşaklar arası iletişime kadar uzanan geniş bir perspektifle değerlendirmelerde bulunarak, sağlıklı aile yapısının toplumun geleceği için taşıdığı önemi anlattı. Görüşmemizde Akıcı’nın aileyi güçlendirmeye yönelik önerileri ve merkezin yürüttüğü çalışmaları detaylarıyla ele aldık.
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Merhaba, ben Öğretim Görevlisi Dilek Akıcı. ADÜ Aydın Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Ön lisans Programında 8 yıldır öğretim görevlisi olarak görev yapmaktayım. Aynı zamanda Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğünü yürütüyorum. Bunun yanı sıra Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Aydın kurucu temsilcisi ve Eğitime Destek Platformu İl Başkanı olarak da görev yapmaktayım.
ADÜ Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak Aile Yılı kapsamında yürüttüğünüz akademik ve sahadaki çalışmalar nelerdir ve bunlar aileye ve topluma nasıl katkı sağlıyor?
Kadın ve Aile Çalışmaları Merkezi, üniversitemizin araştırma merkezlerinden biridir ve önceden Kadın Sorunları Merkezi olarak faaliyet gösteriyordu. Yaklaşık dört yıldır yeni yönetim kuruluyla üniversite içi ve dışı kurumlarla iş birliği içinde kadın ve aile odaklı çalışmalar yürütüyoruz. Her yıl 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde bilgilendirme ve broşür dağıtıyor; 25 Kasım ve 8 Mart’ta paneller ve “Güçlü Kadın, Güçlü Aile, Güçlü Toplum” başlıklı çalıştaylar düzenliyoruz. Danışmanlık hizmetleri veriyor, belediyeler ve yerel yönetimlerle iş birliği yapıyoruz. Filistin’de “Kadın ve Aile Olmak” paneli, “Şiddetin Karşısında En Güçlü Kale Aile” semineri ve yapay zekâ eğitimleri gibi projeler yürütüyoruz. KADEM Aydın iş birliğiyle Harmoni Zihin Projesi ve genç kızlara yönelik psikolojik iyi oluş eğitimleri devam ediyor. Akademisyenlerimiz aracılığıyla Millî Eğitim, Sağlık İl Müdürlüğü ve Müftülük personeline seminerler vererek hizmet içi eğitime katkı sağlıyoruz. Akademik çalışmalar, bildiriler ve araştırmalar sahaya veri olarak sunuluyor; dezavantajlı kadınlar, tarımda çalışan kadınlar ve kadın kooperatifleri ile doğrudan iletişim kuruyoruz. Valilik bünyesinde kurulan Ailenin Güçlendirilmesi Komisyonu üyesi olarak il bazında yapılan çalışmalara destek veriyoruz. En önemli uygulamalardan biri, şiddete uğrayan kadınlar üzerinde yürütülen ankettir; araştırmada şiddet, göç, intihar, depresyon ve aile tipleri incelenecek. Veriler bilimsel olarak yayımlanacak ve eğitim programlarında kullanılacak. Bunun dışında aile ilişkilerinin önemiyle ilgili farklı kurumlarla iş birliği yapıyor; kapalı cezaevinde aile içi ilişkiler ve sosyal medya kullanımının etkisi konulu seminerler ve aile destek merkezlerinde paneller düzenliyoruz. Böylece merkezimiz, akademik çalışmalar ile sahayı birleştirerek üniversite ile toplum arasında köprü görevi görüyor.
2025’in Aile Yılı ilan edilmesinin temel amacı nedir? Bu kararın toplumsal ve kültürel açıdan hangi ihtiyaçlardan doğduğunu düşünüyorsunuz?
