Teknoloji, günümüzde çığır açmış bir şekilde gelişmekte. Bu gelişme kendini gıda sektöründe de göstermeye başladı demek yanlış olmaz. Gıda sektörünün en bilindik protein kaynağı olan etin de artık yapay olanı 2000’li yıllarda üretilmeye başlandı. Son zamanlarda dünyada çok konuşulmaya başlanan yapay et gıda sektörünün geleceğini şekillendiriyor. Laboratuvar ortamında geliştirilen bu et hem hayvanlara gelecek sunuyor hem de iklim değişikliği ile mücadele ediyor.
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Gıda Teknolojileri Anabilim Dalı’ndan et teknolojisi alanında çalışmalar gerçekleştiren Dr. Öğr. Üyesi Aslı Zungur Bastıoğlu ve Ankara’dan Gıda Mühendisi Fatma İrem Öztürk ile yapay etin bileşenlerini, gelecekteki tüketim oranını, yapay etin normal et ile arasındaki farklarını, avantajlarını ve dezavantajlarını açıklayan bir görüşme gerçekleştirdik.
Yapay et hayatımıza ilk 1980’li yıllarda girdi
Laboratuvar ortamında canlı bir hayvan hücresinden geliştirilerek yapılan yapay etin, ilk olarak 1980’li yıllarda Avrupa’da konuşulmaya başlandığını söyleyen Aslı Zungur Bastıoğlu, “İlk olarak yapay et dünyada 1980’li yıllarda Avrupa’da konuşulmaya başlandı. Ancak 1980’li yıllarda canlı bir hayvanın yapay olarak üretilmesi hoş bir durum olmadığı gerekçesiyle askıya alındı. Daha sonra 2000’li yıllarda laboratuvar ortamında Amerika tarafından üretimi gerçekleştirildi. Devamında da Avrupa ülkelerinde üretilmeye başlandı.” ifadelerini kullandı.
Yapay etin temel kaynağı canlı bir hayvan hücresi
Yapay etin temel kaynağının, canlı bir hayvan hücresi olduğunu ve bu hayvan hücresinin laboratuvar ortamında geliştirilerek ete dönüştürüldüğünü söyleyen Zungur Bastıoğlu, “Yapay et canlı bir hayvan hücresinden öncelikle bir hücrenin ya da dokunun alınması, sonrasında laboratuvar ortamında bu dokuların geliştirilmesi yöntemiyle üretimi gerçekleştirilmektedir. Temel olarak yaşayan bir canlıdan bir hücre ya da doku alınarak onu uygun besi yerlerini hazırlayarak, bir canlının gelişmesi için ihtiyaç duyulan maddeleri ona ekleyerek oluşturuluyor. Daha sonrasında etin üretimi gerçekleştiriliyor. Kısacası protein kaynaklı materyaller, hayvan hücresi ya da hücre dokusu ve bunların laboratuvar ortamında geliştirilmesine dayanan bir proses.” şeklinde açıkladı.
Normal et ile arasında pek bir fark olduğu söylenemez
Gıda Mühendisi Fatma İrem Öztürk yapay et hakkında yaptığı araştırmalardan yola çıkarak, “Yiyenlerin aslında normal etten pek de farklı olmadığını söylediğini ve sadece gerçek et hissiyatını pek yansıtmadığını bulguladım.” şeklinde konuştu. Zungur Bastıoğlu ise bu konu hakkında, “Normal bir canlı hayvan hücresinden baz alınarak gerçekleştirildiği için zaten normal tüketilen etlerle besin içeriği bakımından birbirlerine oldukça yakın olduğu sonucuna varılmıştır.” ifadelerini kullandı.
Yapay etin avantajları ve dezavantajları
Yapay etin hayatımıza girmesiyle birlikte, bizlere avantajları ve dezavantajlarını beraberinde getirdi. Çevresel sürdürülebilirlik, su tüketimi ve hayvanın yaşamına devam edebilmesi gibi birçok avantajlardan bahseden Öztürk, “Normal et üretimi için ve bir hayvanın gelişebilmesi için çok fazla su tüketimine ihtiyaç duyuluyor. Bu durum da dünyadaki en büyük sorunların en başında geliyor ve hayvanın gelişmesi sürecinde etrafa çok büyük bir sera gazı çıkış söz konusu, bu da tabii ki çevreyi olumsuz etkiliyor. Tükettiği besin miktarı ile ürettiği et miktarı arasına baktığımızda dengesiz bir fark ortaya çıkıyor. Bu açıdan baktığımızda yapay ette fazla miktarda su tüketimi yok. Hem de sera gazı çıkışı olmadığı için çevreye ve ozon tabakasına olumsuz bir yönü yok.” dedi.
