Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi


EVCİL HAYVANLARDA EZBER BOZAN OPERASYON: KEDİYE MİDE BOTOKSU

18.05.2026
Sağlık

 

Evcil hayvanlarda fazla kilo, diyabetten eklem hastalıklarına kadar birçok ciddi sağlık problemini beraberinde getiriyor. Özellikle ev ortamında hareketsiz yaşam süren kedilerde obezite, veteriner hekimlerin son yıllarda en sık karşılaştığı sorunlardan biri haline geldi. Türkiye’de bir ilke imza atan Veteriner Hekim Burak Antakyalıoğlu ise bu soruna dikkat çekmek amacıyla bir kediye mide botoksu uyguladı. Peki bu yöntem nasıl geliştirildi? Hangi durumlarda tercih ediliyor ve hayvan sağlığı açısından ne ifade ediyor?

 

Obezite yalnızca insanlar için değil evcil hayvanlar için de giderek büyüyen bir sağlık sorunu. 1993 yılında Hatay’da doğan Veteriner Hekim Burak Antakyalıoğlu, 2017 yılında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Veterinerlik Fakültesinden mezun oldu. Meslek hayatına 2018 yılında büyükbaş hayvancılık alanında başlayan Antakyalıoğlu, 2019 yılında Aydın’da kendi kliniği olan Podo Vet Kliniğini kurdu. Halen çalışmalarını burada sürdüren Antakyalıoğlu, Türkiye’de ilk kez bir kediye uygulanan mide botoksunun detaylarını anlattı.

 

Türkiye’de “ilk” olma fikri nasıl ortaya çıktı? Bu süreçte sizi en çok heyecanlandıran an neydi?

Obezitenin tedavisinde bizim ilk tercihimiz mide botoksu olmadı. Öncelikle klasik yöntemleri denedik: Özel obezite mamaları kullandık, egzersiz programı uyguladık, koşturup oynattık ve destek tedavileriyle süreci yönettik. Ancak yaklaşık 1 yıl boyunca uğraşmamıza rağmen kediyi zayıflatamadık. Bu süreçte fazla kiloya bağlı olarak böbrek ve karaciğer fonksiyonlarında bozulmalar başladı, birçok değeri olumsuz etkilendi. Hayvanın durumunun giderek kötüleşmesi üzerine farklı bir çözüm arayışına girdik. Beşeri hekimlikte benzer durumlarda hangi yöntemlerin uygulandığını araştırdığımızda ise mide botoksu, mide küçültme ve mide balonu gibi seçeneklerle karşılaştık. Bunlar arasında bizim için en uygulanabilir yöntem mide botoksuydu. Buradaki temel motivasyonumuz ise yeni bir yöntem denemekten çok hayvanın hayatını kurtarabilmekti. Bu süreçte önce insan hekimleriyle görüştüm. Mide botoksunun insanlarda nasıl uygulandığını, hangi bölgelere ve hangi dozlarda yapıldığını öğrendim. Ardından kendi akademik çevremiz ve hocalarımızla değerlendirmeler yaptık. Uzun çalışmaların ardından uygun dozajı belirledik ve insanlarda kullanılan yöntemin benzerini kediye uyguladık. Uygulama sonrasında beklediğimizden çok daha olumlu sonuçlar aldık. İştah belirgin şekilde azaldı, kilo kaybı başladı ve genel sağlık durumu hızla düzeldi. Sonrasında neredeyse hiç ek medikal tedaviye ihtiyaç duymadık, ilaç kullanmadık. Zamanla böbrek ve karaciğerle ilgili olumsuzluklar geriledi, kilo kaybı kalıcı hale geldi. Elde ettiğimiz bu sonuçların ardından yöntemi başka hastalarda da uygulamaya başladık. Bu sayede obezite nedeniyle sağlık sorunu yaşayan birçok hayvanın kilo vermesine ve iyileşmesine katkı sağladık. Daha sonra bu çalışmalar önce ulusal basında, ardından da uluslararası basında yer aldı; Amerika ve İngiltere’den de ilgi gördü.

 

Obezite tedavisinde uyguladığınız mide botoksu sonrasında elde ettiğiniz sonuçlar bilimsel olarak nasıl karşılandı ve bu süreç sizi yeni hangi çalışmalara yönlendirdi?