2025 yılı Cumhurbaşkanlığı tarafından Aile Yılı ilan edildi ve bu doğrultuda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlar tarafından çeşitli politikalar geliştirildi. Bu kararın temelinde, Türkiye’de ve dünyada nüfusun hızla yaşlanması ve genç nüfus oranının azalması gerçeği yer alıyor. Yaşlanan nüfus, toplumların dinamik yapısını kaybetmesi anlamına geliyor ve sosyolojik, ekonomik ve psikolojik sonuçlar doğuruyor. Aile Yılı kapsamında aile destek merkezleri kuruldu; bu merkezlerde aileler ve çiftler ücretsiz psikoterapi, aile danışmanlığı ve öfke yönetimi gibi hizmetlerden faydalanabiliyor. Ayrıca her ilde ailenin güçlendirilmesi komisyonları oluşturuldu. Üniversite bünyesindeki araştırma merkezimiz de bu komisyonlarda yer alarak sağlıklı ailenin temelleri üzerine araştırmalar yapmak ve paneller ile seminerler düzenlemek gibi sorumluluklarımız bulunuyor.
Aile Yılı’nın Türkiye toplumunda özellikle hangi alanlarda farkındalık yaratmasını ve hangi kültürel değerleri güçlendirmesini bekliyorsunuz?
Sağlıklı aile yapısının korunması, yalnızca neslin değil; aynı zamanda kültürün, tarihin ve geleneğin korunması anlamına gelir ve bu durum devletin bekasına da doğrudan katkı sunar. Geçmiş ne kadar sağlıklı biçimde anlaşılır, analiz edilir ve günümüze uyarlanarak işlenirse, toplum geleceğe o denli sağlam bir yapıyla girer; kendini yenileyebilir, yeniden düzenleyebilir ve gerektiğinde yeniden inşa edebilir. Bu sayede gelenekten alınan güçle geleceğe yön verilebilir ve kültürel miras sağlıklı biçimde aktarılabilir. Kültürel mirasın ve psikolojik sağlamlığın en güçlü aktarıcıları ise aile ve ebeveynlerdir. Sağlıklı ailenin sürekliliği sağlandığında, sağlıklı bireyler ve dolayısıyla sağlıklı bir toplumun oluşması mümkün hâle gelir.
Günümüzde aile yapısında gözlemlediğiniz toplumsal ve kültürel dönüşümler nelerdir? Bu değişimler, özellikle Aydın ve Ege Bölgesi’ndeki aileleri nasıl etkiliyor ve merkeziniz bu ihtiyaçlara nasıl yanıt veriyor?
Günümüzde insan ilişkileri temelden ve hızla değişiyor. Yüz yüze iletişim minimuma inmiş; aile içinde çiftler, ebeveynler ve çocuklar az konuşuyor. İletişim çoğunlukla sosyal ağlar üzerinden yürütülüyor ve aile yüz yüze, derinlikli iletişimi kaybetmiş durumda. Bu durum, hem aile içi hem bireyin kendisiyle ilişkilerinde uzaklaşma ve yabancılaşmaya yol açıyor, analitik düşünme yeteneğini, tahammülü ve öz disiplini azaltıyor. Özellikle çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite artıyor. Yoğun ekran kullanımı beynin nöronlar arası aktivitesini etkiliyor; bu yüzden ekranın sağlıklı kullanımı ve zararlarının azaltılması önemli. Dijital okuryazarlık ve mahremiyet eğitimi çocuklara ve ebeveynlere erken yaşta ve düzenli verilmelidir. Aydın ve Ege Bölgesi’nde ailelerin çoğunluğu kırsalda yaşıyor, ilçeler dağınık ve merkezde nüfus yoğun. Kırsalda tarımla uğraşan ailelere kalkınma, güçlenme ve iyi tarım uygulamalarıyla destek sağlanması gerekiyor. Merkezimiz, ilçelerde aile destek merkezleri üzerinden dezavantajlı gruplara yönelik çalışmalar yürütüyor ve girişimci kadınları ziyaret ediyor. Kadının güçlenmesi, ailesi ve çocukları üzerinde olumlu etki yaratıyor; aileyi yıkan değil, sağlıklı ve güçlü kılan bir unsur. Bu nedenle çalışmalarımızda kadınların güçlenmesini, ailenin güçlenmesi olarak ele alıyor ve kadınları toplumun ve ailenin kurucu unsuru olarak geliştirmeyi, gelecek nesillerin inşasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.
Aile Yılı’nın çocuk gelişimi, ebeveynlik becerileri ve kuşaklar arası iletişim üzerinde ne tür olumlu etkiler yaratabileceğini öngörüyorsunuz?
