Aydın'da doğup büyüyen 24 yaşındaki genç sanatçı Ayşe Rüzgar, sanatı “nefes almak” olarak tarif eden, doğduğu toprakların ışığını renklerine taşıyan genç bir duvar ressamı. Moda tasarımı eğitimi alsa da, çocukluğunun derinlerinde saklı olan o ilk fırça darbesi, onu bambaşka bir yolculuğa sürüklemiş.
Her şey resim öğretmenini okulun duvarını boyarken görmesiyle başladı. O gün eline tutuşturulan fırça, 24 yaşındaki Aydınlı Ayşe Rüzgar'ı tuvallerden binaların devasa duvarlarına taşıyan bir tutkunun ilk adımı oldu. Moda tasarımı eğitimi alsa da "Kocaman bir alanın var ve hayal dünyanı onunla kaplıyorsun." diyerek duvar ressamlığını seçen Rüzgar, ilham veren hikayesini paylaştı.
Kadının sesini sanatla duyurdu
Sanatın kendisi için bir tutku olduğunu belirten Rüzgar, "Resim benim için bir tutku, sanat benim için bir yaşam tarzı. Nefes almak gibi bir şey." sözleriyle bu bağlılığını ifade etti. Ayşe sadece duvarlara değil, duygulara da renk katıyor. Çocukluğundan beri tutkuyla sarıldığı resim, okul yıllarında moda tasarımına yönelmiş olsa da onu asla bırakmamış. Ebru sanatından karakaleme, yağlı boyadan karikatüre kadar pek çok alanda kendini geliştirmeye devam etmiş. 2024 yılı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Türkiye çapında düzenlenen bir karikatür yarışması ise Ayşe’nin hayatında kırılma noktalarından biri olmuş. Kadını, kadının sesini ve gücünü çizgilerle anlattığı eseri sergilenince duyduğu heyecan hâlâ gözlerinin içinde ışıldıyor. “Bir kadın olarak başka kadınların sesi olabilmek… Hem de bunu sanatla yapabilmek. Bu benim için tarifsizdi.” dedi. “O an, sanata daha sıkı sarıldım. Sanki birilerine görünmez bir söz vermişim gibi. Bu başarı, Ayşe’nin hem kendine olan güvenini artırmış hem de sanatla daha büyük kitlelere ulaşabileceğine dair inancını güçlendirmiş gibi.”
Okul duvarında başlayan dev tutku
Ayşe Rüzgar'ın duvar ressamlığına olan ilgisi ise henüz öğrenciyken başlamış. Resim öğretmenini okulun duvarını boyarken gördüğünü anlatan Rüzgar, o anı şöyle özetledi: ‘Hocam, ben de sizinle birlikte boyamak istiyorum.’ dedim. Elime bir tane fırça tutuşturdu. Bir kağıda ya da tuvale resim yapmak gibi, hatta daha da güzel. Çünkü kocaman bir alanın var ve hayal dünyanı onunla kaplıyorsun. Ne hissediyorsan onu o şekilde çiziyorsun. Bir nevi terapi." Rüzgar, ilk duvar deneyiminde özgürlüğün ne demek olduğunu anladığını ve o günden sonra hiçbir yüzeyin ona büyük gelmediğini söylüyor.
En anlamlı imza: Kendi okulunun duvarları
Ayşe Rüzgar’ın duvarlara taşıdığı renkler, bir süre sonra onu yine başladığı yere, Yılmazköy Ortaokuluna götürmüş. Bu kez öğrencisi değil, sanatçısı olduğu bir okuldu burası. Üstelik tamamen gönüllü olarak. Okulun bahçesine adım attığında çocukların meraklı gözleriyle karşılaşmış. Fırçasını kaldırdığında ise içinden geçen tek his, “Evimdeyim.” olmuş. “Orası benim yeteneğimin ilk fark edildiği yerdi.” diye anlattı. “Taner öğretmenimin görev yaptığı okul… Benim hayallerimin filizlendiği sınıflar… O duvarlara dokunmak çok başkaydı.” Bir yandan öğrencilerle sohbet etmiş, bir yandan duvarlara kendi hikâyesinin izlerini bırakmış. Rüzgar için o projenin yeri diğerlerinden hep ayrı kalmış. Çocukların heyecanlı bakışları ve soruları, Rüzgar’a kendi çocukluk yıllarını hatırlatmış, belki de içlerinden birinin onun gibi duvarlara hayat verecek bir sanatçı olacağını düşünmek bile ona ilham vermiş. Kendi hikâyesinin başladığı okul duvarlarından şehrin dört bir yanına uzanan bir yolculuk… Ayşe Rüzgar, küçücük bir sınıfın köşesinde keşfettiği renk tutkusunu bugün Aydın’ın sokaklarına taşıyan genç bir sanatçı. İlk çizgilerini attığında yalnızca duygularını ifade etmeye çalışıyordu, şimdi ise her duvar, onun için anlatılmayı bekleyen yeni bir hikâyeye dönüşmüş durumda. Yaptığı çalışmalarla Aydın’ı biraz daha renklendirirken, aynı zamanda şehrin insanlarına da kendilerini anlatacak bir pencere açıyor. Rüzgârla savrulan saçlarının arasından, “Bir sonraki büyük duvar nerede?” diye soran bir merak var. Çünkü o, her yeni eserin aslında başka bir hikâyenin başlangıcı olduğuna inanıyor. Aydın’ın duvarlarını renklendirmeye, hayallerini şehre nakşetmeye ve hikâyesini daha geniş kitlelerle paylaşmaya devam ediyor.
Bu güzel yolculuğunu ve içtenlikle paylaştığı hikâyesini dinleme fırsatı sunduğu için Ayşe Rüzgar’a teşekkür ederiz.
Haber: Eylem Zeynep İlhan
DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”
Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...
TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...
EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...
HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI
Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...
İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...
Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...
KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...
ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE
Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...
SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN
Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...