Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


GEÇMİŞİN KIYAFETİ, BUGÜNÜN HİKÂYESİ

27.12.2025
Dosya

 

Sosyolog Prof. Dr. Gülsen Demir ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Türk Sanatı ve Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi yönetim kurulu üyesi, kültür araştırmacısı Öğr. Gör. Saadet Nihal Coşkun, geleneksel kıyafetlerin yalnızca bir giyim unsuru değil; coğrafya, inanç ve toplumsal kimliğin izlerini taşıyan kültürel anlatılar olarak modern dünyada nasıl yeniden yorumlandığını değerlendirdi.

 

Geleneksel kıyafetler, sadece geçmişten günümüze taşınan giysiler değil, toplumsal değişimin, kültürel hafızanın ve estetik anlayışın birer yansımasıdır. Günümüzde bu kıyafetler modern kesim, yeni materyal ve çağdaş detaylarla yeniden yorumlanıyor. Bu süreç kültürel motiflerin ve dokumaların günümüz modasına uyarlanması kadar geçmişle bağ kurmayı ve kültürel değerleri yaşatmayı da amaçlıyor. Bir zamanlar sandıklarda saklanan, bayramdan bayrama ya da özel günlerde giyilen geleneksel kıyafetler bugün yeniden sokakta, vitrinlerde ve moda koleksiyonlarında karşımıza çıkıyor. Ancak bu geri dönüş, geçmişin birebir tekrarından çok, geleneğin modern formlarla yeniden yorumlanması şeklinde gerçekleşiyor. Kumaşlar değişiyor, kesimler sadeleşiyor, motifler yeni anlamlar kazanıyor. Peki bu dönüşüm ne anlatıyor? Gelenek gerçekten yaşıyor mu, yoksa sadece estetik bir ilham kaynağına mı dönüşüyor? Emekli Sosyolog Prof. Dr. Gülsen Demir, geleneksel kıyafetleri “Toplumsal değişimin ve kültürel hafızanın güncel bir yansıması” olarak değerlendiriyor. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde geleneksel el sanatları ve kültürel miras üzerine çalışan  Öğr. Gör. Saadet Nihal Coşkun ise, geleneksel kıyafetleri birçok kültür unsuru bir arada barındıran görsel anlatı olduğunu vurguladı.

 

Giyim göstergesi

Prof. Dr. Gülsen Demir, bir insanın giyim kuşamının, tavır ve davranışlarının bulunduğu sosyal kesim hakkında bilgi verdiğini belirterek, “Ne giydiğimiz kim olduğumuzu gösterir. Giyimde kullanılan renkler kişinin kişiliği hakkında bize bilgi verir. Kişinin toplumdaki konumu, giyim üzerinden önemli ölçüde anlaşılabilir.” dedi. Öğr. Gör. Saadet Nihal Coşkun ise, geleneksel kıyafetlerin toplumların tarihsel deneyimlerini ve kolektif hafızasını görünür kıldığını vurguladı. Coşkun, “Göçler, savaşlar, ekonomik yapı ve toplumsal hiyerarşi gibi unsurlar kıyafetlere yansır. Bu nedenle geleneksel kıyafetler, yazılı tarihin yanında güçlü bir görsel tarih kaynağıdır.” ifadelerini kullanarak giyimi görsel tarih kaynağı olarak değerlendirdi.

 

Giyim, sosyal statüyü ve kültürü yansıtır

Coşkun, geleneksel kıyafetlerin sadece giyim unsuru olmadığını, aynı zamanda toplumların yaşam biçimi ve kültürel hafızasını yansıtan görsel belgeler olduğunu belirtti. Coşkun, “Geleneksel kıyafetler, coğrafya, iklim, inanç, sosyal statü ve estetik anlayış gibi birçok kültürel unsuru bir arada taşır. Ege’de ince pamuklu dokumalar sıcak iklimin izlerini yansıtırken, Doğu Anadolu’daki yünlü ve katmanlı giysiler soğuk coğrafyanın şartlarına uyum gösterir.” dedi. Coşkun, renk ve motiflerin de toplumsal anlamlar taşıdığına dikkat çekerek, “ Kırmızı birçok yörede bereketi ve evliliği simgeler, koyu tonlar ise yas ve olgunlukla ilişkilendirilir. Kadın başlıklarındaki takılar ve yemenilerin oyaları, kişinin sosyal statüsü ve medeni durumu hakkında bilgi verir. Dokuma ve işlemelerdeki koçboynuzu veya nazar motifleri ise inanç sistemleriyle doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle geleneksel kıyafetler, yazılı tarihin yanında güçlü bir görsel tarih kaynağıdır.” ifadelerini kullandı. 

