Söylenmeyen her duygu, çocuğun iç dünyasında sessizce birikiyor. Duygularını bastıran çocuklar dışarıdan sakin görünse de, içsel olarak yoğun yalnızlık ve anlaşılmama hissi yaşayabiliyor. Uzmanlar, çocukların duygularını bastırmasının ilerleyen yaşlarda kaygı, öfke kontrolü ve iletişim problemlerine yol açabileceği konusunda uyarıyor. Aile içi iletişimin zayıf olduğu ortamlarda büyüyen çocuklar, hislerini açıkça ifade etmek yerine içine kapanmayı tercih ediyor.
Çocukluk dönemi, duygusal farkındalığın ve sağlıklı ifade biçimlerinin şekillendiği en kritik süreçlerden biri olarak görülmektedir. Ancak aile içi çatışmalar, ilgisizlik ya da aşırı disiplin, çocukların duygularını bastırmasına neden olabilmektedir. Özellikle aile içinde yeterli iletişim kurulamayan durumlarda çocuklar, üzgün, kızgın ya da korkmuş olduklarını dile getirmek yerine duygularını bastırmayı öğrenmektedir. Toplumda duygularını açıkça ifade eden çocuklar yerine sessiz ve tepkisiz çocukların daha “uyumlu” olarak görülmesi, bastırılmış duyguların normalleşmesine yol açabilmektedir. Oysa uzmanlara göre, çocuğun duygularını ifade edememesi bir uyum göstergesi değil destek ihtiyacının işaretidir. Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) uzmanları, çocukların duygusal gelişiminin aile ve okul işbirliği ile ele alınması gerektiği belirtilmektedir. Bu konuyla ilgili olarak Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik Ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Prof. Dr. Yaşar Kuzucu ile röportaj gerçekleştirdik.
Aile içi tutumlar çocukların duygularını bastırmasına yol açıyor
Prof. Dr. Yaşar Kuzucu, aile içi tutumların çocukların duygularını ifade etme biçimini doğrudan etkilediğini söyledi. Kuzucu, duyguların küçümsendiği, yok sayıldığı ya da cezalandırıldığı aile ortamlarında çocukların zamanla hissettiklerini dile getirmekten kaçındığını belirtti. “Ağlama”, “abartıyorsun” gibi söylemlerin çocuğun duygularının geçersiz olduğu algısını güçlendirdiğini vurgulayan Kuzucu, otoriter, aşırı kontrolcü ya da iletişimin zayıf olduğu aile yapılarında duygusal bastırmanın daha fazla görüldüğünü ifade etti.
Anne babanın öğretmen tavrı takınması, kendi hayatlarından örnekler vermesi gibi faktörlerin de çocukların duygularını bastırmada önemli etkenler olduğunu dile getiren Kuzucu, eş ilişkilerinin de bu süreçte kritik rol oynadığını söyledi. Eşler arasındaki iletişimde olumsuzluklar olduğunda, çocukların anne babayı rol model alarak iletişimde zayıflıklar geliştirdiğini ve duygularını bastırmaya daha yatkın hale geldiğini kaydetti. Kuzucu, “Aile ile çocuk arasındaki iletişimin daima açık olması gerekir.” dedi. Duyguların farkındalığının erken yaşlarda geliştiğini hatırlatan Kuzucu, “Erken dönemde çocuğunun duygularını soran anne baba tutumları farkındalık geliştirir.” sözlerini dile getirdi.
Duygularını bastıran çocukların davranışları dikkat çekiyor
Prof. Dr. Yaşar Kuzucu, duygularını ifade etmekte zorlanan çocukların çoğu zaman bunu sözle değil, davranışlarıyla ortaya koyduğunu belirtti. Davranışların çocuktan çocuğa farklılık gösterdiğini ve yaşlara göre değiştiğini vurgulayan Kuzucu, “Çocuk öfkesini veya üzüntüsünü saklıyorsa daha hırçın davranışlara yönelebilir.” dedi. Kuzucu, çocukların kendine dönük davranışlar sergileyebildiğini ifade ederek, “Tırnak yeme, diş gıcırdatma ve dudağını ısırma gibi davranışlar, duygularını paylaşmamanın getirdiği sonuçlar olarak değerlendirilmektedir.” diye açıkladı.
İfade edilmeyen duygular kaygı bozuklukları, özgüven eksikliği, öfke kontrolü güçlüklerine yol açıyor
Otoriter, katı, anlayışsız anne baba tutumlarının çocukta duygusal bastırmayı artırdığını belirten Prof. Dr. Yaşar Kuzucu, mükemmeliyetçi anne baba tutumuyla birlikte çocuğun gelişimini hesaba katmadan, çocuktan çok büyük bir beklenti içine girmenin çocukta duygusal bastırmayı artırdığını belirtti. Çocukluk döneminde ifade edilmeyen duyguların ilerleyen yaşlarda çeşitli psikolojik sorunları ortaya çıkardığını belirten Kuzucu, erken yaşlarda ifade edilmeyen duyguların çocuklarda kaygı bozuklukları, özgüven eksikliği, öfke kontrolü güçlükleri ve sağlıksız iletişim biçimlerini ortaya çıkardığını söyledi. Kuzucu, öğrenme ortamının yine ailede başladığını ve bu ortamda kendini ifade etmeyi beceremeyen çocukların uzun vadede psikolojisinin etkilendiğini belirtti. Kuzucu, duygularını bastıran çocukların ilerideki yaşlarında insanlarla kurduğu ilişkilerde de olumsuzluklar yaşayarak hayat kalitesinin etkilenebileceğini vurguladı.
Duygularını tanıma ve adlandırma becerisi çocuklukta kazanılıyor
Çocukların duygularını tanıyıp ifade edebilmesi için ailelerin rehberliğinin büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Yaşar Kuzucu, ailelerin çocuklarına erken yaşlardan itibaren yaşadıkları olaylar karşısında duygularını adlandırmayı öğretmesi gerektiğini vurguladı. Kuzucu, ebeveynlerin çocuklarına “Sanırım şu an üzüldün, sanırım bu durum senin için kaygı verici bir durum” tarzında söylemlerde bulunması gerektiğini ifade etti. Çocukların 5–6 yaşından itibaren duygularını anlamlandırabildiğini belirten Kuzucu, çocuğun yaşadığı durumu adlandırabilmesinin çok önemli olduğunu ve burada ebeveynlere büyük sorumluluk düştüğünü söyledi.
Profesyonel destek gerektiren uyarı işaretleri önem taşıyor
Çocuğun duygularını sürekli içine kapanarak yaşaması, yoğun kaygı, öfke patlamaları, uyku ve iştah sorunları ya da sosyal ilişkilerden belirgin biçimde uzaklaşması durumunda profesyonel destek alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Yaşar Kuzucu, gündelik hayatın aksaması, evde ve okuldaki sorumlulukların yerine getirilmemesi ve sürekli ertelenmesi halinde de profesyonel destek alınması gerektiğini ifade etti. Bizimle gerçekleştirdiği röportaj için Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Prof. Dr. Yaşar Kuzucu’ya teşekkür ederiz.
Haber: Reyhan Karabey
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...