Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


GÖRÜNMEYEN ŞİDDET: AİLE İÇİ PSİKOLOJİK ŞİDDET

25.03.2025
Sağlık

 

Aile içi şiddet denildiğinde akıllara fiziksel şiddet dışında bir şiddet türü pek gelmez. Peki, aile içinde bulunan tek şiddet türü fiziksel şiddet midir? Toplum tarafından tehlikesi yeterince fark edilmemiş olsa da, psikolojik şiddet en az fiziksel şiddet kadar yıkıcı etkilere sahip bir şiddet türüdür. 

 

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Ali Erdem Akgül ve Psikolog Zehra Karanfil ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde aile içi psikolojik şiddetin hem psikolojik hem de sosyolojik olarak etkilerini, psikolojik şiddetin tanımını ve toplumdaki yerini ele aldık.

 

Psikolojik şiddetin tanımı ve ortaya çıkışı

Aile içi şiddet, bir aile üyesinin diğer üyesi veya eski üyesine karşı fiziksel ya da psikolojik olarak hükmetmesi ya da zarar vermesidir. Aile içi psikolojik şiddetin tanımı ile ilgili Psikolog Zehra Karanfil, “Fiziksel şiddetin aksine, psikolojik şiddeti tarif etmek daha zordur. Bireyler kontrol edilme, denetlenme, küçük düşürülme, aşağılanma ve cezalandırılma gibi davranışlara maruz kalırlar. Bu davranışlar dışında fiziksel istismar, duygusal istismar veya çocuk istismarı da olabilir. Bu durum aile içi şiddetin bir parçası olabilir.” ifadelerini kullandı. Aile içi psikolojik şiddetin ortaya çıkışı hakkında Dr. Ali Erdem Akgül, “Hayatımızdaki belirsizlik, ekonomik krizler, insanlardaki tatminsizlik, beklenti düzeyinin ve talepkarlığın artması, hedonizmin, hazcılığın ve narsizmin yaygınlaşması gibi etkenler, başta aile içi şiddeti, daha sonra da toplumdaki şiddeti artırmaktadır. Aile içi psikolojik şiddet yalnızca bireyleri değil toplumu da direkt olarak etkileyen bir unsurdur.” şeklinde konuştu.

 

Psikolojik şiddetin etkileri ve yapılan araştırmalar

Pandemi sürecinde Sabancı Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, kadınların yüzde 58’i ev içinde psikolojik şiddete maruz kaldığını belirtmiş. Bu araştırma hakkında Akgül, “Aydın, aile içi şiddet ve suç oranı olarak Türkiye’de ilk 5 şehrin arasında bulunuyor. En iyi örnekleri Aydın’da görebiliriz. Pandemi döneminde insanlar aynı ev içerisinde uzun süre vakit geçirdi. O dönem yaşanan ekonomik krizler, korku ve tahammülsüzlük gibi konular da bireyleri kendi aralarında çatışmaya yöneltti.” ifadelerini aktardı. Psikolojik şiddetin kısa ve uzun vadeli etkileri bulunmaktadır. Kısa vadeli etkileri korku, çaresizlik ve kaygı gibi pek çok problem olabilir. Uzun vadeli etkileri arasında ise travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), depresyon, öz saygı düşüklüğü, anksiyete, kronik ağrı, suçluluk duygusu, uykusuzluk, sosyal olarak geri çekilme ve yalnızlık yer alır. Bu etkiler hakkında Psikolog Zehra Karanfil, “Duygusal şiddete maruz kalan bireyde bir süre sonra yalnızlık, korku, öz güven eksikliği, huzursuzluk ve aşırı gerginlik gibi belirtiler düzenli olarak görülmeye başlar.” şeklinde açıkladı.

 

Aile içi psikolojik şiddetin çocuklar üzerindeki etkisi

Akgül, “Toplum, içinde yetiştirdiği her bireyi doğrudan etkiler. Aydın’da büyüyen bir çocuk ile Kopenhag’da büyüyen bir çocuğun psikolojisi, fiziksel yapısı ve hayata bakış açısı kesinlikle aynı olamaz. Çocuklar bir nevi süngerdir. Aile içindeki ilişkiler, ailenin şiddete yaklaşımı ve aile dili gibi faktörler çocuk gelişimini etkiler. Çocuk, çevresinde de aile bireylerine benzeyen insanları bulundurur.” ifadeleriyle, aile içi şiddete maruz kalan çocukların sosyal ilişkileri ve davranışlarında aile faktörünün ne kadar önemli olduğuna değindi.