 

Geleneksel kıyafetler törensel kimliğe büründü

Prof. Dr. Gülsen Demir, her toplumun kendine özgü geleneksel kıyafetlere sahip olduğunu belirterek, kentleşme süreciyle birlikte kırsal alanlarda mimariyle birlikte giyimde de modernleşmenin başladığını söyledi. Bu durumun, geleneksel kıyafetlerin gündelik hayattaki yerini değiştirdiğine dikkat çeken Demir, söz konusu kıyafetlerin günümüzde daha çok kültürel ve törensel bir anlam taşıdığını ifade etti. Geleneksel kıyafetlerin günlük yaşamdan ziyade özel günlerde tercih edildiğini belirten Demir, geçmişte bu giysilerin daha çok kırsal kesimlerle özdeşleştirildiğini, ancak modernleşmeyle birlikte kırsal ve kent ayrımının belirginliğini yitirdiğini vurguladı. Demir, geleneksel kıyafetlerin günümüzde sosyal hayatın birçok alanında yeniden görünür hale geldiğini söyledi. Özellikle düğünlerde geleneksel kıyafetlere olan ilginin arttığını belirten Demir, bu durumu, “Gelenekler artık ticari moda adı altında yeniden üretiliyor. Hangi yöreye giderseniz gidin, farklı yörelere ait dokumaları bir arada görmek mümkün. Bu nedenle geleneksel kıyafetler, dönüşüm içinde daha çok süs unsuru olarak yer alıyor. Duygusal ya da manevi anlamlarıyla varlığını sürdürse de, günümüzde büyük ölçüde ticari bir meta haline gelmiş durumda.” sözleriyle paylaştı.

 

Geleneksel kıyafetler sosyal değişmenin aynası

Prof. Dr. Gülsen Demir, köylerde dahi artık geleneksel kıyafetlerin günlük yaşamda görülmediğini belirterek, kentleşme sürecinin kırsal alanlarda da etkisini gösterdiğini söyledi. Demir, “Köylerde de artık pantolon ve etekler giyiliyor. Eskisi gibi şalvarları ya da Ege Bölgesi’ne özgü geleneksel kadın giysilerini görmek mümkün değil. Geleneksel kıyafetler daha çok gösterilere ve törenlere yönelik giysiler haline geldi.” dedi. Bu durumu sosyolojik olarak ‘sosyal değişme’ kavramıyla açıklayan Demir, toplumsal yapının zaman içinde kültürel ve davranışsal açıdan dönüşüm geçirdiğini vurguladı. “Kılık kıyafet gibi maddi unsurlar hızlı değişirken, manevi ve düşünsel değerler daha yavaş dönüşüyor. Günümüzde geleneksel kıyafetler ise moda ile iç içe geçerek dönüşüm süreci içinde varlığını sürdürüyor.” diyen Demir, günümüzde geleneksel kıyafetlerin moda ile iç içe geçtiğini ve dönüşüm süreci içinde güncel bir forma büründüğünü dile getirdi.

 

Geleneksel kıyafetler müzelerde kalmamalı

Öğr. Gör. Saadet Nihal Coşkun, geleneksel kıyafetlerin geleceğinin yalnızca müzelerle sınırlı olmaması gerektiğini belirterek, doğru yaklaşımlarla bu giysilerin gündelik yaşamın bir parçası haline gelebileceğini söyledi. Müzelerin korunma ve belgeleme açısından önemli olduğunu vurgulayan Coşkun, geleneksel formların modern kesimler, sadeleştirilmiş motifler ve işlevsel tasarımlarla yeniden yorumlanmasının kültürel sürekliliği sağlayacağını ifade etti. Üniversitelerin, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerin işbirliği içinde hareket etmesinin önemine dikkat çeken Coşkun, yerel zanaatkârlarla kurulacak bağlar, eğitim çalışmaları ve sürdürülebilir tasarım anlayışının geleneksel kıyafetleri yaşayan bir kültürel unsur hâline getirebileceğini dile getirdi. Geleneksel kıyafetlerin gündelik hayattan çekilmesinin, kültürel belleğin görünür alanlardan silinmesi anlamına geldiğini belirten Coşkun, bunun yalnızca bir giyim biçiminin kaybı değil, aynı zamanda üretim bilgisi, sembolik anlamlar ve toplumsal değerlerin de günlük yaşamdan uzaklaşması anlamına geldiğini söyledi. Ancak bu sürecin tamamen bir yok oluş olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Coşkun, geleneksel kıyafetlerin törenlerde, festivallerde, müzelerde ya da çağdaş tasarımlar aracılığıyla yeniden görünür kılınabileceğini ifade etti. Coşkun’a göre önemli olan, bu kültürel mirasın yalnızca sergilenen bir geçmiş unsuru olarak kalmaması, anlamı korunarak güncel yaşamla ilişkilendirilmesidir.

