Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


FOTOĞRAFÇILIĞA ADANMIŞ BİR ÖMÜR: FOTO RECEP’İN 50 YILLIK SERÜVENİ

21.10.2026
Kültür Sanat

 

Negatif filmlerin iğne ucuyla dakikalarca, hatta bazen günlerce rötuşlandığı, kusurların "ustalıkla" kapatıldığı günlerden; dijital teknolojinin gelişmesiyle bu kusurların bilgisayarda tek bir tuşla ortadan kaldırıldığı zamanlara... Fotoğrafçılıkta yaşanan bu tarihi dönüşümün canlı tanıklarından biri de mahalle fotoğrafçısı Recep Özalan, namıdiğer Foto Recep. Mesleğini Aydın’ın Germencik ilçesine bağlı Ortaklar Mahallesi’nde sürdüren Özalan, 50 metrekarelik dükkânında tam yarım asırdır deklanşöre basıyor.

 

Yarım asra sayısız anı sığdıran Foto Recep, mesleğe Öğretmen Okulu 5.sınıf öğrencisiyken başladı ve kısa sürede bir tutkuya dönüştü. Ustası Özer Çetin’in yanında fotoğrafçılığa ilk adımını atan Recep Özalan, o günlerde yaşadığı heyecanı unutamıyor.

 

"Şipşak" değil, büyük bir emek işi

Mesleğin ilk yıllarında en yaygın çekim türü vesikalık fotoğraflardı. İkametgâh ilmühaberi (bugünkü adıyla yerleşim yeri belgesi) ve tapu gibi pek çok resmi evrakta vesikalık fotoğraf zorunluluğu vardı. Talebe yetişmek isteyen fotoğrafçılar yoğun bir mesai harcıyor, çekilen vesikalıklar ancak birkaç gün sonra müşteriye teslim edilebiliyordu. Gerekli durumlarda ceket ve kravatın stüdyoda her zaman hazır bulundurulduğunu belirten Özalan, o dönemin fotoğrafçılığının turistik mekânlardaki İstanbul Hatırası önünde yapılan "şipşak" çekimlere benzemediğini, derin bir emek gerektirdiğini aktarıyor: "Arka fon ne kadar düz de olsa gözler kapanmamalı, 'çekiyorum' komutuna mutlaka uyulmalıydı. Deklanşöre basılarak an ölümsüzleştirildikten sonra film karanlık odada banyo edilir, negatif üzerindeki kusurlar iğne ucu kadar ince kalemlerle tek tek rötuşlanırdı.” Özalan, ustalığın en gurur verici anının ise müşterinin vesikalığa ilk baktığı andaki yüz ifadesi olduğunu belirtti. Fotoğrafın müşterinin içine sinmesinin önemini vurgulayan Özalan, “ Müşteri sonucu beğendiyse dükkandan memnun ayrılırdı ve artık dükkanın daimi konuğu olurdu” dedi.

 

Kıbrıs dönüşü başlayan yarım asırlık işletmecilik

1974 yılında Kıbrıs Barış Harekâtı’nda askerlik görevini yaparken mesleğinden bir süre uzak kalan Özalan için terhis sonrası yeni bir dönüm noktası oldu. 1975 yılında dükkânı ustasından devralarak kendi işinin patronu olan Foto Recep, o günden bu yana aynı adreste hizmet vermeyi sürdürüyor. Eski günlerin sabır ve özveri istediğini belirten emektar usta, o zamanları şöyle anlatıyor: "Mesleğe başladığım zaman fotoğrafçılık şimdiki gibi değildi; daha ilkeldi ve çok daha fazla emek gerektiriyordu. Siyah beyaz filmleri yıkar, kurutur, ardından gözaltı kırışıklıklarına, dudak kenarlarına ve karanlık bölgelere incecik kalemlerle rötuş yapardık. O günlerden kalan fotoğraflara baktığımda üzerinde tek bir kalem izi bile göremiyorum. 'Bunları gerçekten ben mi yapıyormuşum?' diye şaşırıyorum. O günlerin yeri bende çok ayrı. Bir vesikalık fotoğraf en az yarım saat sürerdi. Gün aydınlanana kadar dükkânımda film yıkayıp iş yetiştirdiğim geceleri daha dün gibi hatırlıyorum."