 

Aile içinde sağlıklı iletişim 

Psikolojik şiddet, iletişimsizlik ile doğrudan bağlantılı bir şiddet türüdür. Aile içinde sağlıklı iletişimin nasıl sağlanması gerektiği hakkında Psikolog Zehra Karanfil, “Etkili bir iletişim başlatabilmek ve bu iletişimi sürdürebilmek için sen dili değil, ben dili kullanılmalıdır. Sen dili, karşı tarafı suçlayıcı bir konuşma tarzıdır. Sen dilini kullanan kişiler genellikle karşı tarafı eleştiren bir söylemde bulunurlar. Dolayısıyla iletişim içerisinde suçlanan kişi kendini savunmaya geçer. Savunma ve suçlamanın olduğu bir iletişim, sağlıklı bir iletişim olmaktan uzaklaşır. Sen dili, kişinin hissettiklerinden çok kişiliğine yöneliktir. Bu nedenle sağlıklı bir aile içi iletişim kurabilmek için sen dili yerine ben dili kullanılmalıdır. Sağlıklı aile içi iletişim, beden dilini, kelimeleri, sözlü ve sözsüz mesajları doğru seçebilmeyi gerektirir. Göz kontağı kurmak, etkin dinleme yapmak ve empati kurmak da iletişimin değerini güçlendirmektedir. Ancak ebeveynler bazen otorite kurabilmek, bazen kolaya kaçmak, bazen ise yanlış olduğunu bilmedikleri için iletişimi engelleyen mesajlar kullanabilmektedir. Emir vermek, gözdağı vermek, tehdit etmek ve nasihat vermek sağlıklı bir iletişim şekli değildir. Hata aramak, suçlamak, yargılamak ya da ‘ben anne-babayım’ şeklinde otoriteyi kullanmak ise yapıcı iletişim değildir. Bireyin duygu ve düşüncelerini tahmin etmeye çalışmak, sözünü kesmek ya da tamamlamak da iletişim değildir. Konuşurken farklı şeylerle ilgilenme, alaycı imalarda bulunma, uygunsuz jest ve mimikler kullanma iletişimi olumsuz etkilemektedir.” ifadelerini kullandı. Ayrıca aile içi iletişimin etkili olabilmesi için iletişimde yansıtmaların kullanılması gerektiğini özellikle belirten Zehra Karanfil, “Ağlayan bir çocuğa ‘canın yandı ve şu an ağlıyorsun’, ‘korktun ve ağlıyorsun’, ‘üzüldün ve ağlıyorsun’ demek duygunun yansıtılmasına örnektir. Çocuğun duygusunun, ebeveynin kelimeleriyle çocuğa geri yansıtılması engelleme, kısıtlama veya bastırmadan daha etkilidir.” sözlerini de ekledi.

 

Psikolojik şiddet ve nesiller arası aktarımı

Psikolojik şiddet yalnızca bireyi değil aynı zamanda gelecek nesilleri hem toplumsal hem de psikolojik olarak etkiler. Psikolojik şiddetin epigenetik mekanizmalar ile nesilden nesile aktarımı olabileceğini söyleyen Psikolog Zehra Karanfil, “Çalışmalar nesiller arası travma aktarımına hem psikolojik hem de biyolojik açılardan yaklaşmaktadır. Çocukların, ebeveynlerinden gözleme dayalı öğrendikleri davranışlarla bu aktarıma açık oldukları gibi, epigenetik etkileşimlerin de etkisi olabileceği bulunmuştur. Epigenetik modifikasyon, kişinin genetik diziliminde normalde aktif olmayan, ancak çeşitli çevresel faktörlerle aktif duruma geçen genler olarak tanımlanabilir. Yeni araştırmaların yapılmasıyla birlikte, travma açısından bu durum, çocuğun travma ile alakalı sahip olduğu bazı genlerin, yetiştiği ortamda maruz kaldığı çevresel faktörler sayesinde modifiye olmasıyla açıklanabilir. Bu durumun en büyük göstergesi, travmaya karşı epigenetik yatkınlığı olan bir çocuğun, kan bağı olan travma sahibi ebeveynlerle yetişmediği durumlarda karşımıza çıkar. Yani çocuk travma sahibi ebeveyni gözlemleme şansına sahip olmasa da, travmanın getirdiği psikolojik çıktılara daha yatkın olabilmektedir.” diyerek sözlerini tamamladı.

 

Aile içi psikolojik şiddet, fiziksel şiddetin yanı sıra fiziki bir iz bırakmaz. Ancak bireylerin ruh sağlığı üzerinde derin yaralar oluşturur ve tehlikeli sonuçlar yaratabilir. Uzmanlardan aldığımız bilgiler de psikolojik şiddetin görünmez bir şiddet olduğuna ve toplum tarafından farkındalığının artması gerektiği üzerine konuları ele alarak, psikolojik şiddetin ne denli yıkıcı olabileceğini ortaya koymuştur. Farkındalık yalnızca bireylerle sınırlı kalmamalı, ayrıca toplumsal ve hukuki yaptırımlar ile desteklenmelidir. Verdikleri kıymetli bilgiler için Dr. Ali Erdem Akgül’e ve Psikolog Zehra Karanfil’e içtenlikle teşekkür ederiz. 


Haber: Azra Gönül Filikçi

Fotoğraf: Ömer Faruk Yalçın

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

HAMAMÖNÜ EVLERİ

Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...

DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI

  Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00