Amerika’dan sonra çok sayıda geri dönüş aldık. “Kedimizi getirsek bu işlemi yapar mısınız?”, “Köpeğimiz için de uygulanabilir mi?” gibi pek çok mesaj geldi. Bu ilgi üzerine elde ettiğimiz sonuçları bilimsel bir çalışmaya dönüştürmeye karar verdik ve bir vaka raporu hazırladık. Hazırladığımız vaka raporunu İngiltere’de yayımlanan ve veterinerlik alanında saygın yayınlardan biri olan Royal College of Veterinary Surgeons bünyesindeki Veterinary Record Case Reports dergisine gönderdik. Çalışmamız çok küçük revizyonlarla kabul edildi ve ardından yayımlandı. Yayınlandıktan sonra da ilgi devam etti. Aradan yaklaşık 2 yıl geçtikten sonra kısa süre önce İngiltere’den gelen bir bildirimle makalemizin veterinerlik alanında en çok dikkat çeken ve en fazla atıf alan ilk 10 çalışma arasında yer aldığı bilgisi paylaşıldı. Bu da bizim için önemli bir bilimsel motivasyon oldu. Bugün hâlâ bu yöntemi uygulamaya devam ediyoruz. Aslında kendi alanımızda birçok ilke imza attık ve yeni çalışmalar üretmeyi sürdürüyoruz. Örneğin bir kedide 3D yazıcıyla üretilmiş filamentten bacak protezi hazırlayıp bunu cerrahi olarak kemik içine implant ettiğimiz bir operasyon gerçekleştirdik. Bildiğimiz kadarıyla titanyum dışındaki bir filament materyaliyle kemik içi uygulanan bu yöntem dünyadaki ilk örneklerden biri oldu. Daha önce dışarıdan takılan ortez uygulamaları vardı. Ancak kemiğin içine yerleştirilen bu tür bir uygulamaya rastlamadık. Bu tür çalışmaların arkasındaki temel motivasyon hiçbir zaman maddi beklenti olmadı. Bizim için asıl önemli olan bilimsel olarak yeni bir şey ortaya koyabilmek, daha önce yapılmamış bir uygulamayı başarıyla hayata geçirmek ve bunun hayvanların yaşamına doğrudan katkı sağlamasıdır.

 

Böyle sıra dışı bir uygulamayı yapmadan önce en çok neyi düşündünüz? Mesleki mi, etik mi, duygusal mı?

Bu tür uygulamalarda etik tartışmaların ortaya çıkması doğal. Çünkü dünyada ilk kez yapılan bir müdahalede etik değerlendirme her zaman daha fazla sorgulanabiliyor. Ancak bizim açımızdan asıl soru şu: Etik olan yalnızca dışarıdan onay almak mı, yoksa hayvanın yaşamını kurtarma ihtimali varsa bunu değerlendirmek mi? Bizim yaklaşımımız her zaman hayvanın yararını merkeze almak oldu. Eğer elimizdeki mevcut yöntemlerle sonuç alınamıyor, hayvanın sağlık durumu giderek kötüleşiyor ve bilimsel temele dayanan farklı bir uygulamanın yaşamını kurtarma ihtimali bulunuyorsa bunu ciddi şekilde değerlendirmek gerektiğini düşünüyoruz. Elbette bir çalışmayı bilimsel yayına dönüştürmek istediğinizde etik kurul onayı almak gerekir. Biz de vaka raporumuzu hazırlarken gerekli etik süreçleri tamamladık. Ancak sahada, klinik karar anında önceliğimiz her zaman hayvanın yaşamı ve sağlığıdır. Eğer mevcut koşullarda, tıbbi değerlendirmeler doğrultusunda bu uygulamanın o canı kurtarabileceğine inanıyorsak bunu sorumlulukla uygulamaktan geri durmayız.

 

Bu karar alınırken kedi sahibiyle aranızda nasıl bir diyalog geçti? İkna süreci nasıldı?

Kedinin sahibi de sürecin en başından itibaren tüm gelişmelerin farkındaydı. Bu süreci birlikte yürüttük, farklı yöntemler denedik ve birlikte bir mücadele verdik. Ancak medikal olarak istediğimiz sonucu alamadık. Zaman içinde kedinin durumu da giderek kötüleşiyordu. Bu noktada elimizde dünyada daha önce uygulanmış bir örnek olmadığını açıkça paylaştım. İşe yarayıp yaramayacağını kesin olarak bilmiyorduk. Bu nedenle, “İsterseniz bunu deneyebiliriz” diyerek durumu açık biçimde anlattım. Kedinin sahibi de mevcut tabloyu zaten yakından gördüğü için sürecin ciddiyetinin farkındaydı. Bana güvendiğini, uygun görüyorsam uygulayabileceğimizi söyledi ve açık rızasını verdi. Aslında burada uzun bir ikna süreci yaşanmadı, çünkü hem o hem de ben artık mevcut yöntemlerle bir sonuç alınamadığını görüyorduk. Bir anlamda ikimiz de yeni bir çözümü denemeye hazırdık.

 

Bu olaydan sonra hem meslektaşlarınızdan hem de toplumdan nasıl tepkiler aldınız? Sizi şaşırtan bir yorum oldu mu?