 

Taş devrinden dijital çağa: Aydın'daki ilk dijital adım

Günümüzde bir vesikalık fotoğrafın sadece 5 dakikada teslim edildiğini belirten Recep Usta, fotoğrafçılığın adeta "taş devrini" de dijital çağını da yaşadı. Aydın’da dijital dönüşüme öncülük eden ilk isimlerden biri de yine o oldu. 2000’li yılların başında kentin ilk dijital fotoğraf makinesini (Fujifilm) satın aldığında meslektaşlarının şaşkınlığını şu sözlerle aktarıyor: "Meslektaşlarım dükkânıma gelip makineye bakarlar, 'Recep abi, sen nerede yaşıyorsun, niye bu makineyi aldın?' derlerdi. O dönem hepimize çok ilginç gelmişti. Ancak mesleği sürdürmek için teknolojiye ayak uydurmaktan başka çare yoktu." İlerleyen yaşına rağmen pes etmeyen 50 yıllık usta, 50 yaşından sonra bilgisayar kullanmayı öğrenerek dijital karanlık odaya da uyum sağladı.

 

Fotoğrafçılık ölmüyor, şekil değiştiriyor

"Fotoğrafçılık ölüyor mu?" sorusuna gerçekçi bir açıyla yaklaşan Özalan, sanatın ölmediğini ancak ekonomik ve biçimsel olarak büyük bir kabuk değiştirdiğini vurguluyor. Tarih boyunca renkli filme geçişten Photoshop ve dijitalleşmeye kadar her teknolojik eşikte "fotoğraf öldü" denildiğini hatırlatan Özalan, sektörün her defasında form değiştirerek yoluna devam ettiğini ifade ediyor. Akıllı telefonlar, yapay zekâ destekli görsel araçlar ve herkesin anında içerik üretebilmesi, stok fotoğrafçılığı, düğün, etkinlik çekimleri ve yerel stüdyolar üzerinde ciddi bir ekonomik baskı oluşturuyor. Artık sadece "deklanşöre basmak" bir meslek olmaktan çıkarken; yaratıcı vizyonu, hikâyesi ve teknik uzmanlığı olan fotoğrafçılar öne çıkıyor. Yapay zekâ ve mobil araçlar fotoğrafçıyı ortadan kaldırmıyor, aksine fotoğrafçıyı dijital süreçleri yöneten bir imge yaratıcısına dönüştürüyor.

 

"Basılı fotoğraf nesilden nesile aktarılır, dijital uçar gider"

Teknolojinin getirdiği kolaylıklara rağmen geleneksel fotoğraf kültürünün ve albüm alışkanlığının kaybolmasından derin hüzün duyan Foto Recep, duygularını şu sözlerle dile getiriyor: "Eskiden fotoğrafa merak çoktu. Herkes fotoğraf çektirir, bastırırdı. İş dijitale dönünce basılı fotoğrafçılık kültürü erozyona uğradı. Artık bir düğünde 200 fotoğraf çekiliyorsa belki sadece bir tanesi basılıyor, gerisi telefonda kalıyor. İnsanların kaçırdığı nokta şu: Telefondaki fotoğraflar kalıcı değildir. Basılı fotoğraflar gibi nesilden nesile aktarılamaz. Fotoğraf dükkânlarının kapanmasıyla anıların sadece dijital veri olarak kalması içimi yakıyor. Eski albümlerin yerini hiçbir teknolojik sistem tutamaz." Yarım asırlık emektar Recep Özalan, zanaatkârlıkla sanatın iç içe geçtiği o eski günlere duyduğu özlemle, Ortaklar Mahallesi’nde ki 50 metrekarelik dükkânında deklanşöre basmaya ve zamana tanıklık etmeye devam ediyor.

 

Haber: Gizem İkizoğlu

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00