 

Geleneksel kıyafetlerin her detayın da bir anlam var

Prof. Dr. Gülsen Demir, geleneksel kıyafetlerin modern moda içinde yeniden yorumlanmasının kültürel mirasın korunmasına katkı sağladığını belirtti. Bu kıyafetleri tercih eden bireylerin de taşıdıkları kültürel anlamın farkında olduğunu ifade eden Demir, Ege Bölgesi’nde günlük yaşamda artık modern giysilerin kullanıldığını, geleneksel kıyafetlerin ise daha çok düğün gibi özel günlerde tercih edildiğini söyledi. Giyim kültürünün önemine dikkat çeken Demir, “Geleneksel kıyafetlerde aksesuar olarak gördüğümüz her unsur, kendi döneminde belirli bir amaca hizmet etmiştir. Efelerin dağlarda yaşadığı dönemlerde heybeler yemek taşımak için kullanılırken, köstekler ve silah için ayrılan bölümler günlük yaşamın bir parçasıydı. Bu kıyafetlerin her detayı işlevseldir.” dedi. Halk danslarında da benzer bir anlam dünyasının bulunduğunu belirten Demir, her hareketin belirli bir toplumsal ve kültürel karşılığı olduğunu ifade etti. Sosyolojik açıdan bakıldığında, geleneksel kıyafetler ve halk danslarının yalnızca estetik unsurlar değil, kültürün kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan önemli araçlar olduğunu dile getiren Demir, bu ögelerin sosyal değişim süreci içinde dönüşerek varlığını sürdürmesinin kültürel devamlılık açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

 

Anadolu kıyafetlerinde ortak ve yöresel izler  

Öğr. Gör. Saadet Nihal Coşkun, Anadolu’da üretilen geleneksel kıyafetlerin hem ortak kültürel özellikler hem de yöresel farklılıklar barındırdığını belirtti. Coşkun, “Geleneksel kıyafetler yalnızca giyim unsuru değil, aynı zamanda toplumların yaşam biçimini, değerlerini ve kimliğini yansıtan önemli kültürel göstergeler arasında yer alıyor.” dedi. Anadolu kıyafetlerinin ortak özellikleri arasında doğal malzeme kullanımı, el emeğine dayalı üretim, katmanlı giyim anlayışı ve sembolik renk ile motifler öne çıkıyor. Yün, pamuk, keten, ipek ve deri gibi ham maddeler hem iklim koşullarına uyum sağlıyor hem de yerel üretimi destekliyor. Dokuma, nakış ve deri işçiliği gibi teknikler ise usta-çırak ilişkisiyle kuşaktan kuşağa aktarılıyor. Bölgesel farklılıklar da coğrafya, iklim ve yerel üretim tekniklerine bağlı olarak şekilleniyor. Ege ve Akdeniz’de hafif ve ince dokumalar tercih edilirken, İç ve Doğu Anadolu’da yünlü, kalın ve katmanlı giysiler öne çıkıyor. Kesim, form, başlık ve aksesuarlar ise yöresel kimliği belirginleştiriyor. Coşkun, bazı giysilerin yalnızca belirli yaş grupları, cinsiyetler veya törenler için üretilmesinin, bu kıyafetleri toplumsal kimliğin bir göstergesi hâline getirdiğini vurguladı. Geleneksel Anadolu kıyafetleri, hem ortak kültürel değerleri hem de yerel farklılıkları bir arada yansıtan zengin bir miras olarak değerlendiriliyor.

 

Geleneksel kıyafetler, geçmişin izlerini taşımakla kalmayıp, toplumların kimliğini ve kültürel değerlerini yansıtan yaşayan bir miras niteliği taşıyor. Prof. Dr. Gülsen Demir ve Öğr. Gör. Saadet Nihal Coşkun’un vurguladığı gibi bu giysilerin modern hayatta yeniden yorumlanması, kültürel hafızanın kuşaklar boyunca aktarılmasını sağlıyor. Önemli olan, geleneksel kıyafetlerin yalnızca sergilenen bir nesne değil, güncel yaşamın bir parçası olarak yaşatılmasıdır. Bu bağlamda, değerli görüşlerini bizimle paylaşan Prof. Dr. Gülsen Demir ve Öğr. Gör. Saadet Nihal Coşkun’a katkılarından ötürü teşekkür ederiz.

 

Haber: Sedanur Alkan

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00