Bu çalışma sonrasında merak eden, sorgulayan ve “Bu nasıl mümkün oldu?” diye soran çok sayıda meslektaşımız oldu. Aynı zamanda bizim adımıza sevinen, destek veren ve tebrik eden pek çok meslektaşımızla karşılaştık. Hocalarımızdan ve meslek örgütlerinden de yoğun şekilde olumlu geri dönüşler aldık. Toplum tarafında da benzer bir tablo vardı. Çalışma sosyal medyada, haberlerde, ulusal basında geniş yer buldu ve gelen yorumların büyük bölümü olumluydu. İnsanlar bunun yeni bir şey denemekten çok bir canı kurtarma amacı taşıdığını gördü. Bu nedenle aldığımız geri dönüşlerden memnunuz. Bence bu süreç hayvan sahiplerine önemli bir mesaj da verdi: Veteriner hekimlik, beşeri hekimlikten daha geri ya da daha sınırlı bir alan değildir. Aradaki temel fark, beşeri hekimlikte branşlaşmanın çok daha belirgin olmasıdır. Veteriner hekimlikte ise hayvanların yaşamını sürdürebilmesi için birçok farklı alana aynı anda hâkim olmak zorundayız. Bu nedenle kimi zaman pratisyen, kimi zaman uzman bakış açısıyla çalışsak da farklı branşların bilgi ve becerilerini bir arada kullanabiliyoruz. Bu çalışma da aslında bunu görünür hale getirdi. Beşeri hekimlikte mide botoksu ileri merkezlerde ve belirli uzmanlık alanlarında uygulanan bir yöntem olarak görülüyor. Veteriner hekimlerin bunu yapamayacağı yönünde bir algı varsa, bu çalışma o algının sorgulanmasına katkı sağladı. Üstelik bu yalnızca tek bir örnek değil. Beşeri hekimlikte zor kabul edilen omurga kırığı ameliyatları veteriner hekimlikte de yapılabiliyor. Gerekli olduğunda mide küçültme gibi ileri cerrahi girişimler de uygulanabiliyor. Özetle bu süreç, insanların veteriner hekimliğin bilgi, teknik donanım ve cerrahi yetkinlik açısından ne kadar geniş bir alana sahip olduğunu daha net görmesini sağladı. Bir insan hekimi kendi alanında ne kadar yetkin olabiliyorsa veteriner hekim de kendi alanında aynı düzeyde bilimsel yaklaşım ve teknik yeterlilikle çalışabilir.

 

Bu proje, obezite nedeniyle ciddi sağlık sorunları yaşayan bir kedide uygulanan mide botoksunun yalnızca kilo kaybı sağlamakla kalmayıp genel sağlık durumunda da belirgin bir iyileşme sağlayabildiğini ortaya koydu. Uygulama sonrasında iştah kontrol altına alındı, kilo kaybı başladı ve fazla kiloya bağlı gelişen sağlık problemlerinde düzelme gözlendi. Elde edilen sonuçlar, veteriner hekimlikte yenilikçi ve bilimsel temele dayanan yaklaşımların kritik vakalarda önemli bir alternatif oluşturabileceğini gösterdi. Bu çalışma aynı zamanda veteriner hekimliğin yalnızca mevcut yöntemleri uygulayan değil gerektiğinde yeni çözümler geliştirebilen bir alan olduğunu da ortaya koydu. Dünyada ilk kez gerçekleştirilen bu uygulamanın bilimsel yayına dönüşmesi ve uluslararası ilgi görmesi elde edilen sonucun hem klinik hem de akademik açıdan değer taşıdığını gösterdi. Burak Antakyalıoğlu'na verdiği bilgilerden dolayı teşekkür ediyoruz.

 

Haber: Hasan Genç

 

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜNYA ŞAMPİYONU MÜCAHİT KULAK: “DURMAK YOK, RİNGE DEVAM”

  Dünya şampiyonluğu, spor dalında en iyi olanın taşıdığı prestij ve ...

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

  Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürü, toplumun temel değerlerinden ...

TARİHE TANIKLIK EDEN MÜZE ‘‘ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’’

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi (Ulucanlar Cezaevi), 1925 ve 2006 yılları ...

EN YÜKSEK SUÇ ORANI NEDEN AYDIN’DA?

  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her yıl olduğu gibi bu yıl ...

HAYVAN DOSTLARIMIZDA KAN PARAZİTİ HASTALIĞI

  Her canlı dönem dönem sağlık sorunları yaşamaktadır. Bu sağlık sorunlarının ...

TOPRAĞIN BİLİMİ PEDOLOJİ

  İnsan ve diğer tüm canlıların hayatına devam edebilmesi için toprak ...

İNCİR BİR MEYVE Mİ ÇİÇEK Mİ?

  Aydın deyince aklımıza ilk incir, incir deyince de aklımıza ilk ...

KADINLARIN VAZGEÇİLMEZ GİYSİSİ: KIRAS-FİSTAN

  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait birçok yerde yıllardır ...

ESKİ BİR TÜRKMEN ENSTRÜMANIN YENİDEN DOĞUŞU: ERBANE

  Eski çağlardan beri ritim ve müziğin vazgeçilmez bir enstrümanı olan ...

SIK RASTLANIP AZ BİLİNEN HASTALIK: KURDEŞEN

  Vücudumuzda bir bölge kaşındığı zaman hafife alır, kaşıyıp geçmesini bekleriz. ...

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi / Gazetecilik Bölümü

Öğrenci Uygulama Haber Sitesi
+90 256 218 20 00