Bu sene hiç olmadığı kadar aileye odaklanıldı; tüm kurumlar farkındalık yaratmak için çalıştı. Çocuk gelişimi açısından aile tutumları çok önemlidir; sağlıklı aile tutumu olmadığında çocuğun bilişsel, motor, sosyal-duygusal ve dil gelişimi olumsuz etkilenir. Aile içindeki dinamikleri iyi kullanabilirsek aile tutumlarını da iyileştirmiş oluruz. Bu sayede çocukların empatik yetenekleri ve iletişim becerileri gelişir, gelişim süreçleri daha verimli hâle gelir. Aile Yılı ilan edilmesi, aile ilişkilerine ve sağlıklı tutumlara odağın kaymasını sağladı. Daha önce yeterince incelenmeyen konular akademik çalışmalarda artış gösterdi. Böylece bilinçlenme ve farkındalık sahaya yansımaya başladı ve artmaya da devam edecektir.
Aile içinde görünmeyen emek, bakım yükü ve duygusal emek gibi kültürel unsurların aile refahı üzerindeki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kadının emeği görünmeyen bir emek ama aslında çok büyük bir emek. Buzdağının görünmeyen kısmı gibi, evdeki sorumluluklar veya ev dışındaki yükler resmi olarak görülmese de devasa bir yük oluşturuyor. Bu emek genellikle görünmüyor ve takdir edilmiyor; bu durum motivasyonu azaltıyor ve kadınların ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Bu emeğin aile içi bireyler ve toplum tarafından daha görünür ve takdir edilir hâle gelmesi gerekiyor. Takdir yalnızca sözlü olmamalı, maddi olarak da desteklenmeli. Örneğin, çocuk sayısına bağlı emeklilik kolaylıkları veya ev kadınlarının yaptıkları işle emeklilik hakkı önemli adımlar. Aile Bakanlığı, çocuk bakımı yapan kadınların ücretlendirilmesi, sigortalılıklarının sağlanması ve emekli olabilmeleri için çalışmalar yürütüyor. Aile Yılı kapsamında doğum sonrası ve ücretsiz izin sürelerinin uzatılması gibi uygulamalar da kadın emeğinin görünürlüğünü artırıyor.
2025 Aile Yılı’nın sonunda Türkiye’de ve bölgede nasıl bir toplumsal, kültürel dönüşüm hedeflenmeli? Bu dönüşümün kalıcı olması için hangi adımlar öncelikli olmalıdır?
Tekrar genç nüfusun artırılması ve yaşlanan nüfusta durağanlık sağlanması hedefleniyor. Aile başına düşen çocuk sayısının yükselmesi önemli bir amaç. Bu kapsamda Sağlık Bakanlığı, normal doğumun özendirilmesi ve sezaryen doğumlarının sınırlandırılması gibi tedbirler alıyor. Düzenlemeler, kadın bedeninin sağlığını korurken doğum oranını artırmayı amaçlıyor. Hızla azalan çocuk sayısının durağanlığa evrilmesi ve genç nüfusa kavuşulması için toplumsal bilinçlendirme çalışmaları yürütülüyor. Yasalar ve düzenlemeler doğum izinleri, çalışma izinleri, çocuk destekleri ve erken emeklilik gibi uygulamaları kapsıyor. Bu düzenlemelerin toplumsal ve kültürel olarak anlaşılması için kurumsal iş birlikleri ve il bazlı komisyonlar aracılığıyla çalışmalar yapılıyor; elde edilen veriler raporlanıyor ve aksiyon planları oluşturularak takip sağlanıyor. Sonuçlar hemen görülmeyebilir, ancak önümüzdeki dönemde etkileri görülecektir.
Aileyi güçlü tutmak, kadının emeğini görünür kılmak ve kuşaklar arası sağlıklı iletişimi desteklemek, toplumun geleceği için temel önceliktir. Bu çerçevede, değerli zamanını ayırarak Aile Yılı kapsamında yürütülen çalışmaları bizlerle paylaşan Öğr. Gör. Dilek Akıcı’ya teşekkür ederiz. Paylaşılan bilgiler, aileyi güçlendirmenin toplumsal önemine ışık tutmamızı ve farkındalık yaratmamızı sağladı.
Haber: Melisa Ayhan
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...