Yapay etin gelecekte uzaydaki yaşam için de üretiminin gerçekleştirildiğini söyleyen Öztürk, “Aslında yapay et çok ileri yıllarda uzayda yaşam olursa eğer, uzaydaki yaşama götürülmek için de tasarlanmaktadır. Örneğin bir hayvanı öldürdüğümüzde ondan daha fazla üretemiyoruz. Ama yapay eti düzgün koşullarda uzaya çıkartabilirsek ve orda da bir laboratuvar kurulursa eğer, bu laboratuvar ortamında sürekli bir yapay et üretimi gerçekleştirilebilir. Yani protein üretiminde sürekliliği sağlayarak, uzaydaki yaşamda da tüketilebilinir diyebiliriz.” diye açıkladı.
Öztürk, yapay etin avantajları olduğu kadar dezavantajlarının da olduğunu söyledi. Üretim sürecinin çok maliyetli olduğunu ve herkese yetecek kadar üretim yapılmadığını, bunun sonucunda da açlık seviyesindeki ülkelere erişim sağlanamayacağını dile getiren Öztürk, “Yapay etin dünyaya yayılması 2080’leri bulacak. Fakat yapay eti herkes tüketemeyecek. Çünkü üretimi çok maliyetli ve az miktarda olduğu için sayılı insan tüketebilecek. Normal, orta düzeyden ve proteine ihtiyaç duyan, açlık düzeyi yüksek olan ülkelerin tüketebileceğini düşünmüyorum.” şeklinde konuştu.
Yapay etin tüketimi hemen yaygınlaşmayacak
Önümüzdeki yıllarda yapay etin hemen yaygınlaşabilecek bir ürün olmadığını ve bu etin üretimi için teknolojisisnin geliştirilip yaygınlaşması gerektiğini belirten Zungur Bastıoğlu, “İlk etapta yapay etin tüketimi yaygınlaşabilecek bir şey değil. Çünkü insanların bu konuda eğitilmesi, bilinçlendirilmesi gerekiyor. Yapay et bu kadar tepki çektiği için de alternatif et kaynaklarının arayışına girdiler tüm dünyada. Örneğin bitkisel bazlı ürünlerden et benzeri ürünler üretip, o ağızdaki et dokusunu yakalamayı hedefliyorlar, hem de vücudun gereksinim duyduğu protein ihtiyacını karşılamaya çalışıyorlar. Dünya yapay et üretimine devam ederken, diğer yandan da hızlı bir şekilde alternatif et arayışlarını gerçekleştiriyor. Fakat bu ikisi aynı anda ilerlemiyor. Önümüzdeki 10-20 yıl içinde de çok yaygınlaşabilecek bir ürün değil. Öncelikle yapay etin teknolojisinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması gerekiyor. Vejetaryenlar ve veganlar ise yapay etin hayvandan alınan bir doku ile üretildiğini bildiği için bu duruma da karşı çıkıyorlar. Bu yüzden vejetaryen ve veganların ihtiyaçlarını karşılamıyor. Fakat bitkiselden üretilen alternatif protein kaynakları onlar için daha revaçta.” ifadelerini aktardı.
Türkiye’de tüketilebilecek bir ürün değil
Yapay etin Türkiye’de helallik durumu söz konusu olduğu gerekçesiyle tüketilmeyeceğini öngören ve üretmek için de uygun bir ortamın olmadığını söyleyen Zungur Bastıoğlu, “Türkiye’de dinimiz açısından helallik durumu söz konusu olduğu için hayvanın kanının akıtılması gerekiyor. Bu yüzden Türkiye dahil tüm Müslüman ülkelerinde de piyasaya girmesi zor bir ürün ilk etapta. Çünkü bizim hayvan tüketimimizde helal anlayışımıza uygun bir şey değil. Bu yüzden yakın bir süre içerisinde Türkiye’de üretilip, tüketilecek bir ürün değil. Bunun için de önce teknolojinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması gerekiyor zaten. Bu durumun Geleneksel Türk Mutfağı’na da hiçbir etkisi olmayacaktır.” diye belirtti.
Son zamanlarda dünyanın da gündeminde olan ve merak uyandıran yapay et konusunda, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Gıda Teknolojileri Anabilim Dalı’ndan et teknolojisi alanında çalışmalar gerçekleştiren Dr. Öğr. Üyesi Aslı Zungur Bastıoğlu ve Ankara’dan Gıda Mühendisi Fatma İrem Öztürk ile yaptığımız bu görüşmede geniş çaplı bilgiler edindik. Kendilerine çok teşekkür ederiz.
Haber: Saniye Kaya
Fotoğraf: Ahmet Turğut
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
Türkiye’nin birçok şehrinde birbirinden güzel evler bulunmaktadır. Peki ya Ankara’nın ...
DÜNDEN BUGÜNE: URLA SANAT SOKAĞI
Asıl adı Zafer Caddesi olan sokak, 2010 yılından sonra bir ...